Türkiye'nin en iyi haber sitesi

PINAR YILDIZ YÜKSEL

Kurbanı korkutmadan anlatmak mümkün

Kurban Bayramı yaklaşırken ailelerin en çok düşündüğü konulardan biri de çocuklara kurban ibadetinin nasıl anlatılması gerektiği... Uzmanlara göre önemli olan, çocuğu her ayrıntıya maruz bırakmak değil; yaşına uygun, sade ve güven veren bir dille yaklaşmak. Çünkü her çocuk aynı görüntüden aynı şekilde etkilenmiyor

Kurban Bayramı, paylaşmanın, dayanışmanın ve bir arada olmanın en özel zamanlarından biri... Ancak özellikle küçük çocuklar için bayramın bazı yönleri kafa karıştırıcı ya da korkutucu olabiliyor. "Hayvan neden kesiliyor?", "Bu normal mi?" gibi soruların arttığı bu dönemde uzmanlar, çocuklarla kurulan dilin büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Biz de Uzman Psikolojik Danışman Aleyna Nazlıcan Yıldız'la bu konuyu derinlemesine masaya yatırdık. Yıldız, "Mesele sadece çocuğun ne gördüğü değil; gördüğünü nasıl anlamlandırdığı. Bu yüzden çocuklara kurban ibadetini anlatırken yaşlarına uygun açıklamalar yapmak, korku oluşturabilecek görüntülerden kaçınmak ve onların duygularını küçümsememek gerekiyor. Özellikle 'Biz de çocukken gördük, bir şey olmadı' yaklaşımı her çocuk için geçerli değil, çocukların duygusal güvenliği her şeyden önce gelir" diyor.


HER YAŞA GÖRE ANLATIM ŞEKLİ DEĞİŞİYOR

- Çocuklara kurban ibadeti en doğru şekilde nasıl anlatılır?
- Çocuklara Kurban Bayramı anlatılırken en önemli nokta, açıklamanın çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmasıdır. Çünkü çocuklar özellikle küçük yaşlarda olayların dini ve sembolik anlamını yetişkinler gibi değerlendiremezler. Bu nedenle her yaş döneminde aynı anlatım dili kullanılmamalıdır.
Özellikle 0–7 yaş döneminde çocuklar daha somut düşünürler. Ölüm, fedakârlık, ibadet gibi soyut kavramları anlamlandırmaları zordur. Bu yaş grubundaki çocuklara kurban ibadetini anlatırken kesim sürecinden çok bayramın paylaşma, yardımlaşma, dayanışma ve birlikte olma tarafına odaklanmak daha sağlıklı olacaktır. Çocuğun zihninde korku oluşturabilecek ayrıntılı anlatımlardan ve görüntülerden kaçınılması önemlidir. Çünkü gördükleri olayları doğrudan ve gerçekçi şekilde algılayabilirler. Bu yaş grubunda çocuklara; "Bugün insanlar birbirine yardım ediyor, yemeklerini paylaşıyor ve birlikte vakit geçiriyorlar." gibi sade açıklamalar yapmak daha uygun olacaktır. Çocuğun sormadığı ayrıntılara girmemek, korkutucu görüntülerden uzak tutmak ve güven veren bir dil kullanmak önemlidir.

7 yaş sonrasında çocuklar neden-sonuç ilişkilerini daha iyi kurmaya başlarlar. Dini ritüellerle ilgili daha fazla soru sorabilir, olayların anlamını merak edebilirler. Bu dönemde çocuğun sorduğu sorular kadar açıklama yapmak, sade ve güven veren bir dil kullanmak önemlidir. Ancak yine de her çocuğun aynı duygusal hazır oluş düzeyinde olmadığı unutulmamalıdır. Çocuk merak edip soruyorsa; "İnsanlar bu bayramda paylaşmayı, yardımlaşmayı ve sahip olduklarını ihtiyaç sahipleriyle paylaşmayı önemserler" şeklinde açıklamalar yapılabilir.
10 yaş sonrasındaysa çocuklar soyut düşünme becerilerinin gelişmesiyle birlikte dini ritüellerin manevi yönünü daha iyi değerlendirebilirler. Ancak burada belirleyici olan yalnızca yaş değildir. Çocuğun mizacı, hassasiyeti, yaşadığı çevre ve olaya verdiği duygusal tepki de oldukça önemlidir. Bu nedenle çocuklara kurban ibadetini anlatırken temel yaklaşımın; çocuğu her ayrıntıya maruz bırakmak değil, yaşına uygun şekilde bilgilendirmek ve duygusal güvenliğini korumak olması gerektiğini düşünüyorum.
"Kurban Bayramı insanlar için sadece et kesilen bir bayram değildir. Aslında paylaşmayı, sahip olduklarımız için şükretmeyi ve ihtiyaç sahibi insanları düşünmeyi hatırlatan manevi bir ibadettir. İnsanlar bu bayramda sahip olduklarını paylaşmanın önemli olduğunu hatırlarlar. Kurbanın eti de ihtiyacı olan insanlara dağıtılır. Yani burada asıl önemli olan şey; yardımlaşmak, paylaşmak ve başkasını düşünebilmektir" şeklinde bir açıklama yapılabilir.


DUYGULARINI KÜÇÜMSEMEYİN

- Çocuk korkarsa anne-baba nasıl davranmalı?
- Çocuk kurban kesimine tanık olduktan sonra korku, kaygı ya da huzursuzluk yaşayabilir. Bu noktada ebeveynlerin ilk refleksi genellikle "Korkacak bir şey yok" diyerek çocuğu sakinleştirmeye çalışmak oluyor. Ancak çocukların duygularını küçümsemek ya da hızlıca bastırmaya çalışmak, kendilerini anlaşılmamış hissetmelerine neden olabilir.

Öncelikle çocuğun ne gördüğünü ne düşündüğünü ve ne hissettiğini anlamaya çalışmak gerekir. Çünkü bazı çocuk görüntünün kendisinden değil, yaşadığı belirsizlikten ya da yetişkinlerin verdiği tepkilerden etkilenebilir. Bu nedenle ebeveynin sakin kalabilmesi oldukça önemlidir. Çocuk çoğu zaman yaşadığı olayı, ebeveyninin verdiği duygusal tepkiye bakarak anlamlandırır.
Çocuğun korkusunu ifade etmesine alan açmak gerekir. Bazı çocuklar konuşarak, bazıları oyun oynayarak, bazıları ise resim çizerek duygularını dışa vurabilir. Bu süreçte "abartıyorsun", "sen artık büyüdün" gibi cümlelerden kaçınılmalıdır. Bunun yerine "Korkmuş olabilirsin", "Aklına takılmış olabilir" gibi duyguyu kabul eden ifadeler çocuğun kendini daha güvende hissetmesini sağlar.
Eğer çocukta uzun süre devam eden yoğun korkular, uyku problemleri, yalnız kalmak istememe ya da sürekli aynı olayı konuşma, şiddet içerikli davranışlarında artma, öfke duygusunu yoğun yaşama gibi durumlar görülüyorsa profesyonel destek almak faydalı olabilir.


HER ÇOCUK AYNI TEPKİYİ VERMEZ

- "Biz çocukken önümüzde kurban kesilip alnımıza kan sürülürdü, hiçbir travma da yaşamadık" cümlesi haklı bir düşünce mi?
- Toplumda bu cümleyi çok sık duyuyoruz. Gerçekten de birçok yetişkin, çocukluğunda bugün uygun görülmeyebilecek pek çok deneyime maruz kaldığını ve bundan etkilenmediğini düşünüyor. Ancak çocuk psikolojisinde önemli olan nokta, her çocuğun aynı olaya aynı şekilde tepki vermeyeceğini bilmektir.

Bazı çocuklar yaşadıkları görüntülerden kısa süreli etkilenirken, bazı çocuklar daha yoğun korku, kaygı ya da zihinsel meşguliyet yaşayabiliyor. Üstelik çocuklukta yaşanan her duygusal etkinin hemen görünür bir travmaya dönüşmesi de gerekmiyor. Çocuk bazen korkusunu ifade edemeyebilir ya da bunu yıllar sonra farklı şekillerde gösterebilir.
Burada geçmiş kuşakları eleştirmekten çok, bugün çocuk gelişimi konusunda daha fazla bilgiye sahip olduğumuzu kabul etmek gerekiyor. Günümüzde çocukların duygusal güvenliğinin, gelişim düzeylerinin ve psikolojik ihtiyaçlarının daha fazla dikkate alınması gerektiğini biliyoruz.
Ayrıca bir çocuğun güçlü birey olması için her görüntüye maruz kalması gerektiği düşüncesine de katılmıyorum. Çocuklar güvenli ilişkiler içinde, duyguları anlaşılmış hissederek ve yaşlarına uygun deneyimlerle de hayata hazırlanabilirler. Bu nedenle mesele geçmişi yanlışlamak değil; bugün çocukların ruhsal gelişimini daha bilinçli şekilde koruyabilmektir.


LEZZET DEDEKTİFLERİ İŞBAŞINDA

Geçenlerde beni tebessüm ettiren ve içimi ısıtan bir çocuk kitabına denk geldim: Lezzet Dedektifleri...
Kitabın kahramanları Ela ve Emir, kardeşler... Lezzet Ülkesinde yaşıyorlar ve en güzel yemekleri bulup insanlığa kazandıran bir ailenin son temsilcileri... birgün lezzet Lokantassı'nda işler yolunda gitmez. Yemeklerin tadı kaçar... Ülkenin kral ve kraliçesi, bu işi çözmek için Ela ve Emir'i görevlendirir. Onlar da büyük bir titizlikle neyin yolunda gitmediğini bulmaya çalışırlar. Sonra ne mi olur, tabii ki hepsini anlatmayacağım. Çünkü bu kitabı alıp çocuklarınızla birlikte okumanızı istiyorum.

Kitabı kaleme alana Ömer Barboros Yiş, aynı zamanda başarılı bir kariyere sahip, Karaca International Genel Müdürü... İş hayatında edindiği deneyimleri İlk İşimiz İnsan Olmak adlı kişisel gelişim kitabında yazmış ve pek çok kurum ve özellikle üniversitede konuşmalar yapmış.
Kendisi de ikiz evlat babası olan Yiş, kitaptaki kahramanlara kendi çocuklarının isimlerini vermiş. Kitabı da eşine, çocuklarına ve dünyanın tüm çocuklarına armağan etmiş. Ötle ki, tüm çocukların okuması için Lezzet Dedektifleri'ni 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramında okurlarıyla buluşturmuş. Ayrıca kitabın tüm gelini de TEV'e bağışlıyor. Yiş, "Bu kitapta iyiliğin, paylaşmanın, nezaketin önemini elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. Eğitim her şeyden önemli..." diyor.


YANITLAR KISA VE NET OLMALI

- Çocuk "Hayvan neden öldürülüyor?" diye sorarsa nasıl cevap verilmeli?
- Burada en önemli nokta, cevabın çocuğun yaşına uygun ve sade olmasıdır. Özellikle küçük yaş gruplarında uzun dini açıklamalar ya da ayrıntılı bilgiler çocuğun kafasını daha da karıştırabilir. Çocuklar çoğu zaman yetişkinler kadar detaylı bilgiye değil, güven veren ve anlayabilecekleri kadar açıklamaya ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle paylaşma, yardımlaşma ve ihtiyaç sahiplerini düşünme tarafını anlatmak daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır
Çocuğun sorduğundan fazlasını anlatmamak da önemlidir. Çünkü bazen yetişkinler kendi kaygılarıyla açıklamayı büyütebiliyor. Oysa çocuk kısa bir cevap aldıktan sonra oyununa devam edebilir. Burada önemli olan çocuğun merakını gidermek kadar duygusal güvenini de koruyabilmektir. Ayrıca her çocuğun aynı tepkiyi vermeyeceğini de unutmamak gerekir. Bazı çocuklar bu soruyu kısa bir merakla sorarken ,bazı çocuklar daha hassas etkilenebilir. Bu nedenle çocuğun verdiği duygusal tepkiyi gözlemlemek ve ihtiyaç duyduğu yerde yanında olmak oldukça önemlidir. Çocuğun anne ve babasının yanında olduğunu duymaya ve kendinin güvende olduğunu bilmesine ihtiyacı vardır.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA