Şehit babaları için, Babalar Günü çok özel... Bugün evlatlarının sesine hasret kalan babaların duygularına tanıklık etmek istedik. Acı eksilmiyor, hasret dinmiyor ama şehitliğin verdiği gururu, onların vakur bakışlarında görüyoruz
Mustafa Kırıkçı, yıllardır oğlunun sesini duyamamanın acısıyla yaşadığını söylüyor. İzzet Kavcı ise hâlâ "Kapı açılacak ve Bayram içeri girecek diye bekliyorum" sözleriyle tarif ediyor özlemini...
Can Polat Usta'nın yüreğinde ise evladının şehadetiyle duyduğu gurur var... Babalar Günü'nde konuşan şehit babaları, yıllardır taşıdıkları acıyı ve dimdik ayakta kalmalarını sağlayan o onurlu mirası anlatıyor
Babalar Günü milyonlarca aile için sevgi, özlem ve mutluluğun paylaşıldığı özel bir gün olarak kutlanırken, şehit ailelerinin evlerinde bambaşka duygular yaşanıyor. Bir zamanlar evlatlarının getirdiği hediyelerle, sımsıkı sarılmalarıyla anlam kazanan bu özel gün, bugün şehit babaları için derin bir özlemin ve dinmeyen hasretin sembolü haline gelmiş durumda. Türkiye'nin farklı şehirlerinde yaşayan şehit babalarıyla Babalar Günü vesilesiyle görüştük. Kimi oğlunun çocukluk hatıralarını anlatırken gözyaşlarına hâkim olamadı, kimi ise yıllar geçmesine rağmen evladının odasına dokunamadığını söyledi. Her biri farklı hikâyelere sahip olsa da ortak noktaları aynıydı; vatan uğruna can veren evlatlarına duydukları tarifsiz özlem ve onlarla gurur duymanın verdiği onurlu duruş...

Aradan yıllar geçmiş olsa da şehadet haberini aldıkları günü dün gibi hatırlayan babalar, evlatlarının adını yaşatmak için mücadele ettiklerini anlattı. Fotoğraflara bakarken kimi zaman gözleri dolan, kimi zaman da metanetini korumaya çalışan şehit babaları, "Ateş düştüğü yeri yakıyor. Evlat acısının tarifi yok. Ama onlar bu vatan yaşasın diye can verdi" sözleriyle duygularını dile getirdi. Bu Babalar Günü'nde de birçok şehit babasının ilk durağı evlatlarının kabri oldu. Ellerinde çiçeklerle mezarlıkları ziyaret eden babalar, dualar ederek evlatlarıyla manevi bir buluşma yaşadı. Her biri aynı hüznü taşısa da evlatlarının şehadet mertebesine ulaşmış olmasının verdiği gurur, acılarının yanında dimdik ayakta kalmalarını sağlıyor. Çünkü onlar için şehitlik yalnızca bir kayıp değil, aynı zamanda vatan uğruna ödenen en büyük bedelin adı. Gelin şimdi acılı ama mağrur babaların sözüne kulak verelim...

ONUN HATIRALARIYLA YAŞIYORUM
Babalar Gününde kimi evlerde çocukların hazırladığı sürprizler konuşuluyor, kimi evlerde ise yıllardır dinmeyen bir özlem sessizce büyüyor. O sessizliğin en ağır hissedildiği adreslerden biri de şehit ailelerinin yuvaları... 21 Nisan 2019 tarihinde Hakkâri'de şehit düşen Yener Kırıkçı'nın babası Mustafa Kırıkçı da her Babalar Günü'nde aynı acıyı ve aynı gururu bir arada yaşadığını söylüyor. Ve ekliyor: "İnsan bazı acıları tarif edemiyor. Kelimeler yetmiyor. Evlat acısı da onlardan biri. Gün geliyor kalabalığın içinde yalnız hissediyorsun, gün geliyor evin en sessiz köşesinde oğlunun sesini duyar gibi oluyorsun. Ama dönüp baktığında onun artık sadece hatıralarıyla yaşadığını görüyorsun. Babalar Günü benim için eskiden çok farklıydı. Oğlum arar, hâlimi hatırımı sorar, birkaç güzel söz söylerdi. Şimdi telefonun çalmasını değil, onun hatıralarının gönlüme düşmesini bekliyorum. İnsan bazen bir fotoğrafa bakıp saatlerce dalabiliyor."
HASRETİ HİÇBİR ŞEYE BENZEMİYOR
Yener Kırıkçı'nın çalışkanlığıyla, mertliğiyle ve vatan sevgisiyle büyüdüğünü anlatan baba Kırıkçı, oğlunun çocukluk yıllarının hâlâ gözünün önünden gitmediğini söyledi: "Daha dün gibi geliyor. Küçük bir çocuktu. Sonra delikanlı oldu. Hayalleri vardı, planları vardı. Her baba gibi ben de onun geleceğini görmek istiyordum. Ama Rabbim ona başka bir kader yazmış. O da vatanı için canını veren kahramanlardan biri oldu. Bir baba için evladının büyüdüğünü görmek büyük mutluluk. Ama onu toprağa vermek tarif edilemez bir imtihan. O gün sanki zaman durdu. Etrafımda insanlar vardı ama ben hiçbir şey duymuyordum. Sadece oğlumun yüzü gözümün önündeydi." Şehit babası, yıllar geçmesine rağmen oğlunun odasına girdiğinde duygulandığını, bazı eşyalarına hâlâ dokunamadığını şu sözlerle ifade etti: "Evde onun hatıraları var. Bazen bir eşyasını elime alıyorum, uzun uzun bakıyorum. Çünkü bazı şeyler insan için eşya olmaktan çıkıyor. Hatıraya dönüşüyor. O hatıralar da insanın en kıymetli emaneti oluyor. Özlemek zor. Ama evlat özlemek çok daha zor. Çünkü onun yerini hiçbir şey doldurmuyor. Bayram geliyor, seyran geliyor, özel günler geliyor. Herkes ailesiyle mutlu olurken sen eksik kalan yanını daha çok hissediyorsun. Mezarına gittiğimde bazen uzun süre ayrılmak istemiyorum. İnsan oğluna doyamıyor. Toprağın başında dua ederken hem hüzünleniyorum hem de gururlanıyorum. Çünkü biliyorum ki o şehitlik makamına erişti."

O ARTIK MİLLETİN EVLADI OLDU
Babalar Günü'nün kendisinde bıraktığı duyguyu tek bir kelimeyle anlatmasının mümkün olmadığını söyleyen Mustafa Kırıkçı, bugünün hem gözyaşı hem de vakur bir duruş anlamına geldiğini ifade etti: "Bir yanım ağlıyor, bir yanım gurur duyuyor. Çünkü ben hem evladını kaybetmiş bir babayım hem de bir şehit babasıyım. Bu iki duygu yıllardır kalbimde birlikte yaşıyor. Elbette isterdim ki oğlum bugün yanımda olsun. Beraber oturalım, sohbet edelim. Ama nasip böyleymiş. Rabbim onu şehitlik gibi yüce bir makamla şereflendirdi. Ben de buna teslim oldum. Evladımla iftihar ediyorum. İsmi anıldığında yüreğim burkuluyor ama başım da dik duruyor. Çünkü sen vatanına olan görevini en kutsal şekilde yerine getirdi. Babalar Günü'nde evladıma verebileceğim tek hediye duamdır. Rabbim mekânını cennet eylesin. İnşallah bir gün yeniden buluşacağız. O güne kadar evladımı özlemle, sevgiyle ve gururla anmaya devam edeceğim. Hasreti hiç eksilmiyor. Ama onun bıraktığın onur da hiç eksilmiyor. Bizler onu özlüyoruz, dualarımızda yaşatıyoruz. O sadece bizim evladımız değil, bu milletin de kahraman evlatlarından birisi oldu."
EVLADA MEKTUP
"Canım oğlum Bayram... Sensiz geçen yılların sayısını artık hesaplamak istemiyorum. Çünkü her geçen yıl özlemini biraz daha büyütüyor. Sen bizim evimizin neşesiydin. Şimdi yokluğun evimizin en büyük sessizliği oldu. Babalar Günü'nde herkes evladından hediye alır, güzel sözler duyar. Benim en büyük hediyem senin hatıran. En büyük tesellim senin şehitlik makamın. Biliyorum ki sen bu bayrak yere düşmesin diye canını verdin. Seninle gurur duyuyorum oğlum. Seni çok özlüyorum. Bazen gözlerimi kapatıp çocukluğunu düşünüyorum. Bazen asker üniformanla son fotoğrafına bakıyorum. Bazen de sessizce dua ediyorum. Çünkü elimden gelen tek şey bu."

ŞEHADETİYLE GURUR DUYUYORUM
Babalar Günü, birçok aile için mutluluğun ve birlikte geçirilen zamanın sembolü olsa da, şehit aileleri için aynı zamanda derin bir özlemin, dinmeyen bir hasretin ve tarifsiz bir acının yeniden hissedildiği günlerden biri. Oğlunu 23 Ocak 2018'de Suriye'nin Afrin bölgesinde yürütülen operasyon sırasında şehit veren Can Polat Usta da bu özel günde evladına duyduğu özlemi gözyaşlarıyla anlattı. Şehit Üsteğmen Oğuz Kağan Usta'nın babası Can Polat Usta, aradan geçen yıllara rağmen evlat acısının ilk günkü gibi taze olduğunu ifade ederek, her Babalar Günü'nde oğlunun yokluğunu daha derinden hissettiğini söyleyerek, "Her Babalar Günü'nde içimde bir boşluk büyüyor ama oğlumun şehadetiyle gurur duyuyorum" dedi. Oğlunun küçük yaşlardan itibaren vatan sevgisiyle yetiştiğini anlatan Usta, şehitliğin büyük bir makam olduğunu ancak bir babanın yüreğindeki boşluğu hiçbir şeyin dolduramayacağını dile getirdi. Şehit babası, oğluna hitaben kalbinden geçenleri de duygusal ifadelerle anlattı: "Aziz şehidim Oğuz Kağan... Bugün yine bir Babalar Günü'nü sensiz geçiriyorum. Sen milletimizin ve vatanımızın birliği için hiç tereddüt etmeden canını feda ettin. Seninle ne kadar gurur duysam azdır. Keşke bir kez daha sesini duyabilsem, bir kez daha sana sarılabilsem. Ama biliyorum ki sen bu toprakların bağımsızlığı için en kıymetli emanetini verdin. Hatıran yüreğimizde yaşamaya devam ediyor." Şehit haberinin geldiği günü unutamadığını belirten Can Polat Usta, o anın ömrü boyunca hafızasından silinmeyeceğini söyledi.
KAPI AÇILACAK BAYRAM İÇERİ GİRECEK DİYE BEKLİYORUM
Özlem bazı yüreklerde yıllar geçse de dinmiyor. Babalar Günü geldiğinde birçok baba evladının elini tutarken, bazı babalar ise mezar taşına sarılarak hasret gideriyor. 10 Ağustos 2016 tarihinde Şırnak'ta şehit düşen Bayram Kavcı'nın babası İzzet Kavcı da evlat acısını yüreğinde taşıyan isimlerden biri. Aradan geçen yıllara rağmen oğlunun yokluğuna alışamadığını söyleyen baba Kavcı, her Babalar Günü'nün kendisi için hem gurur hem de hüzün anlamına geldiğini şöyle anlattı: "Babalar Günü denilince herkesin aklına evladıyla geçirilen güzel anlar geliyor. Benim aklıma ise oğlumun kokusu, sesi, gülüşü geliyor. Yıllardır mezarına gidiyorum ama hâlâ içimden 'Kapı açılacak ve Bayram içeri girecek' diye geçiriyorum. Bir baba evladını beklemekten hiç vazgeçmiyor. Evlat acısı anlatılacak bir şey değil. Allah kimseye göstermesin. İnsan zamanla her şeye alışıyor diyorlar ama evlat hasretine alışılmıyor. Her sabah onunla uyanıyorum, her gece onunla yatıyorum. Fotoğrafına bakıyorum, hatıralarını düşünüyorum. Sanki dün ayrılmışız gibi geliyor." Şehit babası, oğlunun vatan sevgisinin küçük yaşlardan itibaren hayatının merkezinde olduğunu belirterek, şehadet haberini aldığı günü ise dün gibi hatırladığını söyleyerek, "O gün benim ömrüm ikiye ayrıldı. Bir tarafında Bayram'ın olduğu günler, diğer tarafında onsuz geçen yıllar var. O haber geldiğinde dünyam karardı. Bir babanın yaşayabileceği en büyük imtihanmış meğer. Ama oğlumun vatanı için şehit olduğunu öğrendiğimde gözyaşlarımın arasında bir gurur da vardı. Bayram bana hep vatan sevgisinden bahsederdi. Görevini büyük bir aşkla yapardı. Şimdi düşünüyorum da, o bu topraklarda rahat yaşayalım diye canını verdi. Biz bugün huzur içinde oturabiliyorsak, bunda Bayram gibi yiğitlerin payı var." dedi.

EVLAT SEVGİSİ ÖLÜMLE BİTER Mİ HİÇ!
Babalar Günü'nün kendisi için buruk geçtiğini ifade eden İzzet Kavcı, her yıl aynı özlemi yeniden yaşadığını anlattı. Evladının 'baba' deyişini özlediğini kaydeden Kavcı, "Bugün herkes evladından telefon bekliyor, mesaj bekliyor. Ben ise oğlumun mezarına gidip dua ediyorum. İnsan bir kere olsun sesini duymak istiyor. Bir kere daha 'Baba' deyişini işitmek istiyor. Ama kader bize bunu nasip etmedi. Mezarının başına gittiğimde bazen saatlerce konuşuyorum. İçimde ne varsa anlatıyorum. Sanki beni duyuyormuş gibi hissediyorum. Çünkü evlat sevgisi ölümle bitmiyor. Toprak altına girse de insanın yüreğinde yaşamaya devam ediyor. Acım çok büyük ama gururum da büyük. Ben bir şehit babasıyım. Oğlum vatan için can verdi. Her baba evladıyla gurur duyar ama ben Bayram'la ayrı bir gurur duyuyorum. Çünkü o en kıymetli varlığını bu millet için feda etti" ifadelerini kullandı. Evladının büyük bir kahraman olduğunu söyleyen acılı baba, "Bayram'ın arkadaşları geliyor, onu anlatıyorlar. Komutanları geliyor, onun nasıl bir insan olduğunu söylüyorlar. Her duyduğum güzel söz kalbime su serpiyor. Demek ki oğlum arkasında güzel bir iz bırakmış diyorum." Yıllar geçtikçe özlemin azalmadığını, aksine büyüdüğünü ifade eden Kavcı, şehit ailelerinin en iyi birbirini anladığını söyleyerek, "İnsan evladını toprağa verince içinde kapanmayan bir yara açılıyor. O yara kabuk bağlıyor gibi oluyor ama hiçbir zaman iyileşmiyor. Özellikle böyle günlerde yeniden kanıyor. Bayram'ın çocukluğunu düşünüyorum, gençliğini düşünüyorum. Birlikte geçirdiğimiz günleri düşünüyorum. Sonra dönüp mezar taşına bakıyorum. İşte o an insanın yüreği parçalanıyor. Her Babalar Günü'nde içimden aynı cümle geçiyor; keşke bir günlüğüne de olsa yanıma gelebilseydi. Bir kere daha sarılabilseydim. Bir kere daha yüzünü görebilseydim. Ama biliyorum ki o artık peygamberlikten sonraki en yüce makamda. Bu düşünce bana sabır veriyor" şeklinde konuştu.
HASRETİ SONA ERMEYECEK
Evlat hasretinin hiç bitmeyeceğini kaydeden Kavcı sözlerini şöyle bitirdi: "Hasreti hiç bitmedi, bitmeyecek de. Bir baba evladını unutamaz. Saçlarım ağardı, yıllar geçti ama sen benim gözümde hâlâ evden çıkıp göreve giden genç bir delikanlı. Onu beklemekten hiç vazgeçmedim. Şunu herkes bilsin; şehit aileleri evlatlarını kaybetmenin acısını ömür boyu taşır. Ama aynı zamanda onların bu vatan için can verdiğini bilmenin onurunu da taşır. Benim yüreğimde hem tarifsiz bir acı hem de tarifsiz bir gurur var. Bayram benim evladımdı, şimdi ise bütün milletin evladı oldu. Rabbim bütün şehitlerimize rahmet eylesin. Oğlumun mekânı cennet olsun. Biz onları her gün özlüyoruz, her gün anıyoruz. Ama biliyoruz ki onlar vatan sağ olsun diye gittiler. Allah bizlere de onların emanetine sahip çıkmayı nasip etsin."