Modern devletler teorisinin en önemli isimlerinden sayılan Alman filozof Hegel, devletlerin ahlakının olmadığını söyler. Bununla kastettiği şey bir bakıma Makyavel'in ünlü aforizmasıyla dile getirdiği hakikattir... "Amaca giden her yol mubahtır."
Siyasi literatüre Makyavelizm olarak giren bu anlayışa yani hedeflerine ulaşmak için ahlaksızlık, hile ve şiddet dâhil her tür kirli yönteme az veya çok başvurmayan devlet neredeyse yok gibidir.
Fakat 'hainlik ve alçaklık' konusunda kimse İsrail ve ABD'nin eline su dökemez. Anglo-saksonların siyaset zihniyetlerini yakından tecrübe eden Çinliler boşuna "ABD'nin bir alt sınırı yoktur" demiyor. Kastettikleri şey Amerikan yönetiminin çıkarları tehlikeye düştüğünde her tür hile ve hainliği devreye sokan bir aktör olduğudur.
Hainlik konusunda İsrail, ABD'yi hayli sollamış görünüyor. Nitekim İsrail, Hamas ile müzakereler devam ederken Hamas lideri İsmail Heniyye'yi katletti. Daha önce de Heniyye'nin oğullarını hunharca öldürmüştü. Bir başla müzakere sürecinde de Doha'daki Hamas'ın görüşme heyetini hedef almıştı. İsrail'in tıynetini herkes biliyor.
***
Ancak ABD'nin de aynı tıynette olduğunu unutmayalım. Amerika da müzakereler devam ederken iki kez masayı devirip İran'a saldırdı. 28 Şubat'taki saldırılarda ahlaki ve diplomatik bütün teamülleri ayaklar altına alıp Minab kentinde kız çocuklarının gittiği bir ilkokulu füzelerle vurdu. 165 masum çocuk vahşice katledildi. Yine İran'ın Ruhani lideri Ali Hamaney ile birlikte yakın kadrosu, eşi, kızı, gelini ve torunları topluca katledildi.***
Vietnam, Irak, Afganistan ve son olarak İran'da istediğini elde edemeyen ABD'nin neler yaptığını bilmeyen yok. Vietnam ve Afganistan'da müttefiklerini terk etti. Arkasına bakmadan çekti gitti. Venezuela'daki zafer sarhoşluğundan dolayı İran'ın çetin ceviz olacağını hesap edemeyen ABD şimdi bu bataklıktan kurtulmak için çırpınıyor.