Son dakika haberi... Gaziantep'te yaşayan Maliye Bakanlığı'nda gelir uzmanı olarak çalışan Emel Akbaş, 1,5 yıl önce aynı kurumda müfettiş olan Şirin Bayhan ile yaşamını birleştirmişti.
2 aylık hamile Emel Akbaş (38), 26 Haziran 2025'te, 3. kattaki evinin penceresinden düşerek hayatını kaybetti. Akbaş'ın intihar ettiğini öne süren eşi, serbest bırakıldı.
ŞİDDET VE TEHDİT VARDI
Şüpheli ölümle ilgili soruşturma sürerken SABAH'a konuşan anne Muazzez Akbaş, kızının intihar etmediğini, cinayete kurban gittiğini öne sürdü.
Anne Akbaş, "Ben evladını kaybetmiş bir anneyim ama acım sadece kaybım değil, cevap bulamadığım sorular. Kızım şiddet görüyor, tehdit ediliyordu. Bu nedenle karakolluk oldu. Kocası borsa ve sanal kumar nedeniyle ciddi bir borç yükü altına girmişti."
"Olaydan hemen sonra evi temizleyip polise 'Karım intihar etti' demiş. O nedenle evde doğru dürüst bir inceleme yapılmadı. Bizim ısrarımız üzerine ev açılarak parmak izi ve diğer detaylara bakıldı. Kızımın telefonunu da polise vermediği için incelenemedi. Kızım düşmedi, cinayete kurban gitti. Gece başımı yastığa koyduğumda 'Kızıma ne oldu?' diye düşünmeden uyuyamıyorum. Kızımın başına ne geldiğini bilmek istiyorum. Hiçbir soru cevapsız kalmasın. Bir annenin yüreği, bu kadar belirsizliğe mahkûm edilmesin. Sadece adalet istiyorum" dedi.
"BU DURUM, OLAYIN AYDINLATILMASI AÇISINDAN SON DERECE KRİTİK"
Ailenin avukatı Taygun Gül "Dosyadaki teknik bulgular, kamera kayıtları ve adli raporlar birlikte değerlendirildiğinde, olayın oluş şekline dair ciddi şüpheler ve giderilmemiş çelişkiler, cevaplanmamış sorular bulunuyor. Bazı kritik delillerin akıbeti hâlen belirsiz. Bize flaş bellek içerisinde teslim edilen olay anına ilişkin orijinal kamera görüntülerinin kriminal incelemeye gönderilip gönderilmediği, bu görüntülerin bütünlüğünün korunup korunmadığı ve inceleme sürecine dâhil edilip edilmediği hususları belirsizliğini koruyor. Emek Akbaş ve şüpheli eşi Şirin Bayhan'ın cep telefonları başta olmak üzere olayla bağlantılı olabilecek diğer kişilere ait dijital materyallerin kapsamlı bir incelemeye tabi tutulup tutulmadığına ilişkin bir açıklık yok. Dijital verilerin aydınlatıcı niteliği dikkate alındığında, bu incelemelerin eksiksiz yapılması hayati önemde. Bu hususta uzman bilirkişiye inceleme yaptırılıp yaptırılmadığı da bilinmiyor. Ayrıca; otopsi sırasında alınan ve belirli bir süre muhafaza edileceği açıkça belirtilen doku örnekleri, özellikle de maktule ait tırnaklar ve diğer biyolojik materyallerin imha edilmeden önce ilgili makamlarca gerekli incelemelerinin yapılıp yapılmadığı, bu hususta talepte bulunulup bulunulmadığı ve yapılan işlemlerin sonucunun ne olduğu konusunda dosyaya yansımış herhangi bir bilgi bulunmuyor. Bu durum, olayın aydınlatılması açısından son derece kritik bir eksiklik teşkil ediyor."
"MADDİ GERÇEK ORTAYA ÇIKARILMALI"
Ailenin diğer avukatı İsmet Tiryaki, "Soruşturma kapsamında uygulanan gizlilik kararı, mağdur tarafın sürece etkin katılımını fiilen ortadan kaldırıyor. Müşteki taraf olarak dosyaya erişimimiz ciddi şekilde kısıtlı. Delillere ulaşamadığımız için, soruşturma sürecine etkili bir katılım sağlayamıyoruz. Bu durum, ölçülülük ilkesinin ötesine geçerek adil yargılanma ve etkili başvuru hakları bakımından sorun oluşturuyor. Soruşturmanın tüm yönleriyle ele alınması, eksik bırakılan incelemelerin gecikmeksizin tamamlanması ve mevcut çelişkilerin bilimsel, teknik ve bağımsız uzman incelemeleriyle giderilmesi gerekiyor. Aksi durumda hem maddi gerçeğe ulaşılması hem de kamu vicdanının tatmini bakımından telafisi güç sonuçların doğması kaçınılmaz olacaktır. Bu dosya yalnızca bir ölüm olayı değil, aynı zamanda yürütülen soruşturmanın etkinliğinin, şeffaflığının ve hukuka uygunluğunun bir sınavıdır. Bu çerçevede; soruşturma hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde, eksiksiz, tarafsız ve etkili biçimde yürütülmeli, gerekli tüm incelemeler yapılarak maddi gerçek ortaya çıkarılmalıdır."