Son dakika haberi: İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD'nin saldırı tehditlerine ilişkin, "40 gün boyunca bizimle savaştılar ve sonucu gördüler. İran'a saygılı bir şekilde konuşanlar aynı dilde karşılık alacaklardır." dedi.
Erakçi, Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de düzenlenen BRICS Dışişleri Bakanları Toplantısı sonrasında İran basınına açıklamalarda bulundu. ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı yeniden başlatma yönündeki tehditlerinin sorulması üzerine Erakçi, "Bu tehditlere alışkınız. Uzun zamandır çeşitli şekillerde ve yöntemlerle tehditlerini tekrarlıyorlar, ancak kendileri de bu tehditlerden veya başlattıkları savaştan hiçbir sonuç alamayacaklarını biliyorlar." ifadelerini kullandı.
Meselenin askeri yöntemlerle çözülmesinin mümkün olmadığını söyleyen Erakçi, "40 gün boyunca bizimle savaştılar ve sonucu gördüler. İran'a saygılı bir şekilde konuşanlar aynı dilde karşılık alacaklardır. Umarım bu retoriği bir kenara bırakıp mantığa yönelirler. Her ne kadar mantığa yönelecekleri umulmasa da sorunlara askeri alan dışında çözüm aramaları gerektiğini bilmeliler çünkü bu yoldan hiçbir sonuç elde edemeyecekler." dedi.
İsrail ile Lübnan arasında varılan ateşkesin 45 gün daha uzatılmasına rağmen, İsrail bir kez daha Lübnan’ı hedef aldı.
Resmi Lübnan basınında yer alan haberlere göre; İsrail’in ülkenin güneyindeki bir sivil savunma merkezine düzenlediği saldırıda aralarında 3 sağlık görevlisinin de bulunduğu en az 6 kişi öldü, 22 kişi ise yaralandı.
İsrail Savunma Kuvvetleri’nden (IDF) saldırının hedefine ilişkin açıklama yapılmadı.
ABD Enerji Bakanı Chris Wright, enerji piyasalarındaki istikrarın en kısa sürede yeniden sağlanmasının İran’a bağlı olduğunu belirterek, "Öyle ya da böyle, İran’ın nükleer programının son bulduğunu ve Hürmüz Boğazı’nda trafiğin serbestçe aktığını göreceğiz. İran’la yapılacak bir anlaşma sayesinde bu, nispeten hızlı bir şekilde gerçekleşebilir" dedi.
İran’ın enerji kozunu kullanarak dünyayı rehin almaya çalıştığını öne süren Wright, "Bence sonunda İran rejiminin o kadar yoğun bir ekonomik baskı ve küresel baskı altında kalacağını göreceksiniz ki, bu saçmalığı bırakacaklar. Şu anda, tüm dünyayı terörize ediyorlar" ifadelerini kullandı.
Çin ziyaretinin yansımaları devam eden ABD Başkanı Trump, Fox News kanalına verdiği röportajda İran gündemini değerlendirdi.
İran'ın direncinin farkında olduğunu ve hiçbir şeyi hafife almadığını vurgulayan Trump, yine de istemesi halinde İran'a kısa süre içinde büyük zarar verebileceklerini savundu.
İran'ın tüm altyapısına zarar vermediğini ifade eden Trump, "Her şeyi iki günde yok edebiliriz." dedi.
ABD Başkanı, İran ile diplomaside tekrarlanan aksaklıklara atıfta bulunarak, "Tahran'ın müzakerelerde güvenilmez ve öngörülemez" olduğunu savundu.
Trump, "Bize istediğimiz her şeyi vereceklerdi, ama her anlaşma yaptıklarında, ertesi gün sanki o konuşmayı hiç yapmamışız gibi davranıyorlar. Bu herhalde beş kez oldu. Onlarda bir sorun var." dedi.
Trump ayrıca olası bir çözümün askeri veya diplomatik olabileceğini ve bunun İran'ın tutumuna bağlı olacağını kaydederek, "Ya şiddetli olacak ya da şiddet içermeyecek, ben şiddet içermeyenini tercih ederim." diye konuştu.
3 Kasım'da ABD'de yapılacak Kongre seçimleri hakkındaki bir soruyu da yanıtlayan Trump, "Seçimlerin İran konusunda ne olacağına karar vermesine izin vermeyeceğim." diyerek Tahran'ın nükleer silaha sahip olamayacağı yönündeki söylemini yineledi.
İran dini lideri Mücteba Hamaney'in askeri danışmanı Tümgeneral Muhsin Rızayi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin temaslarına ilişkin, "ABD Başkanı, Pekin'den güçlü bir konumda değil, İran ile yürüttüğü savaşta yaşadığı başarısızlığın ağır gölgesi altında ayrıldı" dedi.
Rızayi açıklamasında, Washington yönetiminin diplomatik girişimlerini eleştirerek yeni dünya düzeninin artık ABD merkezli olmadığını savundu. Rezaei, "ABD'nin kendi oluşturduğu krizi kontrol altına almak için Çin'in etkisine ihtiyaç duyması, yeni dünya düzeninin artık ABD merkezli olmayan kurallarla şekillendiğini gösteriyor" dedi.
İtalya'nın, ABD/İsrail-İran savaşında ateşkesin kesinleşip barışın sağlanması durumunda Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliğinin tesis edilmesi amacıyla oluşturulması muhtemel uluslararası bir misyonda hızlı şekilde göreve başlanabilmesi için donanmaya ait 2 mayın avlama gemisini bölgeye yakın konuşlandırmak üzere yola çıkardığı bildirildi.
İtalyan ANSA ajansının kaynaklara dayandırdığı haberine göre, İtalyan donanması, ABD ve İsrail'in İran'a karşı 28 Şubat'ta başlattığı ve halihazırda geçici ateşkes durumunda bulunan savaşta ateşkesin kesinleşmesi halinde Hürmüz Boğazı'nda mayın arama faaliyetleri icra edebilecek mayın avlama gemilerini hareket ettirdi. "Crotone" ve "Rimini" isimli mayın avlama gemileri, Hürmüz Boğazı yakınlarına gitmek üzere Sicilya Adası'ndaki Augusta Limanı'ndan ayrılırken, mayın gemileri ilk aşamada Süveyş Kanalı'ndan Kızıldeniz'e geçerek Cibuti'ye gidecek. İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, 13 Mayıs'ta parlamentonun üst kanadı Senato'nun dışişleri ve savunma komisyonlarının ortak toplantısında, bölgede barış sağlanması halinde Hürmüz Boğazı'na ve Körfez bölgesine gemileri göndermenin 1 ay gibi bir zaman alacağını belirterek, "Önlem amacıyla 2 mayın avlama gemisini Boğaz'a nispeten daha yakın konuşlandırmaya hazırlanıyoruz." demişti. Diğer taraftan, İtalyan hükümetinin, Hürmüz Boğazı'na yönelik muhtemel uluslararası askeri bir misyonda İtalyan ordusunu görevlendirebilmesi için parlamentodan onay alması gerekiyor.
İsrail ordusunun, ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyindeki Sur kentinin merkezine düzenlediği hava saldırısında yaralananların olduğu bildirildi.
İsrail ordusu, 17 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkese rağmen Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor. Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail ordusu Sur kentinin merkezini hava saldırısıyla hedef aldı. Sivil savunma ekipleri olay yerine sevk edilirken, saldırıda yaralananlar hastanelere kaldırıldı. İsrail ordusu, akşam saatlerinde Sur kentinin merkezindeki 2 bina için saldırı tehdidinde bulunmuştu.
İsrail ordusu, gün içinde vurduğu Lübnan'ın güneyindeki Sur kentinde yer alan 2 bina için saldırı tehdidinde bulundu.
İsrail ordusu, 17 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkese rağmen Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Sur kent merkezindeki 2 binanın kırmızıyla işaretlendiği bir harita paylaştı. "Lübnan ve özellikle Sur kenti sakinlerine acil uyarı." diye yazan Adraee, kırmızı ile işaretlenmiş iki binanın Hizbullah tarafından kullanıldığını iddia etti. Ordu sözcüsü, söz konusu iki binadan 300 metre uzaklaşılması gerektiğini belirterek saldırı tehdidinde bulundu.
SUR KENTİ GÜN İÇİNDE SALDIRILARIN HEDEFİ OLDU
İsrail ordusu, gün içinde Sur kent merkezi başta olmak üzere çevresindeki Maşuk, Hamadiye, Şebriha ve Abbasiye beldelerine hava saldırıları düzenlemişti. İsrail savaş uçaklarının ateşkese rağmen Sur kentindeki bir halk sağlık merkezine düzenlediği hava saldırısında 2'si hemşire 9 kişi yaralanmıştı.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Washington'daki görüşmeler sonucunda İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkesin 45 gün daha uzatıldığını ve siyasi görüşmeler için tarafların 2-3 Haziran'da bir araya geleceğini açıkladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından Washington'da 2 gündür süren İsrail-Lübnan 3. tur doğrudan müzakerelerine ilişkin açıklama yaptı. Sözcü Pigott, "ABD, 14-15 Mayıs tarihlerinde İsrail ile Lübnan arasında 2 gün süren son derece verimli görüşmelere ev sahipliği yaptı. Daha fazla ilerleme sağlanabilmesi için 16 Nisan'da ilan edilen ateşkes 45 gün daha uzatılacak." ifadesini kullandı. Pigott, müzakerelerin siyasi ayağının 2-3 Haziran'da yeniden başlayacağını ve 29 Mayıs'ta Pentagon'da her iki ülkenin askeri heyetlerinin katılımıyla güvenlik toplantısı yapılacağını belirtti. Dışişleri Sözcüsü, görüşmelerin, iki ülke arasında kalıcı barışın sağlanması ve karşılıklı egemenlik ve toprak bütünlüğünün tam olarak tanınmasına katkı sağlayacağına inandıklarını vurguladı.
İsrail ordusunun ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyindeki bölgelere gece saatlerinden bu yana düzenlediği hava saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı 11'e çıktı. İsrail ordusu, 17 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkese rağmen Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor.
Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail uçaklarının güneydeki Bint Cubeyl ilçesine bağlı Tıbnin beldesini hedef alan saldırısında 2 kişi öldü. Öte yandan İsrail ordusunun, öğleden sonra insansız hava aracıyla (İHA) Haruf beldesine düzenlediği saldırıda 3 kişi yaşamını yitirdi, 4 kişi yaralandı. Güneydeki Deyr Zahran, Beyt Yahun, Arap Cel, Zerariyye, Bazuriyye, Harayip ve Cebşit beldelerine de hava saldırıları düzenlendi. İsrail topçuları da Doğu Zavtar, Batı Zavtar, Meyfedun Cebşit ve Kakaiyyet Cisir beldelerini hedef aldı. NNA'nın haberine göre, İsrail ordusu Doğu Zavtar'a fosfor bombalı topçu saldırısı gerçekleştirdi. İsrail ordusunun öğle saatlerinde, Nebatiye kent merkezinde bir otomobile insansız hava aracıyla düzenlediği saldırıda 2 kişi hayatını kaybetmişti. Gece saatlerinde ise İsrail savaş uçaklarının Nebatiye'ye bağlı Haruf beldesinde bir evi hedef aldığı saldırıda da 4 kişi yaşamını yitirmişti.
Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilci Yardımcısı Claudio Cordone, İsrail'in Suriye topraklarındaki askeri eylemlerine son vermesi gerektiğini belirterek, "Bu eylemler, Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal etmekte, Suriye'nin istikrarını tehdit etmekte ve sivillere zarar vermektedir." dedi.
BM Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) düzenlenen "Suriye" konulu oturumun açılışında konuşan Cordone, Suriye'ye ilişkin son durumu paylaştı. Suriye yönetiminin hem güvenlik, ekonomi ve diğer toplumsal alanlarda hem de dış politikayı ilgilendiren başlıklarda yoğun çaba içerisinde olduğunu vurgulayan Cordone, birçok alanda ciddi ilerlemeler kaydedildiğinin altını çizdi. Cordone, Suriye'de yetkililerin, iç savaş sürecinde işlenen suçların hesap verilebilirliği konusunda "benzeri görülmemiş" adımlar attıklarına işaret ederek, Beşşar Esed ve Mahir Esed dahil olmak üzere eski rejim mensuplarının 2011 Dera baskınıyla bağlantılı suçlardan gıyaben yargılandığını söyledi. Ayrıca 2013 Tadamon katliamı ve Doğu Guta kimyasal saldırısında rol alan kişilerden bazılarının tutuklandığını aktaran Cordone, kurumsal reformlar çerçevesinde ciddi adımların atıldığını vurguladı.
CORDONE'DAN İSRAİL'E ÇAĞRI
İsrail'in Suriye topraklarına yönelik askeri saldırılarından büyük endişe duyduklarını vurgulayan BM yetkilisi, "1974 tarihli kuvvetlerin ayrılması anlaşmasını ihlal eden, ateşkes hattının doğusunda İsrail ordusunun devam eden varlığı ve askeri faaliyetleri konusunda derin endişelerimizi sürdürüyoruz." değerlendirmesini yaptı. Cordone, İsrail'in Suriye'deki askeri eylemleri konusunda, "Bu eylemler, Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal etmekte, Suriye'nin istikrarını tehdit etmekte ve sivillere zarar vermektedir." dedi. İsrail'in Kuneytra ve Dera'ya yaptığı saldırı ve bombardımanların Suriye'nin egemenliğini ihlal ettiğini ifade eden Cordone, bu saldırıların bölgedeki istikrarı tehdit ettiğinin altını çizdi. Cordone, "İsrail'e ihlalleri durdurması ve 1974 anlaşmasına uyması yönündeki çağrımızı yineliyorum" diyerek, İsrail'in gözaltına aldığı Suriyelilerin akıbetini de açıklığa kavuşturması gerektiğini vurguladı.
SURİYE'NİN KUZEYDOĞUSUNDAKİ GECİKEN SEÇİM HAZIRLIKLARI SÜRÜYOR
Cordone, Suriye'deki siyasi geçiş sürecinde ülkenin kuzeydoğusundaki terör örgütü YPG'nin etkin olduğu bölgelerin entegrasyonu konusunda da "ilerleme" olduğunu gözlemlediklerini anlattı. Haseke ve Aynularab (Kobani) gibi bölgelerde geciken seçim hazırlıklarının sürdüğünü belirten Cordone, "4 SDG tugayının" ulusal ordu yapısına katılmasının beklendiğini ifade etti.
"SURİYE'DE YAKLAŞIK 15 MİLYON İNSAN BU YIL YARDIMA İHTİYAÇ DUYACAK"
Daha sonra söz alan BM Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Tom Fletcher, hem Suriye'deki gelişmelerden duyduğu memnuniyeti hem de halen devam eden ciddi insani ihtiyaçları vurguladı. Suriye'de halen insani yardım faaliyetlerinin önemli olduğuna ve bu çalışmaların sürmesi gerektiğine dikkati çeken Fletcher, "Nüfusun çoğu kadın ve çocuklardan oluşan yaklaşık 3'te 2'si, yani yaklaşık 15 milyon insan bu yıl yardıma ihtiyaç duyacak." dedi. Fletcher, "Suriye, kritik ancak umut verici bir dönemeçte" değerlendirmesini yaparak, ülkedeki ilerlemenin gerçek ancak aynı zamanda kırılgan olduğunu belirtti. 2025'te mülteciler ve ülke içinde yerlerinden edilmiş yaklaşık 3,4 milyon kişinin kendi yerlerine geri döndüğünü anlatan Fletcher, Suriye'nin geleceğiyle ilgili, "Bu, potansiyel bir başarı öyküsüdür." yorumunu yaptı. Fletcher, diğer yandan Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmasının Suriye'deki yakıt ve gıda fiyatlarının yükselmesine neden olduğunu vurgulayarak, dizel fiyatlarının kısa sürede yüzde 17 arttığını ve bu artışların sürdüğünü kaydetti. BM Genel Sekreter Yardımcısı Fletcher, "Uluslararası toplum, doğru seçimleri yaparsa, Suriye halkı kalıcı güvenlik, adalet ve fırsatlara umut bağlayabilir." ifadesini kullandı.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ABD Başkanı Donald Trump ile telefon görüşmesi yaptı.
Merz, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Çin'den dönüş yolundaki Trump ile iyi bir telefon görüşmesi yaptığını belirtti.
“İRAN ŞİMDİ MÜZAKERE MASASINA GELMELİ”
Şansölye Merz, "Hemfikiriz: İran şimdi müzakere masasına gelmeli. Hürmüz Boğazı açılmalı. Tahran'ın nükleer silahlara sahip olmasına izin verilmemeli." ifadelerini kullandı.
Ukrayna için barışçıl bir çözüm üzerine de görüştüklerini ve Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi öncesinde koordinasyon sağladıklarını aktaran Merz, "ABD ve Almanya, güçlü bir NATO’nun güçlü ortaklarıdır." değerlendirmesinde bulundu.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, askeri girişimlerin sorunları çözmede etkili olmadığını belirterek, “Askeri bir çözüm yolu yok ve ABD bu gerçeği anlamalı.” dedi.
İran Dışişleri Bakanı’nın sosyal medya hesabına göre Erakçi, Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın ikinci gününde, Hindistan basınına değerlendirmelerde bulundu.
“ASKERİ BİR ÇÖZÜM YOLU YOK VE ABD BU GERÇEĞİ ANLAMALI”
ABD ve İsrail’in İran’ı en az iki kere "test ettiğini" dile getiren Erakçi, “Askeri bir çözüm yolu yok ve ABD bu gerçeği anlamalı. Askeri eylemlerle hedeflerine ulaşamazlar ancak diplomasi yolu takip ederlerse konu farklı olacak.” ifadelerini kullandı.
Erakçi, müzakereler sırasında İran ile ABD arasındaki en temel sorunun ABD’li yetkililerin açıklamaları, röportajları ve ilettikleri çelişkili mesajlar olduğunu dile getirdi.
“HER GEMİNİN GÜVENLİ GEÇİŞİNİ GARANTİ ALTINA ALACAĞIZ”
Hürmüz Boğazı’nda ilişkin de açıklama yapan Erakçi, “Hürmüz Boğazı dost ülkelere kapalı değil. Sınırlamalar düşman gemileri içindir. Önceki günlerde birçok gemi deniz kuvvetlerimizin yardımıyla Hürmüz Boğazı’ndan geçti ve bu süreç devam edecek. Dost ülke gemileri ile diğer gemilerin silahlı kuvvetlerimizle koordinasyon sağlaması gerek. Tek çözüm, saldırgan savaşın tamamen sona erdirilmesidir ve bundan sonra her geminin güvenli geçişini garanti altına alacağız.” dedi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, saldırıya uğrayan tarafın kendileri olduğunu ve meşru müdafaa hakkı kapsamında kendilerini savunduklarını vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump: İran'ın nükleer programını 20 yıl süreyle askıya almasına karşı çıkmıyorum. Ancak bu 'gerçek' bir taahhüt olmalı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi: ABD ciddi ise müzakerelere ilgi duyarız, ABD'ye güvenmiyoruz. Müzakerelerde güven eksikliği var, diplomasiye şans vermek için ateşkesi sürdürüyoruz. Bize savaş açanlar dışında tüm gemiler Hürmüz'den geçebilir.
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir'in ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaş sırasında Birleşik Arap Emirlikleri'ni (BAE) gizlice ziyaret ettiği ileri sürüldü.
İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberinde, Genelkurmay Başkanı Zamir'in ziyareti sırasında BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan ve askeri yetkililerle görüştüğü iddia edildi.
İran'a saldırılar sırasında gerçekleştirdiği BAE ziyaretinde Zamir'e İsrailli üst düzey askeri yetkililerin eşlik ettiği aktarıldı.
“NETANYAHU'NUN DA BAE’Yİ GİZLİCE ZİYARET ETTİĞİ DUYURULMUŞTU”
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun da İran'a saldırılar sırasında BAE’yi gizlice ziyaret ettiği resmen duyurulmuştu. Netanyahu'nun ziyareti sırasında BAE Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştüğü belirtilmişti.
BAE ise Netanyahu'nun ülkeye ziyaret gerçekleştirdiği ve askeri heyetinin kabul edildiği yönündeki açıklamaları yalanlamıştı.
ABD merkezli Axios haber platformu 26 Nisan tarihli haberinde, İsrail ile BAE arasında askeri, güvenlik ve istihbarat işbirliğinin savaş sırasında üst düzeye çıktığını yazmıştı.
Axios'a konuşan yetkililer, Netanyahu'nun Al Nahyan ile savaşın ilk günlerinde gerçekleştirdiği görüşmenin ardından İsrail ordusuna ait bir Demir Kubbe bataryası ve kullanımından sorumlu onlarca İsrail askerinin BAE'ye gönderilmesi talimatını verdiğini bildirmişti.
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ise Tel Aviv'de katıldığı bir konferansta İsrail'in savaş sırasında BAE'ye Demir Kubbe bataryaları ve bunların işletilmesine yardımcı olacak asker gönderdiğini doğrulamıştı.
İran basını, ABD'nin savaşın sona erdirilmesi için İran'ın sunduğu 14 maddelik teklife cevap verdiğini ve Washington'un özellikle nükleer konuda "baskıcı tutumunu" sürdürdüğünü bildirdi.
Tehran Times gazetesinin haberine göre, ABD yönetimi, savaşın sona erdirilmesine ilişkin İran'ın Pakistan üzerinde ABD'ye ilettiği yazılı teklife yanıt verdi.
"BU SÜREÇTE İLK AŞAMA, TÜM CEPHELERDE SAVAŞIN SONA ERMESİNE YOL AÇACAK”
İran'ın teklifinin iki aşamalı bir müzakere sürecine dayandığının aktarıldığı haberde, "Bu süreçte ilk aşama, tüm cephelerde savaşın sona ermesine yol açacak. İran'ın şartları karşılandığı takdirde ise nükleer meseleyle ilgili müzakerelerin ikinci aşaması başlayacaktır." ifadelerine yer verildi.
ABD'nin ise İran'ın teklifini reddettiği ve özellikle nükleer konuda "baskıcı tutumunu" sürdürdüğü kaydedildi.
İran, ABD ile müzakerelerde aracılık yapan Pakistan yönetimine, ABD ile savaşı sona erdirebilecek bir anlaşma için yeni teklif ilettiğini belirtmişti.
ABD Başkanı Donald Trump, 3 Mayıs'ta İsrail devlet televizyonu KAN'a verdiği mülakatta, İran'ın müzakerelerde sunduğu teklifi incelediğini ve "kabul edilemez" bulduğunu açıklamış ve ABD bunun ardından kendi şartlarının yer aldığı yeni bir öneriyi Pakistan aracılığında İran'a sunmuştu.
İran da 10 Mayıs'ta kendi şartlarını içeren yeni teklifini ABD'ye iletilmek üzere Pakistan'a göndermişti.
Trump, İran'ın teklifini "yanıtlarını beğenmedim" diye yorumlamış ve saldırı tehditlerini yinelemişti.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, Çin ziyaretinin ardından İran'a saldırıları yeniden başlatma olasılığı nedeniyle İsrail yönetimi ve ordu komuta kademesinin hafta sonu yüksek alarm durumunda olacağı öne sürüldü.
ABD merkezli Axios haber platformuna konuşan adı açıklanmayan İsrailli yetkili, Trump'ın İran'a saldırıları yeniden başlatma kararı alması halinde bunun İsrail ordusuyla koordineli gerçekleştirileceğini belirtti.
“İSRAİL YÖNETİMİ VE ORDUSU YÜKSEK ALARM DURUMUNDA OLACAK”
İsrailli yetkili, Trump'ın hafta sonu söz konusu kararı alabileceğini, İsrail yönetimi ve ordusunun yüksek alarm durumunda olacağını öne sürdü.
İsrail devlet televizyonu KAN'ın ismi açıklanmayan İsrailli yetkililere dayandırdığı haberine göre, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ile geçen hafta görüşen İsrailli üst düzey askeri yetkililer, Tel Aviv yönetiminin İran'a saldırıların yeniden başlatılmasını istediği mesajını iletti.
Görüşmelerde İran'ın özellikle yakıt ve enerji tesislerine saldırı ihtimalinin de ele alındığı belirtilen haberde, saldırılarla İran'ın müzakerelerde nükleer programını sonlandırmayı kabul etmesinin hedeflendiği kaydedildi.
İsrail'de bu senaryoya ilişkin özellikle İran'da olası misillemelere karşı hazırlıkların yapıldığı bildirildi.
TRUMP’IN ÖNÜNDEKİ 2 SEÇENEK
Çin ziyareti sonrası İran'a ilişkin karar vermesi beklenen Trump’ın önünde yeniden saldırı veya Hürmüz Boğazı'nda mahsur kalan ticari gemilerin çıkarılmasına ilişkin "Özgürlük Projesi"ni yeniden başlatmak olmak üzere iki seçeneğin bulunduğu öne sürüldü.
Haaretz'e konuşan İsrailli yetkililer ise Tel Aviv'de olağanüstü alarm durumu olmamasına rağmen gelecek günlerde saldırıların yeniden başlaması olasılığının bulunduğunu savundu.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, perşembe yaptığı açıklamada, "İran'daki görevimiz sona ermedi, yakında harekete geçmemizin gerekebileceği ihtimaline karşı hazırlıklıyız." ifadesini kullanmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump: İran'da nükleer silah olmaması ve Hürmüz'ün açık olması konusunda Şi Cinping ile aynı fikirdeyiz

Pekin ziyaretini sürdüren ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda eski İran'ı hedef aldı.
Kendi döneminde hem Venezuela'da hem de İran'da "askeri olarak zaferler kazandıklarını" iddia eden ABD Başkanı, İran'ı askeri açıdan "yok etmeye" devam edeceklerini belirtti.
Trump, "Artık ABD, dünyanın en gözde ülkesi ve umarım Çin'le ilişkilerimiz her zamankinden daha güçlü ve iyi olacaktır." ifadelerini kullandı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Amiral Brad Cooper, ABD ve İsrail'in hava saldırıları sonucu İran'ın askeri yeteneklerinin önemli ölçüde zayıflatıldığını ancak Tahran'ın, Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü elinde tutmaya devam ettiğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD'nin saldırı tehditlerine ilişkin, "40 gün boyunca bizimle savaştılar ve sonucu gördüler. İran'a saygılı bir şekilde konuşanlar aynı dilde karşılık alacaklardır." dedi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Amiral Brad Cooper, ABD ve İsrail'in hava saldırıları sonucu İran'ın askeri yeteneklerinin önemli ölçüde zayıflatıldığını ancak Tahran'ın, Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü elinde tutmaya devam ettiğini belirtti.
Cooper, ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) Komutanı Orgeneral Dagvin Anderson ile Senato Silahlı Hizmetler Komitesi tarafından düzenlenen "İran ile yaşanan çatışma ve Afrika'daki askeri hazırlık durumu" başlıklı oturumunda konuştu. Oturumdaki açılış konuşmasında Cooper, ABD ve İsrail tarafından İran'ın silah üretim tesislerine yönelik 1450'den fazla saldırı düzenlendiğini belirterek, bu saldırılarla İran'ın balistik füze, insansız hava aracı (İHA) ve deniz sanayi üssünün yüzde 85'inden fazlasına zarar vererek imha ettiklerini savundu.
Cooper, senatörlere, İran'ın donanmasını yeniden inşa etmesinin "bir nesil" alacağını ve insansız hava aracı ve füze üretiminin toparlanmasının da yıllar süreceğini söyledi. ABD ve İsrail'in hava saldırıları sonucu İran'ın askeri yeteneklerinin önemli ölçüde zayıflatıldığını öne süren Cooper, ancak Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü elinde tutmaya devam ettiğini belirtti. Cooper, "İran'ın boğazlar üzerinden ticareti durdurma yeteneği önemli ölçüde azaldı ancak sesleri çok yüksek ve bu tehditler, ticaret sektörü ve sigorta sektörü tarafından açıkça duyuluyor." şeklinde konuştu. ABD kuvvetlerinin İran'ın 8 bin deniz mayınından oluşan envanterinin yüzde 90'ından fazlasını imha ederek boğazda konuşlandırılmalarını engellediğini savunan Cooper, bununla birlikte İran'ın hala gemileri tehdit edebilecek bazı yeteneklere sahip olduğunu ifade etti. Cooper, bir soru üzerine, ABD'nin askeri olarak Hürmüz Boğazı'nı yeniden açma seçeneğine sahip olduğunu ancak bunun politika yapıcıların vereceği bir karar olduğunu söyledi. İran ile ilgili çatışmanın daha ne kadar süreceği sorusuna ise Cooper, ABD donanmasının İran limanlarına uyguladığı abluka ve geçen hafta yaşanan karşılıklı ateş açmalara rağmen, 7 Nisan'da varılan ateşkesin hala yürürlükte olduğunu belirtti. Cooper, Amerikan birliklerinin bölgeden ne zaman çekilmeye başlanabileceğine dair ise herhangi bir zaman çizelgesi sunmadı. Michigan Senatörü Demokrat Elissa Slotkin'in, Çin ve Rusya'nın İran'a istihbarat verip vermediği konusundaki bir sorusunu ise Cooper, bu konunun gizli bir ortamda tartışılması gerektiğini söyleyerek yanıt vermedi. Virginia'dan Demokrat Senatör Tim Kaine de oturumda, Senato Silahlı Hizmetler Komitesinin, Adalet Bakanlığı Hukuk Müşavirliği Ofisi tarafından hazırlanan ve Başkan Donald Trump'ın İran'a karşı saldırı başlatma yetkisini haklı çıkaran görüşü görmediğini söyledi. Kaine, "Bizden 1,5 trilyon dolarlık bir bütçeyi finanse etmemiz isteniyor ancak Silahlı Kuvvetler Komitesi üyeleri olarak Adalet Bakanlığından bu savaşı haklı çıkaran ilgili görüşü görme talebimizi reddettiler. Eğer savaşın hukuki gerekçesini görmemize izin vermiyorlarsa, neyi saklıyorlar?" ifadelerini kullandı. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) yetkilileri, bu hafta ABD Kongresi üyelerine ABD/İsrail-İran savaşının maliyetinin geçen ayki 25 milyar dolardan 29 milyar dolara yükseldiğini bildirdiği ABD basınında yer almıştı.