İnternette yapılan her arama, izlenen her video ve sosyal medyada geçirilen her dakika dijital bir iz bırakıyor. Kullanıcıların hangi içeriklere tıkladığı, ne kadar süreyle izlediği, hangi hesapları takip ettiği ve hangi aramaları yaptığı gibi davranışlar algoritmalar tarafından değerlendiriliyor. Bu veriler, kullanıcının karşısına çıkarılacak içeriklerin belirlenmesinde kullanılıyor.
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, algoritmaların internet deneyiminin görünmeyen belirleyicilerinden biri haline geldiğini belirtiyor. Kırık, "Kullanıcı çoğu zaman yalnızca bir arama yaptığını veya sosyal medyada gezindiğini düşünüyor. Ancak arka planda davranışları analiz ediliyor ve karşısına hangi içeriğin çıkarılacağına ilişkin hesaplamalar yapılıyor. Dolayısıyla kullanıcı sadece içerik tüketmiyor, aynı zamanda algoritmanın oluşturduğu bir bilgi ortamının içerisinde hareket ediyor" dedi.

"ALGORİTMA ORTADAN KALDIRILDIĞINDA KULLANICI ÇOK BÜYÜK BİR İÇERİK HAVUZUYLA KARŞILAŞIYOR"
Instagram CEO'sunun "Algoritma kalkarsa Instagram'a ilgi azalır" şeklindeki açıklaması da platformların kullanıcı davranışları üzerindeki etkisini gündeme getiriyor. Milyonlarca içeriğin bulunduğu platformlarda kullanıcının karşısına neyin çıkarılacağı büyük önem taşıyor.
Prof. Dr. Kırık, söz konusu açıklamayı değerlendirirken algoritmaların platformlar açısından yalnızca teknik bir sistem olmadığını belirtti. Kırık, "Algoritma ortadan kaldırıldığında kullanıcı çok büyük bir içerik havuzuyla karşı karşıya kalıyor. Platformlar ise kullanıcının ilgisini çekebilecek içerikleri seçerek onun uygulamada daha fazla zaman geçirmesini sağlıyor. Buradaki sorun, algoritmanın yalnızca kolaylaştırıcı bir araç olarak görülmesi. Çünkü sistem neyi göstereceğine karar verdikçe kullanıcının bilgi dünyası da buna göre şekilleniyor" ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Ali Murat Kırık
ARAMALARIMIZ BİLE ALGORİTMİK FİLTREDEN GEÇİYOR
Arama motorlarında yapılan sorgular da tamamen aynı sonuçları ortaya çıkarmıyor. Arama motorları, kullanıcının sorgusunun yanı sıra farklı dijital sinyalleri de değerlendirerek sonuçları sıralıyor.
Kırık, "Bir kelime aratıldığında yalnızca yazılan kelime değerlendirilmiyor. Aramanın bağlamı, kullanıcının bulunduğu bölge, daha önce yaptığı aramalar, ziyaret ettiği internet siteleri ve geçmiş davranışları gibi farklı veriler de dikkate alınıyor. Böylece kullanıcının karşısına çıkacak sonuçlar belirli bir algoritmik süzgeçten geçiriliyor" dedi.
Bu nedenle aynı kelimeyi aratan iki kişinin aynı sonuçlarla karşılaşması gerekmiyor. Kullanıcının geçmiş davranışları, konumu, dili ve çeşitli tercihleri sonuçların sıralanmasını etkileyebiliyor.
Kırık, iki kişinin aynı ifadeyi aramasına rağmen farklı sonuçlarla karşılaşabilmesini ise "İki kişi aynı kelimeyi arıyor ancak dijital geçmişleri aynı değil. Bir kullanıcı daha önce belirli bir konuya ilişkin çok sayıda içerik tükettiyse sistem onunla ilgili sonuçları daha üst sıralara taşıyabiliyor. Diğer kullanıcının karşısına ise farklı sonuçlar çıkabiliyor. Kullanıcı çoğu zaman bunun farkına bile varmıyor" sözleriyle değerlendirdi.

ALGORİTMALAR KULLANICININ İLGİ ALANLARINI NASIL ÖĞRENİYOR?
Algoritmalar, kullanıcıların davranışlarını analiz ederek ilgi alanlarına ilişkin tahminlerde bulunuyor. Bir içeriğin ne kadar süre izlendiği, hangi bağlantıların tıklandığı, hangi hesapların takip edildiği ve hangi videoların tekrar izlendiği gibi birçok davranış sistem tarafından değerlendiriliyor.
Kırık, algoritmaların kullanıcıları tanımak için doğrudan soru sormasına gerek olmadığını belirtti. "Bir videoyu sonuna kadar izlemek, aynı videoyu tekrar izlemek, bir paylaşımın üzerinde uzun süre durmak, bir bağlantıya tıklamak veya belirli hesapları takip etmek sistem açısından anlamlı sinyaller oluşturuyor. Kullanıcı bunları sıradan internet davranışları olarak görüyor ancak algoritma açısından bunların her biri kullanıcının ilgi alanını anlamaya yarayan veriler oluyor" dedi.

ALGORİTMALAR İLGİLERİMİZİ SADECE YANSITMIYOR
Sosyal medya algoritmaları, kullanıcının daha önce gösterdiği ilgiye benzer içerikleri öne çıkarıyor. Böylece kullanıcı belirli bir konuya ilişkin daha fazla içerikle karşılaşıyor.
Ancak bu durum zamanla bir döngü oluşturabiliyor. Kullanıcı bir içeriğe ilgi gösteriyor, algoritma benzer içerikleri daha fazla gösteriyor, kullanıcı bu içeriklerle daha fazla karşılaşıyor ve konuya ilgisi daha da artıyor.
Prof. Dr. Kırık, algoritmaların bu noktada yalnızca kullanıcı tercihlerini yansıtmadığını belirterek, "Bir kişi belirli bir konuya ilgi gösterdiğinde algoritma ona benzer içerikleri daha fazla sunuyor. Kullanıcı da bu içeriklerle daha fazla karşılaştıkça konuya yönelik ilgisi artıyor. Böylece başlangıçta küçük olan bir ilgi giderek büyütülüyor. Bu nedenle algoritmanın sadece kullanıcıyı takip ettiğini söylemek doğru değil. Algoritma bir noktadan sonra kullanıcı tercihlerini de şekillendiriyor" ifadelerini kullandı.

YANKI ODASI RİSKİ BÜYÜYOR
Algoritmaların sürekli benzer görüşteki içerikleri öne çıkarması, kullanıcıların farklı bakış açılarıyla daha az karşılaşmasına neden olabiliyor. Bu durum literatürde "yankı odası" olarak ifade edilen ortamların oluşmasına zemin hazırlıyor.
Prof. Dr. Kırık, "Kullanıcı sürekli kendi düşüncesini destekleyen içerikleri gördüğünde karşıt görüşlere daha az maruz kalıyor. Bir süre sonra kendi ekranında gördüğü dünyanın gerçek dünyanın tamamı olduğunu düşünebiliyor. Oysa gördüğü içerikler algoritmanın onun için seçtiği içerikler. Bu durum özellikle siyasi ve toplumsal konularda kutuplaşmayı daha da derinleştirebiliyor" dedi.

FARKINDA OLMADAN YÖNLENDİRİLME RİSKİ
Algoritmaların bir kişiye doğrudan ne düşüneceğini söylemesine gerek kalmıyor. Kullanıcının hangi içeriklerle karşılaştırıldığı ve hangi içeriklerin sürekli olarak öne çıkarıldığı da düşünce ve tercihleri etkileyebiliyor.
Kırık, siyasi, sosyal ve ekonomik konularda bu etkinin daha dikkatli ele alınması gerektiğini belirtti. "Bir kullanıcıya 'şu görüşü destekle' denilmesine gerek kalmıyor. Eğer kişinin karşısına sürekli olarak aynı görüşü destekleyen içerikler çıkarılıyorsa bilgiye erişim ortamı zaten değiştiriliyor. Kullanıcı kararını kendisi veriyor ancak karar verirken hangi bilgileri gördüğü algoritmalar tarafından etkilenmiş oluyor. Bu nedenle algoritmik yönlendirme ihtimali hafife alınmamalı" ifadelerini kullandı.
Dijital okuryazar olmanın önemine değinen Prof. Dr. Kırık, kullanıcıların internette karşılaştıkları içeriklere daha eleştirel yaklaşması gerektiğini belirterek, "Kullanıcı ekranda yalnızca bir içerik görüyor ancak o içeriğin neden karşısına çıktığını çoğu zaman bilmiyor. Asıl tehlike de burada ortaya çıkıyor. Çünkü kullanıcı kendi seçimini yaptığını düşünüyor fakat seçeneklerin önemli bir bölümü önceden algoritmalar tarafından sıralanıyor. Bu nedenle sadece 'Ben neyi arıyorum?' sorusunu sormak yeterli değil. 'Bana neden özellikle bunu gösteriyorlar?' sorusunun da sorulması gerekiyor" dedi.