Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve Rekabet Kurumu tarafından Enerji Piyasalarında Regülasyon ve Rekabet Zirvesi Antalya'nın Serik ilçesi Belek Turizm Merkezi'ndeki bir otelde düzenlendi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın da katıldığı zirvenin açılışında konuşan Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, zirvenin enerji piyasalarının dönüşüm sürecinde rekabet hukuku ve regülasyon perspektifinin derinleştirilmesine, politika yapıcılar ile uygulayıcılar arasındaki etkileşimin güçlendirilmesine ve sektöre ilişkin tartışmaların zenginleşmesine önemli katkılar sunacağını söyledi.
"ENERJİ PİYASALARI ÇOK KATMANLI BİR DÖNÜŞÜMDEN GEÇİYOR"
Enerji piyasalarının tarihsel olarak en kapsamlı dönüşüm süreçlerinin birinden geçtiğini belirten Küle, küresel ölçekteki jeopolitik gelişmelerin, arz zincirlerindeki kırılganlıkların, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve iklim değişikliği ile mücadele politikalarının enerji sektörünü çok katmanlı bir yeniden yapılandırma sürecine soktuğunu kaydetti.
Son dönemde yaşanan küresel enerji krizlerinin enerji arz güvenliğinin yalnızca ekonomik bir mesele olmadığını gösterdiğini ifade eden Küle, "Küresel enerji krizleri enerji arz güvenliğinin aynı zamanda ulusal güvenlik, dış politika ve makroekonomik istikrar ile doğrudan bağlantılı olduğunu açık bir şekilde ortaya koymuştur. Bu durum, birçok ülkede enerji politikalarının yeniden gözden geçirilmesine ve daha müdahaleci politika araçlarının devreye alınmasına yol açmıştır." dedi.
"TÜRKİYE'NİN ENERJİ POLİTİKALARI 3 TEMEL EKSEN ETRAFINDA ŞEKİLLENİYOR"
Bu dönüşümün de yalnızca arz ve talep dengesiyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda piyasa tasarımlarını, düzenleyici çerçeveleri ve rekabet dinamiklerinin de doğrudan etkilediğine dikkati çeken Küle, şöyle konuştu:
"Özellikle enerji arz güvenliği ile piyasa serbestleşmesi arasındaki denge, pek çok ülke bakımından yeniden düzenlenmektedir. Türkiye'nin enerji politikalarının son yirmi yılda arz güvenliğinin sağlanması, kaynak çeşitliliğinin artırılması ve dışa bağımlılığın azaltılması, serbestleşme ve rekabetçi piyasa yapısının güçlendirilmesi olmak üzere 3 temel eksen etrafında şekilleniyor. Bu politikaların küresel eğilimlerle uyumlu ancak ülkemizin kendine özgü yapısal ihtiyaçlarını da gözeten bir çerçevede yapılandırıldığı görülmektedir."
Enerji sektörünün doğası gereği yüksek sabit maliyetler, şebeke altyapısına bağımlılık ve doğal tekel özellikleri ihtiva eden bir sektör olduğuna işaret eden Küle, elektrik, doğal gaz ve akaryakıt gibi alanlarda faaliyet gösteren teşebbüslerin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal refah açısından da kritik roller üstlendiğini dile getirdi.
Küle, enerji piyasalarında gerçekleştirilen serbestleşme reformlarının özel sektör yatırımlarının önünü açtığını, organize piyasa mekanizmalarının kurulmasıyla birlikte fiyatın daha şeffaf ve rekabetçi bir zeminde oluşması sağladığını ifade etti.
Enerji piyasalarının doğaları gereği tamamen serbest piyasa koşullarına bırakılabilecek bir alan olmadığını aktaran Küle, şöyle devam etti:
"Bu piyasalar, yüksek altyapı bağımlılığı ve doğal tekel unsurları nedeniyle düzenleme ile rekabetin birlikte var olduğu hibrit bir yapı sergilemektedir. Bu hibrit yapının sağlıklı işlemesi, rekabet hukuku ile sektörel düzenlemeler arasındaki hassas dengenin korunmasına bağlıdır. Rekabet hukuku, yalnızca piyasa ihlallerine müdahale eden bir araç olmanın ötesinde piyasaların etkin, şeffaf ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasında temel politika araçlarından biri haline gelmiştir. Rekabet hukukunun bu rolü, özellikle enerji gibi stratejik sektörlerde daha da belirginleşmektedir."
Rekabet kurumu olarak amaçlarının etkin rekabeti koruyan, yatırım ortamını destekleyen ve tüketici refahını artıran bir piyasa yapısına katkı sunmak olduğuna değinen Küle, bu çerçevede rekabet hukukunun, yalnızca ihlalleri cezalandıran bir araç yerine aynı zamanda piyasa tasarımını destekleyen, yatırım ortamını iyileştiren ve uzun vadeli refahı artıran bir politika enstrümanı olduğunu kaydetti.
Küle, bu kapsamda Türkiye'nin bölgesel enerji merkezi olma hedefinin enerji piyasalarının hem düzenleyici hem de rekabetçi boyutunun birlikte ele alınmasını zorunlu kıldığını söyledi.
Düzenleyici otoriteler ile rekabet otoriteleri arasındaki işbirliğinin bu noktada büyük önem taşıdığına işaret eden Küle, "Bu zirve süresince ele alacağımız başlıklar, Türkiye'nin enerji politikalarının yalnızca bugününü değil, aynı zamanda geleceğini de şekillendirecek niteliktedir. Yapılacak tartışmaların hem teoriğe hem de uygulamaya yönelik olarak son derece değerli çıktılar üreteceğine inanıyorum." ifadelerini kullandı.
Zirve, yarın sona erecek.