Türkiye'nin en iyi haber sitesi

HAŞMET BABAOĞLU

Ne yaptık biz bu çocuklara?

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Çocukluğumun en güzel yanı okula yürüyerek gidişlerimizdi...
Fakat sizi buna nasıl inandırabilirim?
İmkânsız...

***

Anlamışsınızdır...
Asıl bahsetmek istediğim konu ilkokul ve ortaokula servisle gitmeye mahkûm bugünün çocukları...
Servise binmeyenlere de her gün anneleri, anneanneleri, dedeleri refakat ediyor.

***

Hatırlıyorum...
Her sabah komşumuz Canan'la yola çıkardım...
Mühürdar'dan Moda İlkokulu'na doğru yokuş yukarı uzun yolun bir noktasında Canan kaldırıma oturur, avucunda sakladığı çoraplarını giydirmemi beklerdi...
Sonra Ahmet'i ve Aykut'u alırdık...
Sokak her gün bir başka renge bürünüyor gibi gelirdi bize...
Okulun köşesine geldiğimizde Küçük Moda tarafından çantasını sürüyerek gelen Gülderen de bize katılırdı...
Hayat dolu bir kafile olarak okulun demir bahçe kapısından içeri girerdik...

***

Şimdiki çocuklar mı?
İki adım mesafeye servisle gidiyorlar.
Servis ücretleri sürekli artıyor ama en mütevazı bütçeli ailelerin dahi aklına başka bir çözüm gelmiyor...
Çünkü sokak tehlikeli bir yer...

***

Bir de okulların başlama saatinde havanın henüz aydınlanmamış olması gerçeği var...
Nasıl bir çocuğu o karanlıkta sokağa iç rahatlığıyla salabilirsiniz?
Sonra da şimdiki çocukların güvenlikli AVM kültüründe zirve yapışları üzerine ukalalıklar yapıyoruz.
Eh nasıl olmalarını bekliyorduk?

***

Benim ortaokuldaki balıma bakıyorum...
Üç adım ötedeki okuldan onu getirip evin önüne bırakan servisten bir inişi var ki...
Anlatması zor.
Yorgun bir koli gibi minibüsten dışarı bırakılıyor sanki...

***

Yapay zekâdan, internetten, devasa kentleşmeden bahsedip duruyoruz...
Tamam!
Fakat "Ne yaptık biz yahu?" diye sormaktan kaçındığımız kimi yalın şeyler var ki...
Hayatımıza damga vuran asıl değişimler onlar...
Yüzleşebilir miyiz? Zor.

***

Sonra ne oluyor?
Bugünün sokak çocukları ile servis çocukları arasındaki uçurum büyüyor.
Sert bir kavganın tohumları her yana yayılıyor.

***

NOT DEFTERİ

Kahve lanetli bir mekân, gerçek bir bataklık, hiç mi ay ışığı vurmadı yüzünüze, hiç mi toprakta yürümediniz, hiç mi bebek sevmediniz, hiç mi on beşinde kızınız olmadı... (NİHAT GENÇ / Arkası Karanlık Ağaçlar)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.