İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD Başkanı Donald Trump'ın 3 gün önce "İran'ın petrol altyapısının havaya uçmasına 3 gün kaldı" yönündeki açıklamasına ilişkin, "3 gün geçti, hiçbir kuyu patlamadı" ifadesini kullandı.
Kalibaf, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan konuya ilişkin açıklama yaptı. Trump'ın 3 gün önce "İran'ın petrol altyapısının havaya uçmasına 3 gün kaldı" yönündeki açıklamasını anımsatan İran Meclis Başkanı, "3 gün geçti, hiçbir kuyu patlamadı. Bunu 30 güne uzatabilir ve kuyuyu burada canlı yayınlayabiliriz. Bu, ABD yönetiminin Bessent gibi kişilerden aldığı türden saçma bir tavsiyeydi. Aynı kişiler abluka teorisini de destekliyor ve petrolü 120 doların üzerine çıkardılar. Bir sonraki durak 140. Sorun teori değil, zihniyet." değerlendirmesinde bulundu. ABD Başkanı Donald Trump, 26 Nisan'da yaptığı konuşmada, ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı'ndaki ablukasının sürdüğünü ve bu faaliyetin başarılı sonuçlar ürettiğini söylemişti. Abluka nedeniyle İran'ın petrol altyapısının çökebileceğini savunan Trump, İran'ın petrol depolarının dolması ve kaynakları depolayacak yerlerinin bulunmamasının yol açacağı teknik sorunlar nedeniyle petrol boru hatlarında büyük yıkım oluşacağını belirterek "İran'ın petrol altyapısı havaya uçmadan önce yaklaşık 3 günü kaldı" ifadesini kullanmıştı.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile bölgedeki son gelişmeler hakkında fikir alışverişinde bulunuldu.
Resmi Telegram hesabından yapılan açıklamaya göre İran Dışişleri Bakanı Erakçi, Lübnan Meclis Başkanı Berri ve Kenya Dışişleri Bakanı Musalia Mudavadi ile ayrı ayrı telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Erakçi ile Berri görüşmesinde, bölgedeki son gelişmelerin ele alındığı belirtildi. Öte yandan, Erakçi'nin Kenyalı mevkidaşı Mudavadi ile yaptığı görüşmede ise Batı Asya'daki güvenlik durumu ile ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının bölge güvenliğine etkilerinin ele alındığı ifade edildi. Erakçi görüşmede, ABD-İsrail saldırıları nedeniyle Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda oluşan güvensizlik sorunlarına dikkati çekerek, Birleşmiş Milletler Şartı'nın korunması ve ABD'nin ihlallerinden dolayı hesap vermesi için uluslararası adımlar atılması gerektiğinin altını çizdi. Kenya Dışişleri Bakanı Mudavadi de, ülkelerin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi ve güç kullanımından kaçınılması gerektiğine işaret ederek, bölgede barışın sağlanması için diplomasinin önemini vurguladı.
Birleşmiş Milletler (BM), Lübnan'da 2 Mart'tan bu yana İsrail'in sağlık hizmetlerine yönelik 149 saldırı gerçekleştirdiğini, bu saldırılarda 100 kişinin öldüğünü, 233 kişinin yaralandığını bildirdi.
BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın toplantısında, Lübnan ile ilgili son gelişmeleri aktardı. BM insani yardım çalışanlarının, özellikle Lübnan'ın güney kesimindeki güvensizlik nedeniyle ülkedeki durumun kırılgan ve istikrarsız olmaya devam ettiği konusunda uyarıda bulunduğunu belirten Dujarric, dün Tayri bölgesindeki bir binaya düzenlenen 2 hava saldırısında 3 sivil savunma kurtarma görevlisinin öldüğünü söyledi. Dujarric, "Bu olay, acil durum ve insani yardım çalışanları da dahil olmak üzere sivillerin karşı karşıya kaldığı risklerin altını çiziyor." dedi. Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) göre, çatışmanın başlangıcından bu yana İsrail'in sağlık hizmetlerine yönelik 149 saldırı gerçekleştirdiğini bildiren Dujarric, bu saldırılarda 100 kişinin öldüğünü, 233 kişinin yaralandığını dile getirdi. Dujarric, sivillere, sivil altyapıya ve sağlık çalışanlarına yönelik saldırıların, uluslararası insani hukuka aykırı ve kabul edilemez olduğuna işaret ederek, tüm taraflara "yasalar kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirme" çağrısı yaptı.
İSRAİL, LİTANİ NEHRİ'NİN GÜNEYİNDE YAŞAYAN SAKİNLERE YENİ BİR TAHLİYE EMRİ VERDİ
Dujarric, bugün İsrail'in, Lübnan'da Litani Nehri'nin güneyinde 16 bölgeyi kapsayan alanda yaşayan sakinlere yeni bir tahliye emri verdiği bilgisini paylaştı. Zorla yer değiştirmelerden kadın ve çocukların orantısız şekilde etkilenmeye devam ettiğine dikkati çeken Sözcü, yerinden edilmelerde ailelerin psikolojik ve ekonomik zorlukların en ağır yükünü taşıdıklarını kaydetti. Dujarric, Lübnan'da artan insani yardım ihtiyacına rağmen fonlamaların yetersiz olduğunun altını çizerek, Lübnan Acil Yardım Çağrısı'na sadece 117 milyon dolardan biraz fazla para ulaştığını, bunun da ihtiyaç olan 308 milyon doların yalnızca yüzde 38'ine denk geldiğini bildirdi.
Kremlin Sarayı'ndan yapılan açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in ABD Başkanı Donald Trump ile görüştüğü ve liderlerin İran'ın nükleer programına ilişkin anlaşmazlıkları ele aldığı bildirildi.
İsrail ordusu, ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyindeki beldelere yönelik hava ve topçu saldırıları düzenlerken, işgal altındaki Bint Cubeyl bölgesinde yıkım faaliyetlerine devam etti.
İsrail ordusunun 17 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyindeki saldırıları sürüyor. Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail savaş uçakları akşam saatlerinde Zebkin, Cibal el-Butm, Yatir, Kefra, Tulin, Cumeycime, Safed el-Battih ve Ayn İbil bölgelerini hedef aldı. İsrail topçuları ise Sur kentine bağlı Mecdel Zun ve Mansuri beldelerini 155 milimetrelik ağır toplarla vurdu. Bint Cubeyl ilçesine bağlı Hırbet Selm beldesi ile Beyt Lif ve Sarbin beldelerinin çevresi de topçu atışlarının hedefi oldu. Öte yandan İsrail ordusunun, güneyde işgal ettiği bölgelerde yıkım faaliyetlerini sürdürdüğü belirtildi. NNA'nın haberinde, Bint Cubeyl kent merkezinde çok sayıda evin patlayıcılarla havaya uçurulduğu, altyapı ve konutlara yönelik şiddetli ve art arda patlamalar gerçekleştirildiği aktarıldı. Ayrıca İsrail güçlerinin Bint Cubeyl ilçesine bağlı Tayri ve Reşaf beldelerinin ormanlık alanlarında da patlatma ve yıkım faaliyetleri yürüttüğü ifade edildi. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Gazze Şeridi'nin Refah, Beyt Hanun kentleri ve diğer bölgelerinde yarattıkları yıkımın bir benzerini Lübnan'ın güneyinde gerçekleştireceklerini, "Gazze modelini" uygulayacaklarını söylemişti.
HİZBULLAH AÇIKLAMASI
Hizbullah ise Telegram kanalından yaptığı yazılı açıklamada, ateşkes ihlallerine karşılık, Lübnan'ın güneyinde işgal altındaki Bayyada beldesinde yerel saatle 19.00'da İsrail askerleri ve araçlarının 2 insansız hava aracıyla hedef alındığını duyurdu.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ve İsrail'in "deniz ablukası, medya propagandası, ekonomik baskı ve iç çatışma oluşturma" yoluyla ülkeyi içeriden çökertmeyi amaçladığını söyledi.
İran resmi haber ajansı IRNA, Kalibaf'ın konuya ilişkin yaptığı konuşmayı yayımladı. İran Meclis Başkanı, "Düşman yeni bir aşamaya girmiştir. Deniz ablukası, medya üzerinden algı oluşturma, ekonomik baskı ve ülke içinde ayrılık çıkarmayı devreye sokarak bizi içeriden zayıflatmayı ve hatta çökertmeyi hedefliyor." dedi. ABD Başkanı Donald Trump'ın ülkeyi "sertlik yanlıları ve ılımlılar" diye ikiye ayırarak ardından deniz ablukası, ekonomik baskı ve iç ayrışma yoluyla teslim almaya çalıştığına işaret eden Kalibaf, şu ifadeleri kullandı: "Bu yeni komploya karşı tek çözüm birlik ve beraberliği korumaktır. Başından beri tüm düşman planlarını boşa çıkaran şey toplumsal birliktir ve bugün bu daha da önemlidir. Ayrılık çıkaracak her hareket, düşmanın planının bir parçası olacaktır." Birliğin ülke lideri Mücteba Hamaney merkezli olduğuna işaret eden Kalibaf, askeri ve siyasi yetkililer arasında tam bir birlik içinde çalışmaların yürütüldüğünü kaydetti.
ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın nükleer programıyla ilgili ABD'nin endişelerinin giderildiği bir anlaşma kabul edilene kadar bu ülkeye yönelik deniz ablukasını devam ettireceğini söyledi.
Amerikan Axios haber platformuna telefonla röportaj veren ABD Başkanı Trump, İran'la olası anlaşma sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Trump, İran'ın kendilerine yaptığı "önce Hürmüz Boğazı'nın açılması, nükleer anlaşmanın sonraya bırakılması" yönündeki son öneriyi kabul etmediklerini dile getirdi. İran limanlarına yönelik deniz ablukasının süreceği mesajını veren Trump, "İranlılar anlaşmak istiyorlar. Ablukayı sürdürmemi istemiyorlar. Ben (ablukayı kaldırmak) istemiyorum çünkü onların nükleer silaha sahip olmasını istemiyorum." değerlendirmesini yaptı. Trump, nükleer silahla ilgili ABD'nin endişelerini gideren bir anlaşmayı İran kabul edene kadar bu ülkeye yönelik deniz ablukasının süreceğini belirtti. İran'ın limanlarına yönelik ablukanın "bombalamaktan" daha etkili olduğunu düşündüğünü aktaran ABD Başkanı, "Tıkanmış domuz gibi boğuluyorlar. Durum onlar için daha da kötüye gidecek. Nükleer silaha sahip olamazlar." ifadelerini kullandı. Trump, İran'a yönelik deniz ablukasının Tahran'ın petrol stokları üzerinde ciddi baskı yarattığını ve bu ülkenin her gün ciddi bir ekonomik kayba uğradığını savunarak, İran'ın bu durumu sürdüremeyeceğini ve anlaşmak istediğini savundu.
İran resmi ajansı IRNA'ya göre İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar ve Polonya Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Arakçi'nin her iki Bakan ile görüşmesinde ateşkes süreci, ikili ilişkiler, bölgesel ve uluslararası gelişmelerin masaya yatırıldığı kaydedildi.
İran'ın başkenti Tahran'da bir kez daha yeni lider Mücteba Hamaney'e bağlılık için yürüyüş töreni düzenlendi
Tahran'da Hamaney'e bağlılık yürüyüşü gerçekleştirildi. İmam Hüseyin Meydanı'ndan başlayıp Azadi Meydanı'na kadar uzanan yürüyüşe ellerinde bayraklarla on binlerce İranlı katıldı. Yürüyüş sırasında ABD ve İsrail aleyhine sloganlar atılırken ABD Başkanı Donald Trump'ın karikatürlerinin yer aldığı dövizler taşındı. Özellikle İmam Hüseyin Meydanı'nda kurulan sahnede askeri kıyafet giyen çocuklar askeri marşlar okudu. Yürüyüşün gerçekleştirildiği caddelerde zaman zaman füze maketlerinin olduğu görüldü. Yeni lidere bağlılık sloganlarının da atıldığı yürüyüş sırasında İmam Rıza'nın doğum yıldönümü de kutlandı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın duyurduğu "Trump sınıfı" ilk savaş gemisinin maliyetinin 17 milyar doların üzerinde olacağı iddia edildi.
Geçen hafta görevinden ayrılan ABD Donanma Sekreteri John Phelan, gazetecilere yaptığı açıklamada, yeni gemilerin maliyetlerini "rasyonelleştirmeye başlayacaklarını" bildirmişti.
İki farklı tedarikçiyle görüştüklerini aktaran Phelan, maliyet hesaplamalarının "tersanelerdeki kapasitelere bağlı olacağını" belirterek, "Sanayiye sektörüne baskıyı hafifletmenin birkaç farklı yolunu inceliyoruz." demişti.
Donanma Sekreteri Phelan, 23 Nisan'da görevinden ayrılmıştı.
İsrail ordusunun 2 Mart'tan bu yana Lübnan'a gerçekleştirdiği saldırılarda can kaybı 42 artarak 2 bin 576'ya yükseldi.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in 2 Mart'tan sonra düzenlediği saldırılara ilişkin ölü ve yaralı sayısını paylaştı. Buna göre, geride kalan sürede İsrail saldırılarında ölenlerin sayısı 2 bin 576'ya, yaralı sayısı 7 bin 962'ye ulaştı. Söz konusu sürede İsrail saldırıları nedeniyle 16 hastanenin zarar gördüğü ve toplam 103 sağlık çalışanının öldüğü kaydedildi. Bakanlık, dünkü açıklamasında 2 Mart'tan bu yana İsrail saldırılarında 2 bin 534 kişinin hayatını kaybettiğini bildirmişti. Ancak kaydedilen artışın, sadece son 24 saatteki İsrail saldırılardan mı yoksa önceki saldırılarda ağır yaralanan ya da enkazdan sonradan çıkarılan kişilerden mi kaynaklandığına ilişkin bilgi paylaşılmamıştı.
Pakistan'ın, ABD ile İran arasında çözüm bulmak amacıyla "arka kanal diplomasisi" yoluyla yeni formüller üzerinde çalıştığı iddia edildi.
onu hakkında bilgi sahibi kaynakların AA muhabirine verdiği bilgiye göre, ABD ve İran, Pakistan üzerinden karşılıklı formüller ileterek bir uzlaşı zemini ararken, Pakistan çözüm amacıyla "arka kanal diplomasisi" yoluyla yeni formüller üzerinde çalışıyor. Mevcut temasların ağırlıklı olarak Hürmüz Boğazı'ndaki durum ve İran'ın nükleer programı etrafında yoğunlaştığını ifade eden kaynaklar, Pakistan'ın özellikle taraflar arasında bir "orta yol" bulmaya odaklandığını, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile Genelkurmay Başkanı Asım Munir'in de arka kanal diplomasisi sürecine bizzat dahil olduğunu aktardı. Kaynaklara göre, İran'ın tutumu, nükleer programı yerine Hürmüz Boğazı meselesinin ilk aşamada ele alınması gerektiği yönünde. Ancak ABD tarafı bu öneriye katılmıyor ve her iki meselenin de ele alındığı ortak bir anlaşma istiyor.
Buna rağmen kaynaklar, ABD Başkanı Donald Trump'ın danışmanlarıyla İran'ın teklifini değerlendirmeye devam ettiğini söyledi. Kaynaklar, İran'ın enerji tedarikindeki aksaklıkların, başta ABD ve Avrupa olmak üzere savaşa karşı artan muhalefet ile Trump'a yönelik destek oranlarındaki düşüşün, savaşın yeniden başlamasının önündeki başlıca engeller olduğunu düşündüğünü belirtti. Tarafların sert açıklamalarına rağmen mevcut ateşkesin devam edeceği görüşünü paylaşan kaynaklar, taraflar arasında "sinirleri zorlayan bir oyun oynandığı" yorumunu yaptı ve her iki tarafın da kendi iç kamuoyunu tatmin etmek zorunda olduğunu kaydetti.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun önümüzdeki hafta ABD'yi ziyaret edeceği yönündeki haberler yalanlandı.
İsrail Başbakanlık Ofisi'nden yapılan açıklamada, Netanyahu'nun ABD'ye gitmesinin beklenmediği belirtildi. Açıklamada, "Başbakan Netanyahu'nun önümüzdeki hafta ABD'ye gitmesi beklenmiyor; ancak dostu Başkan (Donald) Trump ile sık sık görüşüyor." ifadelerine yer verildi. Netanyahu hükümetine yakın Israel Hayom gazetesi, Netanyahu'nun önümüzdeki hafta İsrail-Lübnan ateşkesi ve İran konularını ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmek üzere Washington'a gitmesinin beklendiğini ileri sürmüştü.
İsrail ordusunun ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyindeki beldelere düzenlediği saldırılarda 5 kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi.
İsrail ordusunun 17 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkese rağmen Lübnan'daki saldırıları sürüyor. Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail'in güneydeki Sur kentine bağlı Hinniye beldesine düzenlediği saldırısında Şevki Diyab ailesinden bir çocuk ile anne ve babası hayatını kaybetti. Sağlık Bakanlığı, Coya beldesine yapılan hava saldırısında ise 2 kişinin öldüğünü, 5'i çocuk 22 kişinin yaralandığını açıkladı. İsrail ordusu sabah saatlerinden bu yana Lübnan'ın güneyinde çok sayıda beldeye hava saldırıları düzenlemişti.
Hizbullah'tan yapılan açıklamada İsrail'in ateşkes ihlallerine karşılık dün Kantara beldesinde İsrail askerlerinin ve 2 Merkava tankının hedef alındığı bildirildi.
ABD merkezli Axios internet sitesinin haberine göre, Donald Trump yönetimi ve Kongrenin Cumhuriyetçi üyeleri, ülkede giderek yükselen yakıt fiyatlarının neden olacağı siyasi itibar kaybına karşı hazırlık yapıyor.
Axios'a konuşan ve konuyla ilgili bilgi sahibi kaynaklar, Trump'ın ve diğer üst düzey hükümet yetkililerinin dün Beyaz Saray'da petrol ve doğal gaz firmalarının yöneticileriyle görüştüğünü söyledi.
Görüşmede, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşın yol açtığı enerji krizinin ele alındığını aktaran kaynaklar, toplantıda Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner'ın da bulunduğunu dile getirdi.
ABD'li enerji şirketi Chevron'dan bir sözcü, firmanın üst yöneticisi (CEO) Mike Wirth'ün de toplantıda yer aldığını açıkladı.
Beyaz Saray'dan bir yetkili de konuya ilişkin açıklamasında, Trump'ın enerji sektörüyle "yurt içi ve uluslararası enerji piyasalarıyla ilgili" sık sık temasa geçtiğini ifade etti.
Petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sevkiyatında kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nda, ABD/İsrail-İran Savaşı'nın başlamasından bu yana yaşanan gerilimler, enerji arzına ilişkin endişeleri artırarak özellikle petrol ve doğal gaz fiyatlarını artırdı.
Hindistan hükümeti, Hürmüz Boğazı üzerinden gemi geçişi konusunda İran ile görüşmelerin devam ettiğini bildirdi.
Ulusal basındaki haberlere göre, Hindistan Limanlar, Denizcilik ve Su Yolları Bakanlığı yetkilisi Mukesh Mangal, konuya ilişkin gazetecilere açıklama yaptı.
“HİNDİSTAN ÇABA GÖSTERİYOR”
Hürmüz Boğazı'ndan gemi geçişi konusunda Yeni Delhi ile Tahran yönetimleri arasında iki ülke Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla görüşmeler yapıldığını belirten Mangal, "Gemilerin o bölgeden geçişini sağlamak için önde gelen ülke bizdik. Hindistan çaba gösteriyor." ifadesini kullandı.
ABD'nin deniz ablukası sonrası Japonya'ya ait bir geminin bu hafta içi bölgeden geçişine izin verilmesi konusunun hatırlatılması üzerine Mangal, "Bu sadece Japonya'ya özgü bir durum değil, tüm ülkeler bunu deniyor. Biz de deniyoruz." dedi.
Orta Doğu'daki çatışmalar kaynaklı küresel enerji arzının olumsuz etkilenmesi sonrası Hindistan, bu ay başında 7 yıl sonra ilk kez İran'dan petrol alımlarına yeniden başladığını duyurmuştu.
Beyaz Saray Basın Sözcüsü Anna Kelly, ABD medyasına İran ile nükleer anlaşma sağlanmasına yönelik açıklamalarda bulundu.
Sözcü Kelly, "ABD'li müzakereciler, liderlik durumunu çözmekte zorlanan İranlılarla görüşmeye devam ediyor. Aceleyle kötü bir anlaşma yapmayacağız. Başkan (Trump), yalnızca ABD'nin ulusal güvenliğini önceliklendiren bir anlaşmaya imza atacak. İran'ın asla nükleer silaha sahip olamayacağı konusunda net bir duruş sergiledi" ifadelerini kullandı.
Fransa’da Hükümet Sözcüsü Maud Bregeon, Bakanlar Konseyi toplantısı hakkında basına açıklama yaptı. Buna göre, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron toplantıda akaryakıt fiyatlarındaki artışı ele aldı.
Orta Doğu'da "oldukça belirsiz" jeopolitik durum karşısında bakanlardan, akaryakıt fiyatlarındaki artıştan en çok etkilenen sektörlerin temsilcileriyle temasları sürdürmesini isteyen Macron, sektör bazlı yardımlar dahil yeni çözümler bulunması talimatı verdi.
Dawn gazetesinin haberine göre, kabine toplantısında konuşan Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, nisan başında Pakistan'ın başkenti İslamabad'da düzenlenen ABD-İran görüşmelerinin 21 saat sürdüğünü ve Pakistan'ın sürece perde arkasında aktif katkı sağladığını aktardı.
Orta Doğu'daki gerilimi azaltmak için diplomatik çabalarının devam ettiğini vurgulayan Şerif, "Barış için çabalarımız kesintisiz şekilde sürüyor ve sürecek." dedi.
Şerif, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir, Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ve İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi'nin sürece yönelik katkılarını da takdir ettiğini söyledi.
Orta Doğu'daki krizin ekonomik etkilerine değinen Şerif, artan petrol fiyatlarının küresel baskıları artırdığını ve ülkece zorlu bir süreçten geçtiklerini kaydetti.
Şerif, ABD/İsrail-İran Savaşı öncesinde haftalık yaklaşık 300 milyon dolar olan petrol maliyetinin 800 milyon dolara yükseldiğini, yakıt tüketiminin son haftalara kıyasla azaldığını belirtti.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, başkent Berlin'de gazetecilerin sorularını yanıtladı.
ABD ile ilişkilerin son dönemde sertleştiği yönündeki eleştirilere değinen Merz, "Amerikan Başkanı ile benim aramdaki kişisel ilişki, en azından benim açımdan değişmedi, iyi durumda." dedi.
Merz, İran'daki çatışmalara ilişkin başından beri şüpheleri olduğunu vurguladı.
Özellikle Hürmüz Boğazı'nın kapanma ihtimalinin Avrupa ekonomisi ve enerji tedariki üzerinde ciddi etkiler yarattığını belirten Merz, "Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının sonuçlarından ciddi şekilde muzdarip durumdayız." diye konuştu.
Merz, transatlantik ilişkilerin sürdüğüne işaret ederek, tarafların hala iyi iletişim halinde olduğunu bildirdi.
Bir soru üzerine koalisyon hükümetinde zaman zaman yaşanan gerilimlere değinen Merz, tartışmalara rağmen hükümetin harekete geçme kapasitesine sahip olduğunu ifade etti.
Fransa Savunma Bakanı Catherine Vautrin X sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, "Fransa'nın Lübnan'da tek bir amacı vardır: Kalıcı barış ve istikrarı sağlamak için Lübnan halkının ve devletinin yanında olmak." ifadelerini kullandı.
Bakan Vautrin, Lübnan'daki "tüm taraflardan" ateşkese saygı duymalarını ve bu ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünü korumalarını istedi.
Hizbullah'ın "Lübnan'ı savaşa sürükleyerek kabul edilemez bir hata yaptığını" savunan Vautrin, Hizbullah'ın silahsızlanma sürecinin uluslararası toplumun desteği ile Lübnanlılar tarafından izlenmesi gerektiğini belirterek, İsrail'e Lübnan topraklarından çekilmesi çağrısı yaptı.
İsrail ordusunun 17 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkese rağmen Lübnan'daki saldırıları sürüyor.
Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail'e ait insansız hava araçları (İHA) Nebatiye'nin Bint Cubeyl ilçesine bağlı Kefre beldesini hedef aldı, savaş uçakları ise aynı ilçedeki Tayri beldesini vurdu.
İsrail'e ait bir helikopterden işgal altındaki Bint Cubeyl'de makineli silahlarla ateş açıldığı, bir İHA'nın da Kalavay ile Burc Kalavay beldeleri arasındaki bölgeyi hedef aldığı, saldırılarda can kaybı yaşanmadığı belirtildi.
Lübnan'ın güneyinde hedef alınan beldeler, İsrail'in işgal ettiği alanların dışında yer alıyor.
Yedioth Ahronoth gazetesi, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın, İsrail'de iktidardaki Likud partisinin ABD'li destekçileriyle toplantısında, kapalı kapılar ardında yaptığı konuşmaların kaydına ulaştı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın ve savaş öncesinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun açıklamalarının aksine Haziran 2025'teki 12 gün savaşından sonra Tahran yönetiminin uranyum zenginleştirme faaliyetlerine tekrar başlamadığını söyleyen Saar, İran'a nükleer programını yer altına taşıma niyetinden dolayı saldırdıklarını savundu.
Saar, İsrailli yetkililerin bu yöndeki açıklamalarına rağmen Tahran yönetimini devirmenin öncelikli hedefleri olmadığını, bunun İran halkının elinde olduğunu ileri sürdü.
İran'ın savaşın yeniden başlamasını istemediğini belirten Saar, yeni saldırılar konusunda ABD Başkanı Trump ile anlaşmazlıklar yaşadıkları itirafında bulundu, buna karşın "büyük resimde" aynı görüşte olduklarını iddia etti.
İsrail Dışişleri Bakanı, Amerikan askeri yardımına bağımlılığı azaltma konusunda bunun hızla gerçekleşebileceğini öne sürdü.
BATI ŞERİA'YI İLHAK ADIMI ATILMAYACAK
İşgal altındaki Batı Şeria'nın İsrail'e ilhak edilmesi meselesine de değinen Saar, Trump'ın buna karşı çıkması nedeniyle böyle bir adım atmayacaklarını kaydetti.
Saar, "Batı Şeria'nın ilhakı için yalnızca ABD ile koordinasyon içinde hareket etmemiz gerekir. Şimdilik, bildiğiniz gibi, Başkan Trump bunu desteklemiyor." ifadelerini kullandı.
Böyle bir adımın İsrail'i yalnızlaştıracağını dile getiren Saar, Filistin devletinin kurulmaması gerektiğini savundu.
ABD ordusu, dün İran ile bağlantılı olduğu düşünülen bir gemiye baskın yaptı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada, "ABD Deniz Piyadeleri'ne bağlı 31. Deniz Seferi Birliği, Arap Denizi'nde (Umman Denizi) İran'a gitmeye çalıştığından ve ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasını ihlal ettiğinden şüphelenilen M/V Blue Star III adlı ticari gemiye çıktı. ABD güçleri, arama yaptıktan ve geminin seferinin İran limanına olmadığını doğruladıktan sonra gemiyi serbest bıraktı" denildi.
Açıklamada, "ABD güçleri, Orta Doğu genelinde faaliyet göstermeye ve ablukayı uygulamaya devam ediyor. Şu ana kadar, kurallara uyumu sağlamak amacıyla 39 geminin rotası değiştirildi" ifadeleri kullanıldı.
Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'ya göre, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Görüşmede, bölgesel ve uluslararası gelişmeler ile taraflar arasındaki iş birliği alanları ve ortak öneme sahip konular değerlendirildi.
İsrail ordu radyosunun haberine göre, İsrail ordusu Hizbullah'ın Lübnan'da saldırılar düzenlediği patlayıcı yüklü dronlara karşı bir dizi önlem aldı.
İsrail Meclisinde ordudan temsilcilerin de katılımıyla Hizbullah'ın dron saldırılarına karşı planlanan önlemler görüşüldü.
Alınan önlemler arasında "özel dürbünler ve şarapnelli mühimmatlar aracılığıyla İsrail askerlerinin kişisel silahlarını dronları etkisiz hale getirebilecek şekilde artırma" yer aldı.
Ayrıca, Hizbullah'ın helikopterleri tespit etme ve saldırı düzenleme ihtimalini en aza indirmek için yaralıların tahliyesinde Lübnan topraklarında helikopter iniş sürelerinin mümkün olduğunca kısaltılması kararı alındı.
İsrail'in Haaretz gazetesinin haberinde, Lübnan'ın güneyinde Hizbullah'ın saldırılar için kullandığı tespit edilmesi zor olan fiber optik bağlantılı FPV dronların İsrail ordusunu zor duruma düşürdüğü belirtilmişti.
İran resmi haber ajansı IRNA'nın Sistan-Beluçistan eyaleti polis teşkilatının açıklamasına dayandırdığı haberine göre, sabah saatlerinde kimliği henüz belirlenemeyen silahlı bir grup Zahidan kentinde devriye görevindeki polis memurlarına ateş açtı.
Saldırıda Muhammed Rıza Nizamdust adlı bir polis hayatını kaybetti, 3 polis ise yaralandı.
Saldırganların yakalanması için çalışmaların devam ettiği aktarıldı.
ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social sosyal medya hesabından yaptığı fotoğraflı paylaşımda, “İran bir türlü işleri yoluna koyamıyor. Nükleer silahsızlanma anlaşması imzalamayı bilmiyorlar. Bir an önce akıllanmaları gerek” ifadelerini kullandı.

Reuters haber ajansı 2 ABD'li yetkili ve konuyla ilgili bilgi sahibi bir kişiye dayandırdığı haberinde, ABD istihbarat teşkilatlarının üst düzey yönetim yetkililerinin talebi üzerine Beyaz Saray için "siyasi bir yük" haline gelen savaşta tek taraflı zafer ilan etmesi durumunda İran'ın nasıl tepki vereceğini incelediğini aktardı.
Kaynaklardan biri, şubat ayında saldırıların başlamasının ardından istihbarat teşkilatlarının, ABD Başkanı Donald Trump'ın zafer ilan etmesi ve ABD'nin bölgedeki güçlerini geri çekmesi durumunda "İran'ın bunu muhtemelen bir zafer" olarak göreceğini değerlendirdiğini söyledi.
Kaynak, Trump'ın ABD'nin savaşı kazandığını, ancak bölgede yoğun asker varlığını sürdürdüğünü söylemesi durumunda İran'ın bu durumu muhtemelen bir "müzakere taktiği" olarak göreceğini, ancak bunun savaşın sonuna yol açacak bir durum olmayacağını belirtti.
Beyaz Saray'dan bir yetkili Trump'ın üzerinde savaşı bitirme yönünde oluşan iç baskının "çok büyük" olduğunu ifade etti.
Diğer bir kaynağa göre İran'ın askeri ve siyasi liderlerine yönelik yeni hava saldırıları da dahil olmak üzere çeşitli askeri seçenekler resmen masada kalmaya devam ediyor.
Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin konuya aşina ABD'li yetkililere dayandırdığı haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump, İran yönetimini nükleer programından geri adım atmaya zorlamak amacıyla ülkenin petrol gelirlerini ve ekonomik kaynaklarını hedef alan baskıyı sürdürme kararı aldı.
Yetkililer, Trump'ın, Tahran'ı uzun süredir reddettiği nükleer tavizleri kabul etmeye zorlamak amacıyla danışmanlarına İran'a yönelik uzun süreli bir abluka için hazırlık yapma talimatı verdiğini belirtti.
Trump'ın yeniden hava saldırılarına başlama ya da çatışmadan tamamen çekilme seçeneklerini, mevcut ablukayı sürdürmeye kıyasla daha riskli bulduğuna işaret eden yetkililer, Başkanın son görüşmelerde İran'a ait limanlara yönelik deniz trafiğini kısıtlayarak petrol ihracatını baskı altında tutmayı tercih ettiğini aktardı.
Haberde, Trump'a yakın bazı isimlerin Tahran üzerindeki baskının sürdürülmesini önerdiği, bazı isimlerin ise Hürmüz Boğazı'nın kapanması ya da savaşın derinleşmesinin ekonomi ve siyasi açıdan risk oluşturmasından endişe duyduğunu belirttiği aktarıldı.
Lübnan resmi haber ajansı NNA'ya göre, İsrail ordusu gece saatlerinde Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye kentine bağlı Cibşit beldesinin El-Cebel Mahallesi'nde "Behçet" ailesinin yaşadığı binayı bombaladı.
Yıkılan binanın enkazından aynı aileden biri çocuk 5 kişinin cansız bedeni çıkarıldı.
Sivil savunma ekiplerinin gece boyunca enkaz kaldırma çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi.
İSRAİL ORDUSU SUR'DA EVLERİ HAVAYA UÇURDU
İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki Sur kentinin Şema ve Nakura beldelerinde de evleri havaya uçurdu.
Patlama sesleri Sur'un birçok beldesinden duyulurken, İsrail'e ait insansız hava araçlarının (İHA) kentin sahil kesiminde uçuşlarını sürdürdüğü aktarıldı.
İsrail ordusu, Nebatiye'nin Bint Cubeyl ilçesine bağlı Hanin beldesine sabah saatlerinde hava saldırıları düzenledi. Saldırılar nedeniyle bölgedeki altyapı, binalar ve elektrik şebekelerinde ciddi hasar oluştu.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran'a yönelik düzenlenen Ekonomik Öfke Operasyonu'na dair açıklamada bulundu.
Bessent, "Hazine Bakanlığı, Ekonomik Öfke Operasyonu kapsamında İran'ın uluslararası gölge bankacılık altyapısını, kripto para erişimini, gölge filosunu, silah tedarik ağlarını, bölgedeki vekillerine sağlanan finansmanı ve İran'ın petrol ticaretini destekleyen bağımsız Çin merkezli çaydanlık olarak adlandırılan petrol rafinerilerini hedef almıştır. Bu eylemler, terörizmi finanse etmek için kullanılacak on milyarlarca dolarlık geliri kesintiye uğratmıştır" dedi.
"HARK ADASI DEPOLAMA KAPASİTESİNİN SINIRINA ULAŞACAK"
ABD Başkanı Donald Trump'ın maksimum baskı kampanyası kapsamında İran'da enflasyonun iki katına çıktığını ve para biriminin hızla değer kaybettiğini aktaran Bessent, "İran'ın başlıca petrol ihracat terminali olan Hark Adası, yakında depolama kapasitesinin sınırına ulaşacak" ifadelerini kullanarak, "Bu durum rejimi petrol üretimini azaltmaya zorlayacak, günlük yaklaşık 170 milyon dolarlık ek gelir kaybına yol açacak ve İran'ın petrol altyapısına kalıcı zarar verecektir" dedi.
ABD Hazine Bakanlığı'nın İran'a yönelik azami baskı uygulamaya devam edeceğini belirten Bessent, "Tahran'a yasadışı para akışını kolaylaştıran herhangi bir kişi, gemi veya kuruluş, ABD yaptırımlarına maruz kalma riskiyle karşı karşıya kalacak" dedi.
İngiltere Kralı 3. Charles’ın ABD Kongresi'ndeki hitabının ardından onuruna verilen yemekte konuşan ABD Başkanı Donald Trump, Orta Doğu'daki duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Trump, ABD'nin "Orta Doğu'da çalışma yürüttüğünü" belirterek, durumun çok iyi gittiğini savundu.
İran'ın askeri olarak yenildiğini ileri süren Trump, ABD'nin İran'ın herhangi bir nükleer kapasiteye sahip olmasına karşı olduğunun altını çizdi.
"RAKİBİ ASKERİ OLARAK MAĞLUP ETTİK"
Trump, "O rakibi askeri olarak mağlup ettik. Ve o rakibin bir daha asla nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceğiz. Charles benimle bu konuda benden daha da fazla hemfikir." ifadelerini kullandı.
Kral Charles'ı, Kongre'deki konuşması için tebrik eden Trump, "Demokratları ayağa kalkmaya ikna etti. Ben bunu hiç başaramamıştım. İnanamadım. Aslında, onu herhangi bir Cumhuriyetçi veya Demokrat'tan daha çok sevdiler." dedi.
Trump, iki ülke arasında "ebedi ve olağanüstü" bağ olduğunu, tarihin "Amerikan vatanseverliği ve İngiliz gururunun birleşiminden daha güçlü bir güç görmediğini" belirtti.
ABD Başkanı Trump, "Amerika'da başlayan Britanya İmparatorluğu elbette burada sona ermedi. Britanya Adaları'nın evlatları, daha önce hiçbir ulusun yapmadığı kadar çok ülke kurdular ve daha fazla medeniyet yaydılar. Güneşin asla batmadığı İngilizce konuşulan bir dünya inşa ettiler ve özgür insanların her zaman örnek alacağı bir model oluşturdular." diye konuştu.
ABD Başkanı Donald Trump, Almanya Başbakanı Friedrich Merz'in ABD'ye yönelik eleştirilerine cevap verdi. Trump, "Almanya Başbakanı Friedrich Merz, İran'ın nükleer silaha sahip olmasının sorun olmadığını düşünüyor. Ne hakkında konuştuğunu bilmiyor. İran'ın nükleer silahı olsaydı tüm dünya rehin alınmış olurdu. Şu an İran'la diğer ulusların ya da başkanların çok önce yapması gereken şeyi yapıyorum. Almanya'nın hem ekonomik hem de diğer alanlarda bu kadar kötü durumda olması şaşırtıcı değil" dedi.
MERZ TRUMP’I ELEŞTİRMİŞTİ
Merz, dün iki farklı açıklamasında ABD'yi İran üzerinden eleştirmişti. Merz, ilk açıklamasında, "ABD, İran yönetimi tarafından aşağılanıyor, küçük düşürülüyor" ifadelerini kullanmıştı. İkinci açıklamasında ise Merz, ABD ve İsrail'i İran konusundaki tutumları nedeniyle hayal kırıklığına uğradığını belirtmiş, "Evet bu konuda artık hayal kırıklığına uğradım ve bunun nedeni çok basit. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, en başından beri bu sorunun birkaç gün içinde çözüleceğini varsaymışlardı ve bugün anlamamız gereken şey, sorunun çözülmediğidir" demişti.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Hizbullah'ın Lübnan'ın güneyindeki Bint Cubeyl ilçesine bağlı Aytarun beldesinde yıkım çalışmaları yürüten ekibe insansız hava aracıyla (İHA) saldırı gerçekleştirdiği bildirildi.
Saldırıda, beldede ağır iş makinesiyle yıkım faaliyetleri yürüten İsrailli bir çalışanın öldüğü belirtildi.
İsrail'in kuzeyinde yer alan Safed kentindeki Ziv Hastanesi ise ölen çalışanının oğlunun da saldırıda hafif yaralandığını açıkladı.
İsrail ordusu, ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyinde işgal ettiği bölgelerde evleri yıkmaya devam ediyor.
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, Mecdel Zun beldesinde sivil savunma ekiplerinin İsrail tarafından hedef alınmasının "yeni bir savaş suçu" olduğunu kaydetti.
Başbakan Selam, X sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı yazılı açıklamada, Lübnan'ın güneyinde yer alan Mecdel Zun beldesinde sivil savunma unsurlarının insani görevlerini yerine getirirken hedef alınarak hayatını kaybetmesinin, uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlalini teşkil ettiğini ifade etti.
Selam, hükümetin İsrail'i ateşkes anlaşmasına yönelik ihlallerini durdurmaya zorlamak için tüm çabayı göstereceğini ifade etti.
Lübnan Cumhurbaşkanlığının X sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Mecdel Zun beldesinde arama kurtarma ekiplerini hedef aldığı saldırıyı kınayarak, bunun yardım ve kurtarma ekiplerini hedef alan saldırıların devamı niteliğinde olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Avn, bu saldırının, İsrail'in sivilleri, sağlık ve kurtarma çalışanlarını koruyan uluslararası hukuk ve sözleşmeleri ihlal etmeyi sürdürdüğünü gösterdiğini kaydetti.
Saldırıda hayatını kaybeden 3 sivil savunma görevlisinin ailelerine, Lübnan Sivil Savunma Genel Müdürü Tuğgeneral İmad Hureyş'e ve görev arkadaşlarına başsağlığı dileyen Avn, Lübnan'da zor bir dönemden geçildiğini ve sivil savunma ile insani, sağlık ve kurtarma ekiplerinin büyük fedakarlıklar gösterdiğini vurguladı.

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi, Suudi Arabistan'da gerçekleşen toplantıda, KİK ülkeleri arasındaki askeri entegrasyonun güçlendirilmesi ve balistik füzelere karşı erken uyarı sistemi projelerinin hızlandırılması kararı alındığını belirtti.
Genel Sekreter Budeyvi, Suudi Arabistan'ın Cidde kentinde düzenlenen KİK Olağanüstü İstişare Toplantısına ilişkin açıklama yayımladı.
Cidde'de bir araya gelen KİK liderlerinin Orta Doğu'da yaşanan gerilimin yanı sıra İran'ın KİK ülkeleri ve Ürdün'e yönelik saldırılarını görüştüklerini aktaran Budeyvi, bölgedeki krizi sonlandırabilecek diplomatik çözüm yolları ve Körfez ülkelerinin güvenlik endişelerini giderecek anlaşma olanaklarının ele alındığına işaret etti.
"SALDIRILAR, KÖRFEZ ÜLKELERİNİN İRAN'A DUYDUĞU GÜVENİ CİDDİ ANLAMDA SARSTI"
Söz konusu ülkelerdeki sivil tesisleri ve altyapıyı hedef alan İran saldırılarının kınandığını belirten Budeyvi, KİK ülkeleri ve Ürdün'ün egemenliğine yönelik saldırılarda can ve mal kaybının yaşandığını hatırlattı.
Budeyvi, "Liderler, İran'ın söz konusu ülkelere yönelik saldırıların uluslararası hukuk ve iyi komşuluk ilkelerinin ağır ihlali anlamına geldiğini ifade etti. Bahsi geçen saldırılar, Körfez ülkelerinin İran'a duyduğu güvenin ciddi anlamda sarsmasına yol açtı. Bu güvenin yeniden tesisi için İran'ın ciddi adımlar atması gerekir." ifadelerini kullandı.
Toplantıya katılan liderlerin, Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca üye ülkelerin bireysel ve toplu meşru müdafaa hakkına sahip olduğunu teyit ettiklerini aktaran Budeyvi, herhangi bir KİK üyesine olabilecek saldırının tüm ülkelere yapılmış sayılabileceğine dikkati çekti.
ZARAR GÖREN ENERJİ TESİSLERİ HIZLI ŞEKİLDE YENİDEN DEVREYE ALINDI
Kriz sırasında zarar gören enerji tesislerinin hızlı şekilde yeniden devreye alındığına vurgu yapan Budeyvi, enerji arzının sürdürüldüğünü ve tedarik zincirindeki aksaklıkların giderildiğine işaret etti.
KİK liderlerinin ayrıca, İran'ın Hürmüz Boğazı'nda seyrüseferi engellemeye yönelik girişimlerini kesin şekilde reddettiğinin altını çizen Budeyvi, Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer güvenliğinin yeniden sağlanmasının önemine dikkati çekti.
KİK ÜLKELERİ ARASINDAKİ PROJELERİ HIZLANDIRMA TALİMATI
Toplantıya katılan liderlerin, Körfez ülkeleri arasında ortak projelerin tamamlanmasının hızlandırılması talimatı verdiğini belirten Budeyvi, ulaştırma ve lojistik projeleri ile Körfez demiryolu projesinin hızla tamamlanmasının istendiğini kaydetti.
KİK ülkeleri arasındaki elektrik bağlantı projesinin öneminin değerlendirildiğini aktaran Budeyvi, ayrıca üye ülkeler arasında petrol ve doğalgaz boru hattı projesi ile su şebekesi bağlantı projesinin kurulmasına yönelik adımların hızlandırılması ve stratejik Körfez rezerv bölgelerinin oluşturulmasına ilişkin çalışmaların ilerletilmesi talimatının verildiğine işaret etti.
Budeyvi, KİK ülkeleri arasındaki askeri entegrasyonun güçlendirilmesi ve balistik füzelere karşı erken uyarı sistemi projelerinin hızlıca tamamlanmasının öneminin teyit edildiğini kaydetti.

Rusya'nın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia, Orta Doğu, Lübnan, Suriye ve Filistin'in yer aldığı bölgelerdeki sorunların temelinde İsrail'in yasa dışı faaliyetlerinin olduğunu belirtti.
Nebenzia, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) "Filistin Sorunu Dahil Orta Doğu'daki Durum" başlıklı oturumda konuştu.
Lübnan'da ateşkese rağmen İsrail'in saldırılarının durmadığını dile getiren Nebenzia, 7 Mart'tan bu yana 2500'den fazla Lübnanlının öldürüldüğü, yaklaşık 8 bin kişinin ise yaralandığı bilgilerini paylaştı.
Nebenzia, "Onlar için Lübnan egemenliği kavramının hiçbir karşılığı yoktur. Gemileri Lübnan kıyılarında pervasızca devriye gezmekte, uçakları ve insansız hava araçları ise başkent semalarının kontrolünü ele geçirmiş bulunmaktadır." diyerek İsrail birliklerinin Lübnan topraklarından çekilmesini öngören BMGK'nin 1701 sayılı kararına titizlikle riayet etmesini istedi.

İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki beldelere gün içinde ateşkese rağmen düzenlediği saldırılarda 11 kişi hayatını kaybetti.
İsrail ordusunun 17 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkese rağmen Lübnan'daki saldırıları sürüyor.
Lübnan Sağlık Bakanlığı ve Lübnan resmi ajansı NNA'nın verilerine göre, gün içinde güneyde düzenlenen İsrail saldırılarında Tebnin beldesinde 2, Şakra beldesinde 1, Coya beldesinde 1, Mecdel Zun beldesinde 5 ve Cebşit beldesinde 2 kişi yaşamını yitirdi.
İSRAİL'İN LÜBNAN'A SALDIRILARI VE ATEŞKES
İsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.
Lübnan hükümeti de bu sürede ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, 2 Mart'tan beri İsrail saldırılarında 2 bin 500'den fazla kişinin öldüğünü bildirmişti.
ABD Başkanı Donald Trump, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.
Ateşkese rağmen İsrail ordusu Lübnan'ın güneyindeki saldırılarını ve ev yıkımlarını sürdürürken, Hizbullah ise ateşkesi ihlal ettiği gerekçesiyle İsrail birliklerine saldırılar düzenliyor.

ABD Hazine Bakanlığı, İran'ın gölge bankacılık ağını yönettiği ve yaptırımların delinmesiyle bağlantılı olduğu iddiasıyla 35 kişi ve kuruluşu yaptırım listesine ekledi.
ABD Hazine Bakanlığından konuya ilişkin açıklama yapıldı.
Açıklamada, "Ekonomik Öfke" kapsamında Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisinin (OFAC), İran'ın gölge bankacılık ağlarını yöneten ve "yaptırımların delinmesi ile İran'ın terörizme verdiği destekle bağlantılı" on milyarlarca dolar değerindeki fonların hareketini kolaylaştıran 35 kişi ve kuruluşu yaptırım listesine aldığı bildirildi.
Hazine Bakanlığının açıklamasında, söz konusu ağların Devrim Muhafızları Ordusu dahil olmak üzere İran Silahlı Kuvvetlerinin, yasa dışı petrol satışlarından elde edilen ödemeleri tahsil etmek, füzeler ve diğer silah sistemleri için hassas bileşenler satın almak ve İran'ın terör bağlantılı gruplara para transfer etmek amacıyla uluslararası finans sistemine erişmesine olanak tanıdığı öne sürüldü.
Açıklamada, bugünkü yaptırımların İran'ın uluslararası finans sistemine erişimini zorlaştırmayı, petrol gelirlerini azaltmayı ve yaptırım ihlallerinin maliyetini artırmayı amaçladığı vurgulandı.
Uluslararası finans sisteminden dışlanan İranlı bankaların İran'ın ithalat ve ihracat ödemelerini gerçekleştirmek için kullanılan binlerce yurt dışı paravan şirketi yöneten ve "rahbar" olarak bilinen özel şirketlere güvendiği iddia edilen açıklamada, bu şirketlerin hedef alındığı aktarıldı.
Açıklamada ayrıca İran'a Hürmüz Boğazı için "geçiş ücreti" ödemelerinin ciddi yaptırım riski taşıdığı konusunda finansal kurumlara uyarıda bulunuldu.

İsrail'in Lübnan ile ABD arabuluculuğunda yürütülen müzakereler için iki haftadan fazla süre vermeyeceği ileri sürüldü.
İsrail devlet televizyonu KAN'ın İsrailli bir yetkiliye dayandırdığı haberine göre, İsrail, Lübnan ile müzakereler için iki haftadan fazla süre vermeyecek.
Ayrıca İsrail "süresiz olarak bekleyemeyeceği" konusunda uyardı.
İSRAİL İLE LÜBNAN ARASINDA BAŞLAYAN GÖRÜŞMELER
Lübnan ile İsrail arasında 30 yılı aşkın süredir kesintiye uğrayan üst düzey temas, 14 Nisan'da Washington'da yeniden kuruldu.
ABD Dışişleri Bakanlığında gerçekleştirilen toplantı, "1993 yılından bu yana en üst düzey doğrudan görüşme" olarak kayıtlara geçmişti.
Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Lübnan ve İsrail'in Washington büyükelçileri katılmıştı.
Washington'daki temas, iki ülke arasında uzun süredir kapalı diplomatik kanalların yeniden açılması açısından önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Taraflar 24 Nisan'da da Beyaz Saray'da bir araya gelmişti.
Hizbullah, İsrail'le doğrudan müzakereleri reddettiğini duyurmuştu
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, İsrail ile Lübnan arasında ABD arabuluculuğunda yürütülen müzakerelere ilişkin, "Doğrudan müzakereleri kesin olarak reddediyoruz. Doğrudan müzakereler ve sonuçları bizim için yok hükmündedir, bizi yakından ya da uzaktan ilgilendirmez." açıklamasında bulunmuştu.

Birleşmiş Milletler (BM), ABD-İsrail ile İran savaşının başlamasından bu yana Hürmüz Boğazı'nda kısıtlamalar nedeniyle gemi geçişlerinin yüzde 95,3 azaldığını belirtti.
BM Ticaret ve Kalkınma Örgütünün (UNCTAD) verilerine işaret eden Dujarric, ABD/İsrail-İran savaşının başladığı 28 Şubat'tan bu yana Hürmüz Boğazı'ndan gemi geçişlerinin yüzde 95,3 azaldığını söyledi.
Dujarric, boğazdaki kısıtlamalar nedeniyle temel gıda fiyatlarının yüzde 6 ve Avrupa için ham petrol fiyatlarının da yüzde 53 arttığı bilgisini paylaştı.