BERCAN TUTAR

Vesayetçilerin son çırpınışları

Anadolu ülkesinden bir dünya devletine ve oradan da küresel medeniyete doğru yol alan Türkiye'nin önündeki en büyük sorun/ sal sömürgeci dış güçlerin 'ulus inşası/ nation building' projesidir. Bu hin proje çerçevesinde ülkemize dayatılan vesayete dayalı 'emperyal işgal ideolojisi'dir.
Bu ideoloji ortadan kalktığı zaman Türkiye'nin hızını yavaşlatan CHP muhalefeti, TÜSİAD'ın hadsizliği, terör sorunu veya ekonomik kuşatma gibi engeller de birer birer yok olacaktır. Türkiye artık bu hedefe tamamen kilitlenmiş durumda.
Devletimiz yaptığı hamlelerle bu sömürgeci işgal zihniyetini ve beslediği yerli odakları ortadan kaldırıyor. Aksi halde iç cepheyi güçlendirmek zorlaşacaktır. Zira yeni bir dünyanın kurulduğu bu kritik aşamada bir yüzyılı daha kaybetme lüksümüz yok.
Ufukta köklü bir 'zihni mıntıka temizliği' görünüyor. Başta medya, akademi ve sermaye kesimi olmak üzere vesayet bataklığında boy veren bütün kurum ve kuruluşlar 'vesayetten uzağa ve temize çekilmeli...'

***

Zira hiçbir bağımsız ülke kendi topraklarında emperyal güçlerin at koşturmasına seyirci kalamaz. Unutmayalım ki vesayet ideolojisi bin bir suratlıdır. Sadece muhalefetin içinde yuvalanmaz.
TÜSİAD'a, CHP'ye veya The Economist'e bakıp "İşte vesayet odakları ve efendileri! Yine aynı teraneleri sayıklıyorlar!" deyip geçiştirmek kolaycılık olur. Vesayet ideolojisi sistemin her katmanına nüfuz etmeye çalışır. İşini şansa bırakmaz.
Hiç ummadığınız yerden uç verir. Haliyle emperyal güçlerin ülkemize yönelik kirli projelerinin sadece terör örgütlerinden ibaret olduğunu sanmak safdillik olur. En tehlikeli vesayet odağı ise devletin gücünü, imkân ve makamlarını kullanıp memleketin barış ve istikrarını dinamitleyenlerdir.
Bunlar halka, değerlerine ve bazı kesimlerin hak taleplerine hemen kılıç çekerler. Marksist retorikteki 'ideolojik eşitleme' hinliğiyle en doğal hak taleplerini bile terörize edip mağdurları teröristleştirirler. Bu jakoben zihniyete fırsat vermemek lazım.
Çünkü çarpık vesayetçi zihniyet sahipleri kültürel, tarihi, mezhebi, etnik ve diğer sosyo-ekonomik toplumsal zenginliklerimizi dahi bir 'rejim sorunu'na dönüştürür.

***

Vesayetçiler inşa yerine yıkımı, istikrar yerine kaosu hedefler. Örneğin Alevileri, Kürtleri veya Müslümanları, bazı sorunları olan ve bu sorunları çözülmesi gereken vatandaşlar diye algılayamazlar. Bunun yerine doğrudan bu kesimleri ve varlıklarını 'sorun' olarak görürler. Paradoksal görünse de bu ülkede Kürt veya Alevi sorunu yoktur. Çünkü asıl mesele bunları birer sorun olarak gören işgalci vesayet sorunudur.
Vesayetçinin zihni böyle kodlanmıştır. Bu işgalci anlayışın Yeni Türkiye'de en nefret ettiği şey de haliyle kimlik, aidiyet ve ifade özgürlüğü alanındaki ilerlemelerdir. Sayın Erdoğan'ın dünkü AK Parti toplantısında yeniden hatırlattığı gibi "terörü ve şiddeti övmediği, hakaret içermediği, vesayet girişimlerine davetiye çıkarmadığı müddetçe her türlü fikrin rahatça tartışıldığı" Yeni Türkiye, işte bu zihniyetin en büyük kâbusudur.
Fakat sıkıştıkça daha da saldırganlaşıyorlar. Oysa bu millet, 23 yıl önce gerçekleştirdiği Sessiz Devrim ile ülkemize dayatılan 'ulus-inşası/nation- building' adı altındaki emperyalist projeyi tuzla buz edip tarihe gömdü.
Osmanlı asabiyesinden beslenen yeni bir paradigma yürürlükte. İşgalcilerin dayattığı 'vesayetçi ulus-devlet' yerine artık Türkiye Yüzyılı'na yakışır 'bağımsız milli devlet' projesi hayata geçiyor. Dolayısıyla yeniden servis edilen teraneleri vesayetçilerin son çırpınışları olarak görmek lazım.

Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz

Bercan Tutar | Vesayetçilerin son çırpınışları

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.