Yaklaşık 30 yıl önce kimlik karmaşası nedeniyle bir dizi ameliyat olan ve cinsiyet değiştirerek kadın olmayı seçen Brönimann, yaşadığı pişmanlığı anlattı. Algoritmalar ve bozulmuş algılar tarafından yönlendirilen gençlerin, aşırı bilgi bombardımanına tutulup çok erken yaşta, geri dönüşü zor kararlara itildiğinin altını çizen Brönimann, "Uzun yıllar mutlukadın rolünü oynadım ancak zamanla bu yolun benim için yanlış olduğunu fark ettim. Bugün biyolojik cinsiyetime dönme sürecimi kararlılıkla sürdürüyorum." Dedi. Uzmanlarsa ekran sürelerinin ve içeriklerinin çocukların yönelimlerinde belirleyici olduğunun altını çizerek, okullardaki medya okuryazarlığının erken yaşlardan itibaren verilmesi gerektiğini vurguladı.

UZUN YILLAR MUTLU TRANS KADIN ROLÜ OYNADIM
Chris Brönimann 29 yaşında geçirdiği ameliyatla Nadia Brönimann adını alarak trans birey oldu. Uzun süre trans aktivisti olan 57 yaşındaki yazar geçtiğimiz yıllarda bu durumdan pişmanlık duyduğunu ve biyolojik cinsiyetine dönmek için mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğünü açıkladı. İsviçre'de hakkında belgesellerde yapılan Brönimann 10-14 Haziran'da İstanbul'a geleceğini duyurdu. Algoritmalar ve bozulmuş algılar tarafından yönlendirilen gençlerin, aşırı bilgi bombardımanına tutulup çok erken yaşta, geri dönüşü zor kararlara itildiğinin altını çizen Brönimann SABAH'a konuştu.

Chris Brönimann şu ifadeleri kullandı, "Günümüzün hızla ilerleyen dijitalleşmesi ve sosyal medyanın yarattığı duyusal aşırı yük, çocukları ve ergenleri filtresiz bir şekilde kimlik seçenekleri seline maruz bırakıyor ve bu durum giderek daha derin cinsiyet karmaşasına yol açıyor. Kendi deneyimlerimden yola çıkarak ki bu süreç internet çağından çok önce başlamıştı. Bu duygusal dinamikleri çok iyi biliyorum. Kendim de bir geçiş süreci yaşadım, bir dizi ameliyat oldum, cinsiyetimi değiştirmeye çalıştım, uzun yıllar mutlu trans kadın rolünü oynadım ancak zamanla bu yolun benim için yanlış bir gelişme olduğunu fark ettim ve bugün biyolojik cinsiyetime dönme sürecimi kararlılıkla sürdürüyorum.
FİLTRESİZ DİJİTALLEŞME CİNSİYET KARMAŞASINA YOL AÇIYORAmacım, gerçek ve dikkatle teşhis edilmiş trans kimliğinin varlığını tamamen reddetmek değil. Ancak bu alanda yaptığım yoğun çalışmalar, etkilenen ailelerin kaderlerine dair edindiğim sürekli gözlemler ve geniş çevrem sayesinde, internetin bugün bu hassas konuyu ne kadar çarpıttığını ve bir hızlandırıcı görevi gördüğünü açıkça görüyorum. Algoritmalar ve bozulmuş algılar tarafından yönlendirilen gençler, bütüncül ve neden odaklı bir tıbbi değerlendirme almak yerine, aşırı bilgi bombardımanına tutulup çok erken ve geri dönüşü zor kararlara itiliyor. Burada farkındalık yaratmak, tıbbi özeni sağlamak ve gerçek bir istikrar oluşturmak benim için çok önemli bir mesele. Bu önemli konuları yakında yüz yüze derinlemesine ele almayı sabırsızlıkla bekliyorum. 10-14 Haziran'da İstanbul'da Prof. Dr. Zeki Bayraktar ile düzenleyeceğimiz etkinlikler için orada olacağım ve basın mensuplarının sorularını da memnuniyetle yanıtlayacağım."

Prof. Dr. Zeki Bayraktar
KOMİSYON OLARAK ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ
Sağlık Bakanlığı Cinsiyet Değiştirme Denetim ve Değerlendirme Bilimsel Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Zeki Bayraktar, Sosyal medyada bilinçli ya da bilinçsiz şekilde maruz bırakılan içeriklerin çocukların ve gençlerin özellikle gelişimsel evrelerini tetiklediğini vurguladı. Bayraktar, "Özellikle 2010–2011 yıllarından sonra ki dönem akıllı telefonların ve internetin küresel ölçekte eşzamanlı olarak yaygınlaştığı yıllar. Ergenlerde cinsiyet hoşnutsuzluğu olgularında dramatik bir artış meydana geldi. Bakanlık bünyesinde hizmet veren komisyonumuz ergenlik baskılamasını ve 21 yaş altında cinsiyet değiştirme amacıyla hormon kullanımını kısıtladı. Bu düzenleme, komisyonumuzun önerileri üzerine alınan kararlardan biri. Biz komisyon olarak bakanlığa bu konuda ulaşan dosyaları inceleyerek değerlendirme ve sonuç raporları hazırlıyoruz. Kısaca cinsiyet değiştirme ile ilgili tüm prosedürleri takip ediyor, değerlendiriyor ve bu konudaki uygulamaları denetliyoruz. Komisyonumuz alanında uzman 11 akademisyenden oluşuyor; 2 ürolog, 2 erişkin psikiyatrist, 3 çocuk ve ergen psikiyatristi, 1 çocuk endokrinologu, 1 erişkin endokrinolog, 1 jinekolog ve 1 farmakolog bulunuyor."

Prof. Dr. Gül Esra Atalay
BENZER İÇERİKLER ÇARPIK İLİŞKİLERİ SIRADANLAŞTIRIYOR
Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay okullarda medya okuryazarlığının erken yaşlardan itibaren verilmesi gerektiğini vurguladı. Atalay, "Özellikle kimlik oluşumunun, değer yargılarının ve sosyal normlara ilişkin algıların henüz gelişim aşamasında olduğu çocukluk döneminde, maruz kalınan içerikler neyin normal, neyin arzu edilir ve neyin kabul edilebilir olduğuna ilişkin görünmez referans çerçeveleri oluşturuyor. Bir çocuğun bir videoyu izlemesi tek başına belirleyici olmasa da aynı içeriklerin günlerce ve haftalarca tekrar tekrar karşısına çıkmasıyla söz konusu etki ortaya çıkıyor. Dijital platformlar, çocukların dikkatini çekebilecek içerikleri sürekli önererek belirli davranış biçimlerini, ilişki modellerini ve yaşam tarzlarını sıradanlaştırabiliyor. Şiddet, aşırı tüketim kültürü, riskli davranışlar ya da gelişim düzeylerine uygun olmayan temalar zamanla olağan ve kaçınılmaz gerçeklikler gibi algılanabiliyor.

ÇOCUKLAR KARŞILAŞTIKLARI İÇERİKLERİ SORGULAMAYI ÖĞRENMELİ
Elbette her çocuk aynı içerikten aynı şekilde etkilenmiyor. Ailenin tutumu, eğitim düzeyi, arkadaş çevresi ve çocuğun bireysel özellikleri bu etkiyi şekillendiriyor. Çocukların algoritmaların nasıl çalıştığını anlamaları da önem arz ediyor. Bir çocuğun zamanla "Ben bunu gerçekten seçtim mi, yoksa bir sistem beni burada tutmaya mı çalışıyor?" sorusunu sorabilmesi dijital çağın en önemli medya okuryazarlığı becerilerinden birini oluşturuyor. Ekran sürelerini azaltmaya çalışırken çocukların hayatında oluşan boşluğu da doldurmak gerekli. Spor, sanat, doğa deneyimleri ve yüz yüze sosyal ilişkiler dijital dünyanın sunduğu hızlı ödüllerin yerine geçebilecek sağlıklı alternatiflerdir. Okullarda medya okuryazarlığı eğitimi erken yaşlardan itibaren verilmelidir. Öğrenciler yalnızca teknolojiyi kullanmayı değil, karşılaştıkları içerikleri sorgulamayı da öğrenmelidir. Çocukların yoğun olarak takip ettiği sosyal medya akımları, videolar ve dijital kültür ürünleri sınıflarda eleştirel bir bakış açısıyla tartışılabilmelidir." Şeklinde konuştu.