Yapay zeka teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte provokatif içerik üretmek kolaylaştı. Gerçek kişilerin görüntü ve seslerinin taklit edilebildiği, olayların farklı bir bağlamda yeniden kurgulanabildiği videolar birkaç dakika içerisinde hazırlanabiliyor. Ardından "mizah", "parodi" veya "eğlence" etiketiyle dolaşıma sokulan bu içerikler, provokatif mesajları normalleştirerek hızla yayıyor, dezenformasyonun etkisi ve boyutu da böylelikle artıyor.
MİZAH MASKESİ ALTINDA TOPLUMSAL DEĞERLER HEDEF ALINIYOR
Son dönemde ise; Türk toplumu, Türk askeri, aile ve milli değerler üzerinden provokatif paylaşımlar bilinçli ve sistematik bir biçimde mizah kisvesi adı altında manipülatif bir biçimde sunuluyor.

Toplumun hassas olduğu başlıklar seçilerek tepki oluşturacak görüntüler hazırlanıyor. Farklı kesimleri karşı karşıya getirecek ifadeler ve görseller, mizah unsuru gibi sunularak normalleştiriliyor.
İçeriğe tepki gösterildiğinde ise "şaka", "parodi" veya "mizah" savunması devreye sokuluyor. Böylece içerik hem eleştiriden uzaklaştırılıyor hem de aldığı tepki yeni bir etkileşim aracına dönüşüyor. Tepki gösteren kullanıcıların yorumları, alıntıları ve yeniden paylaşımları da söz konusu içeriklerin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyor.

ZAMANLAMASI MANİDAR İÇERİKLER: TÜRKİYE'NİN GÜCÜ ARTTIKÇA PROVOKASYONLAR DA ARTIYOR
Mekke Anlaşması, NATO Zirvesi ve Türkiye'nin uluslararası arenada giderek artan ağırlığı gibi gelişmelerin yaşandığı bir dönemde bu içeriklerin yoğunlaşması dikkat çekiyor. Türkiye'nin diplomatik ve siyasi etkinliğini artırdığı süreçte, toplumsal birlik ve milli kurumları hedef alan içeriklerin sistematik şekilde dolaşıma sokulması, Türkiye karşıtı troll gruplarının yeni bir algı operasyonu silsilesi oluşturmaya çalıştığını net biçimde gösteriyor.
'Birbirinden bağımsız hesap' görüntüsü verilen ancak aynı odaklar tarafından servis edilen paylaşımlarda benzer temaların, benzer anlatım biçimlerinin ve aynı toplumsal hassasiyetlerin kullanılması dikkat çekiyor.

ALGORİTMA PROVOKATİF MİZAH ÖĞELERİNİ HIZLA YAYIYOR!
X başta olmak üzere diğer sosyal medya platformlarında tartışma yaratan, kullanıcıları yorum yapmaya ve yeniden paylaşmaya yönelten içerikler kısa sürede geniş kitlelerin karşısına çıkabiliyor. İçeriğin olumlu ya da olumsuz tepki alması da bu açıdan fark yaratmıyor. Öfke, şaşkınlık veya tepki amacıyla yapılan her paylaşım, içeriğin daha fazla kullanıcıya ulaşmasına katkı sağlıyor.

Bu durum, hesaplarını büyütmek ve daha fazla görünürlük elde etmek isteyen kullanıcıları da söz konusu içeriklerin parçası haline getiriyor. Etkileşim getirdiği görülen provokatif videolar yeniden üretiliyor, farklı hesaplardan servis ediliyor ve aynı içerik farklı başlıklarla tekrar tekrar gündeme taşınıyor.
Türkiye'nin uluslararası alanda etkinliğini artırdığı bir dönemde milli değerlere, toplumsal yapıya ve kamu kurumlarına yönelik bu içeriklerin yoğunlaşması ise dikkat çekici bir dijital propaganda ve algı operasyonu tablosunu ortaya koyuyor.

BENZER PROVOKASYONLAR SAHNELERDE DE SERGİLENİYOR!
Eski TİP Milletvekili Barış Atay ve oyuncu Bülent Emrah Parlak'ın Tunceli'de Munzur Üniversitesi'nde sahnelediği "Sabotaj" adlı sözde gösteri, bir nefret şovuna dönüşmüştü. Rezil gösteride; devletin zirvesinden gazi Meclis'e, kutsal değerlerden milli basına kadar birçok milli ve manevi değer hedef alınmıştı.
DENİZ GÖKTAŞ'IN SÖZDE GÖSTERİSİ İNFİAL YARATMIŞTI
Deniz Göktaş isimli sözde komedyen de Harbiye'de dijital platformlarda da izleyicilerle buluşturduğu 'Ölü Deniz' isimli şovu sahnelemişti. Deniz Göktaş gösteride "İlk üç kitap iyiydi, dördüncüde çeviri zayıf. Dört kitap arasında en iyisi o bence, bir kere iddialı bir çıkış 600'lü yıllarda. Yazan için de çok zor, aklına yeni bir fikir gelse 'son kitap' dedik." şeklinde kutsal kitaplara yönelik ifadeler kullanmıştı.

ÇOCUKLARI VE GENÇLERİ MİZAH KİSVESİYLE TOPLUMSAL DEĞERLERE KARŞI AŞINDIRMA ÇABASI
Hem sahnelerde sergilenen sözde gösteriler hem de sosyal medyada mizah kisvesi altında dolaşıma sokulan provokatif içerikler, özellikle çocukları ve gençleri hedef alan bir anlayışı ortaya koyuyor.

Masum eğlence görüntüsü altında sunulan bu içeriklerle gençlerin toplumsal ve milli değerlere karşı duyarlılığının zayıflatılması, değerlerin sıradanlaştırılarak zamanla aşındırılması ve Türkiye üzerinde kirli emelleri olan odaklara alan açılması amaçlanıyor.
İçeriğin niteliğine göre söz konusu paylaşımların ceza hukuku kapsamında soruşturma konusu olabileceği de vurgulanıyor.