İran ile İsrail'in karşılıklı saldırıları nedeniyle Ortadoğu'daki tansiyon yeniden had safhaya çıktı. 102. gününe giren savaşta çatışmaların yeniden yayılmasından korkuluyor. Fakat ben karşılıklı saldırıların fazla tırmanacağı kanaatinde değilim. Zira ABD Başkanı Donald Trump artık ne İran'ın ne de İsrail'in tarafında yer alıyor. Trump bu kez kendi çıkarını savunuyor ve kendi pozisyonunu güçlendirmeye çalışıyor.
İran krizi başladığından bu yana her ne kadar Trump'ın çok sıkıştığı ve umduğunu bulamadığı söylense de ben o kanaatte değilim. Bütün zorluklarına rağmen krizi hâlâ Trump yönetiyor. Tam istediği gibi gitmese de çatışma ve çözüm süreci hâlâ ABD Başkanı'nın kontrolünde görünüyor.
Amerikan müesses nizamı ile Evanjelik-siyonist yapılanma, kazanamayacakları İran ve Hürmüz krizlerini bir çözüme ulaştırmaktan ziyade bu sorunları sistematik şekilde istismar etmeyi ve bundan olabildiğince yararlanmayı tercih ediyor.
***
Düşük yoğunluklu ve kontrollü bir kaos planlamasından yana görünen Pentagon, CIA, MOSSAD, Yahudi lobileri, savunma endüstrisine hükmeden Amerikan savaş lordları ve küresel finans çevreleri, ulusal ve küresel ekonomileri tehdit eden bu girdaptan çıkılmasını pek istemiyor.***
Fakat öyle görünüyor ki bunu da yapması çok zor. Zira paradoksal gelse de Netanyahu'nun zaferi, ABD Başkanı Trump'ın siyasi açıdan ölümü anlamına gelecektir. Kasım ayında da Amerikan seçimleri var. Okların hedefindeki Trump'ın bu ara seçimlerde "topal ördek" konumuna düşmemesi ve seçimden zaferle ayrılması için İran'daki savaşı bitirip Hürmüz krizini bir an önce çözmesi gerekiyor. Yoksa hakkındaki azledilmeye kadar varan onlarca dosya hemen raflardan indirilecektir.