Son dakika haberi: ABD ile İran arasında 8 Nisan'da varılan ateşkes anlaşması sonrasında Pakistan arabuluculuğunda yapılan görüşmelerde sonuç çıkmayınca ABD, 13 Nisan'da İran'a deniz ablukası uygulama kararı almış ve Hürmüz Boğazı'na giriş yapan ve çıkan İran bağlantılı gemilere müdahale etmeye başlamıştı.
İran, 17 Nisan'da Lübnan'da ateşkes sağlanması üzerine ateşkes süresince Hürmüz Boğazı'nın İran donanması ile koordinasyon halinde olmak şartıyla ticari gemi geçişine açık olduğunu duyurmuş ancak ABD'nin deniz ablukasına devam edeceğini duyurması üzerine boğazdan geçişlere yeniden kısıtlamalar getirdiğini açıklamıştı.

İsrail'in, İran'a yönelik saldırılarını desteklemek için Irak çölünde gizli bir karakol kurduğu ve bunu "tespit etmek üzere olan" Irak birliklerine hava saldırıları düzenlediği iddia edildi.
The Wall Street Journal'ın haberine göre, aralarında ABD'li yetkililerin de bulunduğu kaynaklar, İsrail'in, İran'a yönelik saldırıları desteklemek amacıyla Irak çölünde gizli bir askeri karakol kurduğunu öne sürdü.
Haberde, İsrail'in, karakolu "tespit etmek üzere olan" Irak birliklerine hava saldırıları düzenlediği belirtildi.
İsrail'in burada özel kuvvetler konuşlandırdığı, söz konusu tesisin İsrail hava kuvvetleri için lojistik merkez işlevi gördüğü ve İsrail'in bu karakolu İran'a yönelik saldırıların hemen öncesi ABD'nin bilgisi dahilinde inşa ettiği kaydedildi.
Irak medyasının, bir çobanın söz konusu bölgede helikopter uçuşları da dahil olağandışı askeri faaliyetler gördüğünü bildirdiğini ve Irak ordusunun durumu araştırmak üzere bölgeye asker gönderdiğini yazdığı aktarılan haberde, İsrail'in hava saldırılarıyla bu askerleri uzak tuttuğu savunuldu.
İsrail ordusu, konuya ilişkin açıklama yapmaktan kaçındı.

İran’ın Çin Büyükelçisi Abdulrıza Rahmani Fazli, Çin’in savaş sürecinde İran’ın yanında yer aldığını ve Tahran yönetiminin Pekin’in desteğini unutmayacağını belirterek, "Savaşın ardından Pekin ile Tahran arasındaki ikili ilişkiler daha kapsamlı, daha derin ve daha çok boyutlu hale gelecek" dedi.
İran ile Çin arasındaki ilişkiler, savaş süreci ve bölgedeki gerilimlerin gölgesinde yeniden gündeme gelirken, Tahran yönetiminden Pekin ile ilişkilerin geleceğine ilişkin dikkat çeken bir açıklama geldi. İran’ın Çin Büyükelçisi Abdulrıza Rahmani Fazli, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İran ile Çin arasındaki ilişkilere dair değerlendirmelerde bulundu. Çin’i İran’ın "stratejik ortağı ve yakın dostu" olarak nitelendiren Fazli, "Çinliler, İran’ın zor günlerinin dostu oldular. Zor şartlarda yardımımıza koştular ve halkımızın yanında yer aldılar. Biz de zor günlerimizin dostlarını unutmayacağız" ifadelerini kullandı.
Fazli, savaş sonrası süreçte İran ile Çin arasındaki ilişkilerin daha ileri bir seviyeye taşınacağını belirterek, "Savaşın ardından Pekin ile Tahran arasındaki ikili ilişkiler daha kapsamlı, daha derin ve daha çok boyutlu hale gelecek" dedi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanlığı, füze ve insansız hava araçlarının bölgedeki Amerikan hedefleri ile düşman gemilerine kilitlenerek ateşleme emri beklediğini bildirdi.
İran'ın stratejik füze operasyonlarından sorumlu birimi Devrim Muhafızları Ordusu Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanlığı, donanmanın İran'a ait petrol tankerleri ve ticari gemilere müdahaleye ABD'nin bölgedeki merkezleri ve düşman gemilerine ağır saldırıyla karşılık verileceği uyarısının ardından yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, "Devrim Muhafızları Ordusu Hava-Uzay Kuvvetlerinin füze ve insansız hava araçları, bölgedeki ABD hedeflerine ve saldırgan düşmanın gemilerine kilitlendi. Ateşleme emrini bekliyoruz." ifadesi kullanıldı. Devrim Muhafızları Ordusu Donanması, ABD'nin İran'a ait petrol tankerlerine ve ticari gemilerine müdahale ve saldırılarına karşı "Uyarı" notuyla yazılı açıklama yayımlamıştı. Açıklamada, İran'ın petrol tankerleri ve ticari gemilerine herhangi bir müdahale halinde, bölgedeki ABD merkezlerinden birine ve düşman gemilerine ağır saldırılar düzenleneceği bildirilmişti.

ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya İran'ın elindeki yüksek düzeyli zenginleştirilmiş uranyumun ülke dışına çıkarılması konusunda taviz vermeyeceği taahhüdünde bulunduğu iddia edildi.
İsrail'de yayın yapan Kanal 13 televizyonuna konuşan üst düzey bir İsrailli yetkili, "Trump, Netanyahu'ya İran'ın elindeki (yüksek düzeyli) zenginleştirilmiş uranyum konusunda taviz vermeyeceği taahhüdünde bulundu." dedi. Adı açıklanmayan İsrailli yetkili, Tel Aviv yönetiminin ABD ile İran arasındaki müzakerelerin devam etmesinde bir "sakınca görmediğini" savunarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Değerlendirmelerimize göre (müzakereler) bir noktada çökecek. Trump'ın bizim tarafımızdan (bir savaşa) sürükleniyormuş hissine kapılmaması için panik göstermekten kaçınıyoruz. Süreci kendisinin yönetmesine izin vermek istiyoruz." ABD ile İran arasındaki müzakerelerin uzamasıyla birlikte İsrail yönetiminin, saldırıların yeniden başlatılması dahil her türlü senaryoya hazırlık yaptığını öne süren yetkili, İsrail ordusu yetkililerinin güvenlik toplantılarında İran Devrim Muhafızları Ordusu'nu "mevcut durumda mağlup bir yapı" olarak nitelendirerek süreci "operasyonel fırsat" olarak gördüğüne işaret etti. Öte yandan Mossad'ın Netanyahu'ya sunduğu raporlarda, saldırılara geri dönülmesinin Tahran yönetiminin devrilme sürecini hızlandıracağı yönündeki değerlendirmeler yer aldı. ABD Başkanı Trump, İran'ın süreci bilerek yavaşlattığı yönündeki iddialara ilişkin, "Bunu yakında öğreneceğiz." açıklamasında bulunmuştu. İran'la görüşme sürecinin iyi gittiğini söyleyen Trump, İranlılardan çok yakında bir geri bildirim alacaklarını vurgulayarak, ona göre adımlarını atacaklarını ifade etmişti.