Türkiye tarımı uzun süredir sessiz ama güçlü bir dönüşüm yaşıyor. Kırmızı etten süt ürünlerine, geleneksel hayvancılıktan yüksek katma değerli gıda ihracatına uzanan bu dönüşümün önemli adreslerinden biri de koyun ekonomisi. Özellikle Güneydoğu'da terörsüz Türkiye süreciyle birlikte yıllar sonra yeniden hayvancılığa açılan yaylalar ve meralar, küçükbaş hayvan yetiştiriciliğini hızlandıran en kritik faktörlerden biri oldu.
ÜRETİCİ ARAZİYE DÖNDÜ
Güvenliğin artmasıyla birlikte üreticinin yeniden araziye dönmesi, sürü büyüklüklerini doğrudan yukarı çekti. Artan koyun varlığı, yükselen süt ve süt ürünleri talebi, devlet destekli büyük ölçekli işletmeler ve özel sektörün yenilikçi yatırımları, küçükbaş hayvancılığı yeniden stratejik bir alan haline getiriyor.

KOYUN VARLIĞI ARTTI
Son yıllarda Türkiye'de koyun sayısı yeniden artış trendine girdi. Tarım politikalarında küçükbaş hayvancılığın önceliklendirilmesi, meraya dayalı üretimin teşvik edilmesi ve damızlık ırklara yapılan yatırımlar bu yükselişi destekliyor. Özellikle süt verimi yüksek ivesi gibi yerli ırklar, hem üreticinin gelirini artırıyor hem de sanayi için sürdürülebilir ham madde sağlıyor. Bu dönüşümün en çarpıcı örneklerinden biri, Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Ceylanpınar Tarım İşletmesi. Dünyanın tek parça halinde en büyük tarım işletmesi olarak kabul edilen tesiste, yalnızca bu yıl 60 bin ivesi cinsi kuzu dünyaya geldi. İşletmede toplam küçükbaş hayvan sayısı 152 bine ulaşırken, yıl sonunda kuzu sayısının 63 bine çıkması bekleniyor. Ceylanpınar Tarım İşletmesi, dünyanın en büyük ivesi koyun popülasyonuna sahip. Yüksek süt verimi ve et kalitesiyle bilinen bu ırk, damızlık olarak yetiştiriliyor ve Türkiye genelinde üreticilere yaygınlaştırılıyor. İşletmede yılda yaklaşık 4 bin 200 ton koyun sütü elde edilirken, bu rakamın önümüzdeki yıl 4 bin 500 tona çıkarılması hedefleniyor. Kuzuların doğumdan itibaren veteriner hekimler ve teknik ekiplerce takip edilmesi, besleme ve sağlık süreçlerinin standartlaştırılması, modern hayvancılığın geldiği noktayı gösteriyor. Bu ölçek, koyun yetiştiriciliğinin planlı bir ekonomik model haline geldiğini ortaya koyuyor.

ABD VE ORTADOĞU'DA RAFLARA GİRDİ
KOYUN sütü, dünya genelinde inek sütüne kıyasla daha niş ama daha yüksek katma değerli bir ürün olarak öne çıkıyor. Peynir, tereyağı ve özel süt ürünlerinde kullanılan koyun sütü, özellikle ABD ve Ortadoğu pazarlarında güçlü talep görüyor. Türkiye'nin bu alandaki avantajı ise hem kaliteli hammaddeye hem de geleneksel üretim bilgisine sahip olması. Şanlıurfa merkezli Urfarm Süt ve Süt Ürünleri, bu dönüşümün özel sektördeki güçlü örneklerinden biri. 25 yıl önce bir çadırda başlayan peynir üretimi, bugün sadece koyun sütü işleyen 7 bin metrekarelik modern bir fabrikaya dönüştü. Şirket, yılda 11 bin ton sütü 3 bin 800 aileden temin ederek hem üreticiyi destekliyor hem de bölge ekonomisine doğrudan katkı sağlıyor. DÜNYAYA
İHRAÇ EDİLİYOR
Koyun ekonomisinin büyümesi, yalnızca hayvancılığı değil; lojistikten laboratuvara, gıda teknolojilerinden ihracata kadar geniş bir ekosistemi besliyor. Urfarm'ın koyun sütünden ürettiği pecorino, tulum peyniri ve sadeyağ gibi ürünler, bugün ABD ve Orta Doğu pazarlarında raflara giriyor. Harran Üniversitesi iş birliğiyle kurulan laboratuvarlar ise kalite ve izlenebilirliği güvence altına alıyor. Bu yapı, küçük üreticiden sanayiciye uzanan zincirde yeni girişimlerin önünü açıyor. Koyun sütü odaklı butik üretimler, coğrafi işaretli ürünler ve ihracata dönük markalar, genç girişimciler için cazip bir alan oluşturuyor. Türkiye'de koyun ekonomisi artık sadece hayvan sayısıyla değil, oluşturduğu ekonomik değerle konuşuluyor. Şanlıurfa'daki dev kamu işletmelerinden, çadırdan fabrikaya uzanan özel sektör hikâyelerine kadar bu alan; istihdam, ihracat ve kırsal kalkınma açısından stratejik bir rol üstleniyor. Doğru destek, planlı üretim ve inovasyonla koyun ekonomisi, tarımda sessiz ama kalıcı bir kalkınma modeline dönüşüyor.