Peki çocuklar okulda yapay zekâyı ne için kullanıyordu? Veliler neden karşı çıktı? Öğretmenler yapay zeka kullanmaya devam edebilecek mi? İşte New York'taki tartışmanın bütün ayrıntıları...
Pazartesi okullar açılıyor. Çocuklar sınıflarına dönüyor. ABD'de ise yeni eğitim öğretim yılına damga vuran bir tartışma var: İlkokulda yapay zeka sınıflarda olmalı mı olmamalı mı? 2025'te başlayan bu tartışma, mayıs ayında iyice alevlendi.
Anne-babaların bir kısmı, çocuklarının okulda yapay zeka kullandığını, onunla sohbet ettiğini, matematik sorularını bile yapay zekayla çözdüğünü fark etti. Yapay zekâ bazı çocukların sınıfına çoktan girmişti. Üstelik lise çağındaki öğrencilerin değil sadece...
Beş yaşındaki çocuklar bile yapay zekâ destekli eğitim programlarıyla karşı karşıyaydı. New York'ta bazı anne-babalar da bunu ancak okul toplantılarında öğrendi. Çocuklarının sınıfta yapay zekâ özellikleri bulunan programları kullandığını öğrenen veliler, "Bizim bundan haberimiz yoktu" diyerek tepki gösterdi. Ardından AIM adı verilen bir ebeveyn koalisyonu kuruldu. Grup, öğrencilerin kullandığı yapay zeka sistemlerine ara verilmesi için kampanya yürüttü.
Ve beklenen karar geldi. New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani ve Okullar Şansölyesi Kamar Samuels, 2026-2027 eğitim yılı için 2. sınıftan 8. sınıfa kadar öğrencilerin doğrudan kullandığı üretken yapay zekâ araçlarına bir yıllık moratoryum ilan etti. Karar yaklaşık 600 bin devlet okulu öğrencisini kapsıyor. Şehir yönetimi bunu ABD'deki en geniş kapsamlı öğrenci odaklı yapay zeka kısıtlamalarından biri olarak tanımlıyor. Peki bu çocuklar yapay zekâyı nasıl kullanıyordu ve durum nasıl ilerledi?

ÇOCUKLAR YAPAY ZEKAYI NASIL KULLANIYORDU?
Söz konusu olan, çocukların evde kendi hesaplarını açıp yapay zeka kullanması değildi. Okullarda kullanılan bazı eğitim yazılımlarının içinde yapay zekâ özellikleri bulunuyordu. Örneğin 5 yaşındaki bir kız çocuğunun sınıfta kullandığı Amira isimli program, okuma becerilerini geliştirmek için kullanılıyordu.
Çocuk tablet karşısına geçiyor, kulaklık ve mikrofon aracılığıyla programdaki animasyon karakterle konuşuyordu. Anne-babası ise kızının okulda her gün bir yapay zekâ chatbotuyla etkileşime girdiğini sonradan öğrendi. Bu aile için asıl şaşırtıcı olan yalnızca yapay zeka kullanılması değildi. Çocuğun henüz 5 yaşında olmasıydı.
Amira şirketi ise uygulamanın klasik anlamda açık uçlu bir chatbot olmadığını savunuyor. Şirketin açıklamasına göre sistem, okuma uzmanlarınca onaylanmış içeriklerle sınırlandırılıyor ve öğrencinin karşısına internetten rastgele bilgiler getirmiyor. Açık uçlu sorulara da yanıt vermiyor. Yani çocuğun karşısındaki sistem, "Bana istediğini sor" diyen sınırsız bir yapay zeka değildi. Ama yine de çocuk ile makine arasında konuşmaya dayalı bir öğrenme ilişkisi kuruluyordu. Velilerin itirazı da tam burada başladı.

MATEMATİKTE DE VARDI
Yapay zekâ sadece küçük çocukların okuma çalışmalarında kullanılmıyordu. New York eğitim sisteminin kullandığı veya pilot olarak değerlendirdiği araçlardan biri Edia idi.
New York City Government'in haberine göre; Edia matematik derslerinde öğrenciyi sorunun çözümüne adım adım yönlendirmek üzere tasarlanmıştı. Öğrenciye doğrudan cevabı vermek yerine nasıl düşündüğünü açıklatıyor, sonraki adıma geçmesi için ipuçları sunuyordu.
Başka bir araç olan Quill, İngilizce derslerinde metni daha yakından okumaya ve öğrencinin iddialarını kanıtlarla desteklemesine yardımcı olmak üzere tasarlanmıştı.
Brisk Teaching öğretmenin seçtiği metin ve videolar üzerinden yönlendirilmiş çalışmalar yapıyordu.
Playlab ise öğrencilerin belirli ödevler için oluşturulan uygulamalarla çalışmasını ve yapay zekânın verdiği cevapları incelemesini hedefliyordu. Yani burada amaç her zaman "Çocuğun yerine ödevi AI yapsın" değildi.
Tam tersine, bazı programlar çocuğun düşünmesini ve çözümünü açıklamasını hedefliyordu. Ama soru yine de ortadaydı: Bir çocuk kendi başına düşünmeyi öğrenirken karşısındaki makinenin onu sürekli yönlendirmesi doğru muydu? Ebeveynlerin kaygısı tek bir başlıkla sınırlı değildi. Birinci konu veri güvenliği idi. Çocuğun adı, yaşı, konuşmaları, verdiği cevaplar ve öğrenme performansı gibi bilgilerin nerede tutulduğu ve şirketlerin bu verilere ne yaptığı sorusu velileri endişelendirdi.
İkinci konu insan ilişkileri oldu. Çocuk öğretmeniyle konuşmak yerine bir ekranla konuşmaya alışır mıydı?
Üçüncüsü ise belki de en temel soru: Çocuk, henüz kendi başına düşünmeyi öğrenmeden düşünme işini makineye bırakır mıydı?
New York'taki bazı ebeveynler, yapay zekânın öğretmenin yerini almasını istemediklerini açıkça söyledi. Bir grup veli, çocuklarının AI kullandığını ancak okul toplantılarında öğrenmiş olmaktan da rahatsız oldu. Rutgers Üniversitesi'nden nörobilimci Kaliris Salas- Ramirez de küçük yaşta AI kullanımının çocukların problem çözme becerilerinin gelişimini etkileyebileceğine ilişkin kaygıları dile getirdi.

PEKİ ÖĞRETMENLER KULLANAMAYACAK MI?
İşte burada da önemli bir ayrıntı var. New York'un kararı "Okullarda hiçbir şekilde yapay zekâ kullanılmayacak" anlamına gelmiyor. Öğretmenlerin ders planlaması ve bazı idari işler için AI kullanmasına izin veriliyor. Ancak kullanılan araçların şehir eğitim sisteminin güvenlik standartlarına uyması gerekiyor. Öğrencilerin özel ihtiyaçlarına yönelik bazı yardımcı teknolojiler de kapsam dışında tutuluyor.
New York City Government'ın haberine göre; asıl yasak, öğrencinin doğrudan kullandığı üretken yapay zekâ için getirildi. Bir başka ifadeyle: Öğretmen yapay zeka kullanabilir. Çocuk; 2. sınıftan 8. sınıfa kadar öğrenciye dönük üretken yapay zeka kullanamaz.

LİSEDE İSE TAM TERSİ BİR YOL İZLENECEK
New York yönetimi, yapay zekâyı tamamen dışlamıyor. Lise öğrencileri için farklı bir model uygulanacak. Her lise öğrencisi yılda iki kez 45 dakikalık yapay zeka okuryazarlığı modülüne katılacak. Burada yapay zekânın nasıl çalıştığı, veri gizliliği, yanlılık, yanlış bilgi ve teknolojiye aşırı bağımlılık gibi konular anlatılacak.
Ayrıca bazı liselerde öğretmen gözetiminde beş yapay zekâ eğitim programı pilot olarak uygulanacak. Fakat burada da önemli bir sınır var:
Bu pilotlarda ChatGPT veya Claude gibi genel amaçlı chatbotlar kullanılmayacak. Öğrenciler için seçilen eğitim araçlarının kullanımı öğretmen gözetiminde olacak ve pilotların süresi sınırlandırılacak. Yani New York'un mesajı aslında "Yapay zekayı tamamen yasaklıyoruz" değil. "Küçük çocukların karşısına koymadan önce ne yaptığını anlamak istiyoruz."
PİLOT UYGULAMA BAŞLIYOR
PEKI, bu yasak neden sadece bir yıl geçerli? Çünkü karar kalıcı değil. New York yönetimi 2026-2027 eğitim yılını bir değerlendirme dönemi olarak kullanacak. Öğrenciler, öğretmenler, veliler, uzmanlar ve eğitim yöneticilerinden oluşan bir çalışma grubu, bu süreçte yapay zekânın eğitim üzerindeki etkisini inceleyecek. Şehir yönetimi özellikle çocukların öğrenme biçimi, insan ilişkileri, eleştirel düşünme ve teknoloji kullanımının sonuçları konusunda daha fazla veri toplamayı hedefliyor.
TÜRKİYE'DEKİ ANNE-BABALAR SORUNU YANLIŞ YERDE ARIYOR
New York'taki karar bize aslında çok uzak bir hikâye anlatmıyor. Çocuklarımız da yapay zekâyla tanışıyor. Kimi ödevini soruyor. Kimi resim yaptırıyor. Kimi hikâye yazdırıyor. Kimi de yalnızca sohbet ediyor. Üstelik artık mesele yalnızca çocuğun evde yapay zeka kullanıp kullanmadığı değil.
Okulda kullandığı bir eğitim programının içinde yapay zekâ olup olmadığını biliyor muyuz? İşte New York'taki anne-babaların yaşadığı şaşkınlık burada önem kazanıyor. Çünkü teknoloji sınıfa girdiğinde çoğu zaman çocuğun eline doğrudan "Yapay zekâ kullan" diye bir uygulama verilmesi gerekmiyor. Bir okuma programının, matematik uygulamasının veya başka bir eğitim platformunun içine yapay zeka özelliği yerleştirilmiş olabiliyor. Bu nedenle anne-babanın sorması gereken soru artık yalnızca: "Çocuğum günde kaç saat ekrana bakıyor?" değil.
Bir de şunu sormak gerekiyor: "Çocuğum o ekranda ne yapıyor ve karşısındaki gerçekten kim?"
ABD FRENE BASTI
NEW YORK şimdilik frene bastı. Çocuklara dönük üretken yapay zekâ kullanımını bir yıl durdurdu. Sonra yeniden bakacak. Belki de bütün dünyanın önündeki soru aynı: Çocuklara yapay zekâyı ne zaman öğretmeliyiz? Çocuk kendi başına düşünebildikten sonra mı? Yoksa düşünmeyi öğrenirken yapay zekâyı da yanına koyarak mı? New York'un verdiği cevap şimdilik çok net: Önce çocuk kendi başına düşünsün. Sonra makineyle birlikte düşünsün.