Çocukken sokakta hangi topu bulduysa onun peşinden koşan Selen Erdem'in hikayesi, bugün dikkat çekici başarı öykülerinden birine dönüşüyor.
Sakatlık nedeniyle oyunculuğu erken bırakmak zorunda kalan Erdem, hemen kenara geçti. Yok öyle kenara değil, sahayı yöneten bench ekibine... Türkiye'de önüne çıkan engellere rağmen olimpiyatlara giden ilk kadın yardımcı antrenör oldu. Geçen sezon mücadelesini komşuya taşıdı, Panathinaikos'un ilk yabancı kadın koçu oldu. Geçen ay kontratı yenilenen Erdem ile geçmişi ve gelecek hayallerini konuştuk.
- Spora nasıl başladınız?
- Kendimi bildim bileli sokağa çıkar, hangi top varsa onunla oynayan bir çocuktum. Eve girmezdim. Annemin "Hadi kızım eve" dediği çok oldu.
Futbol mu olsa derken kendimi okulda basketbol seçmelerinde buldum. Sonrası malum.
- Kaç yaşında "Ben bu sporu yapacağım ve bir yere geleceğim" dediniz?
- Üniversite ikinci sınıfta, ön çapraz bağlarımdan sakatlandım. O zaman ameliyatlar bu kadar gelişmiş değildi. Dönemedim. Asla vazgeçemeyeceğim için direkt antrenörlüğe başladım. Bir şeyi yapıyorsam, en iyi şekilde yapmak isterim. Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi Antrenörlük Bölümü'nü bitirdim. Hedeflerimi koymaya başlamıştım. Basketbol oynadığım kulüpte 'asistan koç' olarak başladım. Nispeten erkek egemen bir dünyadır orası. İşimin çok zor olduğunun farkındaydım. Her gün kendini ispatlamak durumundaydım. Hâlâ aynı amatör ruh ve heyecanla devam ediyorum.

- Yolculuğunuz nasıl şekillendi?
- Çankaya Üniversitesi'nde asistan koç olarak başladım. 4-5 yıl sonra TED Koleji'ne geçtim. Artvinliyim ama Ankara'da doğdum, büyüdüm. Lazlık var bende. TED'ten sonra bir sürü yere gittim. Adana, Kocaeli, Mardin... Mardin'e parantez açayım. İki yıl görev yaptım. Mardin herkesin gitmesi gereken bir yer. Elleri öyle lezzetli ki, sağ olsunlar beni davet ediyordu insanlar, evlerine gidiyordum.

AZİZ AKKAYA 'HEMEN GİT' DEDİ
- "Yeter Türkiye'nin hakkını verdim artık" diyerek komşuya geçtiniz sanırım...
- Hedeflerim arasında yurt dışında koçluk yapmak vardı. O anda olacağını tahmin etmiyordum ama Yunanistan'da Pas Giannina kulübü teklif yaptı. Hiç düşünmedim yani hiç korkmadım.
- Danıştığınız biri olmadı mı?
- Aziz Akkaya... Yıllarca Beşiktaş'ın antrenörlüğünü yaptı, her zaman ona danışırım, benim abim-babamdır. "Kızım herhalde gideceksin" dedi. Üç gün sonra Yunanistan'daydım.

- Ergin Ataman ne dedi peki?
- "Ne kadar güzel, Yunanistan'a bir Türk koç daha geldi" dedi. Bir Türk koçun Yunanistan gibi bir basketbol ülkesinde koçluk yapması, çok özel bir şey. Dışarıdan bakınca kendimle gurur duyuyorum. Panathinaikos'un tarihine ilk kadın yabancı koç olarak geçtim. Ergin Hocam gibi beni de çok seviyor, çok değer veriyorlar.
- Çok yoğunsunuz, mutfakla aranız nasıl?
- Mütevazı olmayacağım, çok iyiyim. Arkadaşlarım "Ya Selen bir yemek, tatlı yapsana" diye arar. En sevilen yemeğim tereyağlı şehriyeli pilavdır.
- Pilav için "Saraya alınacak aşçıların imtihanıdır" derler. Sizden tarfini alabilir miyiz?
- Özel tereyağını koyarım, pilav tencerem ayrıdır. Tahta kaşıkla tereyağını erittikten sonra şehriyeleri koyarım. İyice kavurduktan sonra ya et ya tavuk suyu koyarım. Bulyon olmaz, sağlıklı değil.
Bire bir buçuk ölçüm var. Şehriye için de biraz sıcak su. Bak sana anlatırken canım çekti. (Gülüyor)

MAÇ GÜNLERİ ÇOK ÖZELDİR
- Bize koç Selen Erdem'in bir maç gününü anlatır mısınız?
- Konsantre olmaya bir gece önceden başlarım. Mümkünse dışarıya çıkmam. Yemek yapmadıysam atıştırıp eve gelirim. Çok defterim vardır. Geceden başlarım yazmaya. Benim soyunma odamda her yerde kağıtlar olur. Bütün hafta biz onları çalışırız. Oyunculara onları empoze ederim. Sonra da bütün taktikleri defterime yazarım. Ertesi gün kalktığımda kocaman kağıtlarıma yazarım. Duşuma girerim, kuaföre giderim, saçlarımı yaptırırım. O gün ne takacağım, onları ayarlarım. Maça kadar tam konsantrasyon! Maça asla erken gitmem.

Dikkatimin dağılmasını istemem ve kimseyle görüşmem. Altıda maç başlayacaksa beşi yirmi gece soyunma odasına gidip 6 dakika konuşurum, 7 dakika olmaz, sadece 6 dakika! O konuşmada o kağıtların üzerinden geçeriz. Sonra oyuncularım ısınmaya çıkar. Ben kendimi odaya kapatırım, hiç kimse girmez içeriye. 9-10 dakika kala sahaya adımımı atarım. Tribünleri izlerim önce, gelen seyircilere bakarım, rakibe bakarım. Sonra maç biter kazanırız. Genelde kazanırız. (Bir winner gülüşü beliriyor yüzünde) Maç bittikten sonra evet, insanlarla konuşabilirim, fotoğraf çektiririm. Güzel bir keyif yemeğime giderim. Belli bir restoranım var. Yemeğimi söylerim, maçta ne yaptık ettik, gelenler gidenler varsa onlarla ilgilenirim. Biter gider.

ERKEKLER BİR YERE GELMEMİ HEP ENGELLEDİ
- Hem Türkiye'de hem Yunanistan'da çalıştınız. Kadın kadının kurdudur mu, yurdu mu?
- Yurdudur bizde. Atlayamayacakları topa benim için atladıkları oluyor. Ben erkeklerden daha çok çektim. Asıl çekemeyenler kadınlar değil. Erkekler benim bir yere gelmemi hep engellemiştir. Güçlü duruşumu hiçbir zaman kaybetmedim. Hiç vazgeçmediğim için bana engel olmaya çalışsalar da olamadılar. Tam bana engel oldukları anda tuttum Yunanistan'a gittim. Maalesef bir kadının hakimiyetini çok istemiyorlar. Yunanistan'da bir kadın seni yönetebilir, buna razılar ama Türkiye'de bir kadın seni yönetemez! Bizdeki o erillik var... Tamam ama beni antrenörlüğümle değerlendirsinler. Kadınım diye bu görevi vermemezlik yapmasınlar. Cinsiyetçilik yapmadan! Bu insan iyi antrenör mü ya da bizim işimize yarayacak mı, buna bakmak lazım. Türkiye'de maalesef "Ya o kadın yapamaz" derler. Neden yapamıyor? Kadın her şeyin en iyisini yapar. Detaycı olduğu için daha iyidir. Sokak yürüyen çocuktan "Ben de Selen Koç gibi olmak istiyorum" lafını duyduktan sonra artık o sorumluluk bende iyice büyüdü. Artık ne olursa olsun vazgeçmeyeceğim.

O AN AĞLAYASIM GELİYOR
- Yunanistan'da çok ciddi tribün desteğiniz var...
- 8 bin 500 taraftara oynadık. Kadın basketbolu için çok ciddi bir sayı bu. Sahaya çıktığımda herkes tek bir ağızdan "Selen Erdem" diye bağırıyor. Ağlayasım geliyor. Gerçekten çok büyük gurur. Bir Türk olarak 8 bini aşkın Yunan, seni takdir ediyor. Ama bir kadar da sorumluluğu çok büyük.

SESİNİN TİTREDİĞİ AN...
-Türkiye'yi çok özleyip geldiğiniz oluyor mu?
- Çoook... Boşluk bulduğum her anda geliyorum Türkiye'ye. Ailemi çok özlüyorum. Annem, ablamla beraber İstanbul'da yaşıyor. Babam da Ankara'da... Arkadaşlarımı da çok özlüyorum.
KEŞKE KADIN SPORCULARIN GELİRİ ERKEKLERLE AYNI OLSA...
-Erkek sporuna ayrılan bütçe, kadın sporuna ayrılsa neler değişirdi?
- (Derin bir nefes alıyor) Kadın-erkek diye ayırmayıp, sporcu diye bakarsak acayip şeyler olabilir. Popüler, ünlü olmayan ama çok başarılı ok atan, güreş yapan çocuklarımız var. Ama istemiyor devam etmek, yapsa belki madalya alacak. "Ben güreşeceğim ama bunun nasıl bir geliri var?" deyip vazgeçiyor. Çünkü güreşin ülkede ayrılan bir geliri yok. Keşke eşit olsak gelir anlamında ama aradaki uçurum çok fazla... Spora her şeyini verebilmek için insanın kafasının rahat olması gerekiyor.
HAYALİM TÜRK MİLLİ TAKIMI'NIN KOÇU OLMAK
-Hocam gelelim hedeflerinize...
- Kısa ve uzun vadedeki hedeflerim çok fazla... Kısa vadede kendi takımım adına şampiyonluk yaşamak, kupalar almak istiyorum. Euroleague'de kalıcı olmayı arzuluyorum. Uzun vadedeki hedeflerimde ise Türk Milli Takımı'nın antrenörü olmak ve olimpiyata tekrar head koç olarak gitmek var. Olimpiyata daha önce asistan koç olarak gittim. Türkiye'de olimpiyata giden tek kadın giden benim. Asistandım o zaman, şimdi bir de head koç olarak gitmek istiyorum.
ANNE OLMA ARZUSU GELDİ Mİ, DURDURAMAZSIN!
- Bir oyuncunuz size gelip "Ben artık anne olmak istiyorum" dese; ne dersiniz?
- Annelik duygusu kadına gelince ne yapıyorsa yapsın durduramaz. Bizde de evet çocuk yaptıktan sonra bırakanlar da oldu devam edenler de var. Annelik bambaşka bir şey... O çocuk seninle sahada büyüyebilir ve bu çok başka bir şey. Ben çocuk çok severim bu arada. Annelik çok güzel bir şey. Çok güzel bir duygu, bir kadına o duygu geldi mi "Hayır" diyemezsin.
KOÇ'LA KISA KISA...
Dişi Fatih Terim: Bu kadar büyük bir isimle adımın yan yana geçmesi beni sonsuz gururlandırıyor.
Kendisine saygım sonsuz... Ama önüne 'dişi' konan tanımlardan uzak durmak lazım.
Ergin Ataman: Savaşçı bir ruha sahip. O gelmeden önceki Panathinaikos ile şuanki Panathinaikos arasında dağlar kadar fark var. Ayrılışına üzüldüm tabii ki...
NBA: Sevmem Euroleague: Başka bir seviye Tatil: Türkiye'de Asos, Yunan'da Mikanos...