SON DAKİKA… Dünyanın gözü kulağı, ABD/İsrail-İran Savaşı ve devam eden müzakere görüşmelerindeydi… Cuma günü açılan Hürmüz Boğazı, ABD'nin ablukası nedeniyle yeniden kapanırken tarafların misillemesi devam etti.
ABD Başkanı Trump, gece saatlerinde İran'a ait bir gemiyi vurduklarını söyledi. İran'dan çok sert cevap geldi.
Pezeşkiyan, ateşkes mutabakatının ihlal edildiğini dile getirirken, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran'ın artan ABD tehditlerine karşı ulusal çıkarlarını ve güvenliğini korumak için "tüm imkanlarını" kullanacağını söyledi. İşte ABD/İsrail-İran Savaşı'nda dakika dakika yaşanan gelişmeler…
İşte ABD/İsrail-İran Savaşı'nda dakika dakika yaşanan gelişmeler…
İsrail basını, ordunun geniş bir alanda işgali sürdürdüğü Lübnan'ın güneyindeki askerlerine, silahsız da olsa "yaklaşılması yasak belde ve köylere" yaklaşan kişilere ateş açılmasına dair genel emir verdiğini yazdı.
The Jerusalem Post gazetesinde yer alan haberde, geçici ateşkesin ardından Lübnan'ın güneyindeki evlerine dönmeye çalışan sivillerin "İsrail ordusunun bölgede yaşadığı en büyük zorluklardan biri" haline geldiği belirtildi. İsrail ile Lübnan arasında ABD arabuluculuğunda geçici ateşkese varılmasının ardından İsrail'in zorla yerinden ettiği Lübnanlılar ülkenin güneyindeki evlerine dönmeye başladı. Haberde, Lübnan'ın güneyindeki geniş bir alanın işgal altında tutulduğunu gösteren bir harita ve "yaklaşılması yasak" beldeler ve köyler listesi yayınlayan İsrail ordusunun, 19-20 Nisan'da geri dönüşü engelleme çabalarını yoğunlaştırdığı bildirildi. İsrail ordusunun, bölgedeki askerlere, silahsız dahi olsa "yaklaşılması yasak belde ve köylere" yaklaşan kişilere ateş açılmasına dair genel bir emir verdiği aktarılan haberde, uluslararası kamuoyunun İsrail'in Lübnan'daki işgaline karşı çıkması ve sivillere ateş açılması durumunda gösterilecek tepki nedeniyle bunun sürdürülebilir olmadığı değerlendirmesi yapıldı. İsrail ordusunun ateşkese rağmen Lübnan'da saldırılar düzenlemesine de dikkati çekilen haberde, Hizbullah'ın 16 Nisan'dan beri İsrail'e saldırı düzenlememesine karşın, ateşkesin Litani Nehri'nin kuzeyinde geçerli olduğu mesajı veren İsrail ordusunun, 19 Nisan'ı 20 Nisan'a bağlayan gece Litani Nehri'nin kuzeyinde bir roket fırlatıcısı tespit edildiği iddiasıyla düzenlediği saldırının, ateşkesin ihlali ve izah edilemez olduğuna işaret edildi. İsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta başlattığı saldırılarla birlikte ülkenin güneyinde onlarca beldeyi işgal ederek halkını zorla yerinden etmişti. Lübnan ve İsrail arasında varılan 10 günlük geçici ateşkesin 17 Nisan'da yürürlüğe girmesinin ardından zorla yerinden edilen aileler güneydeki evlerine dönmeye başlamıştı.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Pakistanlı mevkidaşı İshak Dar ile yaptığı telefon görüşmesinde, ABD ile varılan ateşkesin devamlı ihlal edildiğini ve ABD'nin tehditlerinin diplomatik süreci sekteye uğrattığını söyledi. İran Dışişleri Bakanlığına ait internet sitesinde dün gerçekleşen telefon görüşmesinin detayları paylaşıldı. Buna göre Arakçi, Pakistan'ın ateşkes rolü için teşekkür ederken, ABD ile varılan ateşkesin devamlı ihlal edildiğini ve "ABD'nin tehditlerinin diplomatik sürecin ilerlemesini sekteye uğrattığını" vurguladı. Arakçi ayrıca, ülkesinin konunun tüm boyutlarını dikkate alarak sürecin nasıl devam edeceğine karar vereceğini söyledi. İki bakan görüşmede, bölgede barış ve istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlamak amacıyla istişarelerin sürdürülmesinin gerektiğini vurguladı.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) verilerine göre ABD/İsrail-İran savaşında 415 Amerikan askeri yaralanırken, 13 asker de hayatını kaybetti.
Pentagon'un, askeri çatışma kayıplarını paylaştığı veri tabanındaki güncelleme ABD'nin İran'a yönelik "Destansı Öfke Operasyonu" sürecindeki kayıplarını ortaya koydu. Son güncellemeye göre 28 Şubat'ta başlayan saldırılar ve İran'ın misillemeleriyle devam eden "savaşta" şimdiye kadar 415 ABD askeri yaralanırken 13 asker hayatını kaybetti.
Birleşmiş Milletler (BM), Lübnan'da İsrail'in saldırılarının başladığı 2 Mart'tan bu yana "en az 227 çocuğun" hayatını kaybettiğini, 700'den fazlasının da yaralandığını bildirdi. BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, New York'taki günlük basın toplantısında Orta Doğu'daki gelişmelere ilişkin güncel bilgileri paylaştı.
İsrail'in saldırılarının yol açtığı can kayıplarıyla ilgili bir raporu paylaşan Dujarric, "Lübnanlı yetkililer, 2 Mart'tan bu yana en az 277 çocuğun hayatını kaybettiğini ve 700'den fazla çocuğun ise yaralandığını belirtiyor. Buna ek olarak, 350 binden fazla kişi yerinden edildi." ifadelerini kullandı. Dujarric, yerinden edilen kişilerin büyük bir bölümünün temel hizmetlere erişimin kısıtlı olduğu ve aşırı kalabalık barınma koşullarında yaşam mücadelesi verdiğini söyledi. Ateşkese dikkati çeken Dujarric, sahadaki durumun kırılganlığını korumaya devam ettiğini belirterek, BM Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) askerlerinin Lübnan'ın güneyindeki çeşitli noktalarda İsrail ordusuna ait "topçu atışlarını ve yıkım faaliyetlerini" gözlemlemeyi sürdürdüğünü kaydetti. Dujarric, ülkedeki insani yardım müdahalelerinin "ihtiyaçlara kıyasla" yetersiz kalmaya devam ettiğini vurguladı. BM Genel Sekreter Sözcüsü, "Mart ayı ortasında, üç aylık bir süre zarfında 1 milyon kişiye ulaşmak amacıyla yapılan 308 milyon dolarlık acil yardım çağrısına bugüne kadar, aslında ihtiyaç duyulan miktarın yalnızca yüzde 30'una tekabül eden 94 milyon dolarlık bir yanıt alınabildi." değerlendirmesinde bulundu.
ABD Başkanı Donald Trump müzakereler öncesi sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu. “Savaşı büyük farkla kazanıyorum” diyen Trump açıklamasında, “işler çok iyi gidiyor, ordumuz inanılmaz derecede başarılı ve eğer başarısız New York Times, kesinlikle korkunç ve iğrenç Wall Street Journal veya neyse ki artık neredeyse yok olmuş Washington Post gibi sahte haberleri okursanız, aslında savaşı kaybettiğimizi düşünürsünüz. Düşman şaşkın, çünkü aynı medya "raporlarını" alıyorlar, ancak donanmalarının tamamen yok edildiğini, hava kuvvetlerinin daha karanlık pistlere geçtiğini, füze veya uçaksavar ekipmanlarının olmadığını, eski liderlerinin çoğunun gittiğini (bu, her şeye ek olarak, rejim değişikliğinden kaynaklanıyor!) ve belki de en önemlisi, bir "anlaşma" olana kadar kaldırmayacağımız ablukanın İran'ı tamamen mahvettiğini fark ediyorlar. Günde 500 milyon dolar kaybediyorlar, bu kısa vadede bile sürdürülemez bir rakam. Amerika karşıtı sahte haber medyası İran'ın kazanmasını istiyor, ama bu olmayacak, çünkü ben sorumluyum! Bu vatansever olmayan insanlar, seçimde bana karşı savaşmak için tüm sınırlı güçlerini kullandıkları gibi, İran'a karşı da aynısını yapmaya devam ediyorlar. Sonuç aynı olacak ,zaten oldu bile.” ifadelerine yer verdi.
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile imzalayacakları anlaşmanın, Barack Obama döneminde imzalanan ve Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) olarak adlandırılan nükleer anlaşmadan "çok daha iyi" bir anlaşma olacağını savundu.
ABD Başkanı Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, Obama yönetimini hedef alırken kendilerinin İran'la anlaşmaya yakın olduğunu belirtti. Trump, "İran ile imzalayacağımız anlaşma, Barack Obama ve Joe Biden tarafından kaleme alınan ve genellikle İran Nükleer Anlaşması olarak anılan JCPOA'den çok daha iyi olacak." ifadesini kullandı. Obama dönemindeki nükleer anlaşmanın, ABD ve Orta Doğu için "yapılmış en kötü anlaşmalardan biri" olduğunu savunan Trump, söz konusu anlaşmanın İran'a nükleer silah yolunu açtığını ileri sürdü. Dönemin ABD yönetiminin, İran'a milyarlarca dolar nakit parayı uçakla gönderdiğini ifade eden Trump, ayrıca Tahran'a milyarlarca dolar paranın ödendiğini savundu. ABD Başkanı, "Trump döneminde bir anlaşma yapılırsa, bu sadece İsrail ve Orta Doğu için değil, Avrupa, Amerika ve diğer her yer için de barış, güvenlik ve emniyeti garanti altına alacaktır." değerlendirmesini yaptı. Trump, İran'la ilgili son açıklamalarında, Başkan Yardımcısı JD Vance'in İslamabad'daki müzakerelere katılacağını ve İran'la "bu gece" bir anlaşma imzalanabileceğini umduğunu ifade etmişti.
Eski NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanı emekli ABD'li Orgeneral Wesley Clark, ülkesinin Hürmüz Boğazı'nın "askeri bir seçenekle yeniden açabileceğinden" emin olamadığını söyledi.
Clark, CNN televizyonuna yaptığı açıklamada ABD'nin Hürmüz Boğazı'nı zorla yeniden açmasının, ABD'nin İran limanlarını kapalı tutmasından "çok daha zor bir sorun" olduğunu belirtti. ABD'nin Hürmüz Boğazını "askeri bir seçenekle yeniden açabileceğinden" emin olamadığını belirten Clark, ABD ordusunun Hürmüz Boğazı'nda karşı karşıya olduğu bir dizi engeli şöyle sıraladı: "Mayınlar, sürat tekneleri, füzeler, deniz yüzeyine yakın uçan füzeler, seyir füzeleri, balistik füzeler, olası topçu ateşi. (İran için Hürmüz Boğazı) Burası çok kısıtlı bir alan. Yıllardır tahkim edilmiş durumda. Ve İranlılar kesinlikle ders çıkardılar." İran'ın "Çin teknolojisine sahip olduğunu" ileri süren Clark, bu teknoloji sayesinde İran'ın, bölgede hareket ederken ABD filolarını "gerçek zamanlı olarak gözlemleyebildiğini" savundu.
"GERÇEK BİR İT DALAŞI"
ABD'nin Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için güç kullanması durumunu "gerçek bir it dalaşı" olarak nitelendiren Clark, "Bu 1980'lerin sonu değil. Bu tanker savaşı değil. Bu tamamen farklı bir şey." dedi. Tahran yönetiminin müzakerelerde, Hürmüz Boğazı'nın stratejik değerinin farkında olduğunu kaydeden Clark, "(Hürmüz Boğazı) Nükleer silahtan daha faydalı. Ve bunu kullandılar. Bizim buna bir cevabımız olduğuna inanmıyorlar." dedi. Söz konusu durumu "zor ve talihsiz" olarak nitelendiren Clark, şunları kaydetti: "(İran) Kara birliklerini göndermek istemediğimizi biliyor. Kayıp vermek istemediğimizi biliyor. Gemilerimizi füzelerinin isabet edeceği kadar yaklaştırmak istemiyoruz. Bu yüzden bu gerçekten zor bir askeri sorun. Bu talihsiz bir durum çünkü (İran'ın) müzakerelerdeki tutumlarını bu belirliyor."
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD'nin İran limanlarına uyguladığı abluka nedeniyle 27 gemiyi geri döndürdüğünü açıkladı.
CENTCOM'un ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin açıklama yapıldı. Açıklamada, "İran limanlarına ve kıyı bölgelerine giriş veya çıkış yapan gemilere yönelik ablukanın başlamasından bu yana (13 Nisan), ABD güçleri 27 geminin geri dönmesi veya bir İran limanına dönmesi için talimat vermiştir." ifadelerine yer verildi. CENTCOM'dan 18 Nisan'da yapılan açıklamada, "ablukanın başlamasından bu yana 23 geminin, ABD'nin direktifleri doğrultusunda geri döndürüldüğü" belirtilmişti. ABD Başkanı Donald Trump, İran'la Pakistan'da yürütülen müzakere sürecinin başarısızlığa uğramasının ardından yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nı abluka altına alma sürecini başlatacaklarını duyurmuştu.
Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom'un Genel Müdürü Alexey Likhachev, İran'ın güneyindeki Basra Körfezi'nde bulunan Buşehr Nükleer Enerji Santrali'nden tüm personelin tahliye edildiğini bildirdi.
TASS haber ajansına göre, Likhachev, Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD ile İsrail'in İran'a saldırısında hedef alınan Buşehr Nükleer Enerji Santrali'ndeki duruma ilişkin bilgi verdi. Santralden tahliye sürecinin sona erdiğini belirten Likhachev, "Tahliyeyi tamamladık. Çatışmaların başlamasından bu yana 600'den fazla kişiyi tahliye edip Rusya'ya gönderdik. Arkadaşlar şimdi dinleniyor ve kendilerine geliyorlar." ifadelerini kullandı. Santral alanında sadece gönüllülerin kaldığını aktaran Likhachev, Buşehr sahasında 20 kişi, Tahran'da ise 4 kişinin bulunduğunu dile getirdi. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarında Buşehr Nükleer Enerji Santrali hedef olmuştu. Saldırılarda 1 kişi hayatını kaybetmişti. Rusya Dışişleri Bakanlığı, saldırıları "yasa dışı ve pervasız" olarak nitelendirerek, Moskova'nın santraldeki durumun tehlikeli bir eşiğe yaklaştığına dair uluslararası toplumun ve dünya kamuoyunun dikkatini çekmek için çaba gösterdiğini duyurmuştu.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD'li üst düzey yetkililerinin İran'a yönelik açıklamalarına cevap vererek, "Onlar İran'ın teslim olmasını istiyor. İran halkı zorbalığa boyun eğmez." dedi.
Pezeşkiyan, ABD merkezli X sosyal medya platformundan ABD'ye ilişkin açıklamalarda bulundu. Ülkesinde ABD'ye karşı tarihten gelen derin bir güvensizlik bulunduğunu ve ABD'li yetkililerin son zamanlarda yaptığı açıklamaların yapıcılıktan uzak ve çelişkili olduğunu belirten Pezeşkiyan, "Taahhütlere bağlı olmak mantıklı diyalogun temelidir. Onlar İran'ın teslim olmasını istiyor. İran halkı zorbalığa boyun eğmez." dedi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile Rus mevkidaşı Sergey Lavrov, bölgesel ve uluslararası konular hakkında görüş alışverişinde bulundu.
İran Dışişleri Bakanı'nın resmi Telegram hesabından yapılan paylaşıma göre, Erakçi ve Lavrov telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Bölgesel ve uluslararası gelişmelerin ele alındığı görüşmeye ilişkin detayların daha sonra açıklanacağı belirtildi.
İran basını, Tahran'ın Pakistan'daki müzakerelere katılmama yönünde aldığı kararın henüz değişmediğini yazdı.
Yarı resmi haber ajansı Tasnim, İran'ın Pakistan'daki müzakerelere katılmama kararında şu ana kadar değişiklik olmadığını belirtti. Haberde, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in Pakistan'daki müzakerelere katılacağı yöndeki haberlerin İran'ın kararını etkilemediği ifade edildi. Ayrıca Hürmüz Boğazı'nda devam eden deniz ablukası ile ABD'nin aşırı taleplerinin müzakerelerin sonraki turu için engel teşkil ettiği vurgulandı.
ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin İran'a yönelik saldırıları konusunda "İsrail'in kendisini ikna etmediğini" savundu.
Trump, sosyal medya hesabından konuya ilişkin paylaşımda bulundu. "İsrail'in kendisini İran'la savaşa asla ikna etmediğini" öne süren Trump, "7 Ekim'in sonuçları ve İran'ın asla nükleer silaha sahip olamayacağı yönündeki ömür boyu süren görüşünün" etkili olduğunu iddia etti. Trump, "Venezuela'daki sonuçlar gibi, İran'daki sonuçların da şaşırtıcı olacağını" ileri sürerek, "Eğer İran'ın yeni liderleri akıllıysa, İran harika ve müreffeh bir geleceğe sahip olabilir." ifadelerini kullandı.
İsrail ordusu geçici ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyinde işgalinde tuttuğu bazı beldelerde evleri yıkmayı sürdürüyor.
Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail askerleri güneyde işgal altında tuttuğu Şema, Nakura, Bayyada, Meys el-Cebel ve Kantara beldelerinde yıkım faaliyetlerine devam ediyor. Öte yandan İsrail ordusu, güneydeki Hula beldesinin çevresine topçu saldırıları düzenledi. İsrail ordusu, dün, geçici ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyinde işgal altına aldığı bölgelerde yıkıma devam edeceğini duyurmuştu.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance liderliğindeki ABD heyetinin birkaç saat içinde Pakistan'da olacağı bildirildi.
ABD Başkanı Donald Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance'in öncülüğündeki heyetin İslamabad'daki müzakerelere katılacağını teyit ederken, İran'la anlaşmanın "bu gece imzalanmasını umduğunu" belirtti.
ABD Başkanı Trump, Fox News muhabiri Maria Bartiromo'ya, İran ile görüşme sürecini ve olası sonuçları değerlendirdi. Bartiromo, "Dün, kendisi doğrudan bana, bu gece Pakistan'da (İran'la) anlaşmanın imzalanmasını umduğunu söyledi." ifadesini kullandı. Trump, New York Post'a verdiği röportajda ise İslamabad'daki görüşmelere Başkan Yardımcısı JD Vance, Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner'in katılacağını teyit etti. Trump, dünkü açıklamasında, İran'la anlaşma imzalanmazsa "İran'daki her bir elektrik santralini ve köprüyü havaya uçuracağı" uyarısında bulunmuştu. İran ise söz konusu iddiayı ne doğrulamış ne de İslamabad'a bir heyet gönderme kararı aldığını açıklamıştı. Ancak Pakistanlı kaynaklar, New York Post'a, Tahran'ın "ikinci bir tur için istekli" olduğunu ancak bu konuda "henüz bir karar alınmadığını" söylemişti.
İran'da online uçak bileti satışı yapan internet sitelerine göre, İran'da uluslararası uçak seferleri tekrar başlıyor.
İran Sivil Havacılık Kurumu'nun Meşhed Havalimanı'ndan uluslararası uçak seferlerine ilişkin bilet satışına izin vermesiyle birlikte, Meşhed-İstanbul seferinin salı günü yerel saatle 07.00'da gerçekleştirilmesi planlanıyor.
İsrail ve Lübnan büyükelçilerinin ABD'nin başkenti Washington'da ikinci kez bir araya gelmesinin beklendiği belirtildi.
Yedioth Ahronot gazetesinin haberinde, 14 Nisan'da ABD arabuluculuğunda yapılan ilk görüşmenin ardından tarafların bir kez daha bir araya geleceği kaydedildi. Haberde, ABD'nin başkenti Washington'da önümüzdeki perşembe günü gerçekleştirilecek toplantıya ilişkin başkaca detay paylaşılmadı. Öte yandan adını açıklamak istemeyen Lübnanlı üst düzey yetkili, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Washington'daki toplantının perşembe günü düzenleneceğini doğrulayarak, resmi detayların daha sonra açıklanacağını bildirdi.
WASHİNGTON'DAKİ GÖRÜŞMELERDE MÜZAKERELERE BAŞLAMA KARARI
ABD'nin başkenti Washington'da 14 Nisan'da İsrail ile Lübnan arasında ABD arabuluculuğunda başlayan görüşmelerde, taraflar doğrudan müzakerelere belirli bir zaman ve mekanda başlama konusunda mutabık kalmıştı. ABD Dışişleri Bakanlığı binasında yapılan görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Bakanlık Danışmanı Michael Needham, ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Michel Issa, İsrail'in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter ve Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh Moawad katılmıştı. ABD'nin arabuluculuğunda Washington'da yapılan ve "1993 yılından bu yana en üst düzey doğrudan görüşme" olarak kayıtlara geçen müzakerelerin verimli geçtiği belirtilmişti.
ABD'ye ait "USS Gerald Ford" uçak gemisinin Kızıldeniz'de olduğu bildirildi.
İran devlet televizyonunun haberine göre, Sivil Havacılık Kurumu, İran'ın başkenti Tahran'da bulunan İmam Humeyni Havalimanı ve Mehrabad havalimanlarının bugünden itibaren tekrar uçuşlara açıldığını duyurdu.
Kurumdan yapılan açıklamada, 25 Nisan itibarıyla Urmiye, Kirmanşah, Abadan, Şiraz, Kirman, Reşt, Yezd, Zahedan, Gorgan ve Bircend havalimanlarının da yeniden hizmet vermeye başlayacağı bildirildi.
Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile telefonda görüştü.
Hürmüz Boğazı'nın açık olmasının bölge ülkeleri ve uluslararası toplumun ortak menfaati olduğunu ifade eden Şi, uluslararası deniz yolunun olağan seyrüsefere açık olması gerektiğinin altını çizdi.
Şi, Orta Doğu ve Körfez bölgesindeki duruma ilişkin, Çin'in, acil ve kapsamlı bir ateşkesi savunduğunu, anlaşmazlıkların siyasi ve diplomatik araçlarla çözümüne bağlı kalarak barışı tesis etmeye yönelik tüm çabaları desteklediğini vurguladı.
Çin lideri, ülkesinin, bölgedeki ülkelerin iyi komşuluk, kalkınma, güvenlik ve iş birliğine dayalı ortak bir yuva inşa etmesini, kaderlerini ve geleceklerini ellerine alarak bölgede kalıcı barışı ve istikrarı tesis etmesini desteklediğini bildirdi.
Veliaht Prens Bin Selman da Orta Doğu'daki savaşın Körfez ülkelerinin güvenliğine zarar verdiğini ve küresel enerji tedariki ile ekonomik faaliyetleri olumsuz etkilediğini belirterek, Suudi Arabistan'ın çatışma ve anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesinden yana olduğunu ve gerilimin tırmanmasından kaçınılmasını umduğunu dile getirdi.
Pakistanlı hükümet yetkilileri, AA muhabirine yaptıkları açıklamada, başkent İslamabad'da ABD ile İran arasında müzakerelerin ikinci turu öncesinde Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Munir ile ABD Başkanı Donald Trump'ın telefonda görüştüklerini söyledi.
Munir'in görüşmede ABD Başkanı'na "Hürmüz Boğazı'nın abluka altına alınmasının İranlılarla görüşmelerde engel teşkil ettiğini" söylediğini aktaran yetkililer, Trump'ın da buna karşılık "öneriyi göz önünde bulunduracağını" ifade ettiğini belirtti.
Rusya'nın önde gelen gazetelerinden Vedomosti'ye konuşan İran'ın Moskova Büyükelçisi Kazım Celali, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Moskova'nın Tahran'a istihbarat ve askeri yardım sağladığı iddialarına ilişkin bir soru üzerine Celali, "Bu doğru değildir. Batı da bunu kabul etti; bu iddia yanlıştır." dedi.
Rusya ile önceden belirlenmiş bazı anlaşmalar yaptıklarını ve söz konusu anlaşmaların bu savaştan çok önce imzalandığını söyleyen Celali, şunları kaydetti:
"(Yapılan anlaşmalar) Hiçbir şekilde bu savaşla bağlantılı değildir. Şu anda uygulanmakta ve hayata geçirilmektedir. Ancak Rusya'nın bu savaşta özel olarak askeri destek sağladığı iddiası doğru değildir."
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, başkent Moskova'da gazetecilerin gündemdeki konulara dair sorularını yanıtladı.
Bulgaristan'da eski Cumhurbaşkanı Rumen Radev'in kurduğu İlerici Bulgaristan Koalisyonunun, dün yapılan genel seçimi ilk sırada tamamlamasını değerlendiren Peskov, Radev ve diğer bazı Avrupa liderlerinin, "Rusya ile sorunları diyalog yoluyla çözmeye hazır oldukları" yönündeki açıklamalarını memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.
Peskov, "Tüm anlaşmazlıkların müzakere masasında çözülmesi gerekiyor. Rusya, hiçbir zaman diyalogdan vazgeçmedi. Tam tersine diyalog peşindeyiz. Ancak bu, Avrupa'da henüz karşılık bulmadı." değerlendirmesinde bulundu.
"RUSYA ARABULUCU DEĞİL"
Hürmüz Boğazı'ndaki duruma değinen Peskov, "Körfez'deki durumun son derece kırılgan ve tahmin edilemez olduğunu görüyoruz. Ancak buna rağmen, müzakere sürecinin devam edeceğini ve şiddet içerikli senaryodan kaçınılacağını umuyoruz. Aksi takdirde bu, bölgedeki güvenlik ve istikrar, küresel ekonomi için daha da olumsuz sonuçlar yaratabilir." görüşünü paylaştı.
Peskov, Rusya'nın İran'la ilgili durumun çözüm sürecinde arabulucu olmadığını, ancak bu konuda destek sağlamaya hazır olduklarını belirtti.
Sözcü Peskov, ABD'nin küresel piyasalardaki arz sıkıntısını hafifletmek amacıyla Rus petrolüne yönelik yaptırım muafiyetini uzatma kararına ilişkin ise "Rusya, küresel enerji pazarlarında sorumlu ve çok önemli bir güç. Pazarlar şu anda zor dönemden geçiyor. Bu nedenle Rusya'nın üretim hacmini göz ardı etmemek mümkün değil." ifadelerini kullandı.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, Katar merkezli El Cezire televizyonuna verdiği röportajda ABD ile müzakereler ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin son gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulundu. Azizi, ABD ile müzakerelerde İran’ın kırmızı çizgilerini koruduğunu belirterek, "Müzakerelerde sadece milli çıkarlarımız doğrultusunda olanı kabul ederiz ve müzakereler İran için somut ve elle tutulur sonuçlara ulaşmalıdır. Diplomatik ekibimiz müzakerelerde hiçbir dayatma ve dikteyi kabul etmeyecektir" dedi.
İran’ın milli çıkarlarına vurgu yapan Azizi, Hürmüz Boğazı’nda oluşturulan yeni geçiş düzenine de işaret ederek, "Washington, Hürmüz Boğazı’ndaki yeni geçiş düzenini kabul etmelidir. İran’ın milli çıkarlarını ilgilendiren hiçbir konudaki tutumumuzda değişiklik olmadı" şeklinde konuştu.
ABD'li yayın kuruluşu CNN International, ABD-İran barış görüşmelerinin ikinci turunun pazartesi günü İslamabad'da yapılmasının beklendiğini duyurmuştu. İkinci tur görüşmeleri merakla beklenirken; İran, Tahran heyetinin görüşmelere katılacağını açıklayan Pakistan tarafını yalanlamıştı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi bugün Pakistan'da yapılması öngörülen ABD ile ateşkes müzakerelerinin ikinci turuna ilişkin "Şu anda, bir sonraki müzakere turu için bir planımız yok" ifadelerini kullanarak, Tahran yönetiminin bugün Washington ile masaya oturmayacağını bildirdi.
Tahran yönetiminin açıklamasından önce Pakistan tarafı, planlanan görüşmeler öncesi kentte önlemleri arttırdı. Olağanüstü güvenlik önlemlerinin alındığı kentte, on binden fazla polis görevlendirildi ve şehir genelinde 600'den fazla kontrol noktası kuruldu. Yetkililer, Nur Khan Hava Üssü ve İslamabad Uluslararası Havalimanı çevresindeki bazı hassas bölgelerin kapatılacağını duyurdu.
İnsansız hava araçlarının uçuşu tamamen yasaklandı.
Yetkililer, bu önlemlerin üst düzey yabancı heyetleri taşıyan uçakların güvenliğini sağlamayı amaçladığını ifade etti. Yüksek güvenlikli Kırmızı Bölge ve diğer önemli güzergâhlarda trafik kapatılırken, kentte toplu taşıma askıya alındı.
İsrail polisi ile iç istihbarat teşkilatı Şin-Bet'in (Şabak) ortak açıklamasında, Tel Aviv yakınlarındaki Nes Ziona kenti ile Beyt Oved beldesinde yaşayan 2 İsrail vatandaşının, İran istihbarat unsurları adına faaliyet yürüttükleri şüphesiyle yakalandığı belirtildi.
Açıklamada, şüphelilerden 19 yaşındaki Şagai Hayek'in mart ayında düzenlenen ortak operasyonla gözaltına alındığı ve İranlı bir "yabancı ajanla" sosyal medya üzerinden aylarca temas halinde olduğunun tespit edildiği ifade edildi.
Hayek'in, söz konusu temaslar kapsamında kendisine verilen görevleri yerine getirdiği, ayrıca bir Arap ülkesinde eğitim almayı ve başkalarını da benzer faaliyetler için yönlendirmeyi kabul ettiği kaydedildi.
Soruşturma kapsamında, 21 yaşındaki Asaf Ştirit'in de Hayek'e bir görevde yardımcı olduğu gerekçesiyle gözaltına alındığı ve Şin-Bet tarafından sorgulandığı aktarıldı.
Yetkililer, iki şüpheli hakkında Lod Merkez Mahkemesi'nde "ciddi suçlamalar" içeren bir iddianame hazırlanmasının beklendiğini aktardı.
İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, X sosyal medya platformundaki hesabından Hürmüz Boğazı'na ilişkin bir açıklama yaptı.
İranlı yetkili, "Hürmüz Boğazı'nın güvenliği bedelsiz değildir. İran'ın petrol ihracatını kısıtlayıp, başkaları için ücretsiz güvenlik beklenemez." ifadelerini kullandı.
Hürmüz Boğazı'ndaki durumun küresel piyasalara etkilerine dikkati çeken Arif, şunları kaydetti:
"Seçim açıktır; ya herkes için serbest bir petrol piyasası ya da herkes için ciddi maliyetler riski. Küresel yakıt fiyatlarında istikrar, İran ve müttefiklerine yönelik ekonomik ve askeri baskının kalıcı ve güvence altına alınmış şekilde sona ermesine bağlıdır."
Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin, ABD'li yetkililere dayandırdığı haberinde, ABD/İsrail-İran Savaşı'nda enerji altyapısı hasar gören ve tankerlerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçişi kısıtlanan Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) azalan dolar rezerviyle "derin krize sürüklenmemek için" önlem arayışına girdiği öne sürüldü.
BAE'li yetkililerin bu bağlamda geçen hafta başkent Washington'da ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve diğer yetkililerle bir araya geldiği iddia edildi.
Görüşmelerde, savaşın "en ciddi ekonomik etkilerinden şu ana kadar kaçınabildiklerini" belirten BAE'li yetkililerin, "yine de finansal desteğe ihtiyaç duyabileceklerini" söyledikleri öne sürüldü.
BAE'li yetkililerin, görüşmede likidite krizi durumunda ülkenin döviz rezervlerini güçlendirmek adına dolara ucuz erişim sağlanması için ABD ile "döviz takas hattı" kurulması fikrini gündeme getirdikleri ancak henüz resmi talepte bulunulmadığı iddia edildi.
Ayrıca, "savaşın içine sürüklenmelerinden ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a saldırı kararını sorumlu tutan" BAE'li yetkililerin, dolar rezervlerinin azalması halinde petrol satışları ve diğer işlemler için Çin yuanını veya diğer para birimlerini kullanmak zorunda kalabileceklerini söyledikleri ileri sürüldü.
Tesnim Haber Ajansına göre İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, başkent Tahran'daki Dışişleri Bakanlığı binasında basın toplantısı düzenledi.
İslamabad'da ABD ile yapılması beklenen ikinci tur müzakerelere ilişkin bir soru üzerine Bekayi, "Şu ana yani sizin huzurunuza çıkana kadar, ikinci tur müzakerelerle ilgili bir planımız bulunmamaktadır." dedi.
Washington yönetiminin çelişkili tutumlar sergileyip ateşkes hükümlerini sürekli ihlal ederek diplomatik süreci ciddiyetle takip etmediğini ortaya koyduğunu söyleyen Bekayi, şunları kaydetti:
"ABD'nin son dönemdeki eylemleri, Lübnan anlaşmalarındaki taahhütlerini yerine getirmemesi, İran'a yönelik deniz ablukası ve ülkemizin ticari gemisine saldırılması Birleşmiş Milletler kararlarına göre açık bir saldırgan eylem örneğidir."
"TAHRAN ABD'NİN DİPLOMASİYE YÖNELİK İHANETLERİNİ UNUTMAYACAKTIR"
ABD'nin söylemleri ile eylemleri arasında açık çelişkiler olduğunu dile getiren Bekayi, "Bu durum, İran halkının ABD'nin niyetlerine yönelik şüphelerini artırmaktadır. İran, ulusal çıkar ve menfaatlerini önceleyerek, müzakere sürecinin devamına ilişkin uygun kararı verecektir." ifadelerini kullandı.
ABD'nin 9 aydan kısa bir süre içinde iki kez, müzakereler devam ederken uluslararası hukuku ihlal ederek, İran'ın önde gelen isimlerine ve sivillere yönelik saldırılar düzenlediğini kaydeden Bekayi, "Tahran yönetimi, ABD'nin diplomasiye yönelik tekrarladığı ihanetlerini unutmayacaktır." dedi.
"HÜRMÜZ’DEKİ GÜVENLİK SORUNUNUN NEDENİ ABD VE İSRAİL'DİR"
Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndaki son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bekayi, "Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik sorununun nedeni ABD ve İsrail'in askeri faaliyetleridir." dedi.
ABD-İsrail saldırılarının başladığı 28 Şubat'tan önce Hürmüz Boğazı'nın güvenlik içinde olduğuna işaret eden İranlı Sözcü, "Bu nedenle uluslararası toplum, bölgenin güvensiz hale gelmesinden dolayı bu iki aktörü sorumlu tutmalı ve suçlu ile mağdur rollerinin yer değiştirilmesine izin vermemelidir." diye konuştu.
"İRAN HERHANGİ BİR MACERACI GİRİŞİME YANIT VERECEKTİR"
Bekayi, İran'ın ulusal çıkarlarını korumak için hiçbir süre kısıtlaması veya ültimatomu kabul etmediğini söyledi.
Savaşı başlatanın kendileri olmadığını vurgulayan Bekayi, "ABD veya İsrail tarafından herhangi bir yeni maceracı girişim olması durumunda, silahlı kuvvetler güçlü bir şekilde karşılık verecektir." ifadelerini kullandı.
Zenginleştirilmiş uranyum stokunun ABD'ye verilmesine ilişkin bir soru üzerine Bekayi, şunları söyledi:
"Müzakerelerin hiçbir aşamasında, zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ABD'ye veya herhangi başka bir ülkeye intikali gündeme gelmemiştir. Esasen bu seçenek İran'ın gündeminde bulunmamaktadır.
Ülkenin kesin tutumu, nükleer kazanımların İran toprakları içinde korunmasıdır ve bu konuda ortaya atılan iddialar reddedilmektedir."
İran resmi haber ajansı IRNA'ya göre Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Adalet Bakanlığına yaptığı ziyaret ve inceleme sırasında açıklamalarda bulundu.
Pezeşkiyan, "Savaş kimsenin yararına değildir. Tehditlere karşı dururken aynı zamanda gerilimi azaltmak için her türlü akılcı ve diplomatik yoldan yararlanılmalıdır." dedi.
Bölgesel ve uluslararası gelişmelere yaklaşımda akılcı bir tutumun önemine dikkati çeken İran Cumhurbaşkanı, "düşmana karşı (ABD-İsrail) güvensizlik ve ilişkilerde dikkatli olmanın da kaçınılmaz bir gereklilik" olduğunu vurguladı.
İslam dünyasında yakınlaşmanın gerekliliğine değinen Pezeşkiyan, "İslam ülkeleri arasındaki birliğin güçlendirilmesi, komplolarla mücadele etmenin ve dış güçlerin suistimalini önlemenin en önemli yoludur. Dayanışma, samimiyet ve ortak katılım sayesinde bu süreç aşılabilir ve ülkenin izzet ve ilerleme yolu sürdürülebilir." ifadelerini kullandı.
ABD ile İran arasındaki müzakerelere ilişkin İslamabad'daki yetkililer, AA muhabirine yaptıkları açıklamada İran heyetinin yarın Pakistan'a ulaşmasının beklendiğini belirtti.
Hürmüz Boğazı'nda son günlerdeki gerilime rağmen İran heyetinin ABD ile müzakerelerin ikinci turuna katılacağı ileri sürüldü.
Müzakerelere ilk turda olduğu gibi İran'dan Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi liderliğindeki aynı heyetin katılması öngörülüyor.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ve Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un da Washington heyetine liderlik etmesi bekleniyor.
İran'da, İsrail istihbarat servisi Mossad adına casusluk yaptığı iddiasıyla idama mahkum edilen 2 kişinin cezasının infaz edildiği bildirildi.
Fars Haber Ajansı, yargı makamının konuya ilişkin yazılı açıklamasını yayımladı.
Buna göre, İran Yüksek Mahkemesi tarafından onanan Muhammed Masum Şahi ve Hamid Velidi'nin cezası, sabah saatlerinde infaz edildi.
Hizbullah'tan yapılan açıklamada, İsrail ordusunun 3 gündür devam eden ateşkesi ihlal etmeyi sürdürdüğü ifade edildi.
Açıklamada, dün Lübnan'ın güneyindeki Taybe beldesinden Deyr Siryan beldesinin Sala bölgesine ilerleyen 8 zırhlı araçtan oluşan İsrail ordusu konvoyunun daha önce yerleştirilmiş el yapımı patlayıcıyla hedef alındığı kaydedildi.
Saldırının 2 dalga halinde gerçekleştirildiği ve İsrail ordusuna ait 4 Merkava tankının imha edildiği belirtildi.
İsrail ordusundan ise bu iddiaya ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.
Yarı resmi Tasnim Haber Ajansı'na göre, İran, ABD savaş gemilerine saldırı gerçekleştirdi.
ABD'nin, İran bayraklı Touska adlı kargo gemisine ateş açarak müdahalede bulunmasının ardından İran Silahlı Kuvvetleri, misilleme olarak ABD’ye ait bazı savaş gemilerine İHA saldırısı düzenledi.
ABD Başkanı Donald Trump, ABD donanmasının ablukasını aşmaya çalışan İran'a ait bir kargo gemisine ateş açarak müdahalede bulunduklarını söylemişti.
Trump, "İranlı mürettebat, dinlemeyi reddetti, bu yüzden donanma gemimiz makine dairesinde bir delik açarak onları durdurdu. Şu anda gemi, ABD Deniz Piyadelerinin gözetiminde." açıklamasında bulunmuştu.
İran Yarı resmi Tasnim Haber Ajansı, ABD'nin İran gemisine saldırması sonrası İran ordusunun bölgedeki bazı Amerikan askeri gemilerine İHA'larla saldırı düzenlediğini duyurdu. İran ordusu, ABD’nin İran gemisini ele geçirmesine “kısa süre içinde yanıt vereceğini” açıkladı.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise artan ABD tehditlerine karşı ulusal çıkarlarını ve güvenliğini korumak için “tüm imkanlarını” kullanacağını açıkladı.
'İRAN ULUSAL GÜVENLİĞİNİ KORUMAK İÇİN TÜM İMKANLARINI KULLANACAK'
Arakçi, ABD saldırısının ardından Pakistanlı mevkidaşı İshak Dar ile yaptığı telefon görüşmesinde, İran limanlarına, kıyılarına ve gemilerine yönelik son saldırıların, ABD tarafının çelişkili ve mantıksız taleplerle birleştiğinde, Washington’un diplomasiye ciddiyetle yaklaşmadığını gösterdiğini söyledi. İran Dışişleri Bakanı, Pakistan’ın arabuluculuğunda ABD ile İran arasında imzalanan ateşkesin son dönemde ihlal edildiğini de dile getirdi. İranlı Bakan, “Bunlar, kötü niyetin ve diplomaside ciddiyet eksikliğinin açık işaretleridir” dedi. Bakan Arakçi, İran'ın “ülkenin çıkarlarını ve ulusal güvenliğini korumak için tüm imkânlarını kullanacağını” da sözlerine ekledi.

İran basını, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin açıklama yaptı. Pezeşkiyan'ın görüşmede ABD'nin müzakereler ve ateşkes döneminde taahhütlerini sürekli ihlal ettiğine, zorbalık ve akıl dışı tutumuna dikkat çektiği belirtildi. Pezeşkiyan, ABD’nin sözde İran’a yönelik deniz ablukasındaki kışkırtıcı ve yasadışı eylemlerinin ateşkes mutabakatının açık bir ihlali ve BM Şartı'na aykırı olduğunu belirterek, "Bu tür eylemler, ABD’li yetkililerin İran'a yönelik tehditkar söylemiyle birleştiğinde ABD'nin ciddiyetine duyulan güvensizliği artırmakta, Washington'ın önceki kalıpları tekrarlaması ve diplomasiye ihanet etmek istediğini her zamankinden daha açık biçimde ortaya koymaktadır" dedi.
Pezeşkiyan ayrıca, İran'ın ABD ve siyonist rejimin muhtemel yeni maceraperestliklerine karşı toprak bütünlüğünü savunacağını vurguladı.
Mısır, gelecekteki tüm bölgesel düzenlemelerde Körfez ülkelerinin güvenlik kaygılarının dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Mısır Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, ülkesini ziyaret eden Kuveyt Dışişleri Bakanı Cerrah Cabir el-Ahmed es-Sabah ile Kahire'de bir araya geldi. Görüşmede bakanlar, iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi ve bölgesel, uluslararası gelişmelere ilişkin eşgüdümün artırılması amacıyla siyasi istişarelerde bulundu.
Ayrıca görüşmede, gerilimin düşürülmesi ve savaşın sona erdirilmesine yönelik çabalar ve ABD ile İran arasındaki müzakerelerdeki son durum da ele alındı. İkili ilişkiler kapsamında bakanlar, yıl sonundan önce ortak komitenin 14'üncü dönem toplantısının düzenlenmesi yönündeki beklentilerini dile getirerek, bunun işbirliğinin daha ileri seviyeye taşınmasına katkı sağlayacağını belirtti.
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, ülkesinin Kuveyt'in güvenlik ve istikrarını hedef alan saldırıları kesin şekilde kınadığını ve ülkenin egemenliğine yönelik her türlü girişimi reddettiğini kaydetti. Abdulati, "gelecekteki herhangi bir bölgesel düzenlemede Körfez ülkelerinin güvenlik kaygılarının gözetilmesinin önemine" işaret etti. Kuveyt Dışişleri Bakanı Sabah da Mısır'ın ülkesine verdiği destekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Kahire yönetiminin bölgesel güvenlik ve istikrarın sağlanmasındaki rolünü ve gerilimi azaltma ile Arap dayanışmasını güçlendirme yönündeki çabalarını takdir etti.
İran basını, ABD Başkanı Donald Trump’ın Umman Denizi’nde İran’a ait kargo gemisi TOUSKA’ya el koydukları yönündeki açıklamasını yalanladı. İran basınında yer alan haberde söz konusu geminin adına yer verilmezken, "Umman Denizi çevresindeki sulara konuşlanan ABD terör kuvvetleri, bir İran ticaret gemisini İran karasularına geri dönmeye zorlamak amacıyla ateş açtı. Ancak İran gemisine destek sağlamak üzere Devrim Muhafızları deniz birliklerinin zamanında bölgeye ulaşması ve hızlı müdahalesi sayesinde Amerikalılar geri çekilmek ve bölgeden kaçmak zorunda kaldı" denildi.

ABD Başkanı Donald Trump, ABD Donanması’nın deniz ablukasını geçmeye çalışan İran’a ait yaklaşık 270 metre uzunluğundaki kargo gemisini vurduğunu açıklayarak, "Şu an ABD deniz piyadeleri geminin kontrolünü elinde bulunduruyor" dedi.
Hürmüz Boğazı’nda sular ısınıyor. ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada İran’a ait yaklaşık 270 metre uzunluğunda ve bir uçak gemisiyle neredeyse aynı ağırlığa sahip olan TOUSKA adlı kargo gemisinin ablukayı geçmeye çalıştığını belirterek, "Bu girişim onlar için iyi sonuçlanmadı. ABD Donanması'na ait güdümlü füze destroyeri USS SPRUANCE, TOUSKA'ya Umman Denizi'nde durması yönünde açık bir uyarıda bulundu. İran mürettebatı bu uyarıya uymayı reddedince donanma gemimiz, makine dairesine açtığı ateşle gemiyi durdurdu" dedi.
Geminin kontrolünün şu anda ABD deniz piyadelerinde olduğunu ifade eden Trump, "TOUSKA, daha önce gerçekleştirdiği yasadışı faaliyetler nedeniyle ABD Hazine Bakanlığı'nın yaptırım listesinde yer alıyor. Gemi tamamen bizim kontrolümüzde; şu an içinde ne olduğuna bakıyoruz" dedi.