ABD ve İsrail ortaklığı ile İran'a yönelik başlatılan saldırılar dünyayı yeni bir savaşın eşiğine getirdi. Savaş alanında üstünlük kurmak için her yolu deneyen ABD ve İsrail, gerilimi sosyal medyaya da yayarak çeşitli provokasyonlarla süreci yönetmeye girişti. İran'ın kısıtlı dijital savunması algı operasyonlarının önüne geçemezken bu kritik süreçte "dijital cephe"nin önemi bir kez daha ortaya çıktı.
Sabah.com.tr'ye özel açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Levent Eraslan, ABD ile İsrail'in sosyal medyayı nasıl bir iletişim aracı olmaktan çıkarıp soğuk bir silaha dönüştürdüğünü çarpıcı ifadelerle anlattı. Peki hangi sosyal medya platformu hangi silah olarak kullanılıyor? İşte ABD ve İsrail'in propaganda harekatının perde arkası...

"FÜZE RAMPASINDAN DAHA STRATEJİK BİR GÜÇ"
Sosyal medyanın çok kolay bir şekilde dezenformasyon merkezi haline geldiğini belirten Prof. Dr. Levent Eraslan, "Yıllar önce kaleme aldığım 'Sosyal Medya ve Algı Yönetimi' kitabımda işaret ettiğim o karanlık gelecek, bugün İsrail ve ABD'nin teknolojik hegemonyasıyla birleşerek tam anlamıyla bir 'hibrit kuşatma' olarak karşımıza çıkıyor. Unutmayın; sosyal medyadaki bir 'paylaş' butonu, bugün bir füze rampasından daha stratejik bir güç barındırıyor" dedi.

"KİŞİYE ÖZEL MANİPÜLASYON HÜCRELERİ"
"Bu devasa dijital ittifakın karşısında hakikat, adeta bir 'terör tiyatrosu'nun içine hapsedilmiş durumda" diyen Eraslan, "Musk'ın X'i komuta merkezine, Zuckerberg'in Meta'sı ise kişiye özel manipülasyon hücrelerine dönüşürken; siber casuslukta devleşen İsrail ve veri akışını elinde tutan ABD, sosyal medyayı bir iletişim aracından çıkarıp hedef ülkelerin sinir uçlarına dokunan soğuk bir silaha dönüştürdü. İran'ın kısıtlı dijital savunması bu devasa makineye karşı koymaya çalışsa da, asıl tehlike ekran başındaki saniyeler içinde yayılan, kaynağı belirsiz 'hayalet istihbarat' ve duygusal felç yaratan bilgi bombardımanıdır" ifadelerini kullandı.

"İRADEMİZ TEST EDİLECEK"
Pazartesi sabahını işaret eden Prof. Dr. Levent Eraslan, sadece rakamların değil irademizin de test edileceğini söyleyerek, "Yankı odalarına hapsedilen zihinler, bot ordularının sahte zafer çığlıkları ve yapay zekanın (Deepfake) ürettiği dijital sanrılarla birer 'dezenformasyon taşıyıcısı' haline getirilmek isteniyor. Bu asimetrik savaşta en etkili uçaksavar, akıl ve süzgeçten geçirilmiş bilgidir. Her sarsıcı haberi gerçek sanmak, bu kurgulanmış dramanın gönüllü figüranı olmaktır; oysa bizim ihtiyacımız olan tek şey, manipülasyonun sisini dağıtacak olan 'Dijital Bilinçlilik' zırhıdır" diye konuştu.

"SOĞUKKANLI KALMAK ARTIK BİR VATANDAŞLIK ÖDEVİDİR"
Teyit edilmemiş her bilginin mühimmat olduğunu ifade eden Eraslan, şöyle devam etti:
"Sonuç olarak; teyit edilmemiş her bilgi, doğrulanmamış her görüntü bu yeni nesil savaşın birer mühimmatıdır. Resmi kaynaklara odaklanmak, görsel manipülasyonları sorgulamak ve algoritmik kuşatmaya karşı soğukkanlı kalmak artık bir vatandaşlık ödevidir. Savaşın ilk kurbanı olan hakikati savunmak, klavye başındaki sessiz ama bilinçli duruşunuzla başlar. Unutmayın ki; küresel gürültünün ortasında koruyabildiğiniz o berrak zihin, bugün kasanızdaki altından da, elinizdeki paradan da çok daha kıymetli bir servettir."

"VERİ MERKEZ ÜSSÜ ABD"
Bu dijital kuşatmanın teknolojik altyapısının tesadüf olmadığının altını çizen Eraslan, "ABD dünyadaki dev sosyal medya platformlarının neredeyse tamamına ev sahipliği yaparak veri akışının merkez üssü konumundayken, İsrail siber casusluk ve dijital istihbarat alanında dünyanın en ileri teknolojilerine sahip ülkesi olarak bu denklemde yer almaktadır. Bu iki gücün birleşimi, sosyal medyayı sadece bir iletişim kanalı olmaktan çıkarıp, hedef ülkelerin sinir uçlarına dokunan hibrit bir silaha dönüştürmektedir" dedi.

DİJİTAL SAVAŞIN CEPHELERİ: HANGİ PLATFORM, HANGİ SİLAH?
Dijital savaşın cephelerini sıralayan Eraslan, hangi sosyal medya platformunun hangi manipülasyon tekniğine uygun olduğunu da şu sözlerle anlattı:
X (Twitter): Savaşın "komuta merkezi"dir. Anlık bilgi akışı ve bot ordularıyla sahte bir kamuoyu algısı oluşturmak için en ideal sahadır. Elon Musk eminim komuta merkezini İran aleyhine yönetecektir.
Telegram: Denetimsiz bir "gri bölge"dir. Şiddet içerikli "terör tiyatrosu" prodüksiyonları ve sızdırılmış sahte belgeler doğrudan bu kanallardan pompalanır. Bu alan aynı zamanda cephedekiler için de bir haberleşme görevi yürütmektedir.
TikTok: Görsel manipülasyonun üssüdür. Deepfake videolar ve duygusal tetikleyicilerle özellikle genç kitlelerin algısı hedeflenir. Çin menşeli bu kanal eminim ABD tarafından bu çatışma sürecinde ciddi bir şekilde incelenecektir.
Meta (Instagram/Facebook): Algoritmik kuşatmanın kalbidir. Bireylerin dijital ayak izleri takip edilerek, "Yankı Odaları" içinde kişiye özel manipülatif içerikler sunulur. Zuckerberg ABD ve İsrail için onların faydasını dijital cephede yer alacaktır.
Sonuç itibarıyla sahada İran dijital bağlamda etki ve güçlü değildir. Videolar, füze saldırılarını gösteren klipler ve istatistikler yayınlayarak bu büyük dijital ittifaka karşı koymaya çalışmaktadır.