"Vatanını sevmek, yorulmamaktır" diyen Zort, Kıbrıs Türk kimliğinin korunmasında dil, edebiyat ve sanatın hayati bir rol üstlendiğini belirtti. "Sadece kendimiz için değil, vatanımız ve milletimiz için yaşamak bir görevdir" diyerek, bireysel çabaların ötesinde toplumsal bir sorumluluk duygusuyla hareket ettiğini vurguladı.

Genç akademisyenlere "Pes etmeyin, 'benim yapacağım şey ne fark yaratır?' demeyin" çağrısında bulundu.

Zort'un edebi çalışmaları, folklordan roman eleştirisine, ağız araştırmasından coğrafi temsillere kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Bu çok yönlü yaklaşımın ardında hem akademik formasyon hem de entelektüel bir misyon olduğunu söyleyen Zort, "Kültüre tek bir perspektiften değil, farklı alanlardan bakarak daha büyük katkılar sağlanabilir" diyor.

İsmail Bozkurt ve Argun Fadıl Korkut gibi öncü yazarlar üzerine yaptığı incelemelerde Kıbrıs Türk romanının bir hafıza aracı olduğuna dikkat çeken Zort, "Edebiyat sadece sanat değil, toplumsal bellektir" ifadelerini kullandı.

Üç ciltlik "Kıbrıs Masalları" eserinde ise masalları yalnızca folklorik değil, aynı zamanda kültürel kodların taşıyıcısı olarak sunan Zort, mitolojik öğelerin ve ahlaki çıkarsamaların halk anlatılarındaki rolüne işaret ediyor.

Dilbilimsel olarak da önemli bir katkı olan "Kıbrıs Ağızlarının Fonetik ve Morfolojik Yapısı" kitabıyla, Kıbrıs ağızlarının Anadolu ağızlarıyla olan bağını ortaya koyuyor. Yazı dilinde ölçünlü dili savunurken, ağızların yaşayan bir miras olduğunu ve korunması gerektiğini vurguluyor.

"Zaman planlaması benim felsefemdir" diyen Zort, günlük 4-5 saat uyuyarak akademik çalışmalarını yürüttüğünü, mesai mefhumu olmayan görevine rağmen hedeflerinden asla vazgeçmediğini belirtiyor.

Sözlerini "Aşkla çalışan yorulmaz, dikenler bir gül olur sevmesini bilene" diyerek tamamlayan Dr. Çağın Zort, hem bir kamu yöneticisi hem de akademisyen olarak Kıbrıs Türk kültürüne adanmış örnek bir yaşam sergiliyor.