Türkiye yürüttüğü enerji diplomasisi ve milli enerji çalışmaları ile güvenli enerjinin merkez üssü oldu. Savaşların yaşandığı coğrafyada jeopolitik konumunu avantaja çeviren Türkiye, nükleer, doğalgaz ve petrol depoları, uluslararası boru hatları ile yalnızca kendisinin değil, Avrupa'nın da enerji arz güvenliği için önemli bir rol oynamaya başladı.
LNG DİPLOMASİSİ VE NÜKLEER
Avrupa'nın enerjide yıllarca sınırlı kaynaktan beslenme politikaları nedeniyle yaşadığı sıkıntıları önceden gören ve dersler çıkaran Türkiye pek çok alanda enerji diplomasisi yürüttü. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, LNG (sıvılaştırılmış doğalgaz) alanında imzaladığı 12 uluslararası anlaşma ile enerji arzı noktasında önemli bir işe imza attı. Küresel şirketler ile toplam 15 milyar metreküplük LNG tedarik portföyü oluşturuldu. Enerji güvenliğinde kritik bir görev üstlenecek Akkuyu NGS'de ise ilk reaktörün bu yıl sonu devreye alınarak sisteme elektriğin verilmesi hedefleniyor. Sinop ve Trakya nükleer santralleri için Çin, Rusya, Güney Kore ve Kanada ile yürütülen müzakerelerin de bu yıl sonuçlanması bekleniyor.

Silivri ve Tuz Gölü Doğal Gaz Depolama Tesisleri, Türkiye'nin kış aylarındaki arz güvenliğini sağlayan en kritik iki yeraltı depolama merkezi olurken, güncel durumda her iki tesisin toplam depolama kapasitesi 6.3 milyar metreküpe ulaştı. Ceyhan'daki ham petrol depolama kapasitesi ise mevcutta 1 milyon varilken hayata geçirilecek Ceyhan Ham Petrol Tank Çiftliği Projesi ile kapasite 45 milyon varile çıkarılacak. Türkiye uzun süredir atıl durumda bulunan Kerkük–Ceyhan Boru Hattı'nı yeniden devreye alırken, Katar ve Türkmen gazının Avrupa'ya taşınması için de diplomasi çalışmaları sürüyor. Enerji jeopolitiği uzmanı Raşit Kırkağaç, Türkiye'nin son yıllarda attığı adımları yalnızca günlük krizlere verilen tepki olarak değil, yeni enerji mimarisine hazırlık olarak okumak gerektiğini anlatarak, "LNG terminalleri, FSRU yatırımları, doğal gaz depolama kapasitesi, giriş noktalarının çeşitlendirilmesi, boru hattı diplomasisi, yerli üretim hamleleri ve uluslararası tedarik anlaşmaları aynı stratejinin parçaları. Yapılan çalışmalar Türkiye'ye yalnızca arz güvenliği değil, aynı zamanda pazarlık gücü, kriz anında manevra alanı ve bölgesel enerji ticaretinde daha güçlü bir konum sağladı" dedi. Enerji uzmanı Serhat Bingöl ise "Farklı ülkelerle yapılan uzun vadeli doğal gaz ve LNG anlaşmaları da Türkiye'nin enerji tedarikinde tek bir kaynağa bağımlı kalmaması açısından değer taşımaktadır" değerlendirmesini yaptı.