Fatih Karahan, yılın ilk Enflasyon Raporu'nun tanıtımı amacıyla İstanbul Finans Merkezi'ndeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yerleşkesi'nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında, başkan yardımcıları Hatice Karahan, Osman Cevdet Akçay, Fatma Özkul ve Gazi İshak Kara ile soruları yanıtladı.

ALTININ YÜKSELİŞİ REZERVLERDE ETKİLİ OLDU
TCMB Başkan Yardımcısı Hatice Karahan, son iki yıllık döneme bakıldığında brüt rezervlerdeki artışın 84 milyar dolar olarak gerçekleştiğini ifade ederek, yükümlülüklerde de önemli iyileşmelerin kaydedildiğini aktardı.
Dış yükümlülüklerde 20 milyar dolar ve KKM kaynaklı olarak da yaklaşık 140 milyar dolarlık bir azalmanın gerçekleştiğini aktaran Karahan, "Brüt rezervlere altın etkisi ne oldu diye baktığımızda da bu 84 milyar dolarlık artış içerisinde 68 milyar dolarlık ciddi bir etki görmek mümkün." diye konuştu.
Karahan, son dönemde birçok merkez bankası için rezervlerdeki altın payının bir artış eğiliminde olduğuna işaret ederek, "Zira jeopolitik riskler artıyor ve bu ortamda da merkez bankaları altın almaya devam ediyor. Altının rezervin içindeki payında altın fiyatlarının elbette hızlı bir şekilde yükselmesi etkili oldu. Ancak bankamızda yurtdışı ve yurtdışı altın işlemleri çeşitliliği açısından sayılı merkez bankalarından biri diyebiliriz dünyadaki. Bu yüzden de altın varlıklarımızın miktarı yüksek. Sahip olduğumuz altınların likiditesine yönelik gerekli enstrüman çeşitliliğine sahibiz." değerlendirmesinde bulundu.

"MAKRO İHTİYATİ DELİLLERİN DEVRE DIŞI KALIŞ SÜRESİ DEZENFLASYONUN HIZIYLA ÇOK İLİNTİLİ"
TCMB Başkan Yardımcısı Osman Cevdet Akçay, makro ihtiyati tedbirlerin devre dışı kalış süresinin dezenflasyonun hızıyla çok ilintili olduğunu ifade ederek, dezenflasyon ne kadar hızlı olursa makro ihtiyati tedbirlerin devre dışı kalmasının o kadar çabuk olacağını kaydetti.
Ne tür bir ortamda dezenflasyon hızı artmıyorsa da makro ihtiyati tedbirlerin gevşemek durumunda kalır diye bakıldığında tamamen veri üstünden gitmek durumunda olduklarını anlatan Akçay, "Zaten böyle gideceğiz ve gidiyoruz. Yaptığınız indirimlerin ticaret kredi faizleri ve mevduat faizlerine geçişkenliğine yansımasının az olduğunu görmeye başladığımız zaman zaten bunlar etkinliklerini yavaş yavaş yitiriyor anlamına gelir." ifadelerini kullandı.
Akçay, faiz indirimlerindeki adımları küçülttüklerini aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Zaten indirmek durumundaydık. Artı yansımasının da azalmasını zaten beklemek lazım, kredi faizlerini ve mevduat faizlerinin. Son iki faiz indiriminin yansıması öncekilerden daha az oldu. Bu da hiç anormal değil, gayet beklenen bir şey. Hatta bileşik anlamda baktığımızda son iki politika faizi indirimi 363 puana tekabül ediyor. Ticari kredi faizlerinde 84 baz puanlık bir iniş var. Toplam mevduat 280 baz puanlık bir yansımış gibi görünüyor. Bu yansıma kredi faizlerinde daha az. Son indirimde yok gibi görüyoruz ama henüz erken yargıya varmak için. Doalyısıyla veriye bakıyoruz veriye odaklanıyoruz. Etkisi azalmaya başladığı zaman bunlardan bir miktar daha az ağırlıklı bir kullanım söz konusu olacak ve politika faizi öne çıkacak. Esas istediğimiz dezenflasyonun hızlı gitmesi ve makro ihtiyati tedbirlerin bunlarla beraber yavaş yavaş asli görevlerine daha fazla dönmeleri."
Makro ihtiyati tedbirlerin en fazla işe yaradığı zamanların da olduğunu ifade eden Akçay, "Enflasyonla ilgili çok ciddi probleminiz yoktur, bizimki gibi bir durum değil yani. Fakat bir enflasyon tehdidi ufukta gözükmüştür. Faizi kullanmaktan biraz imtina etmek istersiniz, dolayısıyla makro ihtiyati tedbirlerle faiz artırmadan sıkılaşma yaparsınız. Faiz indirmeden gevşemek tercihinizdir. Makro ihtiyati tedbirlerle biraz gevşetirsiniz. Buralarda çok işe yarıyor. Bizimki öyle bir durum değil tabii. Dezenflasyon süreci götüren bir ekonomiyiz. Biz de bayağı işe yaradı, bunu inkar etmenin anlamı yok. PPK, yarama oranına zaman içerisinde bakacak ve a en optimal şekilde kullanımına karar verecek." yorumunda bulundu.
"KUR REJİMİNDE HERHANGİ BİR DEĞİŞİKLİK ÖNGÖRMÜYORUZ"
TCMB Başkan Yardımcısı Fatma Özkul, kur tarafında 2026 yılı para politikası metninde de belirtildiği üzere kur rejiminde herhangi bir değişiklik öngörmediklerini söyledi.
Kur hedeflerinin olmadığına işaret eden Özkul, "Bizim temel politika aracımız politika faizi zaten. Diğer taraftan, döviz piyasasında bazı durumlarda oynaklıklar söz konusu olabiliyor. Buradaki oynaklıkları engellemek müdahale etmemiz gerekiyor." ifadelerini kullandı.
Özkul, son bir iki yıla bakıldığında nette alım yönünde bir resim sergilediklerini belirterek, "Dolayısıyla da kurda bir baskılamadan bahsedildiği oluyor. Böyle bir şey söz konusu değil. Reel değerlendirme tarafında da tabii ki uyguladığımız sıkı para politikasının doğal bir sonucu bu. Yani uyguladığımız para politikasında bu anlamda bir reel değerlenme konusunda uyguladığımız bir model bu. Doğal sonuç olarak reel değerlenme oluştu ve dönem dönemde bu devam edebilir. Ancak bunun sürdürülebilir olduğunu da tabii ki söylemek de mümkün değil. Dolayısıyla değişkenlik gösterebilir zaman içerisinde." diye konuştu.