Narsist demek, her şeyi kendine çeviren, sürekli övgü ve ilgi bekleyen, empati kurmakta zorlanan, eleştiriye dayanamayan kişidir. İlişkide ilk dönemde her şey gül pembe olur. Sizi göklere çıkarır, "Sen farklısın, senden öncekiler hiç böyle değildi" der. Bu dönem geçicidir. Ardından eleştiri başlar. Küçük bir hata devasa bir suç haline gelir. "Sen hep böyle yapıyorsun", "Kimse senin gibi değil", "Ben olmasam sen hiçbir şeysin" cümleleri evin olağan sesi olur. Sosyal ortamlarda sizi utandırır, sonra "Şaka yaptım" diye geçer. Başarılarınızı küçümser, kendi başarılarını abartır. Para konusunda kontrolcü olabilir, arkadaşlarınızı ve ailenizi uzaklaştırmaya çalışır. "Onlar seni benden uzaklaştırıyor" der. Yavaş yavaş yalnızlaşırsınız. Yalnızlık narsistin en sevdiği silahtır. En tehlikeli olanı ise gerçekliğinizi çarpıtmasıdır. Yaşanan bir olay "Öyle olmadı", "Sen abartıyorsun", "Çok hassassın" denilerek yok sayılır. Zamanla kendi hafızanıza, kendi duygularınıza güvenmez olursunuz. "Acaba ben mi deliyim?" sorusu zihninizi kemirir. Değilsiniz. O sizi delirtmeye çalışıyordur. Bu sistematik bir manipülasyondur. Çocuklar varsa durum daha da ağırlaşır. Çocukları araya koyar, "Annen/baban seni sevmiyor, bana bak" tarzı laflar edebilir. Sizi kötü ebeveyn gibi göstermeye çalışır. Evde sürekli gerginlik olur. Siz de "Çocuklar için katlanayım" diye yıllarınızı verirsiniz. Ama çocuklar o gerginliği hisseder. Sessizce yara alırlar. Siz sürekli veriyorsunuz, o sürekli alıyor. Bir gün "Seni seviyorum" diyor, ertesi gün sizi yerden yere vuruyor. Bu iniş çıkış sizi bağımlı hale getiriyor. Travma bağı denilen şey budur. Beyniniz o iniş çıkışa alışıyor, kopmak zor geliyor. Birçok insan "Belki değişir", "Zamanla düzelir", "Sevgi her şeyi çözer" diye bekliyor. Gerçek şu: Narsistik yapı kolay kolay değişmez. Terapiye gitse bile çoğu "Ben sorun değilim, o sorun" diye gider. Değişim için kendi derin isteği, uzun yıllar ve ciddi çaba gerekir. Siz beklerken sağlığınız bozulur, özgüveniniz erir, hayatınız geçer.

AYRILMA KARARI VERDİYSENİZ...
❙Kendi hesabınızı açın, para biriktirin.
❙Önemli belgeleri (kimlik, tapu, banka, çocukların evrakları) güvenli bir yere koyun.
❙Avukatla görüşün. Narsistle boşanmak özel strateji ister. Onun yalanlarını, manipülasyonlarını bilen bir avukat bulun.
❙Güvenli bir yer ayarlayın. Aile, arkadaş, sığınak...
❙Çocuklar varsa velayet ve nafaka konusunda önceden bilgi alın.
❙Sosyal medyayı, telefonu, ortak hesapları kontrol edin. Takip ediyor olabilir.

ÖFKENİZ ONUN YAKITI
İlk ve en önemli adım: Gerçeği kabul etmek... "Yıllarımı verdim", "Ailem ne der", "Çocuklar ne olur", "Ben abartıyorum belki" diye düşünüyorsunuz. Ama gerçek şu: Bu ilişki sizin ruh sağlığınızı, beden sağlığınızı ve mutluluğunuzu yiyor. Bunu kabul etmek acıtır ama özgürleştirir. "Belki ben daha iyi olursam o da düzelir" diye kendini suçlamayın. O düzelmez. Siz düzelirsiniz. Kendinize şu soruyu sorun: "Bu evlilikte mutlu muyum? Yoksa sadece dayandığım için mi kalıyorum?" Cevap netse yola devam edebilirsiniz. Günlük tutun. Ne oldu, ne dedi, ne hissettiniz yazın. Tarih ve saat koyun. Çünkü narsist "Öyle bir şey olmadı" diyecektir. Yazılar sizin gerçeklik çapanız olur. Güvendiğiniz bir arkadaşa, kardeşe, anneye anlatın. "Ben deli miyim?" diye sorduğunuzda "Hayır, o böyle" desinler. Dışarıdan bakış çok kıymetlidir. Gri kaya yöntemi: Onu aç bırakın narsist sizin tepkilerinizden beslenir. Öfkeniz, gözyaşınız, uzun açıklamalarınız onun yakıtıdır. Ne kadar tepki verirseniz o kadar doyar ve devam eder. Gri kaya yöntemi tam bunun için. Gri kaya gibi olun: sıkıcı, tepkisiz, düz. Tartışma başladığında "Anlıyorum", "Olabilir", "Tamam", "Düşünürüm" deyin. Uzun savunma yapmayın. "Ben öyle demedim ki, bak o gün şöyle olmuştu..." diye girmeyin. O sizi çekmeye çalışacak, siz sıkıcı kalın. "Sen neden böyle? Neden tepki vermiyorsun?" diye kızacak. O zaman da "Şu an konuşmak istemiyorum, sonra konuşuruz" deyip uzaklaşın. İlk başta daha çok saldırabilir. Dayanın. Zamanla yakıt bulamayınca ilgisini kaybeder.

SİZİ DELİ GİBİ GÖSTERMEYE ÇALIŞACAKTIR
Sınır koyun, ama gerçekten koyun. Sınır demek "Bana böyle konuşma" demek değildir. Sınır demek: "Böyle konuşursan ben odadan çıkarım" demek ve çıkmaktır. Her gün kendinize en az bir saat ayırın. O saat "benim saatim" olsun. Kitap okuyun, yürüyüş yapın, dizi izleyin, müzik dinleyin, spor yapın, ne sizi rahatlatıyorsa. "Boşuna vakit harcıyorum" demeyin. Stres sizi fiziksel olarak da yiyor. Baş ağrısı, mide ağrısı, sürekli yorgunluk... Dinleyin. Destek alın, yalnız yürümeyin Bu işi tek başına taşıyamazsınız. Psikoloğa gidin. Bireysel terapi alın. Çift terapisine zorla gitmeyin, çünkü narsist orada da sizi suçlayacak, terapiyi manipüle etmeye çalışacaktır. Önce siz güçlenin. İnternette bulduğunuz benzer durumları yaşamış insanların yaşantıları okuyun. "Ben de bunu yaşadım" diyeceksiniz. Yalnız olmadığınızı bilmek bile rahatlatır. Çözüm arayan, güçlenen insanlarla bağlantı kurun. Ailenize, güvendiğiniz bir-iki arkadaşa durumu anlatın. Her şeyi anlatmanıza gerek yok. "Eşimle ciddi sorunlar yaşıyorum, destek istiyorum" demeniz yeter. Onlar sizin gerçekliğinizi doğrulasın. Çünkü narsist sizi "deli" göstermeye çalışacaktır. Dışarıdan "Hayır, sen deli değilsin" sesi duymak can simidi gibidir.

DEĞİŞİM UMUDU VAR MI?
Dürüst olayım, çok az. Narsistik yapıda olanlar nadiren "Ben sorunluyum, değişmem lazım" der. Çoğu zaman "Herkes bana karşı, ben kurbanım" diye yaşar. Terapiye gidenlerin çoğu da "Eşim beni anlasın diye" gider, kendisi için değil. Gerçek değişim için derin bir kırılma, büyük bir kayıp ve uzun yıllar gerekir. Siz o yılları beklerken kendi hayatınızı tüketmeyin. Bazen "iyi dönemler" olur. Birdenbire nazik olur, hediye alır, "Değiştim" der. Buna hoovering denir. Sizi tekrar kendi ağına çekmek için... O iyi dönemlere kanmayın. Davranışa bakın, söze değil. Bir ay, üç ay, altı ay tutarlı davranış görmeden "değişti" demeyin. Çoğu zaman o iyi dönem, sizin sınır koyduğunuz veya uzaklaştığınız zamanlarda gelir. Sizi tekrar yakalamak için. Ayrılmayı düşünüyorsanız eğer ruh sağlığınız bozuluyorsa, fiziksel şiddet varsa, çocuklar zarar görüyorsa, sürekli korku ve endişe içinde yaşıyorsanız ayrılmayı düşünün. Bu "kolay yol" değil. En zor yoldur. Ama bazen tek sağlıklı yoldur. Plan yapın. Acele etmeyin.
ROL YAPABİLİR DİKKATLİ OLUN
Ayrılığı ilan ederken kısa tutun. "Bu evlilik artık yürümüyor, boşanmak istiyorum" deyin. Uzun açıklama yapmayın. "Sen şöyleydin, böyleydin" demeyin. O tartışmaya çekecek, sizi yıpratacaktır. Kararınızı verin, uygulayın. Sonra "Değişeceğim", "Çocuklar için", "Seni seviyorum", "İntihar ederim" gibi laflar gelecektir. Bazen tehdit, bazen yalvarma... Gri kaya yöntemini burada da kullanın. Cevap vermeyin veya çok kısa cevap verin. Boşanma süreci yorucu olacaktır. Sizi "kötü ebeveyn", "deli", "para düşkünü" göstermeye çalışacaktır. Çocuklar narsist ebeveynin manipülasyonuna açıktır. "Annen/baban seni sevmiyor", "Ben olmasam aç kalırsınız" gibi laflar duyabilirler. Siz sakin kalın. Çocuklara "Baban/ annen senin için elinden geleni yapıyor, ama bazen insanlar hata yapar" gibi dengeli konuşun. Onları taraflaştırmayın. "Baban kötü" demeyin. Onlar kendi gözleriyle görecektir. Çocukların yanında tartışmayın. Onların yanında ağlamayın. Güçlü görünmeye çalışın, ama yalan da söylemeyin. "Bazen üzgün oluyorum ama seninle birlikteyken mutluyum" deyin. Çocuklar sizin duygusal dengenizle güvende hisseder. Velayet davasında narsist "mükemmel ebeveyn" rolü oynayacaktır. Mahkemede çok inandırıcı olabilir. Bu yüzden delil, tanık, varsa psikolog raporu önemlidir. Çocukların sağlığı için profesyonel destek alın.
UNUTMAYIN
Bu yoldan geçenler iki gruba ayrılır. Birincisi: Sınır koyup, kendini koruyup, ilişkiyi yönetilebilir hale getirenler. Mutlu olmazlar belki ama hayatta kalırlar, kendi hayatlarını kurarlar. İkincisi: Ayrılıp yeniden başlayanlar. İlk 1-2 yıl çok zor olur. Yalnızlık, korku, "Acaba yanlış mı yaptım?" soruları. Sonra yavaş yavaş ferahlarlar. "Neden bu kadar bekledim?" derler. Hangisini seçerseniz seçin, kendinize nazik olun. Bu bir savaştır. Yorgun düşmeniz normaldir. Bazen ağlamanız, bazen öfkelenmeniz, bazen "Artık dayanamıyorum" demeniz normaldir. Bunları bastırmayın. Hissedin, sonra ayağa kalkın. Narsistle evli olmak, görünmeyen bir savaştır. Bu savaşta en büyük kayıp, kendinizi unutmanızdır. Siz bir "eş" değilsiniz sadece. Siz bir insansınız. Değerlisiniz. Sevilmeye, sayılmaya, dinlenmeye layıksınız. Narsist bunu vermiyorsa, siz kendinize verin. Kendi hayatınızın merkezine kendinizi koyun. O merkezden güç alarak ya ilişkide kalırsınız, ya çıkarsınız. Ama artık "onun için yaşayan" versiyonunuz bitsin. Kendi hayatınızın kahramanı olmayı bıraktığınız gün, başkasının yan karakteri olmaya mahkûm olursunuz. Artık o rolü reddedin.