SON DAKİKA… Dünyanın gözü kulağı, ABD/İsrail-İran Savaşı'ndaki gelişmelere kilitlendi. Tarafların müzakere görüşmeleri sürerken, karşılıklı restleşme ve misillemeler de devam etti. Siyonist İsrail ateşkesi sabote etmek için Lübnan'ı bombalarken ABD Başkanı Trump'tan dikkat çeken bir hamle geldi. Müzakerelere yeşil ışık yakan Trump "Henüz işimiz bitmedi" diyerek savaşın sona ereceği tarihle ilgili bilgi verdi.
İsrail'in, Lübnan ile İran'a yeni saldırı planlarını onayladığı açıklandı. ABD'nin ise İran'la yürütülen müzakerelerden sonuç alınamaması ihtimaline karşın Orta Doğu'ya "ilerleyen günlerde binlerce ek asker göndereceği" ileri sürüldü.
İşte ABD/İsrail-İran Savaşı'nda dakika dakika yaşananlar…
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, İran'la geçici ateşkesin uzatılması için yoğun müzakerelerin halen devam ettiğini ve görüşmelerin "verimli" geçtiğini söyledi.
Beyaz Saray Sözcüsü Leavitt, düzenlediği basın brifinginde İran gündemine ve geçici ateşkesin uzatılmasına yönelik haberlere ilişkin açıklamalarda bulundu. Leavitt, ateşkesin uzatılması için İran'a resmi talepte bulundukları yönündeki haberleri yalanlayarak, "Bugün, ateşkesin uzatılmasını resmi olarak talep ettiğimize dair bazı haberler gördüm. Bu doğru değil. Şu anda bu müzakerelere yoğun bir şekilde devam ediyoruz. Görüşmeler verimli bir şekilde devam ediyor." dedi. ABD Başkanı Donald Trump'ın son açıklamalarına değinen Leavitt, sürecin olumlu seyrettiğini kaydederek, "Bir anlaşma olasılığı konusunda iyimseriz. Başkan dün verdiği röportajda bundan bahsetti." şeklinde konuştu. Leavitt, Pakistan'ın arabuluculuğunun devam ettiğini ve İslamabad'ın bugüne kadarki rolünden çok memnun olduklarını vurgulayarak, bundan sonra da Pakistan'ın bu arabuluculuk rolünün devam etmesini istediklerini kaydetti. İran'la olası yeni görüşmelerin nerede olacağı sorusuna yanıt veren Leavitt, önceki görüşmeler gibi bu müzakerelerin de büyük olasılıkla İslamabad'da yapılacağını söyledi.
ÇİN, İRAN'A BU SÜREÇTE SİLAH TEDARİK ETMEDİ
Beyaz Saray Sözcüsü Leavitt, Pekin'in bu süreçte Tahran'a silah tedarikinde bulunmadığını kaydederek, "Çin Devlet Başkanı Şi (Cinping), Trump'a bu çatışma süresince İran'a silah tedarik etmediklerini garanti etti." ifadesini kullandı. Leavitt ayrıca, ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasının ne kadar süreceği hususunda bir zaman çizelgesi ortaya koymaktan kaçınarak, bu konudaki kararın tamamen Trump'a ait olduğunu belirtti. ABD Başkanı Trump, Fox News kanalına verdiği güncel röportajda, "İran'la savaşın bitmeye çok yakın olduğunu" dile getirmiş ve Hürmüz Boğazı'nın açılmasından Çin'in çok memnun olduğunu düşündüğünü ifade etmişti.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Irak topraklarından ülkeye yapılan saldırılara tepki olarak Irak'ın Abu Dabi Büyükelçiliği Maslahatgüzarını Dışişleri Bakanlığına çağırdı.
BAE Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, bakanlığa çağırılan Irak'ın Abu Dabi Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Ömer Abdulmecid Hamid el-Ubeydi'ye, Irak topraklarından BAE ve Körfez İşbirliği Konseyi üyesi bazı ülkelere yönelik insansız hava araçlarıyla (İHA) gerçekleştirilen saldırılar nedeniyle protesto notası verildi.
"Irak topraklarındaki İran yanlısı silahlı gruplar, ateşkese rağmen Körfez İşbirliği Konseyi'ne (KİK) üye ülkelerdeki bazı hayati tesisleri hedef aldı." ifadelerine yer açıklamada, ilgili ülkelerin egemenliğini ve hava sahasını ihlal eden saldırıların aynı zamanda uluslararası hukuk ile Birleşmiş Milletler Şartı'nın da ihlali anlamına geldiği belirtildi. Açıklamada, söz konusu saldırıların bölgesel istikrarı tehdit ettiği ve bölgedeki güvenlik ile istikrarı güçlendirmeye yönelik uluslararası çabaları zayıflattığı kaydedildi. BAE'nin Irak hükümetinden ülke topraklarından kaynaklanan tüm saldırıların derhal ve koşulsuz şekilde durdurulması ve bu tür eylemlerin önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını talep ettiği aktarıldı.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran petrolü satın alan ülkelere "ikincil yaptırımlar" uygulayabileceklerini bildirdi.
Bessent, Beyaz Saray'da düzenlenen basın toplantısında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Orta Doğu'daki çatışmalar sonrasında yükselen benzin fiyatlarının tekrar ne zaman galon başına 3 dolara ineceği sorulan Bessent, bunun müzakerelerin nasıl geçeceğine bağlı olacağını vurguladı. Bessent, ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşın "bitmeye yakın" olduğuna yönelik sözlerine işaret ederek, "ABD, ateşkes konusundaki üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdi. Hürmüz Boğazı henüz tamamen yeniden açılmadı. Dolayısıyla bekleyip göreceğiz ve iyimserim ki, bu yaz aylarında, benzin fiyatlarının başında 'üç' rakamını göreceğiz." dedi. Washington'da devam eden IMF ve Dünya Bankası toplantıları vesilesiyle Orta Doğulu mevkidaşlarıyla görüşmeler yaptığına değinen Bessent, bakanların boğazlar yeniden açılır açılmaz, bir hafta içinde petrol pompalamaya tekrar başlayabileceklerini belirttiğini aktardı. Bessent, "20 Haziran ile 20 Eylül arasındaki bir tarihte, benzin fiyatlarının yeniden 3 dolar seviyesine inebileceği konusunda iyimserim." ifadelerini kullandı. Benzin istasyonlarını yakından takip edeceklerini anlatan Bessent, "Fiyatları çok hızlı artırdılar, petrolün düştüğü hızla ki son 10 günde fiyatlar önemli ölçüde geriledi, onların da fiyatları aynı hızla aşağı çekeceklerini umuyoruz." diye konuştu.
RUS VE İRAN PETROLÜ İÇİN TANINAN MUAFİYET UZATILMAYACAK
Dün "Ekonomik Öfke" operasyonunu duyurduklarını anımsatan Bessent, bir yılı aşkın süredir hem İran'a yapılan ödemeleri bloke ederek hem de İran Devrimi Muhafızları Ordusu hesaplarının peşine düşerek, İranlılar üzerinde azami düzeyde baskı uyguladıklarını anlattı. Bessent, İranlıların Körfez İşbirliği Konseyi'ndeki komşularını bombalamakla "ölümcül bir hata" yaptığını ve bu komşuların artık fonlar konusunda şeffaf olmaya daha istekli olduğunu savunarak, şunları kaydetti: "Dolayısıyla, İran Devrimi Muhafızları Ordusu ve İran yönetiminin herhangi bir üyesinin daha fazla fonunu dondurma yönündeki talebimizi kendilerine ilettik. Yaptığımız bir diğer şey ise şirketlere ve ülkelere, şunu bildirmek oldu: Eğer İran petrolü satın alıyorsanız veya İran'a ait paralar bankalarınızda tutuluyorsa ikincil yaptırımları uygulama konusunda kararlıyız." İran'ın "terörizmin en büyük destekçisi" olduğunu öne süren Bessent, Çin'in İran'ın petrolünün yüzde 90'ından fazlasını satın aldığını, bunun da Çin'in enerji ihtiyacının yüzde 8'ine denk geldiğini dile getirdi. Bessent, "(Hürmüz) Boğazdaki bu abluka nedeniyle, Çin'in alımlarında bir duraksama yaşanacağına inanıyoruz. Ancak şunu da belirtmeliyim ki, iki Çin bankası ABD Hazine Bakanlığından mektuplar aldı. Hangi bankalar olduğunu söylemeyeceğim ancak kendilerine şunu ilettik: 'Eğer hesaplarınız üzerinden İran'ın para akışının gerçekleştiğini kanıtlayabilirsek, ikincil yaptırımlar uygulama konusunda kararlıyız.'" dedi. Ayrıca Bessent, denizdeki Rus ve İran petrolünün satışına izin veren geçici muafiyeti de yenilemeyeceklerini bildirdi.
"WARSH'IN FED BAŞKANLIĞI GÖREVİNE ZAMANINDA GELECEĞİ KONUSUNDA İYİMSERİM"
Bessent, Trump'ın Fed Başkanı Jerome Powell'ı görevden alma isteğine ilişkin soru üzerine, bu görev için aday gösterilen Kevin Warsh'ın Fed başkanı olması yönündeki sürecin işlediğini anlattı. Warsh'ın Fed başkanı adaylığının görüşüleceği Senato oturumunun 21 Nisan'da yapılacağını söyleyen Bessent, "Warsh harika bir aday. Senato'daki Cumhuriyetçilerin bu konuda hemfikir olduğunu biliyoruz. Bu nedenle Kevin Warsh'ın Fed Başkanlığı görevine zamanında geleceği ve böylece bu konunun artık tartışılmasına gerek kalmayacağı hususunda son derece iyimserim." şeklinde konuştu. Bessent, Senatör Thom Tillis'in Warsh'ın adaylığını onaylamayacağını belirttiğinin anımsatılması üzerine, şöyle devam etti: "Senatör Tillis'in, Fed ve Amerikan halkı için en doğru olanı yapmak istediğinden eminim. Kendisi de Kevin Warsh'ın Fed Başkanlığı için harika bir aday olduğunu kamuoyu önünde ifade etmişti. Oturumların gerçekleşmesini bekleyelim ve sürecin nereye varacağını görelim."
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran ile müzakerelerde ABD ile tam uyum içinde olduklarını savunarak, "İran'ın zenginleştirdiği uranyumun ülkeden çıkarılması, uranyum zenginleştirme programının sonlandırılması ve Hürmüz Boğazı'nın açılmasını" anlaşma için şart koştu.
Başbakan Netanyahu, yayımladığı görüntülü açıklamasında, Lübnan ve Suriye'nin güneyine saldırılar ve İran'la yapılması planlanan müzakerelere ilişkin konuştu. ABD'nin Pakistan arabuluculuğunda İran'la yürüttüğü müzakerelere ilişkin Netanyahu, "Amerikalı müttefiklerimiz bizi İran ile temaslar konusunda sürekli bilgilendiriyor. Hedeflerimiz aynı doğrultuda." dedi. Netanyahu, söz konusu hedeflerin "İran'dan yüksek düzeyli zenginleştirilmiş uranyumun çıkarılması, İran içindeki uranyum zenginleştirme kapasitesinin sonlandırılması ve Hürmüz Boğazı'nın açılması" olarak sıraladı. İsrail Başbakanının daha önce saldırıları sona erdirmek için ön şart olarak öne sürdüğü İran'ın balistik füze programının sona erdirilmesine değinmemesi dikkati çekti. İran'la müzakerelere dair şüphelerini paylaşan Netanyahu, "Saldırıların yeniden başlaması ihtimaline karşı her türlü senaryoya hazırlıklıyız." dedi.
LÜBNAN'DA SALDIRILAR BİNT CÜBEYL'E ODAKLANDI
Netanyahu, Lübnan'la 40 yıl sonra ilk kez yürüttükleri doğrudan müzakerelerde "Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve sürdürülebilir bir barışı hedeflediklerini" ileri sürerek gündemdeki olası ateşkese ilişkin herhangi bir ifade kullanmadı. İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki saldırılarına devam ettiğini belirten Netanyahu, saldırılarının Hizbullah'ın güneydeki kalesi olarak nitelediği Bint Cübeyl beldesine odaklandığını söyledi.
DÜRZİLERİ KORUMAK BAHANESİYLE LÜBNAN'DA DA İŞGAL GENİŞLİYOR
Netanyahu, Lübnan'ın güneyindeki işgali "Dürzilere yardımcı olmak" bahanesiyle Suriye'deki Cebel eş-Şeyh Dağı'na doğru genişletme kararı aldıklarını belirtti.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri Barham Salih, Lübnan'da 6 haftadan kısa sürede 1 milyondan fazla kişinin İsrail saldırılarından kaçmak zorunda kaldığını bildirdi. Salih, İsrail'in yoğun saldırıları altında bulunan Lübnan ziyaretine ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Lübnan'daki gerilimin tırmanması devam ederken, sivillerin korunması ve sürekli destek çağrısında bulunan Salih, uluslararası desteğin şart olduğunu vurguladı. Salih, "Lübnan nüfusunun 5'te 1'i yerinden edilmiş durumda ve ihtiyaçlar her geçen gün artıyor. 6 haftadan kısa sürede 1 milyondan fazla kişi, İsrail saldırılarından kaçmak zorunda kaldı." ifadesini kullandı. Sahada gördüklerinin yıkıcı olduğuna işaret eden Salih, çok büyük kayıplar ve yürek burkan hikayelere tanık olduğunu aktardı. Salih, hükümet yetkilileri ve saldırılardan etkilenen topluluklarla bir araya geldiğini belirterek, korku içerisinde yerinden edilen kişilerin büyük çaplı yıkıma rağmen evlerine geri dönmek istediklerine dikkati çekti.
“280 BİNDEN FAZLA KİŞİ SURİYE’YE GEÇTİ”
Lübnan Sağlık Bakanlığına göre mart başından bu yana ülke genelinde 1 milyondan fazla insanın yerinden edildiğini vurgulayan Salih, 2 bin 100'den fazla ölü ve 7 bin yaralı olduğuna işaret etti. Salih, "Lübnan'da 140 binden fazla kişi, hükümet tarafından belirlenmiş 684 toplu barınakta kalıyor ve bunların neredeyse tamamı dolu. Yerinden edilmiş kişiler arasında geçmişte güvenlik arayışı içinde Lübnan'a kaçan ve şimdi de canlarını kurtarmak için tekrar kaçmak zorunda kalan Suriyeli mülteciler de bulunuyor. 2 Mart'tan bu yana 3 resmi sınır kapısından 280 binden fazla kişi Suriye'ye geçti. Bunların yaklaşık 238 bini Suriyeli ve yaklaşık 44 bini Lübnanlı." ifadelerini kullandı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) ve ortaklarının 196 binden fazla yerinden edilmiş kişiye temel yardım malzemeleri sağlayarak destek olduğunun altını çizen Salih, yerinden edilmişler için güvenli ve onurlu koşullar oluşturmak amacıyla acil barınma yardımını artırdıklarını kaydetti.
Birleşmiş Milletler (BM), dün ABD öncülüğünde gerçekleşen Lübnan-İsrail görüşmesinin "memnuniyetle karşılandığını" bildirdi.
BM Genel Sekreter Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, New York'taki genel merkez binasında düzenlenen basın toplantısında, Orta Doğu'daki gelişmeleri değerlendirdi. ABD'nin başkenti Washington'da dün gerçekleşen görüşmeye atıfta bulunan Haq, "ABD'nin öncülüğünde Lübnan ile İsrail arasında yapılan görüşmeyi memnuniyetle karşıladığımızı söyleyebilirim. Bu görüşme, düşmanlıkları sona erdirmek ve uzun süredir önemli acılara neden olan tekrarlayan şiddet olaylarını kırmak için önemli bir ilk adımdır." dedi. Haq, diyaloğu sürdürmenin, çözülmemiş sorunların çözümü ve istikrara doğru ilerleme kaydedilmesi için "hayati önem taşıdığını" vurgulayarak, BM'nin bu çabaları desteklemeye hazır olduğunun altını çizdi. Diğer taraftan sahada yaşanan sorunların devam ettiğine işaret eden Haq, BM Lübnan Barış Gücünün (UNIFIL) "bölgede devam eden düşmanlıklarla" ilgili raporlarını aktardı. Haq, dün öğleden sonra Beyrut'tan UNIFIL karargahına askeri ve sivil barış güçlerini ve gerekli yüklenicileri taşıyan rutin bir konvoyun varış noktasına birkaç kilometre kala İsrail askerlerince durdurulduğu bilgisini paylaştı. Bunun münferit bir olay olmadığına dikkati çeken Haq, "Fiziksel yol blokajları veya önceden verilen izinlerin geri alınması yoluyla benzer kısıtlamalar, hem barış güçlerini hem de onları destekleyen merkezi personeli etkiledi. Bu eylemler, özellikle mavi hat boyunca UNIFIL mevzilerine gıda, yakıt ve su dahil olmak üzere kritik malzemelerin zamanında teslimi konusunda ciddi endişeler uyandırıyor." diye konuştu.
Haq, İsrail ordusundan kurallara saygı göstermesini isteyerek, UNIFIL güçlerinin güvenliğini ve lojistik konvoyların hareket özgürlüğünü sağlama konusunda da BM'nin çağrısını yineledi.
İsrail, Hayfa kentindeki petrol rafinerisinin İran misillemelerinde hasar almasının ardından enerji arz güvenliğini sağlamak amacıyla ülkenin güney ve orta kesimlerine iki yeni likit petrol gazı (LPG) depolama tesisi kurma kararını onayladı.
Yedioth Ahronot gazetesinin haberinde, İsrail Ulusal Planlama ve İnşaat Konseyi'nin ilerletilmesini onayladığı plan çerçevesinde ülkenin orta kesimindeki Aşdod (Usdud) kenti ve güneydeki Necef Çölü bölgesine bağlı Neot Hovav sanayi bölgesine iki yeni tesis kurulacağı bildirildi. Habere göre, Hayfa'daki petrokimya endüstrisi faaliyetlerini durdurma ve kritik altyapıyı taşıma hazırlıkları kapsamında Aşdod'taki depolama tesisinin kapasitesi 10 bin ton artırılacak. Neot Havov sanayi bölgesinde ise 20 bin ton LPG kapasitesine sahip acil durum sahası kurulacak. Söz konusu hamlenin enerji altyapısını dağıtmak, bağımlılığı azaltmak ve acil durumlarda bile düzenli gaz arzını sağlamak için yapıldığı aktarıldı. ABD/İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşta İsrail'in kuzeyindeki Hayfa'da bulunan petrol rafinerisi, İran'ın 19, 27 ve 30 Mart tarihlerindeki 3 ayrı füze saldırısında hasar almıştı. İran misillemeleri rafineride yangına sebep olmuş, bazı bölgelerde de elektrik kesintilerine yol açmıştı. ABD ve İsrail'in İran'a 28 Şubat'ta başlattığı saldırıların ardından İran'ın misillemeleri ile bazı bölge ülkelerine düzenlediği saldırılarla savaşa dönüşen süreçte, 8 Nisan'da geçici ateşkese varılmıştı.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, "Rusya sahada zorlanıyor. Putin için zafer artık uzak bir hayal. Hatta bazı medya haberlerinde ekonomisinin kötü olduğunu fark ettiğini gördük, ki bunu biliyorduk. Ukrayna Silahlı Kuvvetleri, her gün Rus savaş makinesine ağır kayıplar verdiriyor ve rakamlar gerçekten çarpıcı" dedi.
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ise Orta Doğu ve Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelere rağmen Ukrayna'ya desteğin sürmesi çağrısında bulundu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'ndan (CENTCOM), Hürmüz Boğazı'nda uygulanan ablukaya ilişkin yapılan açıklamada, "İlk 48 saat içinde hiçbir gemi ABD ablukasını aşamadı ve 9 gemi, ABD kuvvetlerinin geri dönme talimatına uyarak İran limanlarına veya kıyı bölgelerine geri döndü" denildi.
ABD'nin İran'la yürütülen müzakerelerden sonuç alınamaması ihtimaline karşın Orta Doğu'ya "ilerleyen günlerde binlerce ek asker göndereceği" ileri sürüldü.
Washington Post'a konuşan ABD'li yetkililer, Başkan Donald Trump yönetiminin, İran'ı bir anlaşmaya zorlamaya çalışırken ateşkesin bozulması ihtimalini göz önünde bulundurarak "ek hava saldırıları veya kara operasyonları olasılığını değerlendirdiğini" savundu.
Söz konusu askeri gelişmeler hakkında isimlerinin açıklanmaması şartıyla konuşan mevcut ve eski yetkililer, bölgeye yönlendirilen kuvvetler arasında 6 bin asker barındıran USS George H.W. Bush uçak gemisinin ve ona eşlik eden birkaç savaş gemisinin bulunduğunu ileri sürdü.
Yetkililer, 3 gemiden oluşan Boxer Amfibi Hazırlık Grubu'nun ve bu gemilerde konuşlu 11. Deniz Piyade Seferi Birliği'nden yaklaşık 4 bin 200 askerin daha ayın sonuna doğru Orta Doğu'ya ulaşmasının beklendiğini iddia etti.
ABD'nin İran'la yürütülen müzakerelerden sonuç alınamaması ihtimaline karşın Orta Doğu'ya "ilerleyen günlerde binlerce ek asker göndereceği" ileri sürüldü.
Washington Post'a konuşan ABD'li yetkililer, Başkan Donald Trump yönetiminin, İran'ı bir anlaşmaya zorlamaya çalışırken ateşkesin bozulması ihtimalini göz önünde bulundurarak "ek hava saldırıları veya kara operasyonları olasılığını değerlendirdiğini" savundu.
Söz konusu askeri gelişmeler hakkında isimlerinin açıklanmaması şartıyla konuşan mevcut ve eski yetkililer, bölgeye yönlendirilen kuvvetler arasında 6 bin asker barındıran USS George H.W. Bush uçak gemisinin ve ona eşlik eden birkaç savaş gemisinin bulunduğunu ileri sürdü.
Yetkililer, 3 gemiden oluşan Boxer Amfibi Hazırlık Grubu'nun ve bu gemilerde konuşlu 11. Deniz Piyade Seferi Birliği'nden yaklaşık 4 bin 200 askerin daha ayın sonuna doğru Orta Doğu'ya ulaşmasının beklendiğini iddia etti.
Gazetenin haberinde, "Görünüşe göre, bu askeri takviye, 2 haftalık ateşkesin 22 Nisan'da sona ermesiyle birlikte, halihazırda Orta Doğu'da bulunan savaş gemileriyle birleşecek. Askerler, Pentagon'un İran'a karşı operasyonlarda yer aldığını belirttiği tahmini 50 bin personele katılacak." ifadesi kullanıldı.
Haberde, konuyla ilgili bilgi sahibi 2 yetkilinin verdiği bilgide, USS George H.W. Bush gemisinin salı günü Güney Afrika yakınlarındaki Ümit Burnu'na yakın bir konumda olduğu, Boxer Amfibi Hazırlık Grubu'nun ise geçen hafta Hawaii'den ayrıldığı ve birkaç hafta içinde bölgeye ulaşabileceği detaylarına yer verildi.
Trump, dün, Fox Business'a verdiği demeçte, İran'daki savaşın "çok yakında bitebileceğine" olan inancını paylaşmıştı.
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, saldırılarını sürdürdükleri Lübnan'ın güneyi ile 8 Nisan'da varılan geçici ateşkese kadar ABD ile hedef aldıkları İran'a yeni saldırı planlarını onayladığını açıkladı.
The Times of Israel gazetesinin haberine göre, Genelkurmay Başkanı Zamir işgal altında tuttukları Lübnan'ın güneyindeki 162. Tümenin konuşlu bulunduğu Beyt Lif beldesine gitti. Zamir, "Genelkurmay komuta kademesiyle geleceğe yönelik planları onayladım. Durum değerlendirmeleri yapmaya, Lübnan ve İran'a ilişkin (saldırı) planları onaylamaya devam ediyoruz." ifadelerini kullandı. İsrail ordusunun hazırlıklarını en yüksek seviyede yürüttüğünü söyleyen Zamir, "İsrail savaş uçakları hazır ve silahlandırılmış; hedefler de sistemlere yüklenmiş vaziyette. Onları güçlü bir saldırı için nasıl fırlatacağımızı biliyoruz." dedi. Zamir, ABD ile 40 gün boyunca yürüttükleri saldırılarda İran'a "ağır darbeler" indirdiklerini öne sürerek "Şimdi nükleer meselede, Hürmüz Boğazı'nda ve gündemdeki diğer konularda başarı elde etmelerine izin vermemeliyiz." diye konuştu. Lübnan'da ise 2 Mart'tan bu yana 1700'ün üzerinde Hizbullah mensubunu öldürdüklerini ileri süren Zamir, Lübnan'ın güneyindeki Litani (Nehri) hattına kadar olan tüm bölgenin Hizbullah mensupları için "ölüm bölgesine" dönüştürülmesi talimatı verdiğini belirtti. Öte yandan Lübnan merkezli Hizbullah'a yakınlığıyla bilinen Al-Mayadeen kanalı, Lübnan'da 1 haftalık geçici ateşkes uygulanacağını iddia etmişti. İsrail'in Haaretz gazetesi ise İsrail ordusuna ateşkes ile alakalı bir bildiri yapılmadığını aktarırken üst düzey bir İsrailli yetkili ateşkes ile alakalı alınmış bir karar olmadığını kaydetmişti. İsrail Güvenlik Kabinesi'nin sunulduğu aktarılan ateşkes önerisini görüşmek üzere bu akşam toplanacağı basına yansımıştı.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, İran'a yönelik muhtemel bir savaşa katılmayacaklarını ve ABD'den gelen baskılara rağmen hükümetin tutumunun değişmeyeceğini belirterek, "Bu bizim savaşımız değil, katılmayacağız" dedi.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, parlamentoda İngiliz milletvekillerine hitap ederek İran'la muhtemel savaş senaryosuna ilişkin değerlendirmede bulundu. Starmer, İran'a yönelik muhtemel bir savaşa dahil olmayacaklarını ve ABD'den gelen baskılara rağmen bu yöndeki tutumlarının değişmeyeceğini belirtti. İran konusundaki yaklaşımın başından bu yana net olduğunu ifade eden Starmer, İngiltere'nin herhangi bir çatışmaya sürüklenmeyeceğini vurguladı. Starmer, ülkesinin askeri kararlarını ulusal çıkar temelinde alacağını dile getirirken, Washington'dan gelen operasyonel katılım taleplerinin reddedildiğini aktardı. Starmer, ABD yönetimiyle yaşanan görüş ayrılıklarına rağmen Londra'nın stratejik özerkliğini koruyacağını ve İngiliz ordusunun Orta Doğu'da yeni bir cepheye sürüklenmesine izin verilmeyeceğini kaydetti.
"BU BİZİM SAVAŞIMIZ DEĞİL"
Keir Starmer, "İran savaşı konusundaki tutumum başından beri netti; bu savaşa sürüklenmeyeceğiz, bu bizim savaşımız değil, fikrimi değiştirmeyeceğim, teslim olmayacağım ve bu savaşa katılmak ulusal çıkarlarımıza aykırı olduğu için katılmayacağız" dedi. Starmer'ın açıklaması, ABD ile İran arasındaki gerilimin arttığı bir dönemde geldi.
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, İran konusunda Türkiye ve Mısır'ın özel bir arabulucu konumunda bulunduğunu ve bunun için minnettar olduklarını söyledi. Wadephul, Berlin'de düzenlenen "Sudan Konferansı"nın ardından basın toplantısında konuştu.
İran'a yönelik saldırılarla ilgili soruya karşılık Wadephul, "Özellikle Türkiye ve Mısır, özel bir arabulucu konumundadır. Bunun için çok minnettarız ve bu konuda diplomatik katkılarımızı sunmaya çalışıyoruz." yanıtını verdi. Wadephul, müzakerelerin devam etmesi için baskı yaptıklarını dile getirerek, "Ateşkesin devam etmesini de talep ettik, öyle de oluyor. Bu çatışma, askeri yolla çözülemez, müzakereler yoluyla çözülmelidir." dedi. Alman Bakan, ABD/İsrail-İran Savaşı'nda yakın zamanda bir anlaşmaya varılmasının mümkün olduğunu savunarak, şöyle devam etti: "ABD Başkanı'nın, müzakerelerin sonucunun İran'ın gelecekte nükleer silahlanma tehlikesi oluşturmaması olması gerektiği yönündeki talebi, doğru bir taleptir. Bu, E3 olarak tüm müzakerelerimizin temelini oluşturan ve İran ile müzakere yoluyla elde etmeye çalıştığımız bir talep olmuştur. Bu nedenle bu sonucu müzakere yoluyla elde etmek için zaman ve enerji harcamaya değer. Umarım bu başarılı olur. Her halükarda ABD, bu konuda tam desteğimize güvenebilir." Hürmüz Boğazı ile ilgili Fransa'da yapılacak konferansa işaret eden Wadephul, Başbakan Friedrich Merz'in oraya Avrupa'nın katkıda bulunmaya hazır olduğunu ve Hürmüz Boğazı'nın gelecekte de açık olmasının sağlanmasını desteklemek için gideceğini aktardı. Wadephul, Hürmüz Boğazı gibi yerlerin tek tek devletler tarafından kontrol edilmesinin ve orada gümrük vergilerinin alınmasının kesinlikle kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, "Hürmüz Boğazı'nın tamamen serbest geçişinin yeniden sağlanması için ısrar edeceğiz. Bu, sadece Körfez ülkelerinin menfaatine değil, sadece Asya'daki komşu ülkelerin menfaatine değil, tüm dünya toplumunun menfaatine de uygundur. Çünkü deniz ticareti, dünya ekonomisinin işleyişi için hayati öneme sahiptir." ifadelerini kullandı.
İran'a Brezilya'dan gıda taşıyan Panama bayraklı kuru yük gemisi ve Irak'a giden süper ham petrol tankeri, Hürmüz Boğazı'ndan geçerek Basra Körfezi'ne girdi.
ABD'nin Hürmüz Boğazı'nda İran limanlarına giriş ve çıkış yapan gemilere yönelik deniz ablukasını 13 Nisan Türkiye saatiyle 17.00'da uygulamaya başlamasının ardından, bölgedeki gemi trafiğine ilişkin daha karmaşık bir tablo ortaya çıkmaya başladı. Anlık gemi takip sistemi MarineTraffic verilerine göre, Malta bayraklı çok büyük ham petrol tankeri (VLCC) kategorisindeki Agios Fanourios I isimli gemi, ABD'nin ablukası sonrası Hürmüz Boğazı'nın batısına (Basra Körfezi) ilerleyen ilk ham petrol tankeri oldu. Hindistan'dan yola çıkan Agios Fanourios I, Umman Körfezi'nde iki gün demirledi ve ikinci girişiminde bugün Türkiye saatiyle 16.51'de Hürmüz Boğazı'nı geçti ve 17.36 itibarıyla Basra Körfezi'ne girdi. Tankerin 16 Nisan'da Irak'ın Basra Limanı'na ulaşması ve yükleme yapması bekleniyor. Hürmüz Boğazı'nı bugün geçen bir diğer gemi de Panama bayraklı kuru yük gemisi Rosalina oldu. Brezilya'dan yüklü halde hareket eden geminin sisteminde varış noktası olarak "İran İmam Humeyni Limanı için gıda" yazıyor ve geminin yarın varış noktasına ulaşacağı tahmin ediliyor.
ABD'NİN ABLUKASI SONRASI BÖLGEDEKİ DURUM
Veri analitik şirketi Kpler'in analizine göre, ABD ablukası Hürmüz Boğazı'nda net bir ayrışma yaratıyor. İran bağlantılı tankerler Umman Körfezi'nde beklerken, İran dışı kargolar ise Arap Denizi'ne doğru serbest şekilde hareket ediyor. ABD'nin ablukasının üzerinden geçen yaklaşık 48 saatte İran'ın Hürmüz Boğazı geçişlerinde kendi kara suları üzerinde oluşturduğu koridordan 5 tanker yüklü şekilde geçiş yaptı ve halihazırda Umman Körfezi'nde bulunuyor. ABD'nin yaptırım listesindeki bir tanker yükleme yapamadan geri dönerken, Basra Körfezi'nden hareket eden Çin bağlantılı Rich Starry gemisi Hürmüz Boğazı'nı geçip Umman Körfezi'ne ulaşmasının ardından U dönüşü yaptı ve Boğaz'ı ikinci kez geçerek Basra Körfezi'ne geri döndü. Öte yandan, 13-15 Nisan tarihlerinde Türkiye saatiyle 17.00 itibarıyla Hürmüz Boğazı'ndan toplamda 16 gemi geçiş yaptı. Bunlar arasında İran ile bağlantılı ve ABD'nin yaptırım listesinde olan gemiler de bulunuyor.
Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Munir'in başkanlığındaki üst düzey heyet, ABD'den İran'a bir mesaj iletmek ve iki ülke arasında ikinci tur görüşmeleri planlamak üzere İran'ın başkenti Tahran'a geldi.
İran devlet televizyonuna göre, Genelkurmay Başkanı Mareşal Munir başkanlığındaki üst düzey Pakistan heyeti, Tahran'a ulaştı. Pakistanlı heyetin, ABD'den İran'a bir mesaj ileteceği ve Tahran-Washington arasında planlanan ikinci tur görüşmelerle ilgili istişarelerde bulunmak için İran'a geldiği aktarıldı. Heyet, Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi tarafından karşılandı.
İsrail ordusunun 2 Mart'tan bu yana Lübnan'a düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 43 artarak 2 bin 167'ye yükseldi.
İsrail ordusu, Lübnan'a başlattığı saldırılarını sürdürüyor. Lübnan Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, 2 Mart'tan bu yana düzenlenen saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 2 bin 167'ye, yaralı sayısı ise 7 bin 61'e çıktı. Hayatını kaybedenlerin 172'si çocuk, 260'ının kadın olduğu belirtildi. İsrail saldırılarında 91 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği, yaralananların sayısının da 214'e çıktığı aktarıldı. İsrail ordusunun saldırılarında 6 hastanenin hizmet dışı kaldığı, 108 ambulansın da kullanılamaz hale geldiğine dikkat çekildi. Lübnan Sağlık Bakanlığı, son açıklamasında İsrail ordusunun Lübnan'a 2 Mart'ta başlattığı saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 2 bin 124'e yükseldiğini bildirmişti.
Lübnan merkezli Hizbullah'a yakınlığıyla bilinen Al-Mayadeen kanalı, Lübnan'da 1 haftalık geçici ateşkes uygulanacağını iddia etti.
Kanalın, İranlı üst düzey bir kaynağa dayandırdığı haberinde, ateşkesin bu geceden itibaren yürürlüğe gireceği öne sürüldü. Ateşkesin süresinin bir hafta olacağı ancak ABD ile İran arasındaki ateşkes sürdüğü müddetçe uzatılabileceği aktarıldı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun "İran'ın baskısı sonucu" uygulanacağı öne sürülen ateşkesi bozmak için eylemlerde bulunabileceği iddia edildi. Ateşkesin korunması ve İsrail'in durdurulmasının sorumluluğunun ABD'de olduğu belirtildi.
İSRAİL TARAFI ATEŞKESLE İLGİLİ BİR KARARIN HENÜZ ALINMADIĞINI KAYDETTİ
İsrailli üst düzey bir yetkili, "ateşkesle ilgili henüz bir karar alınmadığını" söyledi, İsrail ordusu ise bunun siyasi düzeyde alınacak bir karar olduğunu belirtti. İsrail'in Haaretz gazetesinin haberine göre, İsrail ordusuna ateşkes ile alakalı bir bildiri yapılmazken üst düzey bir İsrailli yetkili ateşkes alakalı alınmış bir karar olmadığını kaydetti. Başka bir İsrailli kaynak ise, Lübnan ile ateşkes görüşmeleri yapıldığını ve ABD'nin talebi üzerine bir öneri sunulduğunu, ancak Hizbullah ateş açmaya devam ettiği sürece saldırıların durmayacağını ileri sürdü. İsrail Güvenlik Kabinesi'nin sunulan ateşkes önerisini görüşmek üzere bugün toplanacağı aktarıldı.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Ciakun, başkent Pekin'de düzenlenen olağan basın toplantısında, Çin'in çatışmayı sona erdirmeye yönelik tüm çabaları olumlu karşıladığını ve Pakistan'ın geçici ateşkesin sağlanmasındaki adil ve dengeli arabuluculuk rolünü takdir ettiğini belirtti.
Sözcü Guo, "Ateşkesin ivmesini korumak ve savaşa geri dönülmesini tüm imkanlarla önlemek, çatışmanın çözümü için siyasi ve diplomatik araçlara bağlı kalmak acil öncelik olmalı." ifadelerini kullandı.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Abu Dabi Veliaht Prensi Halid bin Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile dün yaptığı görüşmede, Orta Doğu'da barış ve istikrarın tesisi için barış içinde bir arada yaşama, ulusal egemenlik, uluslararası hukukun üstünlüğü ve kalkınma ile güvenlik arasında denge ilkelerine bağlı kalınmasını vurguladığını hatırlatan Guo, şunları kaydetti:
"Devlet Başkanı Şi'nin önerisi, Çin'in ateşkes ile barışı teşvik etmeye, farklılıkların çözümünde diyaloğu savunmaya yönelik tutarlı pozisyonunu ve etkin çabasını yansıtıyor. Çin, Orta Doğu ve Körfez bölgesinde barış ve istikrarın erken tarihte tesisi için uluslararası toplumla birlikte çalışmaya hazır."
ABD'li bir yetkili, Anadolu Ajansı (AA) muhabirine yaptığı yazılı açıklamada, ABD ile İran arasındaki geçici ateşkese ilişkin son durumu değerlendirdi.
Yetkili, "ABD, ateşkesin uzatılmasını henüz resmi olarak kabul etmedi. Bir anlaşmaya varılması için ABD ile İran arasındaki görüşmeler devam ediyor." ifadelerini kullandı.
Pakistan'ın arabuluculuğunda ABD ile İran arasında 2 haftalık geçici bir ateşkes anlaşmasına varılmıştı. 8 Nisan'da başlayan anlaşmanın süresi 22 Nisan'da doluyor.
Öte yandan Amerikan medyasına yansıyan haberlerde, taraflar arasında ateşkesin uzatılması için görüşmelerin sürdüğü ve olumlu bir sonuca yaklaşıldığı iddiaları yer aldı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, başkent Tahran'da düzenlediği haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Pakistan'daki müzakerelerin temelde savaşın sonlandırılması ve İran'ın taleplerinin dile getirilmesi üzerine kurulduğunu belirten Bekayi, "Mesaj alışverişi devam ediyor. Bugün yüksek ihtimalle Pakistan'dan bir heyeti ağırlayacağız. Bu görüşmede iki tarafın görüşleri ayrıntılı şekilde ele alınacak." dedi.
Bekayi, ülkesinin nükleer silah üretmek gibi bir amacının olmadığını ve bunu daha önce de defalarca dile getirdiklerini hatırlatarak, "Uranyum zenginleştirmenin türü ve seviyesi görüşülebilir ki biz bunu daha önce de ilan ettik. İran'ın kendi ihtiyaçlarına göre uranyum zenginleştirmeye devam etmesi gerekiyor." ifadelerini kullandı.
ABD'nin daha önce "İran'ın nükleer programını yok ettiklerine" dair açıklamalarda bulunduğuna ancak buna rağmen bugün de aynı konuyu gündemde tuttuğuna dikkati çeken Bekayi, ABD'nin nükleer meseleyi İran'a baskı yapmak için kendi çıkarları doğrultusunda kullandığını söyledi.
Bekayi, ABD'den gelen "İran nükleer silah peşinde koşmaz ise ekonomisinin refaha ereceği" yönündeki açıklamalara ilişkin ise "Biz ekonomimizi nasıl geliştireceğimizi biliyoruz. İran'ın barışçıl amaçlar dışında nükleer programı olmadı. Kimseden korktuğumuz için değil ilkesel olarak nükleer silah peşinde değiliz." diye konuştu.
Ülkesinin uzun yıllar boyunca Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağladığına işaret eden Bekayi, son zamanlarda özellikle Hürmüz Boğazı'nda yaşanan tehlikelerin ABD ve İsrail'in girişimlerinden kaynaklandığını savundu.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) resmi haber ajansı WAM'ın haberine göre Devlet Başkan Yardımcısı Mansur bin Zayid Al Nahyan, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Görüşmede bölgesel gelişmelerin yanı sıra, mevcut gerilimin düşürülmesine yönelik atılabilecek adımlar değerlendirildi.
Bu görüşme, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş sonrası, İran-BAE hattında gerçekleştirilen en üst düzey temas olarak kayda geçti.
ABD Başkanı Donald Trump, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Çin, Hürmüz Boğazı'nı kalıcı olarak açmamdan çok memnun. Bunu onlar için ve ayrıca dünya için yapıyorum. Bu durum bir daha asla yaşanmayacak. İran'a silah göndermemeyi kabul ettiler. Birkaç hafta içinde oraya gittiğimde Başkan Şi bana kocaman sarılacak. Birlikte akıllıca ve çok iyi çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
Paylaşımında diplomasinin savaşa tercih edilmesi gerektiğini belirten ancak mesajının sonunda ABD'nin askeri gücüne de vurgu yapan Trump, "Bu, savaşmaktan daha iyi değil mi? Ama unutmayın, eğer mecbur kalırsak savaşmakta çok iyiyiz, herkesten çok daha iyi" değerlendirmesinde bulundu.
ABD Başkanı Donald Trump, Fox News'e verdiği mülakatta, İran'la 28 Şubat'tan bu yana devam eden savaş ve etkileri hakkında değerlendirmelerde bulundu.
İran'ın nükleer silah yapma girişimi devam ettiği sürece anlaşma olmayacağını söyleyen Trump, "Her şey yok edilmiş durumda. Hava savunma ekipmanları yok, radarları yok, liderleri yok. Şu anki liderler, yeni bir rejim, tamam mı? Ve açıkçası, karşılaştırınca oldukça makul olduklarını düşünüyoruz. Gerçekten yeni bir rejim ve bence çok iyi gidiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Trump, "Yani ortada hiçbir anlaşma yok. Bu bütün mesele, nükleerin olmamasıyla ilgili. Onlar nükleer silaha sahip olamazlar." diyerek, İran'ın nükleer silaha sahip olması durumunda "bir süre daha onlarla uğraşmak zorunda kalacaklarını" söyledi.
ABD'nin Hürmüz Boğazı'na yönelik ablukası için bekledikleri tepkiyle önceden karşılaştıklarını ifade eden Trump, bu konuda da iyi gittiklerini savundu.
Trump, askeri operasyonlara Venezuela ile başladıklarını hatırlatarak, ilk döneminde ABD ordusunu yeniden inşa ettiğini ancak bu kadar fazla kullanacağını bilmediğini dile getirdi.
Başkan Trump, tüm köprülerin bir saat içinde yok edilebileceğini, aynı sürede enerji ve elektrik santrallerinin de imha edilebileceğini ancak bunu yapmak istemediklerini belirterek, "Bir gün yeniden inşa etmeniz gerekir ve bir köprüyü yeniden yapmak 10 yıl sürer, Trump olsanız bile çok uzun sürer." ifadesini kullandı.
Hürmüz Boğazı'nın ablukaya alınmasına yönelik tepkilere ilişkin de konuşan Trump, Çinliler ya da Suudi Arabistanlılardan abluka konusunda herhangi bir tepki görmediklerini kaydetti.
Başkan Trump, İran ile bir anlaşma imzalandığı taktirde petrol ve gaz fiyatlarının küresel çapta azalacağına dikkati çekerek, "Bu sorunun (İran'la savaş) umarız çok daha önce, belki de neredeyse hemen çözüleceğini varsayarsak, benzin fiyatları muazzam derecede düşecek." değerlendirmesinde bulundu.
TRUMP'TAN ÇİN DEVLET BAŞKANI Şİ'YE MEKTUP
Trump, Çin'in İran'a silah verdiğini duyduğunu savunarak, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'e bu konu hakkında bir mektup yazdığını, onun da karşılık olarak böyle bir şey yapmadığıyla ilgili kendisine bir mektup gönderdiğini ifade etti.
Çin'in "kendisinden daha sert birisiyle karşılaşma olasılığının olmadığını" ileri süren Trump, "Ama başkanla da iyi bir ilişkim var ve bu iyi bir şey." dedi.
Trump, Çin Devlet Başkanı Şi ile iyi ilişkilere sahip olduğunu vurguladı.
İran'ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansına göre, İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaş yönetiminden sorumlu birimi Hatemu'l Enbiya Merkez Karargahı Komutanı Tümgeneral Ali Abdullahi, ABD Başkanı Donald Trump'ın "deniz ablukası" tehditlerine ilişkin açıklama yaptı.
ABD'nin "deniz ablukası" girişimlerinin ateşkesin ihlali sayılacağını belirten Abdullahi, "ABD yasa dışı eylemlerine devam etmek ve İran'a ait ticari gemileri ve petrol tankerleri için güvensizlik oluşturmak istiyorsa İran'ın güçlü Silahlı Kuvvetleri, Basra Körfezi, Umman Denizi ve Kızıldeniz'de herhangi bir ihracat ve ithalatın devam etmesine izin vermeyecektir." ifadelerini kullandı.
Abdullahi, İran'ın "ulusal egemenliğini ve çıkarlarını savunmak için güçlü bir şekilde harekete geçeceğini" belirtti.
Yarı resmi Fars Haber Ajansına göre İran'a ait bir dökme yük gemisi, ABD'nin "deniz ablukası" sırasında konum sistemi açık halde Hürmüz Boğazı'nı geçti.
Geminin Basra Körfezi'nin kuzeyindeki İmam Humeyni Limanı'na doğru ilerlediği aktarıldı.
Yonhap ajansının haberine göre, Güney Kore Dışişleri Bakanı Cho Hyun, Ulusal Meclis'teki oturumda Hürmüz Boğazı çevresinde bekleyen Güney Kore gemilerine ilişkin açıklama yaptı.
Cho, "Bu aşamada İran'a (Hürmüz Boğazı çevresindeki gemilerin geçişi için) herhangi bir ödeme yapma veya ABD'nin belirttiğine (abluka) karşı herhangi bir eylemde bulunma planlarımız bulunmuyor." ifadelerini kullandı.
Hükümetin boğazda mahsur kalan gemilerle ilgili İran, ABD ve Körfez ülkeleriyle bilgi paylaştığını aktaran Cho, 26 geminin güvenliğini sağlamak ve bölgeden çıkarmak için iş birliği arayışında olduklarını kaydetti.
Hürmüz Boğazı'nın yer aldığı bölgede Güney Kore'ye ait toplam 173 personelin olduğu 26 geminin bulunduğu belirtiliyor.
Yarı resmi Tesnim Haber Ajansının İsfahan'a bağlı Natanz Emniyetine dayandırdığı habere göre, "siber alanda kamu güvenliğini bozmak" ve "ülke yönetimi aleyhinde girişimlerde bulunduğu" tespit edilen 26 kişi gözaltına alındı.
Hürmüzgan eyaletinde de "kamu güvenliğini bozmak" ile suçlanan, "düşman yabancı medyayla temas halinde olduğu tespit edilen ve paralı asker" olarak nitelendirilen 5 kişinin operasyonlarda gözaltına alındığı aktarıldı.
İran resmi ajansı IRNA'ya göre İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran'daki acil hizmetler merkezini ziyaretinde açıklama yaptı.
Uluslararası sistemdeki "çifte standartları" eleştiren Pezeşkiyan, herhangi bir ülkeye yapılan askeri saldırının "evrensel olarak kabul görmüş" ilkelere aykırı olduğunu ve ABD-İsrail'in İran'a açtığı savaşın da hukuksuz olduğunu vurguladı.
ABD-İsrail'in saldırılarında sivillerin ve sivil merkezlerin de hedef alındığına işaret eden İran Cumhurbaşkanı, "Sivilleri, önde gelen kişileri, çocukları hedef almanın, okullar ve hastaneler dahil olmak üzere hayati merkezleri tahrip etmenin uluslararası hukuk ve insani ilkeler çerçevesinde ne gibi bir gerekçesi olabilir?" sorusunu yöneltti.
İran Cumhurbaşkanı, ABD-İsrail'in saldırılarına rağmen İran'ın "ilkeli" duruşundan taviz vermediğini söyleyerek şunları kaydetti:
"İran savaş ve istikrarsızlık arayışında değildir ve her zaman farklı ülkelerle diyalog ve yapıcı etkileşimi vurgulamıştır. Buna karşılık ülkeyi teslim olmaya zorlama girişimleri de başarısızlığa mahkumdur. İran milleti asla böyle bir yaklaşımı kabul etmeyecektir."
Yarı resmi Fars Haber Ajansına göre, İran'a ait bir tanker, ABD'nin "deniz ablukası" sırasında konum sistemi açık halde Hürmüz Boğazı'nı geçerek İran kara sularına ulaştı.
Haberde, söz konusu petrol tankerinin 2 milyon varil ham petrol taşıma kapasitesine sahip olduğu ve "en ufak bir engelle karşılaşmadan" varış noktasına ulaştığı ifade edildi.
İsrail ordusu, gece boyunca Lübnan'ın güneyindeki çok sayıda bölgeyi hava saldırılarıyla hedef alırken karadan işgali genişletme teşebbüsünü de sürdürdü.
Karadan Lübnan'ın güneyinde İsrail ordusuna mukavemet eden Hizbullah ise sabah saatlerinde İsrail'in kuzeyini hedef alan ve art arda fırlatılan roketlerle karşılık verdi.
İSRAİL SALDIRILARINDA 13 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
İsrail savaş uçakları, Lübnan'ın güneyinde Kadmus, Mahmudiye, Kalile, Ensariyye, Hırbet Duveyr, Mecedil ve Cibaa bölgelerini hedef alırken, Kadmus, Ensariyye ve Cibaa beldelerine düzenlenen saldırılarda 13 kişi hayatını kaybetti.
İsrail ordusu Beyrut-Sayda otoyolunda da 2 araca hava saldırısı gerçekleştirdi; saldırıda ölen ya da yaralananlara ilişkin bilgi henüz paylaşılmadı.
Öte yandan İsrail ordusu, karadan işgali genişletme girişiminin yoğunlaştığı, Lübnan-İsrail sınırına yaklaşık 4 kilometre uzaklıkta stratejik ve sembolik öneme sahip Bint Cubeyl ilçesine topçu atışları düzenledi.
Bint Cubeyl'de dün 3'ü ağır 10 askerinin yaralandığını, ayrıca Lübnan'ın güneyinde yarbay rütbesinde bir komutanın ağır yaralandığını duyuran İsrail ordusu, gece Hanin beldesindeki evleri de havaya uçurdu.
HİZBULLAH 40 ROKETLE KARŞILIK VERDİ
İsrail'in Lübnan'ın güneyine yoğun saldırıları sürerken Hizbullah da İsrail'in kuzeyine ateşlediği 40 roketle karşılık verdi.
İsrail basınının aktardığına göre, Hizbullah'ın sabah saatlerinde kısa süre içinde art arda ateşlediği yaklaşık 40 roket nedeniyle İsrail'in kuzeyindeki yerleşimlerde sık sık sirenler çaldı.
Roketlerin bir kısmı hava savunma sistemleri tarafından engellendi, bir kısmı da açık alanlara düştü.
İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı, roketler nedeniyle 1 kişinin hafif yaralandığını ve hastaneye nakledildiğini aktardı.
Yonhap'ın haberine göre, Güney Kore Başbakanı Kim Min-seok, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın etkilerine yönelik düzenlenen ekonomik durum toplantısında açıklamalarda bulundu.
Orta Doğu'da süren gerilimin yol açtığı aksaklıklardan kaynaklı arz sıkıntıları nedeniyle tıbbi şırınga ve iğnelerin yanı sıra etilen, propilen ve bütadien gibi temel petrokimya hammaddeleri dahil kritik maddelerin stoklanmasının yasaklandığını belirten Kim, piyasa düzenini bozan stokçuluk faaliyetlerine karşı ilgili bakanlıkların sıkı önlem almasını istediğini kaydetti.
Kim, "Halkın ve işletmelerin hükümete güven duyması ve insanların stok yapmaktan kaçındığı bir ortam yaratılması için, temel ihtiyaç maddelerinin arz ve talebinin dengelenmesi büyük önem taşıyor." ifadesini kullandı.
ABD Senatosu Azınlık Lideri Demokrat Chuck Schumer, düzenlediği basın toplantısında ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşa ilişkin açıklama yaptı.
ABD'nin İran'a saldırılarına değinen Schumer, bunun "destansı öfke operasyonu değil, destansı başarısızlık operasyonu" olduğunu ifade etti.
Demokratların Senato'da İran'a saldırıları kısıtlamayı amaçlayan "savaş yetkileri" tasarısına ilişkin oylamayı zorlayacaklarını belirten Schumer, konuyu bu hafta gündeme getireceklerini söyledi.
Schumer, "Eğer Cumhuriyetçiler bunu engellerse, bu savaş sona erene kadar, Kongre görevini yapıp yönetimi sorumlu tutana kadar tekrar tekrar oylama yapacağız." diye konuştu.
Trump'ın İran'a saldırılarını kısıtlamayı amaçlayan "savaş yetkileri" tasarısı, 19 Mart'ta ABD Senatosunda oylanmıştı. Demokratlar tarafından sunulan tasarı, 47 "evet" oyuna karşılık 53 "hayır" oyuyla reddedilmişti.
1973 tarihli "Savaş Yetkileri Yasası", ABD başkanının herhangi bir ülkeye savaş başlatma kararını Kongre onayına bağlarken başkanın bu tür bir adımını önceden Kongreye bildirmesini zorunlu kılıyor.
Kanada, Avustralya, Brezilya, Kolombiya, Endonezya, Japonya, Ürdün, Sierra Leone, İsviçre ve İngiltere, Lübnan'daki insani yardım çalışanlarının durumuna ilişkin ortak açıklama yaptı.
Açıklamada, bu ülkelerin, Lübnan'da kötüleşen insani durum ve sivillerin yerinden edilmesi nedeniyle derin endişe duyduğu vurgulanarak "ABD, İsrail ve İran arasında mutabık kalınan ateşkesten memnuniyet duyuyoruz. Lübnan'daki düşmanlığın sona ermesi çağrısında bulunuyoruz." ifadeleri kullanıldı.
Sivillerin ve sivil altyapıların korunması gerektiği kaydedilen açıklamada "En hassas grupları koruma ve yardım etmeye kendilerini adayan insani yardım çalışanları korunmalı ve saygı duyulmalıdır." değerlendirmesi yapıldı.
Açıklamada, insani yardım çalışanlarının güvenliğini tehdit eden saldırıların durdurulması istenerek tarafların her koşulda uluslararası hukuka uyması gerektiği belirtildi.
Uluslararası hukuka saygının insan onurunu koruma, sivillere yönelik zararı azaltma ve insani yardımların erişimini sağlama açısından önemli olduğu vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Diğerlerinin hayatını kurtaranların kendilerini feda etmek zorunda kalmaması için birlikte çalışmaya devam edeceğiz."
ABC News muhabiri Jonathan Karl, X sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda ABD Başkanı Donald Trump ile telefonda yaptığı mülakatın detaylarını paylaştı.
Buna göre, Trump, ABD ile İran arasındaki geçici ateşkesin süresini uzatmayı düşünmediğini, buna gerek olmayacağını, gelecek iki günün "inanılmaz" olacağını ifade etti.
ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın bir anlaşmayla mı biteceği yoksa "kapasitelerini yok ettik, işte bu kadar" şeklinde bir anlayış mı olacağına ilişkin soruya Trump, şu yanıtı verdi:
"İki türlü de bitebilir ancak bence anlaşma tercih edilir çünkü böylece (ülkeyi) yeniden inşa edebilirler. Artık gerçekten farklı bir rejim var. Ne olursa olsun radikalleri ortadan kaldırdık."
Trump ayrıca kendisi ABD Başkanı olmasaydı "dünyanın parçalanmış olabileceğini" savundu.
CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper, sosyal medya platformundan ablukaya ilişkin açıklama yaptı.
ABD kuvvetlerinin İran limanlarına yönelik tam bir abluka uyguladığını belirten Cooper, İran ekonomisinin yüzde 90'ının deniz yoluyla yapılan uluslararası ticarete dayandığına işaret etti. Cooper "Ablukanın uygulanmasından bu yana geçen 36 saatten kısa bir sürede, ABD kuvvetleri deniz yoluyla İran'a giren ve İran'dan çıkan ekonomik ticareti tamamen durdurmuştur." ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Donald Trump, İran'la Pakistan'da yürütülen müzakere sürecinin başarısızlığa uğramasının ardından yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nı abluka altına alma sürecini başlatacaklarını duyurmuştu. CENTCOM, dün, ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasına 10 binden fazla askerin yanı sıra onlarca savaş gemisiyle savaş uçağının eşlik ettiğini açıklamıştı.
ABD Hazine Bakanlığı, denizde bekleyen İran petrolünün satışına izin veren geçici lisansın, süresi dolduğunda yenilenmeyeceğini bildirdi.
ABD Hazine Bakanlığının X sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin paylaşım yapıldı.
Paylaşımda, Bakanlığın "Ekonomik Öfke" kapsamında kararlı adımlar atarak İran üzerindeki azami baskıyı sürdürdüğü vurgulandı.
Bakanlığın mevcut tüm araç ve yetkilerini sonuna kadar kullandığının ve İran'ın faaliyetlerini desteklemeye devam eden yabancı finans kurumlarına karşı ikincil yaptırımlar uygulamaya hazır olduğunun altı çizilen paylaşımda, "Denizde bekleyen İran petrolünün satışına izin veren kısa vadeli lisans ise birkaç gün içinde sona erecek ve yenilenmeyecek." ifadesi kullanıldı.
Bakanlık tarafından yayımlanan lisans ile 20 Mart yerel saatle 00.01'den önce gemilere yüklenmiş İran menşeli ham petrol ve petrol ürünlerinin satışı, teslimatı veya boşaltılmasıyla ilgili işlemlere geçici olarak izin verilmişti.
Söz konusu iznin 19 Nisan yerel saatle 00.01'e kadar geçerli olacağı bildirilmişti.
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, X sosyal medya platformundaki hesabından ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin paylaşım yaptı.
Görüşmede, ikili iş birliği kapsamında çeşitli sektörlerde kaydedilen "önemli ilerlemeyi" gözden geçirdiklerini belirten Modi, "Kapsamlı Küresel Stratejik Ortaklığı"nı tüm alanlarda daha da güçlendirmeye kararlı olduklarını kaydetti.
Modi ayrıca, Batı Asya'daki durumu ele aldıklarını ve Hürmüz Boğazı'nın açık ve güvenli tutulmasının önemini vurguladıklarını aktardı.

ABD Başkanı Donald Trump, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşa ilişkin "Sanırım bitmeye çok yakın. Yani, ben durumu bitmeye çok yakın olarak görüyorum." dedi. Trump, Fox News'e verdiği röportajda ABD'nin İran'a karşı saldırılarını ve barış müzakereleriyle ilgili sürecin gidişatını değerlendirdi.
İran'la savaş konusunda devamlı geçmiş zaman ifadeleri kullanan Trump, savaşın gerçekten bitip bitmediğinin sorulması üzerine, "Sanırım bitmeye çok yakın. Yani, ben durumu bitmeye çok yakın olarak görüyorum." ifadelerini kullandı. Trump, "Biliyorsunuz, eğer şu an oradan tamamen çekilip gitsem, o ülkeyi yeniden ayağa kaldırmaları 20 yıl sürer. Henüz işimiz bitmedi, neler olacağını göreceğiz. Sanırım bir anlaşma yapmayı canıgönülden istiyorlar." dedi.
ABD ordusunun İran'a yönelik saldırı kararını değerlendiren Trump, saldırı kararı almaması durumunda şu an nükleer silah sahibi bir İran ile karşı karşıya kalmış olacaklarını ileri sürdü. Trump, "Eğer ellerinde nükleer bir silah olsaydı, oradaki herkesi yardıma çağırmak durumunda olurdunuz. Bunu yapmak istemezdiniz." diye ekledi.
ABD Başkanı Trump, İran ile ikinci tur görüşmelerin "önümüzdeki iki gün içinde gerçekleşebileceğini" belirtmişti.

ABD Başkan Yardımcısı Vance, Georgia'da düzenlenen "Turning Point USA" etkinliğinde ABD-İran gerilimini değerlendirdi.
Vance, Başkan Trump’ın İran’la dar kapsamlı bir anlaşma yerine "kapsamlı" bir anlaşma peşinde olduğunu ve buna ulaşacaklarına inandığını belirtti. ABD Başkan Yardımcısı, devam eden müzakereleri, yaklaşık bir haftadır süren geçici ateşkesle bağlantılı daha geniş bir stratejinin parçası olarak nitelendirdi. Trump'ın sürece bakışına değinen Vance, "Başkan büyük bir anlaşma yapmak istiyor. İran'a temel olarak sunduğu şey çok basit. Eğer normal bir ülke gibi davranmaya hazırsanız, biz de size ekonomik olarak normal bir ülke gibi davranmaya hazırız. Kendisi dar kapsamlı bir anlaşma istemiyor." dedi.
Vance, söz konusu geçici ateşkesin halen devam ettiğini vurgulayarak, bu bakımdan sürecin halen devam ettiğine işaret etti.
POTANSİYEL ANLAŞMA KONUSUNDA HALEN İYİMSER
"İran'la anlaşmanın henüz tamamlanmamasının nedeni, başkanın İran'ın nükleer silaha sahip olmadığı bir anlaşma istemesi." diye konuşan Vance, müzakerelerin devam edeceğini ve potansiyel bir anlaşma konusunda halen iyimser olduğunu dile getirdi. Vance, "Müzakerelere devam edeceğiz ve bunu gerçekleştirmek için çaba göstereceğiz, çünkü bu dünya için çok iyi olur. Ülkemiz için ve herkes için harika olur. Bu yüzden bunu gerçekleştirmek için mücadele etmeye devam edeceğim." ifadelerini kullandı. İki ülke arasında ciddi bir güvensizlik olduğuna da dikkati çeken Vance, "Bu sorunu bir gecede çözemezsiniz. Karşımızda oturanların bir anlaşma yapmak istediğini düşünüyorum ve ABD başkanının bize oraya gidip iyi niyetle müzakere etmemizi söylediğini biliyorum. Biz de öyle yaptık. Yapmaya da devam edeceğiz." şeklinde konuştu.
Vance, genç Amerikalıların Trump yönetiminin Orta Doğu'ya yönelik bazı politikalarını desteklemediğini gördüğünü de kaydetti.

İran'ın başkenti Tahran'da bir bombanın patladığı, olayda can kaybı veya yaralanmanın olmadığı bildirildi. Hemşehri Haber Sitesine konuşan, Tahran 10. Bölge Devrim Muhafızları Komutanı Muhammed Balide konuya ilişkin açıklama yaptı.
Balide, "Gece saatlerinde İmam Humeyni Caddesi'nde, hain ve ülkesini satan unsurlar tarafından konulan sınırlı etkiye sahip bir bomba patladı. Can kaybı olmadı, etrafa önemli bir zararı olmadı." dedi. Patlamanın meydana geldiği caddede trafik akışının normale döndüğünü dile getiren Balide, patlamanın nasıl meydana geldiğine ilişkin bilgi vermedi. İran devlet televizyonu, Tahran'ın 10. Bölge'sinde meydana gelen patlamanın "hain unsurların" sabotajı olduğunu duyurdu. Olayın, halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla yerleştirilen el yapımı ses bombasının patlamasından kaynaklandığı ve herhangi bir can veya ciddi bir mal kaybına yol açmadığı ifade edildi.
Amerikan New York Post gazetesine telefonla kısa bir mülakat veren ABD Başkanı Donald Trump, ABD-İran gerilimine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Pakistan'ın başkenti İslamabad'da geçen hafta sonu başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerin ardından ne olacağı sorusuna yanıt veren Trump, yeni bir tur görüşme yapılabileceğinin sinyalini verdi.
Trump, halen İslamabad'da bulunan New York Post muhabirine, "Gerçekten orada kalmalısınız çünkü önümüzdeki 2 gün içinde bir şeyler olabilir ve biz oraya gitmeye meyilliyiz. Bu mümkün bir şey, neden biliyor musunuz? Çünkü (Pakistan Genelkurmay Başkanı) Mareşal (Asım Munir) harika bir iş çıkarıyor." değerlendirmesini yaptı.
ABD Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Rubio'nun, Abdulati ile bir araya geldiği belirtildi. Açıklamada, iki bakanın, ABD ile İran arasındaki geçici ateşkesi ve "Orta Doğu'da uzun vadeli barışı sağlamanın önemini" ele aldığına işaret edildi. Rubio'nun, "ABD ve Mısır'ın Sudan'da insani ateşkese varmak için gösterdikleri çabalara" değindiği aktarılan açıklamada, "Ayrıca, Başkan'ın (ABD Başkanı Donald Trump) 20 Maddelik Gazze planı doğrultusunda Hamas'ın silahsızlandırılmasına yönelik ortak çabaları ele aldılar." ifadesi kullanıldı. Açıklamada, tarafların iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri güçlendirmenin yolları hakkında da fikir alışverişi yaptığı bilgisi verildi.
Bakanlıktan yapılan bir diğer açıklamada da Rubio'nun, ABD'yi ziyaret eden Hollandalı mevkidaşı Berendsen ile bir araya geldiği aktarıldı. Açıklamada, iki bakanın İran konusunu görüştüğü ve ülkeleri arasındaki yakın işbirliğini sürdürme konusunda taahhütte bulunduğu kaydedildi.