Türkiye'nin en iyi haber sitesi

PINAR YILDIZ YÜKSEL

‘Travmasız çocuk’ hayali anne-babaları tüketti

Yıllarca "Çocuğunu anla, duygusunu kabul et" denildi. Şimdi ise dünya başka bir yere savruluyor: "Bırak sonuçlarını yaşasın"

Uzmanlar bunun bir çöküş değil, yanlış anlaşılmanın sonucu olduğunu söylüyor. Ama gerçek şu ki, annebabalar iki uç arasında sıkışmış durumda

Çocukken hayalini kurdukları her şeyi kendi çocuklarına yaşatmak isterken yorgun düştüler ve "travmasız, mükemmel çocuk" çabasının en çok kendilerini tükettiğini gördüler


Modern ebeveynlik anne-babaları yordu. Aileler sadece çocuklarının hayatını yaşar oldu. Aradan kendi hayatları, istekleri ve hayalleri çekildi. Bu da ortaya mutsuz ama hep koşturan, yorgun annebabalar çıkardı. Yorulan sadece bedenleri de değil, zihinsel ve duygusal olarak da yorgunlar!
Peki, bu denli yorgunluğu doğuran ne oldu? "Çocukken sahip olmak istedikleri ebeveyni kendileri olmak istediler. Çocukken gidemedikleri kurslara, spor salonlarına çocukları gitsin diye uğraştılar. Büyüdüklerinde kendilerinde eksik olarak gördükleri her şeyi çocuklarıyla tamamlamak istediler. Belki de "Şunlara sahip olsaydım mükemmel biri olurdum" tespitleriyle mükemmel o kişiyi çocuklarında oluşturmak istediler.
Düşündüklerinde üzüldükleri hatıralar çocuklarında olmasın diye çaba gösterdiler. İşittikleri azarları çocukları işitmesin diye sustular. Travmasız birey yetiştirme arzuları onları travmayla dolu yetişkinler olmaya itti. Zaman, modern ebeveynliğin de ortaya mükemmel çocuklar çıkarmadığı gibi sağlıklı anne-babaları da yorduğunu gösterdi. "İyi anne-baba olamama" endişesiyle dolu milyonlarca yetişkin çıkardı ortaya. Bu yorgunluk ve baskıyla dağılan yuvalar bile oldu...

DENESİN VE GÖRSÜN ÇAĞI
Bu farkındalık artık yeni bir yönelişe götürdü dünyayı. "Denesin ve görsün ebeveynliği" Nerden çıktı şimdi bu garip anne-babalık diyebilirsiniz. Aslında çok değil biraz da Y ve Z kuşağının anne-babaları da böyle yaşıyordu. "Çocuk yaptığı davranışın sonucunu yaşayarak öğrensin" mantığı tekrar anne-babalık lügatine giriş yaptı.
Yani mesele artık sadece "anlamak" değil, biraz da geri çekilmek. Sürekli açıklamak, ikna etmek, peşinden koşmak yerine, bazen hayatın küçük sonuçlarına izin vermek. Montunu almak istemiyorsa biraz üşümesi, oyuncağını toplamıyorsa bir süre onunla oynayamaması gibi... Büyük riskler değil, ama küçük dersler.
Bu yaklaşımı savunanlar şunu söylüyor: Çocuklar en iyi deneyimleyerek öğrenir. Sürekli müdahale edildiğinde değil, kendi seçimlerinin sonucunu gördüğünde. Ama işin dikkat çeken tarafı şu: Bu aslında bambaşka bir yöntem değil. Daha çok, nazik ebeveynliğe duyulan yorgunluğun bir tepkisi gibi. Sürekli sabırlı olmaya çalışmaktan yorulan, her duyguyu yönetmeye çalışan ebeveynler için bir "nefes alma alanı."
Yine de uzmanlar burada ince bir çizgiye dikkat çekiyor. Çocuğun sonuç yaşamasıyla yalnız bırakılması aynı şey değil. Yani "yap, gör" deyip tamamen geri çekilmek değil; yanında durarak, ama müdahale etmeden izlemek.
Belki de bugünün ebeveynlik meselesi tam olarak bu: Ne tamamen kontrol etmek, ne de tamamen bırakmak. Sadece biraz geri çekilip, hayatın küçük derslerine izin vermek.


YENİ DALGA: "BIRAK YAŞASIN, ÖĞRENSİN"
Tam da bu noktada yeni bir akım yükseliyor: Çocuğun yaptığı şeyin sonucunu yaşamasına izin vermek.
Mesela mont giymek istemiyorsa üşüsün. Yemeğini yemiyorsa aç kalsın (tabii güvenli sınırlar içinde). Çocuklar kararlarının sonuçlarını yaşayarak öğrenir.
Kulağa sert geliyor ama birçok ebeveyn için bu yaklaşım bir rahatlama. Çünkü sürekli açıklamak, ikna etmek, yönetmek zorunda kalmıyorsun.


İHMALE ASLA GELMEZ
Uzmanlar burada ciddi bir uyarı yapıyor. Çünkü bu yaklaşım da yanlış anlaşılmaya çok açık... Sorun bağımsızlık değil, duygusal yalnızlık riski.Yani çocuk sonuç yaşarken ebeveyn tamamen geri çekilirse, bu sefer çocuk kendini yalnız hissedebiliyor. "Yap, gör" demek kolay ama yanında durmamak başka bir sorun yaratıyor. Hatta bazı uzmanlar bu yeni yaklaşımın da aşırıya kaçtığında ihmal gibi algılanabileceğini söylüyor.


NAZİK EBEVEYNLİK ÇÖKTÜ
Bir süredir anne gruplarında, sosyal medyada, hatta park sohbetlerinde aynı cümleyi duyuyorum: "Biz fazla mı yumuşak olduk?"
Aslında bu soru, son yılların en büyük ebeveynlik tartışmasının özeti. Bir dönem neredeyse herkesin diline dolanan "nazik ebeveynlik" artık eskisi kadar sorgulanmadan kabul edilmiyor. Hatta bazıları açık açık "işe yaramadı" demeye başladı. Ama işin ilginç tarafı şu: Uzmanlara göre sorun yöntemin kendisi değil, bizim onu nasıl anladığımız.
Çocuk gelişim uzmanları: "Nazik ebeveynlik sınır koymamak değildir" diyor. Yani aslında bu yaklaşım baştan beri "her şeye izin ver" demiyordu. Tam tersine, hem sınır koymayı hem de çocuğun duygusunu görmeyi birlikte öneriyordu. Ama sosyal medyada gördüğümüz versiyon çoğu zaman başka bir şeye dönüştü: Sürekli açıklayan, sürekli ikna etmeye çalışan, kendini geri çeken ebeveynler...
Ve bu, birçok anne babayı yordu. Bir psikolog arkadaşım, "Ebeveynler her duyguyu yönetmek zorundaymış gibi hissediyor" demişti. İşte kırılma tam burada başlıyor. Çünkü bir noktadan sonra bu yaklaşım, özellikle destek görmeyen ebeveynler için sürdürülemez hale geliyor. Yorgunluk artıyor, sabır azalıyor, suçluluk büyüyor.


GERÇEK CEVAP: İKİSİNİN ORTASI
Uzmanların neredeyse hepsi aynı noktada buluşuyor: Çocukların ihtiyacı olan şey: sıcaklık, tutarlılık ve güven. Önemli olan aşağıdakileri ihmal etmemek...


ZOR OLAN DENGE KURMAK
Aslında mesele "nazik ebeveynlik bitti mi?" değil. Mesele şu: Biz uçlara savruluyoruz. Bir dönem her duyguyu açıklamaya çalıştık. Şimdi de "bırak yaşasın" demeye başladık. Belki de çocuk büyütmek bu iki cümlenin tam ortasında bir yerde: Hem yanında durmak, hem de biraz geri çekilmek. Ve belki de en zor olan da bu denge.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.