SON DAKİKA… ABD/İsrail-İran Savaşı'nda dünya, ateşkes görüşmelerine kilitlendi. ABD'nin Hürmüz Boğazı ablukası nedeniyle bölgede tansiyon düşmezken, Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nda uygulanan ablukadan memnun olduğunu belirterek, "Şu anda kartlar Başkan Trump'ın elinde" dedi.
İran'dan ise dikkat çeken bir misilleme geldi. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Hürmüz Boğazı'nda 2 gemiye el konulan operasyonların görüntülerini servis etti.
İşte ABD/İsrail-İran Savaşı'nda dakika dakika yaşananlar…
ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkesin 3 hafta uzatılacağını açıkladı.
İsrail ile Lübnan temsilcilerini Beyaz Saray'da ağırlayan ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İsrail-Lübnan ateşkesine ilişkin duyuru yaptı. Trump, Oval Ofis'te ABD'li, İsrailli ve Lübnanlı temsilcilerin hazır bulunduğu toplantıya işaret ederek "Toplantı çok iyi geçti. ABD, Lübnan'ın kendisini Hizbullah'tan korumasına yardımcı olmak için Lübnan ile işbirliği yapacak. İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkes 3 hafta uzatılacak." ifadelerini kullandı. ABD Başkanı ayrıca, yakın gelecekte İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ı Beyaz Saray'da ağırlamayı sabırsızlıkla beklediğini ifade etti. Trump, 3 haftalık ilave ateşkes süreci içinde Avn ile Netanyahu'yu Beyaz Saray'da ağırlamayı istediğini ve bu görüşmenin "tarihi" bir öneme sahip olacağını vurguladı. İsrail'in Hizbullah'tan gelecek olası saldırılara karşı kendini her zaman savunma hakkı olduğunu anlatan Trump, "İsrail, üzerine ateş açılırsa kendini savunmak zorunda kalacak ve bunu da yapacaktır. Bunu yapmak zorunda kalmasalar güzel olur ancak bir şey olursa kendilerini savunmak zorunda kalacaklar, bunu da dikkatli bir şekilde yapacaklardır." değerlendirmesini yaptı. Öte yandan Trump, İran'ın Hizbullah'a olan desteğini kesmesi gerektiğini ifade ederek, İran'ın ABD ile anlaşabilmesi için bunun bir "zorunluluk" olduğunu vurguladı.
İran'a ait bir yük gemisinin, ABD donanmasının el koyma girişimine rağmen Umman Denizi'nden geçerek İran'a ulaştığı bildirildi.
Fars Haber Ajansı'na göre, pirinç taşıyan İran'a ait bir dökme yük gemisi Umman Denizi'nden güvenle geçti. ABD donanmasının el koyma girişiminde bulunduğu belirtilen geminin, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'ne bağlı unsurlar tarafından eskort edilerek İran'a ulaştığı belirtildi.
ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın siyasi anlamda bir "karmaşa" içinde olduğunu ve bunun çözülebilmesi için ateşkesi uzattığını savunarak, "İran bir anlaşma yapmak istiyor. Onlarla görüşüyoruz ama ülkenin başında kimin olduğunu bile bilmiyorlar. Tam bir kargaşa içindeler. Bu yüzden, bu kargaşayı biraz olsun gidermeleri için onlara küçük bir şans vermek istedik." dedi.
ABD Başkanı Trump, Oval Ofis'te ilaç fiyatlarının düşürülmesi ile ilgili düzenlediği bir etkinlikte İran'la ilgili gündemi değerlendirdi. Trump, İran'la anlaşma yapmak için bir acelesinin olmadığını ve yeterince vakti olduğunu kaydederek, kendi üzerinde değil Tahran'ın üzerinde "zaman baskısı" olduğunu savundu. "İran'la anlaşma konusunda ne kadar bekleyeceksiniz?" şeklindeki bir soruya yanıt veren Trump, soruya tepki göstererek, "Beni acele ettirmeyin. Vietnam'da 18 yıl geçirdik, Irak'ta uzun yıllar harcadık. (İran'da) Bu işi daha 6 haftadır yapıyoruz ve ordularını yendik." görüşünü paylaştı. Acele etmek istemediğini ve bolca vakti olduğunu dile getiren ABD Başkanı, "Ülkemizin ve dünyanın nükleer silahlara sahip delilerden korunacağı bir anlaşma yapmak istiyorum." ifadesini kullandı.
İRAN'DA LİDERLİK SORUNU OLDUĞUNU SAVUNDU
İran'la geçici ateşkesi uzatmasının temel sebebinin bu ülkedeki "siyasi karmaşa" ve "lider kadrolarındaki belirsizlik" olduğunu savunan ABD Başkanı Trump, "İran bir anlaşma yapmak istiyor. Onlarla görüşüyoruz ama ülkenin başında kimin olduğunu bile bilmiyorlar. Tam bir kargaşa içindeler. Bu yüzden, bu kargaşayı biraz olsun gidermeleri için onlara küçük bir şans vermek istedik." şeklinde konuştu. Meselenin herhangi bir anlaşma yapmak olmadığını, bu konuda biraz zaman alsa da en iyi anlaşmayı yapmak istediğini anlatan Trump, İran'ın nükleer silaha sahip olmadığı bir dünya istediğini ve o zaman "herkesin daha güvende olacağı" yorumunu yaptı. Trump, "İran'la şu anda da bir anlaşma yapabilirim ama ben en iyi anlaşmayı yapmak istiyorum. O yüzden onlara biraz süre verdim. Eğer anlaşma yapmak istemezlerse o zaman başladığımız işi bitiririz." şeklinde konuştu.
"İRAN'DA NEDEN NÜKLEER SİLAH KULLANAYIM Kİ?"
Öte yandan ABD Başkanı Trump, İran'a yönelik nükleer silah kullanmayı düşünüp düşünmediği yönündeki bir soruya tepki göstererek, bu sorunun nereden geldiğini anlamadığını belirtti. "(İran'a karşı) Neden nükleer silah kullanayım ki? Onları nükleer silah kullanmadan, tamamen geleneksel yöntemlerle yok ettik. Nükleer silahların kimse tarafından kullanılmasına izin verilmemelidir. Dolayısıyla hayır kullanmayacağım." değerlendirmesini yapan Trump, nükleer silah kullanma gündemi olmadığını vurguladı. ABD'nin İran'daki hedeflerinin yüzde 75'ini vurduğunu, ardından planladıklarından biraz daha erken durduklarını aktaran ABD Başkanı, bu süreçte İran'ın bir süre barış yapmak istediğini ifade etti. Diğer yandan Trump, İran'da idam edilmeyi beklediğini söylediği 8 kadının, kendi ricasının ardından idamlarının durdurulduğunu ve bu kişilerin serbest bırakılacağının kendisine iletildiğini söyledi. Hürmüz Boğazı ile ilgili de açıklamalarda bulunan Trump, boğazın kontrolünün tamamen kendilerinde olduğunu ve İran'ın her gün yaklaşık 500 milyon dolar zararda olduğunu ileri sürdü. İran'la savaşın ne kadar süreceği ve ABD'deki benzin fiyatlarının ne kadar süre yüksek seyredeceği konusundaki soruları cevaplayan Trump, yüksek benzin fiyatlarının "nükleer silaha sahip bir İran'dan daha iyi olduğu" yorumunu yaptı.
Kuveyt, İsrail ve ABD'nin İran'a saldırılarını başlattığı 28 Şubat'tan bu yana kapalı olan hava sahasının kademeli olarak yeniden açıldığını duyurdu.
Kuveyt resmi haber ajansı KUNA'ya göre, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Başkanı Hammud Mübarek es-Sabah, bölgedeki gelişmeler nedeniyle 28 Şubat'tan bu yana hava trafiğinin geçici ve ihtiyati olarak askıya alındığına işaret ederek, Kuveyt Uluslararası Havalimanı hava sahasının bugünden itibaren yeniden açılacağını açıkladı. Sabah, söz konusu adımın, havalimanının önümüzdeki dönemde tam kapasiteyle faaliyete geçmesini sağlamak amacıyla hava trafiğinin aşamalı olarak yeniden başlatılmasını öngören planın bir parçası olduğunu ifade etti. Bazı havalimanı tesislerinde meydana gelen hasarın değerlendirildiğini belirten Sabah, teknik ekiplerin operasyonel ekipman ve altyapıda bakım ve onarım çalışmalarına başladığını kaydetti. Sabah ayrıca, bu süreçte Kuveytli hava yolu şirketlerinin operasyonlarını kolaylaştırma konusunda sağladığı işbirliği ve destek dolayısıyla Suudi Arabistan'a teşekkür etti. Kuveyt Başbakanı Ahmed Abdullah el-Ahmed es-Sabah, 19 Nisan'da Kuveyt Uluslararası Havalimanı'nı ziyaret ederek yetkililerden yeniden açılış planları, tesislerin hazır olma durumu ile güvenlik ve emniyet sistemleri hakkında bilgi almıştı. Kuveyt Uluslararası Havalimanı, bir çok kez, Kuveyt makamlarının İran ve müttefik silahlı grupları sorumlu tuttuğu saldırıların hedefi olmuştu. Söz konusu saldırılar, Şubat ayı sonunda Tahran'a karşı başlatılan İsrail-ABD saldırılarına misilleme kapsamında gerçekleştirilmişti. ABD-İran arasında 8 Nisan'da ilan edilen iki haftalık geçici ateşkesin birkaç gün önce uzatıldığı bildirilmişti.
İran dini lideri Mücteba Hamaney, "Halk arasında oluşan olağanüstü birlik nedeniyle düşman saflarında bir kırılma meydana geldi" dedi.
ABD Başkanı Donald Trump, İran'la anlaşma yapmak için "dünya kadar" zamanı olduğunu, buna karşı asıl Tahran'ın üzerinde zaman baskısı bulunduğunu savundu.
ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Amerikan medyasının İran haberlerine tepki gösterdi. New York Times (NYT) ve CNN'e atıfta bulunan Trump, bu tür medya kuruluşlarının kendisini İran konusunda "zayıf" göstermeye çalıştığını öne sürerek, bu haberlere itibar edilmemesi gerektiğini söyledi. ABD Başkanı, "İran'la olan savaşı (eğer buna savaş denebilirse) bitirmek için 'sabırsızlandığımı' düşünenlere şunu belirtmek isterim, ben muhtemelen bu pozisyonda bulunmuş en az baskı altında olan kişiyim. Benim dünya kadar zamanım var ama İran'ın yok." ifadelerini kullandı. ABD'nin, İran'a yönelik ablukasının "çok sağlam" şekilde sürdüğünü kaydeden Trump, "Zaman onların lehine işlemiyor. Anlaşma sadece ABD, müttefiklerimiz ve dünyanın geri kalanı için uygun ve iyi olduğunda yapılacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
İsrailli yetkili, İran'ın başkenti Tahran'da duyulan patlama seslerinin ardından İsrail'in İran'a saldırı düzenlemediğini açıkladı.
İran'ın başkenti Tahran'da hava savunma sisteminin aktif hale geldiği bildirildi. Mehr Haber Ajansı'na göre, Tahran'daki hava savunma sistemi düşman unsurlarına karşılık vermek için çalıştı. Öte yandan, İsrail'in Yedioth Ahronoth gazetesine göre, Tahran'da hava savunma sistemlerinin devreye girdiği haberinin ardından, bir İsrail ordusu kaynağı, İran'a saldırı düzenlemediklerini söyledi.
İsrail ordusunun, Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye vilayetinde geçici ateşkese rağmen bir araca insansız hava aracıyla (İHA) düzenlediği saldırıda 3 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.
İsrail ordusu, 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük ateşkese rağmen Lübnan'daki saldırılarını sürdürüyor. Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail'e ait bir İHA, Nebatiye'de Şavkin yolunda seyir halindeki bir aracı İHA ile hedef aldı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırıda 3 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. Öte yandan İsrail ordusunun güneydeki Yatir beldesine düzenlediği topçu saldırısında ise biri çocuk, 2 kişinin yaralandığı ifade edildi. NNA'nın haberine göre, Sarbin, Beyt Lif ve Cibal el-Batm beldeleri öğleden sonra yoğun topçu atışına maruz kaldı. Bombardımanın Vadi Meryemin bölgesini de hedef aldığı belirtildi. İsrail ordusunun aynı saatlerde Hanin, Reşaf, Aynata ve Bint Cubeyl kentinde büyük patlamalara yol açan saldırılar düzenlediği, Bint Cubeyl, Beyt Lif ve Reşaf beldelerinde ise ağır makineli silahlarla geniş çaplı tarama yapıldığı aktarıldı. Bint Cubeyl kazasına bağlı beldelerde İsrail'e ait İHA'ların yoğun uçuş yaptığı kaydedildi.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Hürmüz Boğazı'ndaki mayınların temizlenmesinin 6 ay sürebileceği yönündeki iddianın doğru olmadığını açıkladı.
Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD medyasına yaptığı yazılı açıklamada ABD ordusunun Hürmüz Boğazı'ndaki mayınların temizlenmesinin 6 ay sürebileceği haberlerini yalanladı. Parnell, açıklamasında Washington Post gazetesinin paylaştığı söz konusu habere atıf yaparak, "Tek bir değerlendirme, o değerlendirmenin makul olduğu anlamına gelmez. Hürmüz Boğazı'nın altı ay boyunca kapalı kalması imkansızdır ve Savunma Bakanı (Pete Hegseth) için kesinlikle kabul edilemez bir durumdur." değerlendirmesini yaptı. Washington Post gazetesinin, ismini açıklamak istemeyen üç yetkiliye dayandırdığı haberinde, üst düzey bir Pentagon yetkilisinin, ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu üyelerine yaptığı gizli sunumda "Hürmüz Boğazı'ndaki mayınların temizlenmesinin 6 ay sürebileceğini" söylediği iddia edilmişti.
İran Yargı Erki Başkanı Gulamhüseyin Muhsini Ejei, ABD Başkanı Donald Trump'ın açıklamalarına tepki göstererek, ABD ordusunun Hürmüz Boğazı’na yaklaşmaya cesaret edemediğini ifade etti.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ABD Başkanı Donald Trump'ın geçici ateşkesi uzattığını duyurduğu İran'a yeni saldırılar için ABD'den yeşil ışık beklediklerini söyledi.
İsrail Savunma Bakanı Katz, Tel Aviv'deki Kirya Askeri Üssü'nde Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ve diğer üst düzey güvenlik yetkilileriyle durum değerlendirme toplantısı yaptı. Toplantıda konuşan Katz, "İsrail, İran'a karşı savaşın yeniden başlatılmasına hazır, hedefler belirlenmiş durumda." ifadesini kullandı. Katz, "ABD'den yeşil ışık bekliyoruz." diyerek İran liderlerine suikast düzenleyecekleri, ülkenin enerji ve elektrik altyapısı ile ekonomik altyapısını hedef alacakları tehdidinde bulundu. İran'a yeni saldırıların daha farklı ve ölümcül olacağı iddiasında bulunan İsrail Savunma Bakanı, en hassas noktalara yıkıcı darbeler indirilerek bu kez Tahran yönetiminin devrileceğini savundu.
İsrail basınında, Lübnan'ın güneyindeki İsrail askerlerinin, komutanlarının bilgisi dahilinde evler ve dükkanların yağmalandığı yönündeki ifadelerine yer verildi.
İsrail merkezli Haaretz gazetesinin ismi verilmeyen İsrail askerlerinin tanıklığına dayandırdığı haberinde, Lübnan'ın güneyindeki ev ve dükkanlarda yağma eylemlerinin yapıldığına dikkati çekildi. Tanıklıklara göre, Lübnan'da bulunan motosiklet, televizyon, tablo, kanepe ve halı hırsızlığı yaygın ve sık görülen bir olay haline geldi. Sahadaki en üst ve en alt kademedeki komutanların, hırsızlıkların idrakinde ancak bunları engellemek için herhangi bir önlem almıyor. Ayrıca askerler herhangi bir gizleme çabası göstermeden yağmaladıkları malları araçlarına yükleyip Lübnan'dan ayrılıyor. Askerler, "denetim eksikliği" nedeniyle yağmanın giderek arttığını ifade ediyor.
"İSTER SİGARA İSTER TELEVİZYON, HERHANGİ BİR ŞEY ALINABİLİR"
Bunun "çılgınca bir durum" olduğunu kaydeden askerlerden biri, "Herhangi biri herhangi bir şeyi alabilir; ister televizyon, ister sigara, ister bir alet olsun, hemen arabasına koyar veya bir kenara saklar. Bu bir sır değil. Herkes görüyor ve biliyor." ifadesini kullandı.
Bazı komutanların bu durumu görmezden geldiğini bazılarının da kınasa da hırsızları cezalandırmaktan imtina ettiğini kaydeden asker, "Tabur komutanı ve tugay komutanının her şeyin farkında olduğunu; ne şikayet ettiğini ne de kızdığını" belirtti.
Bir başka asker de komutanlardan birinin eşyalarla yüklü bir ciple ayrılan askerleri yakaladığını; yüzlerine karşı bağırdığını; çaldıklarını atmaları emrini verdiğini aktararak ancak meselenin bununla sınırlı kaldığını; askerler hakkında herhangi bir soruşturma açılmadığını ifade etti. Başka bir asker ise "durumun tehlikeli olduğunu ancak komutanların bir şey yapmadığını" aktardı. Asker, "Kanunların uygulanmasındaki gevşeklik çok net bir mesaj veriyor. Birini görevden alsalar ya da hapse atsalar veya sınıra askeri polis konuşlandırsalar, bu durum hemen sona erer ancak ceza olmayınca (yağmanın teşviki yönünde) mesaj açık." ifadesini kullandı.
DİSİPLİNSİZ BİR ORDU
Habere göre, askerler, yağma olaylarının boyutunun birlikler arasında farklılık gösterdiğini; bazılarında neredeyse hiç görülmezken, diğerlerinde yaygın şekilde yaşandığını; bu durum ise komutanların kuralları uygulamasına bağlı olduğunu aktardı.
Lübnan'ın güneyindeki yedek kuvvetlerin 500 günden fazla görev yaptığına işaret eden asker, komutanların rütbesi ne olursa olsun yedek askerlere hapis cezası vermediğini belirtti. Asker, "komutanların ordudaki disiplinin çöktüğünün farkında olduğunu, etkileri olmadığını bildiğini; bu nedenle askerlerin bir sonraki görev döneminde geri gelmesi için her şeyi sessizce örtbas etmeyi tercih ettiğini" aktardı.
SALDIRILARIN YOL AÇTIĞI YIKIM, YAĞMAYI YAYGIN HALE GETİRİYOR
Askerlerin aktardığına göre, yağma eylemleri, saldırıların altyapı ve mülklerde yol açtığı geniş çaplı yıkım nedeniyle daha da yaygınlaşıyor. İsrailli askerlerin, "Bunu alsam ne fark eder? Zaten her halükarda yıkılacak" düşüncesiyle hareket ettiği aktarıldı. Gazete haberinde, Hizbullah mensuplarının çoğunun kuzeye çekilmesiyle birlikte, askerlerin büyük kısmının artık yoğun çatışmalara dahil olmadığına, terkedilmiş sivil bölgelerde uzun süredir vakit geçirdiğine; bunun da yağma olaylarının artıran faktörler arasında yer aldığına işaret edildi. Ayrıca İsrail ordusunun habere, "disiplin ve adli işlemler uygulandığı; askeri polisin sınır bölgelerinde denetimler yaptığı" şeklinde yanıt verdiği aktarıldı. Buna karşın gazete haberinde, yağmayı engellemek için Lübnan'ın güneyindeki çıkış bölgelerindeki yerleştirilen askeri polis noktalarının bazılarının kaldırıldığı bilgisine yer verildi.
Hizbullah, ateşkes ihlallerine karşılık olarak Lübnan'ın güneyindeki Tayri beldesinde İsrail askerlerini insansız hava aracıyla (İHA) hedef aldığını duyurdu.
Hizbullah'ın Telegram hesabından yapılan yazılı açıklamada, yerel saatle 06.00 ve 10.00'da Lübnan'ın güneyindeki Tayri beldesinde İsrail askerlerinin İHA'yla hedef alındığı belirtildi. Güneydeki Mecdel Zun beldesinde ise 10.30'da İsrail ordusuna ait bir keşif İHA'sının düşürüldüğü kaydedildi. Açıklamada, söz konusu saldırıların İsrail'in ateşkes ihlallerine karşılık olarak gerçekleştirildiği ifade edildi.
Almanya Federal Hükümet Basın ve Enformasyon Ofisi, Alman hükümetinin ABD ve İran arasındaki ateşkesin uzatılmasına ilişkin yazılı açıklamasını paylaştı.
Açıklamada, ABD ile İran arasındaki ateşkesin uzatılmasından memnuniyet duyulduğu vurgulanarak, ateşkesin barışı sağlamak ve gerilimin artmasını önlemek için İslamabad'da diplomatik müzakerelere devam edilmesi için önemli bir fırsat sunduğu belirtildi.
"Tahran da bu fırsatı değerlendirmelidir." denilen açıklamada, İran, askeri nükleer programını durdurmaya ve İsrail ile diğer komşu devletleri tehdit etmeyi bırakmaya çağrıldı.
Açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın sürekli, güvenli bir şekilde ve herhangi bir kısıtlama olmadan veya ücret alınmaksızın açık olması gerektiğinin altını çizilerek, "Kapsamlı bir anlaşmaya varılması durumunda, Alman hükümeti ortaklarıyla birlikte mevcut kısıtlayıcı tedbirleri kademeli olarak gevşetmeye hazırdır." ifadesi kullanıldı.
İran'ın Hürmüz Boğazı'nı "bloke etmeye devam etmesi durumunda ek yaptırımları görüşmeye hazır olduğu" aktarılan açıklamada, çatışmaların kalıcı olarak sona ermesi durumunda, Alman hükümetinin ortaklarla birlikte, uluslararası hukuka uygun olarak ve ulusal prosedürlere bağlı kalarak Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğüne katkıda bulunmaya hazır olduğu belirtildi.
Açıklamada ayrıca Alman hükümetinin Lübnan'ın güneyindeki "savaşa kalıcı bir şekilde son vermek için diplomatik çabalarına devam edeceği" kaydedildi.
ABD Başkanı Donald Trump, kendisine ait sosyal medya platformu Truth Social'dan yaptığı bir başka paylaşımda, “İran, liderlerinin kim olduğunu anlamakta çok zorlanıyor. Gerçekten bilmiyorlar. Savaş alanında çok kötü yenilgiler alan 'sertlik yanlıları' ile hiç de ılımlı olmayanlar arasında iç çekişme var. Hürmüz Boğazı'nın tam kontrolü bizde. Amerika Birleşik Devletleri Donanması'nın onayı olmadan hiçbir gemi giremez veya çıkamaz. İran bir anlaşma yapana kadar boğaz 'sıkıca kapatılmış' durumda.” ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Donald Trump kendisine ait sosyal medya platformu Truth Social'dan Hürmüz Boğazı'na ilişkin açıklama yaptı. Trump, "Amerika Birleşik Devletleri Donanması'na, Hürmüz Boğazı sularına mayın döşeyen her türlü tekneyi, küçük tekneler de olsa vurup batırma emri verdim. Hiçbir tereddüt olmayacak" ifadelerini kullanarak, İran'ın 159 gemisinin "denizin dibinde" olduğunu vurguladı.
İran'ın Boğaz'a döşediği mayınlara da değinen Trump, "Ayrıca mayın tarama gemilerimiz şu anda Boğaz'ı temizliyor. Bu faaliyetlerin üç kat artırılmış şekilde devam etmesini emrediyorum" dedi.
ABD Savunma Bakanlığının (Pentagon) X sosyal medya hesabından, Hint Okyanusu'nda petrol tankerine el konulduğuna ilişkin görüntülü paylaşım yapıldı.
Paylaşımda, ABD Hint-Pasifik Komutanlığının (INDOPACOM) sorumluluk alanında seyreden, yaptırım uygulandığı ve İran'dan petrol taşıdığı belirtilen bayraksız "M/T Majestic X" isimli tankere müdahalede edildiği anlara yer verildi.
"Yasa dışı ağları" çökertmek ve İran'a maddi destek sağlayan gemileri faaliyet gösterdikleri her yerde engellemek amacıyla küresel deniz denetimlerinin sürdürüleceği belirtilen paylaşımda, uluslararası suların "yaptırım uygulanan aktörler tarafından kalkan" olarak kullanılamayacağı ifade edildi
Paylaşımda, Bakanlığın yasa dışı aktörlerin ve gemilerinin deniz alanındaki hareket özgürlüğünü kısıtlamaya devam edeceği aktarıldı.
Yonhap ajansının Güney Kore Dışişleri Bakanlığına dayandırdığı habere göre, Güney Kore'nin İran özel temsilcisi Chung Byung-ha, İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile İran'ın başkenti Tahran'da bir araya geldi.
Chung, Tahran'da kalan 40 Güney Kore vatandaşının ve 20 gemi ile mürettebatın güvenliği için İran'dan desteğin sürdürülmesini talep etti.
Bölgesel barış ve istikrarın yeniden tesisi için İran ile ABD arasındaki görüşmelerin devam etmesi temennisinde bulunan Chung, Seul-Tahran yönetimleri arasında gelişen ikili ilişkilerin önemine değindi.
Arakçi de Güney Kore ile ilişkileri ilerletmeye hazır olduklarını belirterek, ülkesinde bulunan Güney Kore vatandaşlarını dikkate almayı sürdüreceklerini aktardı.
İran Meclis Başkan Yardımcısı Hamid Rıza Hacıbabai, Hürmüz Boğazı'ndan "geçiş ücretlerinden elde edilen ilk gelirlerin" Merkez Bankası hesabına aktarıldığını belirtti.
İran'ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansına göre Hacıbabai, ABD'nin mevcut politikalarını ve tehditlerini sürdürmesi halinde Hürmüz Boğazı’nın açılmayacağını ifade etti.
"İRAN’IN TALEBİ, HÜRMÜZ BOĞAZI'NIN İRAN'A AİT OLMASI VE GEÇEN TÜM GEMİLERİN VERGİ ÖDEMESİDİR"
İran’ın yaklaşımının "müzakere değil haklarını elde etmek" olduğunu vurgulayan Hacibabai, İran'ın Hürmüz Boğaz üzerinde tam egemenlik istediğini ifade ederek, "İran milletinin talebi, Hürmüz Boğazı'nın İran'a ait olması ve bu boğazdan geçen tüm gemilerin İran milletine riyal cinsinden vergi ödemesidir." dedi.
“ELDE EDİLEN İLK GELİR MERKEZ BANKASI HESABINA YATIRILDI”
Hürmüz Boğazı'nın küresel denklemlerdeki önemine ve küresel petrol ticaretinin yüzde 20'sinin ve doğal gazının yüzde 35'inin Hürmüz Boğazı'ndan geçtiğine değinen Hacibabai, "Hürmüz Boğazı'na hakim olmak, İran'ın uluslararası ekonomideki rolü anlamına gelir. Bu boğaz üzerinde kontrolümüz var ve Hürmüz Boğazı geçiş ücretlerinden elde edilen ilk gelir Merkez Bankası hesabına yatırıldı." ifadelerini kullandı.
İran Meclis Başkan Yardımcısı Hamid Rıza Hacıbabai, hangi gemilerden ve ne zaman geçiş ücreti alındığına ilişkin detay vermedi.
ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırılarıyla başlayan savaş sırasında İran, Hürmüz Boğazı'nı kapatmıştı.
İran Meclisi'nin, Hürmüz Boğazı'ndaki gemilerden geçiş ücreti alınmasını içeren bir yasa tasarısı üzerinde çalıştığı da açıklanmıştı. Meclis Ulusal Güvenlik Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti alınmasını öngören yasa tasarısında, ücretlerin İran'ın ulusal para birimi riyal ile ödenmesinin belirlendiğini bildirmişti.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Hürmüz Boğazı’ndaki operasyonlara ilişkin Kongre üyelerine bilgi verdi. Pentagon yetkilileri, Kongre üyelerine Hürmüz Boğazı’na İran tarafından döşenen mayınların temizlenmesinin muhtemelen 6 ay süreceğini söyledi. ABD merkezli Associated Press Haber Ajansı’nın bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı haberde, askeri yetkililerin bu bilgiyi salı günü ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’nde düzenlenen gizli bir brifing sırasında paylaştığı aktarıldı. Kaynak, komite üyelerinin İran’a karşı yürütülen savaşın maliyeti, stratejisi ve hedefleri hakkında bilgi almak için sorular yöneltmesine rağmen cevap alamadıklarını bildirdi.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, bir Amerikan haber kanalına yaptığı açıklamalarda, Tahran yönetimiyle yürütülen diplomasi sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Leavitt, Washington yönetiminin beklenen anlaşma teklifini sunması için İran'a birkaç günlük süre tanıdığına dair Amerikan basınında yer alan haberlerin doğru olmadığını vurguladı.
Gündeme gelen mühlet iddialarını yalanlayan Sözcü Leavitt, “Başkan Trump, İran'dan bir teklif alınması için kesin bir son tarih belirlememiştir” ifadelerini kullandı. Bu konudaki zaman çizelgesinin ve nihai kararın doğrudan Trump'ın inisiyatifinde olduğunu kaydeden Leavitt, kendisinin de Başkan adına herhangi bir tarih açıklamayacağını ve tek karar vericinin Donald Trump olduğunun altını çizdi.
Tahran yönetiminden bütünleşik tek bir plan beklediklerini aktaran Leavitt, Trump'ın ortak bir teklif oluşturulabilmesi adına İran'a belirli bir esneklik alanı sağladığını dile getirdi. Leavitt, tanınan bu zamansal esnekliğe rağmen Trump'ın İran politikasına dair aşılmaması gereken sınırları son derece net bir biçimde çizdiğini sözlerine ekledi.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İran'ın diyalog ve anlaşmaya açık olduğunu belirterek, “Taahhütlerin ihlali, abluka ve tehditler gerçek müzakerelerin önündeki temel engellerdir” dedi.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Tahran yönetiminin diplomasiye yaklaşımına değinerek, ülkesinin diyalog ve anlaşmayı her zaman desteklediğini ve desteklemeye devam edeceğini kaydetti.
Taahhütlerin ihlal edilmesinin, uygulanan ablukanın ve yöneltilen tehditlerin gerçek müzakerelerin önündeki ana engeller olduğunu savunan Pezeşkiyan, “Dünya, bitmek bilmeyen ikiyüzlü söylemlerinizi ve iddialarınızla eylemleriniz arasındaki çelişkiyi görüyor” ifadelerini kullandı.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın durumuna, uygulanan deniz ablukasına ve ateşkes sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tam kapsamlı bir ateşkesin, ancak deniz ablukasıyla ve dünya ekonomisinin rehin alınmasıyla ihlal edilmediği takdirde bir anlam ifade edeceğini belirten Kalibaf, İsrail'in bölgedeki eylemlerine de dikkati çekerek bu ülkenin tüm cephelerdeki savaş kışkırtıcılığının durması gerektiğini ifade etti.
Hürmüz Boğazı'nın yeniden ulaşıma açılması yönündeki uluslararası taleplere ve baskılara yanıt veren Kalibaf, ateşkesin açıkça ihlal edildiği bir ortamda boğazın açılmasının söz konusu olamayacağının altını çizdi. Kalibaf, “Askeri saldırganlıkla hedeflerine ulaşamadılar, zorbalıkla da ulaşamayacaklar. Tek yol, İran milletinin haklarının kabul edilmesidir” değerlendirmesinde bulundu.
İran'ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansına göre Hacıbabai, ABD'nin mevcut politikalarını ve tehditlerini sürdürmesi halinde Hürmüz Boğazı’nın açılmayacağını ifade etti.
İran’ın yaklaşımının "müzakere değil haklarını elde etmek" olduğunu vurgulayan Hacibabai, İran'ın Hürmüz Boğaz üzerinde tam egemenlik istediğini ifade ederek, "İran milletinin talebi, Hürmüz Boğazı'nın İran'a ait olması ve bu boğazdan geçen tüm gemilerin İran milletine riyal cinsinden vergi ödemesidir." dedi.
Hürmüz Boğazı'nın küresel denklemlerdeki önemine ve küresel petrol ticaretinin yüzde 20'sinin ve doğal gazının yüzde 35'inin Hürmüz Boğazı'ndan geçtiğine değinen Hacibabai, "Hürmüz Boğazı'na hakim olmak, İran'ın uluslararası ekonomideki rolü anlamına gelir. Bu boğaz üzerinde kontrolümüz var ve Hürmüz Boğazı geçiş ücretlerinden elde edilen ilk gelir Merkez Bankası hesabına yatırıldı." ifadelerini kullandı.
İran Meclis Başkan Yardımcısı Hamid Rıza Hacıbabai, hangi gemilerden ve ne zaman geçiş ücreti alındığına ilişkin detay vermedi.
ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırılarıyla başlayan savaş sırasında İran, Hürmüz Boğazı'nı kapatmıştı.
İran Meclisi'nin, Hürmüz Boğazı'ndaki gemilerden geçiş ücreti alınmasını içeren bir yasa tasarısı üzerinde çalıştığı da açıklanmıştı. Meclis Ulusal Güvenlik Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti alınmasını öngören yasa tasarısında, ücretlerin İran'ın ulusal para birimi riyal ile ödenmesinin belirlendiğini bildirmişti.
Japonya Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Başbakanı Takaiçi Sanae ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Takaiçi, Suudi Arabistan'ın arabulucu ülkelerle birlikte ABD/İsrail-İran Savaşı'nın diplomatik çözümüne yönelik çabalarına saygısını ifade ederken, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş güvenliğinin sağlanması ve ABD ile İran'ın görüşmeler yoluyla anlaşmaya varmasının önemli olduğunu vurguladı.
Suudi Arabistan'ın Japonya'ya ham petrol tedarikinden duyduğu memnuniyeti ileten Takaiçi, ülkesine yönelik enerji tedarikinin genişletilmesi için iş birliği talebinde bulundu.
Bin Selman da ülkesinin Japonya da dahil olmak üzere pazarlara enerji tedariki sağlama konusunda olumlu yanıt verme niyetini dile getirerek, Hürmüz Boğazı'nda güvenli geçişin sağlanması dahil olmak üzere durumun istikrara kavuşturulması için Japonya ile iş birliğine devam edeceklerini kaydetti.
Her iki liderin "Stratejik Ortaklık Konseyi" kapsamında özellikle e-spor, uzay, yapay zeka teknolojisi ve yatırım alanlarında işbirliğini daha da güçlendirme konusunda anlaştıkları ifade edildi.
İran devlet televizyonuna göre, İran'ın BM Daimi Temsilcisi Said İravani, BAE, Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt'i protesto için BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e ve Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) ayrı ayrı mektup gönderdi.
Uluslararası hukuka göre devletlerin, "topraklarının üçüncü bir ülkeye karşı saldırganlık veya silahlı saldırı eylemleri için kullanılması durumunda" sorumluluk taşıdığını hatırlatan İravani, mektubunda, şu ifadeleri kullandı:
"İran; Katar, Kuveyt, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan hükümetlerini iyi komşuluk ilkelerine uymaya ve topraklarının İran'a karşı sürekli olarak sömürülmesini engellemeye kesin olarak çağırıyor."
Mektupta, İran'ın, komşu ülkelerin egemenliğine saygı ilkesini korumakla birlikte, egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve siyasi bağımsızlığını savunmak amacıyla meşru müdafaa hakkı dahil "gerekli ve uygun tüm önlemleri" alma hakkını saklı tuttuğu kaydedildi.
Antara News sitesinin haberine göre, Endonezya Maliye Bakanı Purbaya Yudhi Sadewa, başkent Cakarta'da düzenlenen bir sempozyumda Orta Doğu'daki duruma ilişkin değerlendirmede bulundu.
Sadewa, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto'ya göre mevcut durumda ülkenin azami ekonomik büyümeyi sürdürmesi için tüm kaynaklarını en iyi şekilde kullanması gerektiğini kaydetti.
"Cumhurbaşkanının zihninde şu anda hayatta kalma modundayız. Dolayısıyla işler her zamanki gibi değil." değerlendirmesinde bulunan Sadewa, Subianto'nun politikasının altyapıyı geliştirme, enerji güvenliğini güçlendirme ve bölgesel ekonomik kalkınmayı içerdiğini aktardı.
Sadewa, dün yaptığı açıklamada, "Küresel ticaret ve enerjinin kilit bir güzergahı üzerindeyiz fakat Malakka Boğazı'ndan geçen gemilerden ücret alınmıyor." diyerek, Boğazdan geçen gemilere komşu ülkelerle koordinasyon içinde ücret sistemi getirmeyi değerlendirdiklerini belirtmişti.
İran yargısına bağlı Mizan Haber Ajansı'na göre, Sultan Ali Şirzadi Fahr adlı kişi ülkede terör örgütü kabul edilen Halkın Mücahitleri Örgütü mensubu olmak ve İsrail dış istihbarat örgütü Mossad ile iş birliği suçlamalarından yargılandı.
Haberde, idam edilen kişinin uzun süredir Halkın Mücahitleri Örgütü üyesi olduğu, örgütle ve Mossad ile "geniş kapsamlı iş birliği" içinde olduğu ifade edildi.
İdam edilen kişinin örgütün 1988'de İran'a karşı yürüttüğü "Furug-u Cavidan" ve "Çalçerag" adı verilen saldırılara da katıldığını mahkemede itiraf ettiği aktarıldı.
ABD medyasında Hürmüz Boğazı'ndaki mayınların tamamen temizlenmesinin 6 ay sürebileceği, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş sona ermeden bu işlemin gerçekleşme ihtimalinin düşük olduğu iddia edildi. Washington Post (WP) gazetesinin, ismini açıklamak istemeyen üç yetkiliye dayandırdığı habere göre, üst düzey Pentagon yetkilisi, ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu üyelerine yaptığı gizli sunumda Hürmüz Boğazı'ndaki mayınların temizlenmesine yönelik tahmini süreci paylaştı.
Hürmüz Boğazı'nda mayın temizleme işlemlerinin 6 ay sürebileceğini ve ABD-İsrail/İran arasındaki savaş sona ermeden bu faaliyetlere girişilme olasılığının düşük olduğunu öne süren yetkililer, zaman çizelgesinin hem demokratlar hem de cumhuriyetçiler tarafından hayal kırıklığıyla karşılandığını aktardı.
Yetkililer, Kongre üyelerinin, İran'ın Hürmüz Boğazı çevresinde "20 ya da daha fazla" mayın yerleştirmiş olabileceği, ayrıca bazı mayınların GPS teknolojisiyle uzaktan yüzdürüldüğü, dolayısıyla mayın yerleştirme esnasında ABD güçlerinin bunları tespit etmekte zorlandığı konusunda bilgilendirildiğini öne sürdü.
Öte yandan Pentagon, WP'nin mayın temizleme faaliyetlerinin ne kadar sürebileceğine yönelik sorularını yanıtsız bıraktı.
CENTCOM'un ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin açıklama yapıldı.
Açıklamada, "ABD güçleri, İran'a karşı uyguladığı abluka kapsamında 31 gemiye geri dönmesi veya (İran’a ait) bir limana dönmesi talimatı vermiştir." ifadeleri kullanıldı.
"Gemilerin büyük çoğunluğunun ABD'nin talimatlarına uyduğu" belirtilen açıklamada, geri dönen gemilerin çoğunun petrol tankeri olduğu bilgisine yer verildi.
CENTCOM'dan 20 Nisan'da yapılan açıklamada, İran limanlarına ve kıyı bölgelerine giriş veya çıkış yapan gemilere yönelik ablukanın başlamasından bu yana (13 Nisan), ABD güçlerinin 27 geminin geri dönmesi veya bir İran limanına dönmesi için talimat verdiği aktarılmıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, İran'la Pakistan'da yürütülen müzakere sürecinin başarısızlığa uğramasının ardından yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nı abluka altına alma sürecini başlatacaklarını duyurmuştu.
Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Yunanistan'ın Delfi kasabasında düzenlenen Delfi Ekonomi Forumu'ndaki panelde bir araya geldi.
İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının ardından bölgede yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmede bulunan Costa, "Çok zor zamanlar yaşıyoruz. Bu savaş uluslararası hukuk için bir meydan okuma." diye konuştu.
Costa, uluslararası hukukun alternatifinin kaos olduğunu vurgulayarak, yaşanan gelişmelerin en önemli küresel ekonomik sonucunun ise Hürmüz Boğazı'nın kapatılması olduğunu ifade etti.
Avrupa'nın tarafları tansiyonu düşürmeye ve uzun soluklu ateşkes yaparak diplomasi yolunu kullanmaya davet ettiğini ifade eden Costa, serbest deniz ulaşımı sağlanmasının da önemli olduğunu belirtti.
Costa, tüm bu yaşananlar nedeniyle tüm Avrupa'da ani fiyat artışlarının olduğuna işaret ederek, "Avrupa için tek yapısal çözüm kendi enerji kaynaklarını üretmektir. Nükleer enerji de olabilir yenilenebilir enerji de fark etmez. Bu olmazsa sürekli risklere açık oluruz." diye konuştu.
Avrupa'nın stratejik özerklik ve bağımsızlık sağlayabilmesi için enerjiye yatırım yapması gerektiğini belirten Costa, bunun Avrupa için bir güvenlik meselesi olduğunu da kaydetti.
İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının ardından Orta Doğu'da yaşanan gelişmeleri değerlendiren Miçotakis ise ciddi bir krizle baş başa olunduğunu belirtti.
Miçotakis, "Hürmüz Boğazı'nın kapalı oluşu önemli bir süre daha devam ederse, ham petrol ve petrol türevlerinin tedarikinde sorunlarla karşılaşacağız. Enerji fiyatlarında önemli artışlar, gübrede arz sorunu, enflasyonda artış ve kalkınma hızında önemli düşüş yaşayacağız." ifadelerini kullandı.
Tüm bu sorunlardan tüm Avrupa ülkelerinin etkileneceğini belirten Miçotakis, önceliğin kalıcı bir ateşkes sağlanması olduğunu vurguladı.
Miçotakis, Avrupa ülkelerinin yurt içi enerji bağımsızlığını sağlayabilmeleri için nükleer enerjiye dönmesi gerektiğine ilişkin inancını da dile getirdi.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, ABD Senatosu'nun Tahsisatlar Alt Komitesi'nde Hazine Bakanlığının 2027 mali yılı bütçesine ilişkin düzenlenen oturumda senatörlerin sorularını yanıtladı.
Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) swap hattı talebine ilişkin bir soruya, Bessent, "Körfez'deki müttefiklerimizin birçoğu swap hattı talebinde bulundu." yanıtını verdi.
Scott Bessent, bazı Asya ülkelerinin de benzer talepte bulunduğunu belirterek, gerek ABD Merkez Bankası (Fed) gerekse Hazine Bakanlığı tarafından sağlanan swap hatlarının dolar fonlama piyasalarının işleyişini korumayı ve ABD varlıklarının düzensiz şekilde elden çıkarılmasını önlemeyi amaçladığını aktardı.
Swap hatlarının hem talepte bulunan ülkeler hem de ABD için fayda sağladığını dile getiren Bessent, küresel finansal istikrar açısından bu mekanizmaların önemine işaret etti.
Öte yandan, İran'a yönelik yaptırımların gevşetilmesiyle ülkenin 14 milyar dolar kazanç sağladığı yönündeki iddialara ilişkin sorulara yanıtında Bessent, söz konusu rakamın bir "efsane" olduğunu kaydetti.
Rusya ve İran petrolüne yönelik yaptırımların neden gevşetildiğine ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Bessent, bu adımların, küresel petrol arzını desteklemek ve fiyatlardaki yükselişi sınırlamak amacıyla atıldığını anlattı.
Bessent, "Bugün buraya geldiğimde petrol fiyatları 100 dolar seviyesindeydi. Eğer yaptırım hafifletme adımını atmasaydık, fiyatlar 150 dolara kadar çıkabilirdi, zira dünya arz açısından son derece iyi bir duruma geldi." diye konuştu.
Amerikan Fox News kanalına konuşan Beyaz Saray Sözcüsü Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, İran gündemine ilişkin güncel durumu değerlendirdi.
Leavitt, ABD'nin anlaşma önerisi konusunda Tahran'a birkaç gün süre verdiği yönünde Amerikan ve İsrail medyasına yansıyan haberlerin gerçeği yansıtmadığını söyledi.
ABD'li Sözcü, "Başkan, bugün gördüğüm bazı haberlerin aksine İran'dan bir öneri alınması için kesin bir son tarih belirlememiştir; bu husus, ABD Başkanı tarafından belirlenecektir." ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın bu konuda herhangi bir son tarih koymadığını ve kendisinin de ABD Başkanı adına bunu yapmayacağını kaydeden Beyaz Saray Sözcüsü, bu süreçteki karar verici kişinin Trump olduğunu vurguladı.
Trump'ın İran'a "biraz esneklik" tanıdığını ve buna karşılık Tahran'dan bütünleşik tek bir öneri sunulmasını beklediklerini ifade eden Leavitt, ABD Başkanı'nın İran konusunda "kırmızı çizgilerini" net bir şekilde ortaya koyduğunu söyledi.
ABD’nin İran’a yönelik deniz ablukası sürerken, Tahran yönetiminden dikkat çeken bir hamle geldi. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Hürmüz Boğazı’nda 2 gemiye el konulan operasyonların görüntülerini yayınladı. Görüntülerde, DMO güçlerinin botlarla gemilere yaklaştığı ve silahlı DMO askerlerinin gemilerin kontrolünü ele geçirdiği görüldü.
DEVRİM MUHAFIZLARI 2 GEMİYE EL KONULDUĞUNU AÇIKLAMIŞTI
DMO’dan daha önce yapılan açıklamada Hürmüz Boğazı’nda 2 gemiye el konulduğu belirtilerek, "MSC-Francesca (siyonist rejimle bağlantılı) ve ‘Epaminondas' adlı 2 farklı gemi, gerekli izinler olmadan ve deniz güvenliği sistemlerini manipüle ederek seyir güvenliğini tehlikeye attıkları için DMO Deniz Kuvvetleri tarafından durdurulmuş ve İran kıyılarına yönlendirilmiştir" denilmişti.
İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberinde, Tel Nof Hava Üssü'nde F-15 uçak teknisyeni olarak görevli iki hava kuvvetleri mensubunun İran'a casusluk yaptığı iddia edildi. İki uçak teknisyeninin "savaş zamanında düşmana yardım etmek" ile suçlandığı belirtilen haberde, şüphelilerden birinin cezasının "vatana ihanet" olabileceği yönünde değerlendirme yapıldığı, olaydan haberdar oldukları halde bildirmedikleri şüphesiyle 8 askerin de soruşturma altında olduğu kaydedildi.
Haberde, kişilerden İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve eski Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi hakkında bilgi toplamalarının istendiği, ayrıca İsrail uçaklarının motor şemalarına ait belgeleri ve bir uçuş eğitmeninin fotoğrafını teslim ettikleri öne sürüldü.
İsrail makamları son yıllarda, İran istihbaratıyla bağlantılı oldukları iddiasıyla çok sayıda kişiyi gözaltına almış ve haklarında casusluk suçlamasıyla işlem başlatmıştı.
ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) yapılan açıklamada, ABD Donanma Sekreteri John Phelan'ın görevinden ayrıldığı ve Donanma Müsteşarı Hung Cao'nun bu görevi vekaleten yürüteceği bildirildi.
ABD ordusunda, üst düzey bir ismin sürpriz ayrılığı nedeniyle deprem yaşandı. ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Sean Parnell, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ABD Donanma Sekreteri John Phelan'ın görevinden ayrıldığını duyurdu. Kararın nedenine ilişkin detaylı bilgi vermeyen Parnell, ABD Savunma Bakanlığı adına Phelan’a şimdiye kadarki hizmetleri için teşekkür etti. Parnell, açıklamasında "Gelecekteki hayatında kendisine başarılar dileriz. ABD Donanma Sekreterliği görevini vekaleten Donanma Müsteşarı Hung Cao yürütecektir" ifadelerini kullandı.
Beyrut'taki ABD Büyükelçiliği, Lübnan'daki ABD vatandaşlarına güvenlik durumunun hızla değişebileceği uyarısında bulunarak, ticari uçuş seçenekleri mevcutken ülkeden ayrılmalarını tavsiye etti. Büyükelçilikten yapılan açıklamada, "Lübnan'daki güvenlik durumu yakından takip edilmektedir. Güvenlik ortamı karmaşık olmaya devam etmekte ve hızla değişebilmektedir. Ticari uçuş seçenekleri mevcutken ABD vatandaşlarının Lübnan'dan ayrılmalarını önemle tavsiye ediyoruz." ifadeleri kullanıldı. Açıklamada, Lübnan'da bulunan ve ayrılmayı tercih etmeyen ABD vatandaşlarından ise acil durumlar için planlar hazırlamaları ve son dakika gelişmelerini takip etmeleri istendi.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Beyaz Saray'da basın mensuplarının sorularını cevapladı. ABD Başkanı Donald Trump'ın dün İran ile ateşkesin uzatılmasına yönelik açıklamasına değinen Leavitt, "Başkan, ‘Destansı Öfke' (Epic Fury) Operasyonu nedeniyle itibar kaybına uğramış rejime karşı bir miktar esneklik gösteriyor ve bunu cömertçe sunuyor. İran'da açık bir şekilde iç bölünme söz konusu. Şu anda pragmatistler ile sertlik yanlıları arasında bir mücadele yaşanıyor ve Başkan ortak bir cevap görmek istiyor" dedi.
ABD'nin bu yanıtı beklerken ateşkesin yürürlükte olduğunu ancak "Ekonomik Öfke" operasyonunun devam ettiğini ifade eden Leavitt, "İran limanlarına giden ve gelen gemilere yönelik etkili ve başarılı deniz ablukası da sürüyor. Bu abluka yoluyla ekonomilerini tamamen boğuyoruz. Günde 500 milyon dolar kaybediyorlar. Hark Adası tamamen dolu. Petrolü, içeri ya da dışarı taşıyamıyorlar. Kendi halklarına bile ödeme yapamıyorlar" şeklinde konuştu. Leavitt, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile devam eden ateşkesin süresi konusunda son bir tarih belirlemediğini belirtti. Leavitt, "Başkan, bazı haberlerde iddia edildiği gibi İran'dan teklif gelmesi için kesin bir süre belirlemedi" dedi. Leavitt, "ABD, durum üzerinde kontrolü ve İran rejimi aleyhinde kartları elinde tutuyor." ifadelerini kullandı.
"ŞU ANDA KARTLAR, BAŞKAN TRUMP'IN ELİNDE"
Leavitt, "Başkan herhangi bir süre belirlemedi. Nihayetinde takvimi kendisi belirleyecek. Başkan, deniz ablukasından memnun ve İran'ın çok zayıf bir durumda olduğunu biliyor" ifadelerini kullandı. Leavitt, Trump'ın Hürmüz Boğazı'nda uygulanan ablukadan memnun olduğunu belirterek, "Şu anda kartlar Başkan Trump'ın elinde" dedi.
Leavitt, ateşkes için 3-5 günlük bir süre öngörüsüne ilişkin haberleri yalanladı.