Orzaks Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Müge Turan ile 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle bir araya geldik.
ORZAKS ÜST ÜSTE ÜÇ KEZ "YILIN İTİBARLI MARKASI" SEÇİLMEYİ BAŞARDI. BU BAŞARININ ARKASINDAKİ SÜREÇTEN BAHSEDER MİSİNİZ? ELDE ETTİĞİNİZ BU BAŞARIYI KORUMAK İÇİN NELER YAPIYORSUNUZ?
Orzaks olarak, son üç yıldır üst üste "Yılın İtibarlı Markası" ödülünü kazanmak bizim için büyük bir gurur kaynağı. Bu ödül, zaman içerisinde pazarlama sektörünün en prestijli ödüllerinden biri haline geldi. Marketing Türkiye ve Akademetre Research and Strategic Planning bağımsız araştırma şirketi iş birliğiyle düzenlenen, tamamen tüketicilerin değerlendirmelerine dayanan The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri'nde tüketicilerimiz tarafından takdir edilen bu ödülün önemini vurgulamak gerekirse, 12 ilde bin 200 kişiyle yapılan yüz yüze görüşmelerle belirlenen 70 kategoride, yıl içinde itibarını en çok artıran markalar ödüle layık görülüyor bu sebeple "The One Awards" bizim için ayrı bir öneme ve anlama sahip. Bunu başarmış olmak, yaptığımız işin ne kadar doğru yolda olduğunu gösteriyor.
Bu başarıyı elde edebilmek, aslında 20 yılı aşkın bir süredir gerçekleştirdiğimiz özverili çalışmaların ve stratejik planlamaların bir sonucu. Orzaks olarak bugün geldiğimiz noktadan; geriye dönüp baktığımızda; bu yolculukta kurduğumuz sağlam temeller üzerine attığımız her adımın ve inşa ettiğimiz profesyonel yapının bunu mümkün kıldığını görüyoruz. Bu başarıyı sürdürülebilir kılmak adına diğer yandan durmaksızın stratejilerimizi gözden geçiriyor ve iyileştirmeler yapıyoruz.
Stratejilerimizi belirlerken, her alanda somut hedeflere odaklanıyoruz. Bir markanın başarısı sadece pazarlama stratejileriyle ölçülemez elbette; üretim, kalite, Ar-Ge gibi tüm iş süreçlerinin birbirini desteklemesi ve beslemesi gerekiyor. Orzaks'ta biz her zaman bu zincirin güçlü olmasının gerekliliğine inanıyor çalışmalarımızı bu kolektif vizyonla yürütüyoruz.
Diğer yandan kurumsal yapıların en önemli dezavantajlarından biri sistemlerin süreç içerisinde ağırlaşmasıdır. Kurulduğumuz ilk günden bu yana; kurumsallaşma yolculuğumuz boyunca, korumayı hedeflediğimiz en önemli noktalardan biri bu olmuştur; süreçlerimizi daha profesyonel ancak hızımızı ve çevikliğimizi kaybetmeden ilerletmek.
Başarıyı kutlamak kadar, bu başarıyı nasıl sürdürebilir kılacağımızı da her zaman gündemimizde tutmamız gerekiyor. Geldiğiniz noktada rehavete kapılmamak çok önemli. Orzaks'ın kültüründe de bu anlayış hakim; daha yüksek hedeflere ulaşmak için durmaksızın üretmeye devam ediyoruz. Başarı, aslında bir anlamda yeni riskleri de beraberinde getiriyor ve biz her zaman bu risklere karşı hazırlıklı olmak için çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz.
Sonuç olarak, Orzaks olarak bu başarıyı sadece bir ödül olarak değil, aynı zamanda bir sorumluluk olarak da görüyoruz. Her yıl bu gibi ödülleri tekrar tekrar kazanmak, aynı zamanda bize daha büyük hedefler koyma ve kendimizi sürekli olarak geliştirme motivasyonu sağlıyor. Bu noktada en önemli etken ise ekip çalışmamız, işimize olan tutkumuz ve her zaman daha iyisini yapma kararlılığımız.
ORZAKS PAZARLAMA STRATEJİLERİNDEN BAHSEDER MİSİNİZ? GELECEKTE BU STRATEJİLERİ NE YÖNDE ŞEKİLLENDİRMEYİ PLANLIYORSUNUZ?
Orzaks olarak, pazarlama stratejilerimizin temeli sağlıklı yaşam ve sağlıklı beslenme konularında toplumu bilinçlendirme amacına dayanıyor. Takviye Edici Gıda sektöründe faaliyet gösteriyoruz, yani yaptığımız işin odağı sağlıklı yaşamı inşa etmek. Marka amacımızın merkezinde bu bilinç yer alıyor ve tüm stratejilerimiz de bu eksende şekilleniyor. Hedefimiz, toplumun sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarını benimsemelerine ve bunu sürdürülebilir kılmalarına yardımcı olmakla beraber doğru beslenme konusunda bilinç oluşturabilmek.
Bu misyona paralel olarak, sağlık profesyonelleri bizim için en önemli paydaşlarımız diyebiliriz. Ürünlerimizin, sağlık profesyonellerinin günlük klinik rutinlerine dahil olması, dolayısıyla bu ürünlerin tüketicilerin yaşamlarına doğrudan dokunması bizim için oldukça değerli. Çünkü nihai amacımız sadece tüketicilere ürünlerimizi sunmak değil, aynı zamanda sağlık profesyonelleriyle kolektif bir çalışma gerçekleştirerek sağlık sektöründe katma değer sağlamak katkı sunmak ve toplum bilincini yükseltmek.
Orzaks olarak, oldukça geniş bir ürün portföyüne sahibiz ve bununla birlikte çok çeşitli terapötik alanlarda hizmet veriyoruz. Yaklaşık 10 yıl öncesine baktığımızda, Türkiye'de sınırlı sayıda marka ve ürün çeşidi vardı. O dönemde birçok kişi, bu ürünleri yurtdışından temin etmek zorunda kalıyordu. Ancak bugün, Orzaks olarak her yaş grubuna ve ihtiyaç duyulan her alana yönelik uzmanlaşmış markalarımız ve ürünlerimizle hizmet veriyoruz. Bu da bizi sektördeki birçok yeni girişim için rol model haline getiriyor.
Özellikle, geniş ürün yelpazemiz ve doğru kategori yönetimi ile sektörde fark yaratıyoruz.
Tabii ki, sadece bitmiş ürünlerin satış ve pazarlamasıyla sınırlı kalmıyoruz. Sürdürülebilir bir büyüme ve istikrarın ancak güçlü bir Ar-Ge ve kalite anlayışıyla mümkün olacağına inanıyoruz. Bu bağlamda, TC. Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı tarafından belgelendirilmiş Ar-Ge merkezimizde, ham madde Ar-Ge'si üzerine de önemli çalışmalar yürütüyoruz. Ar-Ge, bizim için sadece bir süreç değil, markamızın gelişimi için kritik öneme sahip bir yapı taşı.
Bir diğer önemli stratejik hamlemiz ise dış pazarlara açılmak oldu. Bugün 50'yi aşkın ülkede, 100'e yakın iş ortağımızla birlikte ürünlerimizi hem sağlık profesyonellerine hem de tüketicilere sunuyoruz. Globalleşme yolunda önemli adımlar atıyoruz ve yakın gelecekte de bu hedef doğrultusunda çok önemli projelerimizi hayata geçireceğiz.
Özetle, Orzaks olarak pazarlama stratejilerimizi sürekli olarak yeniliyor ve geliştirdiğimiz inovatif ürünlerle sağlık alanında güçlü bir etki yaratmayı hedefliyoruz. Gelecekte de bu stratejilerimizi, hem yerel hem de global pazarlarda büyümeye devam edecek şekilde şekillendirmeyi planlıyoruz.
BU BAĞLAMDA HAYATA GEÇİRECEĞİNİZ YENİLİKÇİ UYGULAMALAR NELER?
Önemli Ar-Ge yatırımlarımız var. Orzaks olarak yenilikçi ve bilimsel temelli ürün portföyümüzü genişletmeye devam ediyoruz. Bu doğrultuda, probiyotik ve mikro alglerden çeşitli vitamin ve antioksidan içerikli ham maddelerin üretimi ve ihracata yönelik yatırımlar başta olmak üzere önemli projeleri hayata geçiriyoruz. Son 6 yıldır, yeni doğum yapmış annelerin sütlerinden izole edilen probiyotikler üzerine yoğun bir Ar-Ge süreci yürüttük. Bu çalışmalar artık tamamlanma aşamasına geldi ve yerli üretimle pazara sunulmaya hazır. Türkiye için öncü bir çalışma olan bu proje, yerli ve bilimsel temelli probiyotik üretimini destekleyerek sektöre önemli bir yenilik getirecek. Üzerinde uzun zamandır çalıştığımız tüm süreçlerini tamamladığımız yeni ürün kategorileri ile lansmanlarımızı gerçekleştirerek büyümemizi desteklemeye devam edeceğiz.
Gerçekleştirdiğimiz bu projelerin ülkemiz adına da önemli atılımlar olduğunu düşünüyor ve orta vadeli planlamalarımız içerisinde bu iki konuya çok önem veriyoruz. Ülkemiz ham madde üretimi açısından dış pazarlara ihtiyaç duyar konumda şu an. Biz bu süreci tersine çevirme konusunu kendimize misyon ediniyoruz.
ORZAKS PAZARLAMA VE KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRÜ MÜGE TURAN'I TANIYABİLİR MİYİZ?
Kariyer yolculuğuma dönüp baktığımda; bu yıl Orzaks'ta 14. yılımı dolduruyorum. Bu süre zarfında, şirketimizin Pazarlama Departmanı'nın kuruluşunda aktif olarak rol oynadım ve Ürün Müdürü olarak başladığım kariyerim, Kıdemli Ürün Müdürü, Pazarlama Müdürü ve Pazarlama Direktörü olarak devam etti. Bu yıl ise Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü olarak görevime devam ediyorum. Ayrıca, Orzaks'ın İcra Kurulu Üyeliği görevini de yürütüyorum.
Akademik yolculuğumda ise; 2010 yılında Gazi Üniversitesi Kimya Bölümü'nden mezun olduktan sonra ardından 2018 yılında Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü'nde Analitik Kimya alanında tezli yüksek lisansımı tamamladım. Bunun akabinde ise özellikle görev aldığım alanla da yakından ilişkili bir program olan; İstanbul Üniversitesi'nde Ex-MBA yüksek lisans öğrenimimi tamamladım.
Kariyerim boyunca birçok markamızın yaratılması süreçlerini yönettim. Sayısız ürünümüzü toplum sağlığı adına; ülkemiz ve global pazarların hizmetine sunduk. Pazarlama ve Kurumsal İletişim çatısı altında; ekip arkadaşlarımla birlikte, birçok markamızı pazar lideri konumuna getirdik. Bununla beraber; yönetmiş olduğum ekipler çerçevesince, Takviye Edici Gıda sektörüne birçok yetenekli ürün müdürü kazandırılmasına da aktif katkı sağladığımı paylaşabilirim.
Orzaks ile "Sağlığa Hediye" mottosuyla çıktığımız bu yolculukta; Takviye Edici Gıda sektörünün Türkiye'de gelişmesi konusunda ekipçe önemli adımlar attık. Bugün, hem Orzaks hem de çatı grup markamız Alyors Grup ve grup şirketlerimizden Nuvita İlaç için pazarlama ve kurumsal iletişim süreçlerini yürütüyorum.
Kişisel olarak, her zaman üretmekten büyük keyif aldığımı söyleyebilirim. Araştırmayı seven ve yaptığım işin her detayına önem veren biriyim. Çünkü esas fark yaratan nokta; detaylarda fark yaratabilmekten geçiyor. Bu yüzden, yaptığım işi her zaman detaylarla zenginleştirmeyi önceliklendirdim. Bundan büyük keyif aldığımı da paylaşabilirim.
Bir diğer olmazsa olmaz unsur ise; takım çalışması oldu benim için. Ekip olmanın gücüne her zaman inandım. Yöneticiler, ancak ekiplerinin özverileri ve yetenekleri doğrultusunda güçlü olabilirler. Benim için en önemli şey ise; ekibimle çalışırken onları desteklemek, başarıya ulaşabileceklerine olan inançlarını güçlendirmek, yeri geldiğinde potansiyellerini ortaya çıkarmaları konusunda teşvik etmek ve onlara yolu göstermek. Başarılı ekipler yaratma noktasında; başarıya ulaşabilme inancının aşılanmasının ve potansiyellerini ortaya çıkaracak yaklaşımların benimsenmesinin çok kıymetli olduğuna inanıyorum.
BAŞARIYA GİDEN YOLDA ENGELLERLE KARŞILAŞTIĞINIZDA MOTİVASYONUNUZU NASIL SAĞLADINIZ? BU YOLCULUKTA EN ZORLANDIĞINIZ ANLARDA NASIL STRATEJİLER GELİŞTİREREK BU ZORLUKLARI AŞMAYI BAŞARDINIZ?
20. yaşını kutlayan bir şirkette 14 yıl çalışmak gerçekten uzun bir maraton. Bu kadar uzun bir yolculuğun nasıl gerçekleştiği bana sıkça soruluyor. Geldiğim şu noktada artık neredeyse şirketimizin köklerine kadar nüfuz ettiğimi düşünüyorum. Benim Orzaks yolculuğumun başladığı yıllarda; çalıştığımız sektör de, şirketimizin özkaynakları da bugünkü seviyede değildi. O ilk günlerden bugüne kadar; birlikte yol yürüdüğüm kurucularımız, yöneticilerim ve ekip arkadaşlarımızla pek çok zorluğu aşarak bugünlere birlikte geldik. Çok daha mütevazi imkanlarla her geçen yıl biraz daha iyisini yapmayı hedefledik. Bu süreç birçok meydan okuma da içeriyordu ve ben de pek çok zorluk yaşadığımı ve tecrübe edindiğimi söyleyebilirim.
Geçen bu süre boyunca; kendimde keşfettiğim en güçlü yetkinliklerden biri, demotive olduğumda kendimi hızlıca toparlayıp o sarmaldan çıkabilmek oldu. Bu da aslında işime olan tutkumdan kaynaklanıyor. Şunu çok net söyleyebilirim ki, en büyük şansım sevdiğim işi yapıyor olmam. Elbette zorlandığım; hem fiziksel hem de duygusal olarak yorulduğum anlar olabiliyor ancak o kadar yoğun ve diğer yandan da zengin bir atmosferin içerisindeyim ki; aynı gün içinde farklı konularla gelen mutluluk, gurur ve başarı tatminini de yaşayabiliyorum eş zamanlı. Bu da bana motivasyon sağlıyor.
Bir diğer önemli nokta ise artık çok hızlı bir dünyada yaşıyoruz. Her şey hızla değişiyor: talepler, trendler, ihtiyaçlar… Sürekli değişen bu dünyada en önemli konu ise kriz yönetimi. Bu yüzden liderlerin, ekiplerine yol gösterirken demotive olmaya pek vakitleri olmadığını düşünüBir diğer önemli nokta ise artık çok hızlı bir dünyada yaşıyoruz. Her şey hızla değişiyor: talepler, trendler, ihtiyaçlar… Sürekli değişen bu dünyada en önemli konu ise kriz yönetimi. Bu yüzden liderlerin, ekiplerine yol gösterirken demotive olmaya pek vakitleri olmadığını düşünüyorum. Çünkü liderlik, sürekli bir adım önde olmayı, zorluklarla mücadele etmeyi ve her durumu hızlıca değerlendirebilmeyi gerektiriyor. Her an motivasyonumuzu yüksek tutabilmek için hızla uyum sağlayıp sürekli ileriye bakmalıyız.
İŞ DÜNYASINA KADIN ÇALIŞAN VE YÖNETİCİ ORANININ HER GEÇEN GÜN ARTTIĞI GÜNÜMÜZDE İŞ HAYATINA YENİ ATILACAK KADIN YÖNETİCİ ADAYLARINA NE GİBİ TAVSİYELERDE BULUNMAK İSTERSİNİZ?
Kadın çalışan ve yönetici olmak, hâlâ bazı zorluklar barındırıyor olabilir, ancak ben bu duruma daha olumlu bir bakış açısıyla yaklaşmayı tercih ediyorum. Kadın olmanın aslında birçok avantajı olduğunu düşünüyorum. En önemli tavsiyem, kadın olmanın avantajını kullanmak olacaktır. Kadınlar, güçlü bir duygusal zekaya sahiptirler. Hoşgörü, empati ve iletişim becerileri gibi alanlarda da gerçekten avantajlı olduğumuzu düşünüyorum. Özellikle adil ve hoşgörülü liderlik, insan ilişkileri yönetimi ve esneklik gibi yetkinliklerimizle, iş hayatındaki rollerimizi daha da güçlendirebiliriz.
Bunun yanı sıra, kadınlar olarak; yaratıcı ve sanatsal bakış açımızın da oldukça gelişmiş olduğunu düşünüyorum. Geniş bir pazarlama ekibiyle çalışan bir yönetici olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, kadınların duygusal zekâlarıyla yaratıcılıklarını birleştirmeleri, güçlü ve yenilikçi fikirlerin doğmasına olanak sağlıyor.
Elbette, bu yetkinliklerin davranışa ve eyleme dönüşmesi büyük önem taşıyor. Bunun ilk adımı farkındalık kazanmak. Ancak, asıl değerli olan bu farkındalığı edinmekle kalmayıp, yetkinliklerimizi somut adımlara dönüştürebilmek. Hangi alanda çalışırsak çalışalım, en iyi versiyonumuzu ortaya koymak için daima düşünmek, öğrenmek ve çevremizden ilham almak gerekiyor. Çünkü bulunduğumuz ortam, ilişkilerimiz ve içinde yer aldığımız ekosistem, bize her zaman gelişim fırsatları sunuyor. Bu fırsatları görebilmek ve değerlendirebilmek için algılarımızın açık olması, her durumu bilinçle karşılamamız çok kıymetli. Zamanı geldiğinde, belleğimizde biriken bu tohumları başarılı bir sonuca dönüştürmek ise bir süreç hatta bir yolculuktur ve en keyifli olan da bu yolculuğun kendisi bence.yorum. Çünkü liderlik, sürekli bir adım önde olmayı, zorluklarla mücadele etmeyi ve her durumu hızlıca değerlendirebilmeyi gerektiriyor. Her an motivasyonumuzu yüksek tutabilmek için hızla uyum sağlayıp sürekli ileriye bakmalıyız.
İŞ DÜNYASINA KADIN ÇALIŞAN VE YÖNETİCİ ORANININ HER GEÇEN GÜN ARTTIĞI GÜNÜMÜZDE İŞ HAYATINA YENİ ATILACAK KADIN YÖNETİCİ ADAYLARINA NE GİBİ TAVSİYELERDE BULUNMAK İSTERSİNİZ?
Kadın çalışan ve yönetici olmak, hâlâ bazı zorluklar barındırıyor olabilir, ancak ben bu duruma daha olumlu bir bakış açısıyla yaklaşmayı tercih ediyorum. Kadın olmanın aslında birçok avantajı olduğunu düşünüyorum. En önemli tavsiyem, kadın olmanın avantajını kullanmak olacaktır. Kadınlar, güçlü bir duygusal zekaya sahiptirler. Hoşgörü, empati ve iletişim becerileri gibi alanlarda da gerçekten avantajlı olduğumuzu düşünüyorum. Özellikle adil ve hoşgörülü liderlik, insan ilişkileri yönetimi ve esneklik gibi yetkinliklerimizle, iş hayatındaki rollerimizi daha da güçlendirebiliriz.
Bunun yanı sıra, kadınlar olarak; yaratıcı ve sanatsal bakış açımızın da oldukça gelişmiş olduğunu düşünüyorum. Geniş bir pazarlama ekibiyle çalışan bir yönetici olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, kadınların duygusal zekâlarıyla yaratıcılıklarını birleştirmeleri, güçlü ve yenilikçi fikirlerin doğmasına olanak sağlıyor.
Elbette, bu yetkinliklerin davranışa ve eyleme dönüşmesi büyük önem taşıyor. Bunun ilk adımı farkındalık kazanmak. Ancak, asıl değerli olan bu farkındalığı edinmekle kalmayıp, yetkinliklerimizi somut adımlara dönüştürebilmek. Hangi alanda çalışırsak çalışalım, en iyi versiyonumuzu ortaya koymak için daima düşünmek, öğrenmek ve çevremizden ilham almak gerekiyor. Çünkü bulunduğumuz ortam, ilişkilerimiz ve içinde yer aldığımız ekosistem, bize her zaman gelişim fırsatları sunuyor. Bu fırsatları görebilmek ve değerlendirebilmek için algılarımızın açık olması, her durumu bilinçle karşılamamız çok kıymetli. Zamanı geldiğinde, belleğimizde biriken bu tohumları başarılı bir sonuca dönüştürmek ise bir süreç hatta bir yolculuktur ve en keyifli olan da bu yolculuğun kendisi bence.