SON DAKİKA… ABD/İsrail-İran Savaşı'nda gerilim tırmanıyor… 28 Şubat'ta ABD ile İsrail'in başlattığı askeri saldırıların ardından İran'dan misilleme gecikmedi. Tahran yönetimi İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi. ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ali Hamaney'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili hayatını kaybederken savaş gittikçe şiddetlendi. Trump'tan ise ilginç bir 'müzakere çıkışı' geldi. İşte savaşın 26. gününde dakika dakika yaşananlar…
ABD Merkez Komutanlığı, İran’ın ABD ordusuna ait bir F-18 savaş uçağını düşürdüğü yönündeki iddiasını yalanladı.
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) ABD’ye ait bir F-18 savaş uçağının düşürüldüğü yönündeki iddiasını yalanladı. CENTCOM’dan yapılan açıklamada, DMO’nun ABD jetini yeni gelişmiş hava savunma sistemlerini kullanarak, Chabahar üzerinde düşürdüğünü iddia ettiği hatırlatılarak, "İran tarafından hiçbir ABD savaş uçağı düşürülmemiştir" denildi.
İran'da Basra Körfezi'ndeki Fars eyaletine bağlı Lamerd ilçesindeki havalimanı ABD-İsrail saldırılarında hedef alındı.
İranlı İşçiler Haber Ajansına göre, Lamerd Kaymakamı Ali Alizade konuya ilişkin açıklama yaptı.
Alizade, "ABD-İsrail saldırılarında Uluslararası Lamerd Şuheda Havalimanı pistinin bir kısmı vuruldu." bilgisini verdi.
İranlı yetkili, olayda can kaybı yaşanmadığını kaydetti.
Öte yandan gece saatlerinde Fars eyaletinin merkez şehri Şiraz'da da art arda patlama seslerinin duyulduğu belirtildi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD ile İsrail'e, İran'ın nükleer altyapısına saldırıları durdurma çağrısında bulundu. Bakanlıktan, ABD ile İsrail'in dün Buşehr Nükleer Enerji Santrali'ne düzenlediği saldırıya ilişkin yazılı açıklama yapıldı.
İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye vilayetine bağlı Kunin beldesine gerçekleştirdiği hava saldırısında 3 kişi hayatını kaybetti, 4 kişi yaralandı.
Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa, Lübnan'daki durumun "dehşet verici" olduğunu belirterek, İsrail'in "askeri operasyonlarını" durdurması gerektiğini kaydetti.
Libya, ülke açıklarında uzun süredir sürüklenen Rus (LNG) tankerinin uluslararası sulara çekildiğini ve Ulusal Petrol Kurumunun tankerin boşaltılması konusunda görevlendirildiğini açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun İranlıları rejime karşı sokağa çağırma önerisini geri çevirdiği iddia edildi.
ABD'de yayın yapan Axios haber portalının haberine göre, konu hakkında bilgi sahibi iki ABD'li yetkili ve ismi açıklanmayan bir İsrailli kaynak, iki lider arasındaki görüşmenin ayrıntılarını paylaştı.
Kaynaklara göre, Netanyahu, Trump'a İran rejiminin büyük bir kaos içinde olduğunu ve istikrarsızlaştırmak için bir fırsat penceresi açıldığını ileri sürdü.
Netanyahu'nun iki liderin eş zamanlı olarak İranlıları sokağa davet eden ortak bir açıklama yapmasını önerdiğini ileri süren kaynaklar, Trump'ın ise bu tür bir çağrının yalnızca katliamlara zemin hazırlayacağı endişesini dile getirerek teklifi reddettiğini belirtti.
Ayrıca, kaynaklara göre, Trump, görüşmede Netanyahu'ya "İnsanlara bilinçlensinler diye mi sokağa çıkın diyelim? Bunu neden yapalım ki?" dedi.
Öte yandan, İsrail Başbakanı Netanyahu, 17 Mart'taki yaptığı çağrıda, ABD ile ortak saldırılar düzenledikleri İran'ın halkına özgürlük fırsatı sunduklarını savunarak, ülkede halk ayaklanması peşinde olduklarının mesajını vermişti.
Kuveyt İçişleri Bakanlığı, "devlet yetkililerine suikast düzenlemeyi planladıkları ve Hizbullah'la bağlantısı olduğu" öne sürülen bir şebekenin çökertildiğini duyurdu.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD'nin, İsrail çıkarları için bölge ülkelerini feda ettiğini söyleyerek, "Şu anki siyasetimiz ülkeyi savunmaya devam etmektir ve ABD ile müzakere yok." dedi.
Erakçi, İran devlet televizyonuna gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Müzakere iddialarına ilişkin Erakçi, "Mesajlar yoluyla bazı fikirler söz konusu oldu ve bunlar üst makamlara iletildi. Gerek görülmesi halinde pozisyon alınır ve bu üst düzey yetkililerce açıklanır." dedi. İranlı Bakan, ABD'nin İsrail çıkarları için bölge ülkelerini feda ettiğini söyleyerek, "Şu anki siyasetimiz ülkeyi savunmaya devam etmektir ve ABD ile müzakere yok." ifadesini kullandı. Erakçi, ateşkesin savaşı tekrarlayan bir kısır döngü olduğunu belirterek, "Bazı ülkelerin dışişleri bakanları ve liderleri telefonla ateşkes için öneride bulundular, tavrımızı bu görüşmelerde de ilettik. Biz ateşkes istemiyoruz savaşın sona ermesini istiyoruz." diye konuştu. Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerle ilgili de konuşan Erakçi, şunları kaydetti: "Silahlı Kuvvetlerin Hürmüz Boğazı'na girmesi halinde gerilimin artacağı hususunda tüm ülkeleri uyardık. Hürmüz Boğazı bizim kara sularımızda bulunuyor ve bizim hakimiyetimizde. Ayrıca bize göre kapalı değil, sadece düşmana ve onlarla bağlantılı olanlara kapalı. Şu an gemiler boğazdan geçemiyor çünkü sigortaları, savaş koşullarını karşılamıyor. Bazı ülkeler bizimle irtibata geçip boğazdan geçiş talep ettiler ve biz de bazılarını kabul ettik. Şu an Çin, Rusya, Irak, Pakistan, Hindistan ve Bangladeş gemileri geçebiliyor. Bu savaş sonrası da devam edecek." Erakçi, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın altyapısına yönelik saldırı tehdidine dair ise "Altyapılarımıza yönelik saldırı tehdidine karşı bir felaketle karşı karşıya kalınacağı konusunda gerekli uyarılar Silahlı Kuvvetler tarafından yapıldı." dedi. Savaşın bedelini ABD halkı ile bölge halkının ödediğine vurgu yapan Erakçi, Avrupa ülkelerinin savaşa karşı olduklarına ancak pratikte İran'a yönelik saldırıları kınamadıklarına dikkati çekerek "Avrupa'nın uluslararası arenada önemli bir oyuncu olmadığını gösterdiler." değerlendirmesinde bulundu. Erakçi, ayrıca ülke dışında mahsur kalan İranlı hacılara ulaşım konusunda yardımcı oldukları için Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Afganistan ve Suudi Arabistan'a teşekkür etti.
İsrail basınına göre, Lübnan'ın güneyini işgal eden İsrail ordusu bölgede 18 yeni askeri üs kurarak bölgedeki askeri varlığını genişletecek.
İsrail'in Kanal 14 televizyonunun haberine göre, İsrail Lübnan topraklarındaki işgalini genişletme kararı aldı. Haberde, "İsrail, Lübnan'ın güneyinde 18 yeni askeri üs kurarak askeri mevzilerini genişletme ve kuzey sınırını Lübnan topraklarının 8 kilometre içerisine kadar genişletme kararı aldı." ifadelerine yer verildi. Kararın Litani Nehri'ne kadar olan bölgenin tamamını kontrol altına almak amacıyla, siyasi ve askeri yetkililerce ortak alındığı belirtildi. Haberde, Hizbullah'ın "tamamen ve kalıcı olarak" silahsızlandırılmaması durumunda Lübnan'ın güneyindeki işgalin devam edeceği ifade edildi. İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki halka evlerini terk etmeleri ve Lübnan-İsrail sınırına yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki Zehrani Nehri'nin kuzeyine gitmeleri çağrısı yapmıştı. Öte yandan, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyini ikiye bölen Litani Nehri üzerindeki köprüleri hedef alması, Lübnan'ın güneyini "izole etme ve işgali genişletme" girişimi olarak değerlendiriliyor.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun (DMO), ABD'ye ait bir F-18 savaş uçağını vurdukları iddiasını reddetti.
CENTCOM'un ABD merkezli X hesabından yapılan paylaşımda, İran'ın açıklamasının doğru olmadığı belirtildi. Paylaşımda, İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun açıklamasının "yanlış" olduğu kaydedilerek, "İran tarafından hiçbir ABD savaş uçağı düşürülmemiştir." ifadesi kullanıldı. İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD'ye ait bir F-18 savaş uçağını vurduklarını iddia ederek, uçağın hava savunma sistemleri tarafından vurulma anına ait olduğunu belirttikleri bir görüntü yayımlamıştı. İran Devlet Televizyonu ise uçağın Sistan ve Belucistan Eyaleti'ne bağlı Çabahar kenti semalarında vurulduğunu ve Hint Okyanusu'na düştüğünü öne sürmüştü.
Hizbullah, Lübnan'ın güneyinde İsrail askeri birlikleri ile İsrail'in kuzeyindeki çok sayıda noktaya 67 saldırı düzenlediğini açıkladı.
Hizbullah'ın Telegram hesabından saldırılara dair açıklama yapıldı. Açıklamada, Lübnan'ın güneyindeki Dıhayra, Taybe, Hiyam, Debil, Merkeba, Marun er-Ras, Beyt Lif, Kavzeh ve Alma eş-Şaab beldelerinde İsrail askerleri ile 8 Merkava tankı dahil İsrail askeri araçlarının İHA, topçu ateşi ve roketlerle hedef alındığı belirtildi. Suriye'nin İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'ndeki Kela Kışlası ile Katzrin yerleşim yerine de çok sayıda roketle saldırı düzenlendiği aktarıldı. İsrail'in kuzeyindeki Safed şehri ile Metula, Merc ve Misgav Am, Kiryat Şimona, Maalot Tarshisha, Nehariye, Dafna, Yukarı Celile, Karmiel ve Krayot yerleşim beldelerine saldırılar düzenlendiği kaydedildi. Ayrıca, İsrail'in kuzeyindeki Meron Üssü ve Beyt Helel Kışlası'na da saldırı düzenlendiği aktarıldı. Açıklamada, İsrail hedeflerine, insansız hava araçları (İHA), roketler ve topçu atışlarıyla 67 saldırı gerçekleştirildiği belirtildi.
Lübnan'ın güneyinde işgali derinleştiren İsrail'in Başbakanı Binyamin Netanyahu, "Lübnan'daki durumu kökten değiştirmeye kararlı olduklarını" söyleyerek kalıcı işgal mesajı verdi.
Netanyahu, İsrail yerel yöneticilerinin katıldığı bir panelde video konferans aracılığıyla gündeme dair açıklama yaptı. Hizbullah'ın misilleme yaptığı İsrail'in kuzey bölgelerindeki bütçe kesintilerinin iptali emrini verdiğini belirten Netanyahu, yerel yönetim başkanlarından "Yahudi toplulukların yerleşimleri terk etmesinin önüne geçmelerini" istedi. Netanyahu, 150 bin roket ve füzeden oluşan ve her an İsrail'e karadan saldırı düzenleme potansiyeli olan Hizbullah tehdidini ortadan kaldırdıklarını ileri sürerek, kuzey sınırında bir "güvenlik tamponu" oluşturduklarını iddia etti. Lübnan'ın güneyinde "tampon" bölge bahanesiyle işgali genişlettiklerine işaret eden Netanyahu, "Daha geniş bir tampon bölge oluşturuyoruz." sözleriyle bölgede işgali derinleştirecekleri ve kalıcı hale getirecekleri mesajı verdi. Netanyahu, "Hizbullah'ı bitireceklerini" ileri sürerek "Lübnan'daki durumu kökten değiştirmeye kararlıyız." iddiasında bulundu.
"İsrail'in her zamankinden daha güçlü olduğunu" savunan Netanyahu, bu durumun "hayal edilemeyecek ittifak fırsatları" doğurduğunu iddia etti.
İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde 2 eve düzenlediği saldırıda 4 kişi yaşamını yitirdi. İsrail ordusu Lübnan'a 2 Mart'ta başlattığı saldırıları sürdürüyor.
Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre İsrail savaş uçaklarının, Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye kentine bağlı Haruf beldesinde bir evi bombalaması sonucu 2 kişi öldü. Sayda kentine bağlı Bisariye beldesinde de İsrail ordusunun bir evi bombalaması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. Ayrıca İsrail ordusu Lübnan'ın Nebatiye kentine bağlı Hasbaya ve Doğu Zavter beldeleri ile Sayda kentinin Zerariye beldesine hava saldırıları düzenledi.
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, başkent Kahire'deki Dışişleri Bakanlığında düzenlediği basın toplantısında konuştu.
Bakan Abdulati, Türkiye ve Pakistan ile işbirliği içinde yürütülen çabaların, bölgedeki taraflarla ve başta ABD olmak üzere uluslararası aktörlerle tam koordinasyon halinde sürdürüldüğünü söyledi.
Taraflar arasında mesajların iletildiğini aktaran Abdulati, talep edilmesi halinde görüşmelere ev sahipliği yapmaya hazır olduklarını vurguladı.
Abdulati, şunları söyledi:
"Çalışmalıyız ve hiçbir çekişmeye aldırmamalıyız. Bazı eksiklikler olduğunu biliyoruz ancak bu, çabalarımızı sürdürmemize ve bölgedeki gerginliği azaltmak için samimi ve gayretli çalışmalarımızı sürdürmemize engel olmayacak."
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, "Bazı bilgilere göre İran'ın düşmanları bölgedeki bir ülke aracılığıyla İran'a ait bir adayı işgal etmeye hazırlanıyor" dedi.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, İran'ın adalarına yönelik muhtemel bir askeri senaryoya ilişkin açıklamada bulundu. Galibaf, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Bazı bilgilere göre İran'ın düşmanları bölgedeki bir ülke aracılığıyla İran'a ait bir adayı işgal etmeye hazırlanıyor. Düşmanın tüm hareketleri silahlı kuvvetlerimizin gözetimi altındadır. Herhangi bir adım atmaları halinde o bölge ülkesinin tüm hayati altyapıları hiçbir sınırlama olmaksızın aralıksız saldırıların hedefi olacaktır" ifadelerini kullandı.
İsrail basınında yer alan habere göre, İsrail'de Trump'ın cumartesi günü ateşkes ilan edebileceği yönünde bir varsayımın olduğu belirtildi.
Haberde, İsrail'in, İran ile nihai ve kesin bir anlaşmaya varılamaması durumunda dahi ABD Başkanı Trump'ın 28 Mart Cumartesi günü ateşkes ilan edeceği yönünde tahminlerin bulunduğu aktarıldı.
Bu senaryoya hazırlık amacıyla siyaset ve güvenlik çevrelerindeki üst düzey yetkililerin "savaşta elde edilen kazanımların sonuna kadar değerlendirilmesi" konusunda mutabık kaldığı kaydedilen haberde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun evinde yapılan toplantıda, ABD "el frenini çekmeden önce" İsrail'in gerçekleştirmesi gereken hedeflerin öncelik sırasının belirlendiği iddia edildi.
Haberde, "böyle bir fren gelirse" İsrail'in hedeflerine ulaşmak için harekete geçeceği, ateşkes olmaz da saldırılar sürerse söz konusu hedeflerin sırasıyla zaman içinde gerçekleştirileceği ve yeni hedeflerin belirleneceği ileri sürüldü.
Habere göre, İsrailli kaynaklar İran ile ABD arasında ayrıntılı bir anlaşma sağlanma ihtimalini düşük görürken, buna karşın muhtemel bir "çerçeve anlaşmaya" hazırlıklı olmak gerektiği düşüncesi taşıyor.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, düzenlediği basın brifinginde Trump'ın Pekin'e yapacağı ziyarete ilişkin bir açıklama yaptı.
Leavitt, daha önce Trump'ın nisan başında gerçekleştireceği açıklanan, ancak ABD ile İran arasındaki gerilim dolayısıyla ertelenen Çin ziyaretini 14-15 Mayıs tarihlerinde yapacağını belirtti.
Beyaz Saray Sözcüsü ayrıca, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in bu yıl içerisinde ilerleyen aylarda Washington'a bir ziyaret gerçekleştireceğini de sözlerine ekledi.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt İran’a yapılan saldırılara ilişkin basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Leavitt, “Pes etmezlerse Trump daha sert vuracak, İran yenilgiyi kabul etmeli” dedi.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin sürdüğünü ifade ederek, "Başkan'ın (Donald Trump) tercihi her zaman barıştır. Ancak İran, askeri açıdan mağlup oldukları gerçeğini kabul etmezse, Başkan Trump onların şimdiye kadar hiç olmadığı kadar sert şekilde vurulduklarından emin olacaktır." dedi.
Beyaz Saray Sözcüsü Leavitt, düzenlediği basın brifinginde, ABD-İran müzakerelerine ve bölgede devam eden gerilime ilişkin basın mensuplarının sorularını yanıtladı. ABD ile İran arasında görüşmelerin olduğunu vurgulayan Leavitt, ABD'nin bir yandan müzakerelere devam ederken diğer yandan askeri seçeneklerini hazır tutmaya devam ettiğini söyledi. Amerikan askerlerinin İran'a ayak basıp basmayacağı konusunda net bir ifade kullanmaktan kaçınan Leavitt, bu konuda kararın Trump'a ait olduğunu söylemekle yetindi. Leavitt, "Başkan'ın (Donald Trump) tercihi her zaman barıştır. Ancak İran, askeri açıdan mağlup oldukları gerçeğini kabul etmezse, Başkan Trump onların şimdiye kadar hiç olmadığı kadar sert şekilde vurulduklarından emin olacaktır." şeklinde konuştu. Trump'ın İran'a yönelik açıklamalarının "blöf" olmadığını kaydeden ABD'li Sözcü, Trump'ın İran'a "cehennemi yaşatmaya hazır olduğunu" söyledi.
KONGRE ONAYINA İHTİYACIMIZ YOK
Beyaz Saray Sözcüsü, ABD askerlerinin İran'a gönderilmesi hususunda yönetimin Kongre onayına ihtiyacı olup olmadığı sorusuna, "Şu anda bildiğiniz gibi Kongre'den resmi bir yetki alınması gerekmiyor, çünkü şu anda İran'da büyük çaplı operasyonlar yürütüyoruz." ifadesini kullandı. Trump yönetiminin "kanunlara her zaman uyduğunu" ifade eden Leavitt, İran'la ilgili olarak Demokratların aksi yöndeki açıklamalarının doğru olmadığını iddia etti. Söz konusu "askeri operasyonun" 4-6 hafta arasında sürmesi beklenen bir planlama olduğunu kaydeden Sözcü, bu takvimin çok önünde olduklarını ve İran ordusunu ciddi şekilde zayıflattıklarını savundu.
İRAN'IN, ABD'NİN 15 MADDELİK PLANINI REDDETMESİ
Öte yandan Sözcü Leavitt, İran yönetiminin, ABD'nin sunduğu belirtilen 15 maddelik bir planı reddetmesine ilişkin tartışmalara da değindi.
Beyaz Saray'ın bu tür bir planı tam olarak teyit etmediğini vurgulayan Leavitt, medyada dolaşan haberlerin gerçeğin tamamını yansıtmadığını belirtti. "(İran'la) Görüşmeler devam ediyor. Başkanın belirttiği gibi, müzakereler verimli geçiyor. Medyada dolaşan 15 maddelik bir plan gördüm. Beyaz Saray bu planın tamamını hiçbir zaman doğrulamadı. Planın bazı kısımlarında doğruluk payı var, ancak okuduğum haberlerin bir kısmı tamamen gerçeğe uygun değildi." şeklinde konuşan Leavitt, basın mensuplarının da Beyaz Saray tarafından teyit edilmeyen bu tür iddialara itibar etmemelerini istedi.
HÜRMÜZ BOĞAZI KONUSUNDA TAKVİM NET DEĞİL
Hürmüz Boğazı'nın yeniden gemi trafiğine açılmasına ilişkin ABD'nin çeşitli adımlar attığını ve bazı hazırlıklar yaptığını anlatan Leavitt, bu konuda detaylara girmeyeceğini belirtti. ABD'li Sözcü, "Hürmüz Boğazı ne zaman açılabilir?" şeklindeki bir soruya, "Bugün size kesin bir zaman çizelgesi veremem, ancak yönetimin bu konuyu olabildiğince çabuk halletmek için çalıştığından emin olabilirsiniz." dedi. Leavitt ayrıca, ABD ile İran arasındaki müzakerelerde hafta sonu gerçekleşmesi beklenen olası bir görüşmeyle ilgili haberlere temkinli yaklaştıklarını ve henüz kendilerinin bunu teyit etmediğini ifade etti.
İRAN'DA "REJİM DEĞİŞİKLİĞİ" OLDU MU TARTIŞMASI
Diğer yandan Leavitt ile bir muhabir arasındaki "İran'da rejim değişikliği oldu mu?" tartışması ilgi çekti. Leavitt, muhabirin, "Trump dün, İran'da rejim değişikliğini başardığını söyledi. Öyle mi gerçekten?" sorusuna, "Öyle değil mi? Lider kadrosunun tamamı öldürüldü." diye karşılık verdi. Muhabirin, "Aslında liderlik kadrosunda bir değişiklik oldu." şeklindeki ifadesine Leavitt, "Rejim liderliğinde bir değişiklik oldu. Trump da tam olarak bunu söyledi." şeklinde yanıt verdi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, Washington ile Tahran yönetimleri arasında olası görüşmelerden çekinerek, İran'a yönelik saldırıların hızlandırılmasını istediği ileri sürüldü.
Konuyla ilgili bilgi sahibi dört kişinin New York Times'a (NYT) aktardığına göre, Netanyahu, dün orduya saldırılarını hızlandırma emri verdi ve 48 saatlik bir süre tanıdı. Haberde, "ABD ile İran arasında görüşme potansiyelinin artmasıyla birlikte İsrail ordusu, savaşın yakında sona erebileceği endişesiyle olabildiğince çok önemli hedefi vuruyor." ifadeleri yer aldı. İki yetkili, Netanyahu'nun önümüzdeki 48 saat içinde "İran silah sanayisinin mümkün olduğunca büyük bir kısmının imha edilmesi için her türlü çabanın gösterilmesi" emrini verdiğini iddia etti. Söz konusu emrin, Netanyahu hükümetinin, "ABD'nin savaşı sonlandırmayı amaçlayan 15 maddelik planının kopyasını ele geçirmesinin ardından" geldiğini belirten yetkililer, İsrail'in, ABD planının "İran'ın nükleer programının ve balistik füze yeteneklerinin yeterince kısıtlanmasını garanti etmediğine inandığını" kaydetti. Haberde, "İsrail, temel savaş hedeflerini henüz gerçekleştirmemişken bir anlaşma olasılığından son derece endişe duyuyor. Bu hedefler arasında İran'ın balistik füze tehdidini ortadan kaldırmak, İran'ın nükleer silah geliştirmemesini sağlamak ve İran halkının hükümetine karşı ayaklanabileceği koşulları yaratmak yer alıyor." değerlendirmesine yer verildi. Ayrıca haberde, ABD'nin, "böyle bir planın varlığını veya İran'a iletilip iletilmediğini teyit etmediği veya reddetmediği" vurgulandı.
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), ABD'ye ait bir F-18 savaş uçağını vurduklarını iddia etti.
Devrim Muhafızları Ordusu, ABD'ye ait olduğu iddia edilen bir F-18 savaş uçağının hava savunma sistemleri tarafından vurulma anına ait bir görüntü yayınladı. İran Devlet Televizyonu ise uçağın Sistan ve Belucistan Eyaleti'ne bağlı Çabahar kenti semalarında vurulduğunu ve Hint Okyanusu'na düştüğünü öne sürdü. ABD Savunma Bakanlığından (Pentagon) konuya ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.
İran basınına konuşan askeri yetkili, ABD ve İsrail'in bölgedeki tüm hareketlerini izlediklerini belirterek, İran kıyılarına yönelik olası bir askeri harekata karşı ülkesinin "Babu'l Mendeb Boğazı'nı tehdit edebilme kapasitesine sahip olduğu" iddiasında bulundu.
Adı açıklanmayan İranlı askeri yetkili, yerel basına ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşa ilişkin açıklamalarda bulundu. İran'a ait adalar ile anakaraya yönelik harekat başlatılması halinde yeni cepheler açacaklarını belirten askeri yetkili, ülkesinin, "Babu'l Mendeb Boğazı'nı tehdit edebilme kapasitesine sahip olduğunu" ileri sürdü. ABD'nin kara harekatı hamlesi gerçekleştirmesi halinde kendisini yeni bir krizin içerisinde bulacağı uyarısında bulunan askeri yetkili, İran'ın her türlü senaryoya karşı hazır olduğunu belirtti.
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Başkanı Arsenio Dominguez, Orta Doğu'daki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı'nda yaklaşık 2 bin gemi ve 20 bin denizcinin mahsur kaldığını ifade etti.
ABD, İsrail ve İran arasındaki saldırılar devam ederken, Hürmüz Boğazı'ndan gemi geçişleri henüz normale dönmedi. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Başkanı Arsenio Dominguez, Hürmüz Boğazı'ndaki mevcut durumun küresel denizcilik sektörü açısından "ciddi bir meydan okuma" oluşturduğunu belirterek, "Hürmüz Boğazı'nda 20 bin denizci mahsur kaldı ve yaklaşık 2 bin gemi seyir yapamıyor. Gemiler orada ne kadar uzun süre kalırsa, mürettebat da strese ve yorgunluğa o kadar uzun süre maruz kalır. Üstelik gemilerin faaliyetini sürdürmesi için gereken ikmaller de azalır" dedi. Sigorta şirketlerinin zararları ve maliyetleri karşılamayı reddettiğini belirten Dominguez, şirketlerin büyük çoğunluğunun ya sözleşmeleri feshettiğine ya da yüksek primler talep ettiğine dikkat çekti. Dominguez, boğaz çevresindeki ülkelerin sağladığı insani yardım sayesinde gemilerde şimdilik insani bir krizin olmadığını ifade ederek, IMO'nun gemilerin bölgeden çıkabilmesi için insani bir koridor oluşturulması yönünde baskı uyguladığını belirtti. Dominguez, ABD Başkanı Donald Trump'ın gemilere boğazda refakat edilmesine yönelik planının ticari gemilerin hedef alınmayacağına ve masum denizcilerin hayatını kaybetmeyeceğine dair herhangi bir güvence bulunmadığından sürdürülebilir olmadığını vurguladı.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşın artık "kontrolden çıktığını ve tek çözümün diplomasi olduğunu" belirtti.
Guterres, New York'taki BM Genel Merkezi'nde, Orta Doğu'daki güncel gelişmelere yönelik basın açıklamasında bulundu. İran'a yönelik ABD-İsrail saldırılarının başlamasından "sadece saatler sonra", bunun bölgeye yayılma riski taşıdığı uyarısında bulunduğunu hatırlatan Guterres, "Aradan üç haftadan fazla bir süre geçmişken, bu savaş artık kontrolden çıkmış durumda. Çatışma, liderlerin bile hayal edilebilir sınırları içinde gördüğü eşikleri aşmış bulunuyor." dedi. Guterres, dünyanın daha geniş çaplı bir savaşın ve giderek artan insani ıstırap dalgasının ve daha derin bir küresel ekonomik şokun eşiğinde olduğunu ifade etti. Bununla birlikte, diyalog ve barışa yönelik bir dizi girişimin halihazırda devam etmekte olduğunun altını çizen Guterres, bunun "mutlaka başarıya ulaşması" gerektiğini vurguladı.
ABD, İSRAİL VE İRAN'A DOĞRUDAN MESAJ VERDİ
BM'nin Orta Doğu'daki bu durumu daha yakından takip edebilmek için daha önce BM bünyesinde birçok görevi yerine getiren Jean Arnault'u, çatışma ve bunun sonuçlarına ilişkin BM çabalarına liderlik etmesi amacıyla Özel Temsilci olarak atadığını belirten Guterres, bölgedeki tüm taraflara savaşı sona erdirme ve diplomasiye dönme mesajı verdi. Guterres, şunları söyledi: "ABD ve İsrail'e mesajım şudur: Savaşı sona erdirmenin tam zamanıdır, zira insani ıstırap derinleşmekte, sivil kayıplar artmakta ve savaşın küresel ekonomik etkisi giderek daha yıkıcı bir hal almaktadır. İran'a mesajım ise komşularına yönelik saldırılarına son vermesidir. Güvenlik Konseyi bu saldırıları kınamış ve derhal sona erdirilmelerini talep etmiştir." Guterres, Hürmüz Boğazı'nın açık kalmasının gereğine değindiği basın açıklamasında, bu savaşın bölge genelinde ve çok daha ötesinde sivillere ciddi zarar verdiğini ve onları "derin bir güvensizlik ortamına" ittiği değerlendirmesinde bulundu. Lübnan'daki insani duruma da değinen BM Genel Sekreteri, "Hizbullah, İsrail'e yönelik saldırılarını durdurmalıdır. İsrail ise Lübnan'da, en ağır darbeyi sivillere vuran askeri operasyonlarına ve saldırılarına son vermelidir. Gazze modeli, Lübnan'da asla tekrarlanmamalıdır." ifadelerini kullandı. Guterres, savaşın derhal sona erdirilmesi çağrısını yinelerken, "Savaş çözüm değildir. Bu felaketten bir çıkış yoluna ihtiyacımız var. Çıkış yolu diplomasidir. Uluslararası hukuka tam saygı, çıkış yoludur. Barış, çıkış yoludur." dedi.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Hava Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Mecid Musevi, ABD'nin İran'a yönelik tehdit ve ültimatomlarının savaş eylemi sayıldığını belirterek, "Dimona ve Hayfa'ya yönelik gerçekleştirilen saldırılar, ABD'nin 2 ve 5 günlük tehditlerine açık bir mesajdır" dedi.
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Hava Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Mecid Musevi, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik tehditlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Musevi sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Trump, İran'a yönelik her tehdit ve ültimatomun savaş eyleminin bir parçası olduğunu öğrenmelidir" dedi.
Musevi, İsrail'in Dimona ve Hayfa kentlerine yönelik saldırılara değinerek, "Son saatlerde Dimona ve Hayfa'daki stratejik noktalara yönelik gerçekleştirilen saldırılar, İran'ın askeri stratejisinin bir parçası olmanın yanı sıra, ABD'nin 2 ve 5 günlük tehditlerine açık bir mesajdır" ifadelerini kullandı.
TRUMP'IN AÇIKLAMALARI
Trump, daha önce yaptığı bir açıklamada İran ile müzakere sürecine girildiğini savunarak, "İran anlaşma yapmak istiyor, biz de istiyoruz. Muhtemelen bugün tekrar telefonla görüşeceğiz. Çok yakında yüz yüze görüşeceğiz. Beş günlük süre tanıdık. Nasıl gideceğini göreceğiz. Eğer iyi giderse bu işi çözeceğiz. Aksi halde bombalamaya devam ederiz" demişti. ABD Başkanı başka bir açıklamasında da, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı 48 saat içinde tamamen açmaması halinde ülkenin enerji santrallerini hedef alacaklarını duyurmuştu. Trump, "Eğer İran, şu andan itibaren 48 saat içinde herhangi bir tehdit olmaksızın Hürmüz Boğazı'nı tamamen açmazsa, ABD en büyüğünden başlayarak İran'ın çeşitli enerji santrallerini vurup yok edecek" demişti.
İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Hatemul Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, Hürmüz Boğazı'na ilişkin, "Hürmüz Boğazı'nın durumu eski haline dönmeyecek. Biz neye karar verirsek o olacak" dedi.
İran Devrim Muhafızları Ordusu'na (DMO) bağlı Hatemul Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada savaşın gidişatına ve bölgedeki dengelere dikkat çekti. Zülfikari, İran'ın askeri gücünün her geçen gün arttığını belirterek, "Siz savaşın uzamasından ne kadar kaçıyorsanız, milletimizin direnci ve silahlı kuvvetlerimizin gücü her geçen an daha da artıyor. Savaşın gidişatı sizi gerçeği kabul etmeye zorlayacak, sonunda kendi iradenizle müzakereye mecbur kalacaksınız. Görünen o ki siyasetçileriniz de doğru değerlendirme yapamaz hale gelmiş" dedi.
"HÜRMÜZ BOĞAZI ESKİ HALİNE DÖNMEYECEK"
Hürmüz Boğazı'na ilişkin yeni düzenlemelere dikkat çeken Zülfikari, "Hürmüz Boğazı'nın durumu eski haline dönmeyecek. Biz neye karar verirsek o olacak. Geçişlere ilişkin kuralları yeniden ve kararlı şekilde belirledik. Kural açıktır: Siz ve sizinle bağlantılı olan hiçbir kimsenin geçişine izin verilmeyecek. Geçiş izni verme yetkisi tamamen bizimdir. Geçiş yasası açıkça belirlenmiştir. Hareketsiz kalmış durumdasınız ve bunun işaretleri her geçen gün daha belirgin hale gelmektedir. Kaybettiğiniz yalnızca üsleriniz değil, kendi kurduğunuz düzendir" ifadelerini kullandı.
İran Devrim Muhafızları Ordusu'na (DMO) bağlı Hatemul Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, "Bölgede ABD'ye ait tüm üslerin imha edilmesi nedeniyle ABD'li komutan ve askerler kaçmış ve üs dışındaki gizli noktalara sığınmıştır. Biz de ABD'li kaçak komutan ve askerlerin peşindeyiz" dedi.
İran Devrim Muhafızları Ordusu'na (DMO) bağlı Hatemul Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, bölgedeki ABD askeri varlığına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Zülfikari yaptığı açıklamada, "Bölgede ABD'ye ait tüm üslerin imha edilmesi nedeniyle ABD'li komutan ve askerler kaçmış ve üs dışındaki gizli noktalara sığınmıştır. Biz de ABD'li kaçak komutan ve askerlerin peşindeyiz" dedi.
Bölge ülkelerinin halkına da çağrıda bulunan Zülfikari, "Bölge ülkelerinin halkından bu kişilerin saklandıkları yerleri bildirmelerini ve kendi güvenlikleri için ABD'lilerin bölgeden çıkarılmasını talep etmelerini istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, başkent Moskova'da düzenlediği haftalık basın toplantısında, gündemdeki konuları değerlendirdi. İran'la ilgili duruma değinen Zaharova, ABD'nin İran'a saldırıları örtbas etmek için nükleer programıyla ilgili müzakereleri kullandığının altını çizdi.
Zaharova, "Müzakerelerin savaş hazırlıklarını örtbas etmek için kullanılması, diplomasinin açıkça itibarsızlaştırılmasıdır. Durumun planlandığı gibi gelişmediği ortada. Müzakere etme yönündeki çağrılar, güçlerin yeniden gruplandırılması ve askeri planların düzeltilmesi için uygun koşulların yaratılması amacıyla yapılıyor olabilir." ifadelerini kullandı.
Rusya'nın İran'a yönelik yaklaşımında değişiklik olmadığını aktaran Zaharova, "Müzakereler, ABD ile İsrail'in Orta Doğu'yu ve tüm dünyayı sürüklediği vahim krizden çıkmanın tek makul yolu. Bu kriz, nükleer felakete yol açabilir. Rusya, şiddetin sonlandırılmasından, uzun vadeli, sürdürülebilir çözüm amacıyla diyaloğun başlatılmasından yana. Bu konuda destek sağlamaya hazırız." dedi.
Zaharova, İran'ın nükleer stoklarının akıbetine dair ise ne Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'nın ne de Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile anlaşmanın buna herhangi bir sınır koymadığını, İran'ın bu konuda kendisinin karar verme hakkına sahip olduğunu vurguladı.
İsrail ordusu, saldırılarını sürdürdüğü İran'ın başkenti Tahran'da silah üretim tesislerini hedef aldığını iddia etti.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Tahran'a yönelik bir dizi hava saldırısının tamamlandığı belirtildi. Tahran yönetimine ait hava ve deniz silahları üreten birkaç tesisin hedef alındığı iddia edilen açıklamada, bu tesislerin Hamas ve Hizbullah'ı silahlandırmak amacıyla üretim yaptığı öne sürüldü.
Açıklamada, ayrıca bir hava savunma mevzisi ile hava savunma sistemlerinin tutulduğu bir başka tesisin vurulduğu iddia edilerek saldırıların süreceği tehdidinde bulunuldu.
Devrim Muhafızları Ordusu Halkla İlişkiler Birimi, "Sadık Vaat 4 Operasyonu"nun 81. dalgası kapsamında İsrail’deki hedeflere yeni saldırılar düzenlendiğini açıkladı.
Açıklamada, Hayfa, Dimona, Hadera, Tel Aviv’in kuzey ve güneyi dahil olmak üzere 70'ten fazla noktanın "İmad", "Kıyam" ve "Hürremşehr 4" füzeleriyle hedef alındığı belirtildi.
Devrim Muhafızları Ordusu, açıklamasında, Tel Aviv ve Hayfa’nın "yerle bir edileceği" tehdidinde bulundu.
Kuveyt Savunma Bakanlığı, son 24 saatte ülkenin 20 balistik füze ve 9 insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındığını duyurdu. Bakanlık Sözcüsü Albay Suud el-Atvan, yaptığı yazılı açıklamada, ülkeye yönelik hava saldırılarına ilişkin son bilgileri aktardı.
Son bir günde Kuveyt hava sahasında 20 balistik füze saldırısının tespit edildiğini belirten Atvan, bunlardan 13 tanesinin hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği, geriye kalan 7 füzenin ise tehdit oluşturmayan boş alanlara düştüğünü ifade etti.
Ülkenin bu süre zarfından ayrıca 9 İHA'yla hedef alındığı bilgisini paylaşan Atvan, bunlardan 6 tanesinin hava savunma sistemleriyle etkisiz hale getirildiğini aktardı.
Suriye Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi ile ayrı ayrı telefon görüşmeleri gerçekleştirdi.
Şeybani ile Fidan arasındaki görüşmede, ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel gelişmeler ile bölgedeki güvenlik ve askeri durum ele alındı.
Bakanlar, bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasına katkı sunacak şekilde iletişim kanallarının güçlendirilmesinin önemine dikkati çekti.
Şeybani ile Safedi’nin görüşmesinde ise bölgedeki son gelişmeler değerlendirilirken, özellikle bölgesel güvenlik ve Arap ülkeleri arasındaki işbirliği konuları öne çıktı.
Haaretz gazetesinin İsrail ordusundan alınan bilgilere dayandırdığı haberine göre, İran ilk üç günde İsrail'e 170 füze fırlatırken sonraki süreçte bu sayı inişli çıkışlı seyretti.
İran, ABD-İsrail saldırılarının başladığı 28 Şubat'tan bugüne kadar geçen sürede İsrail'e yaklaşık 470 füze attı. İlk 3 gün 170 füze atan İran, daha sonraki süreçte günlük 10-15 füze ateşlerken, bu sayı geçen hafta günlük yaklaşık 20'ye çıktı. Son bir haftada Tahran yönetimi İsrail'e günlük onda fazla misilleme yaptı.
Geçen 25 günde, İran'ın attığı füzelerden 9'u Tel Aviv, Beyt Şemeş, Kudüs, Birüssebi (Berşeva), Zarzir, Arad, Dimona ve Safed'e (iki kez) doğrudan isabet etti. Buna ek olarak 35 çok başlıklı füze hava savunma sistemlerini aşarken parçaları, çoğu Tel Aviv çevresinde olmak üzere 190'dan fazla bölgeye düştü.
İran'ın misillemeleri sonucunda açıklanan rakamlara göre, İsrail'de 15 kişi, işgal altındaki Batı Şeria'da ise 4 Filistinli hayatını kaybetti.
Öte yandan İsrail'in saldırılarını sürdürdüğü Lübnan'daki Hizbullah'ın ise roket ateşleme sıklığı aynı düzeyde devam etti ve son bir haftada İsrail'in kuzeyinde 220'den fazla roket ve insansız hava aracı saldırısı kaydedildi.
Lübnan'ın güneyindeki çatışmalarda İsrail'in 2 askeri ölürken, İsrail topçusunun saldırısında (dost ateşinde) 1, Hizbullah'ın roket saldırısı sonucu ise 1 kişi öldü.
İran'ın, ABD ve İsrail’in saldırılarıyla başlayan savaşın sonlandırılması için beş şart öne sürdüğü ve ABD’nin teklifini reddettiği belirtildi.
İran basınına göre, üst düzey İranlı bir yetkili, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın sonlandırılması için beş şart öne sürdü.
İleri sürülen şartların, "saldırı ve suikastların sona erdirilmesi, savaşın tekrar başlamayacağının garanti edilmesi, tazminat ödenmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki egemenliğinin tanınması ve İran ile birlikte çatışmalara katılan vekil gruplarına yönelik saldırıların durdurulması" olduğu ifade edildi.
İsrail'in Lübnan'a saldırılarının başladığı 2 Mart'tan bu yana hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 22 artarak 1094'e yükseldi
Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, İsrail'in Gazze'deki soykırım sürecinde su altyapısına yönelik tahribatı Lübnan'ın bazı bölgelerinde de uygulandığını ve bunun altyapıya zarar vermeye başladığını bildirdi.
İranlı yetkili, "Bu savaşın sonu, Trump'ın öngördüğü şekilde değil, İran'ın karar verdiği şekilde olacaktır" dedi.
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, Lübnan topraklarını işgal eden İsrail ile "ateş altında müzakerenin" teslimiyet anlamına geldiğini belirterek, bunu reddettiklerini söyledi.
Hizbullah'tan yapılan yazılı açıklamada, İsrail'e karşı geri adım atmayacaklarını vurgulayan Kasım, "İsrail'in saldırılarına karşılık verme ve Lübnan'ı savunma" amacıyla gerekli hazırlıkları yaptıklarını belirtti. Kasım, "Düşman İsrail ile ateş altında müzakere, teslimiyet anlamına gelir ve Lübnan'ın tüm kapasitesinin elinden alınması demektir; ayrıca toprakları işgal eden ve her gün saldıran bir düşmanla müzakere zaten reddedilmektedir." ifadelerini kullandı. İsrail ve ABD'yi Lübnan'ı zayıflatmaya ve iç karışıklık çıkarmaya çalışmakla suçlayan Kasım, "Bu saldırılara karşı koymak hükümet, halk, ordu ve tüm kesimlerin ortak ulusal sorumluluğudur." değerlendirmesinde bulundu. Kasım, Lübnan hükümetinin silahların devlet tekelinde toplanmasına ilişkin planının "İsrail'in taleplerine hizmet ettiğini" savunarak buna karşı olduklarını yineledi.
İran medyası, "İsteklerimiz kabul edilene kadar savaşacağız." ifadelerini kullandı.
İran medyası, "Tahran öneriyi değerlendirdi ve teklifi aşırı buldu." dedi.
İran medyasına göre, savaşın bitmesi için ilk şart suikastların ve saldırıların durması.
İran'dan yeni misilleme başlatıldığının duyurulmasının ardından İsrail'in güneyinde Dimona Nükleer Santrali'nin de bulunduğu bölgede sirenler çaldı.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran'dan füze ateşlendiğinin tespit edildiği ve hava savunma sistemlerinin bunları önlemeye çalıştığı bildirildi.
Yedioth Ahronoth gazetesi, İran'ın misillemesinin ardından İsrail'in güneyindeki Ölü Deniz bölgesi, Dimona Nükleer Santrali'nin de bulunduğu Dimona kenti ve Necef Çölü bölgesinde sirenlerin çaldığını duyurdu.
Haberde, bir füzenin İsrail'in güneyindeki Necef'te bir sanayi bölgesine isabet ettiği bildirildi.
Füzenin isabet ettiği bölgede maddi hasar meydana geldiği kaydedilen haberde, şu ana kadar bir can kaybı bildirilmediği aktarıldı.
İsrail acil yardım servisi Kızıl Davud Yıldızı da İran'ın son misillemesinde ölen ya da yaralanan olmadığını, gerekmesi durumunda güncelleme yapacağını bildirildi.
The Times of Israel gazetesinin haberine göre, Tel Aviv yönetimi, İsrail ordusunun 400 bine kadar yedek askeri silah altına almasının önünü açtı.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada ise silah altına alınacak asker sayısının kesin olmadığı, ancak bunun "operasyonel ihtiyaçlara göre esneklik sağlayan üst sınır olduğu" ifade edildi.
İsrail ordusunun "acil durum emirleriyle" yedek askerleri göreve çağırma yetkisi, 7 Ekim 2023'ten bu yana birkaç ayda bir hükümetin onayına sunuluyor.
Tel Aviv yönetimi Aralık 2025'te ordunun 280 bin askeri silah altına alabilmesine izin vermişti.
Öte yandan İsrail ordusu, İran'a başlattığı saldırılardan yalnızca bir gün sonra 100 bin yedek askeri silah altına alacağını duyurmuştu.
İran Devrim Muhafızları Ordusundan yapılan açıklamada, ABD'ye ait USS Abraham Lincoln uçak gemisine kıyıdan seyir füzeleri ateşlendiği bildirildi. Uçak gemisinin sürekli izlendiği ve İran füze sistemlerinin menziline girdiğinde tekrar vurulacağı aktarıldı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) konuyla ilgili açıklama yapmadı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Suriye, Katar ve Özbekistan dışişleri bakanları ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
AA'ya konuşan Pakistanlı kaynaklar, "Güvence arayışındaki İran, füze kapasitesi sınırlamasını reddediyor ve tazminat istiyor. Müzakereler için 48 saat zarfında hamle bekleniyor" ifadelerini kullandı.
İran’ın füze misillemesi sonrası İsrail’in Hadera kentindeki Rabin Elektrik Santrali çevresinden yoğun dumanlar yükseliyor.
Irak Savunma Bakanlığında söz konusu saldırıyla ilgili yazılı açıklama yapıldı.
"Bakanlığa bağlı Habbaniye Üssü Amirliği bünyesindeki Habbaniye Askeri Dispanseri ve Habbaniye İşler Şubesi hain bir hava saldırısına maruz kaldı." denilen açıklamada, "Bu saldırı sonucunda, görevlerini yerine getirirken 7 kahraman askerimiz şehit oldu, 13 askerimiz yaralandı." ifadelerine yer verildi.
Olay yerinde arama-kurtarma ekiplerinin çalışmalarının devam ettiği aktarılarak, saldırının, tıbbi tesislerin ve çalışanlarının hedef alınmasını yasaklayan tüm uluslararası hukuk ve teamüllerin açık ve ciddi bir ihlali olduğu vurgulandı.
"SORUMLULARIN HESAP VERMESİNİ GEREKTİREN TEHLİKELİ TIRMANIŞ"
Saldırıya tepki gösterilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Bu suç teşkil eden eylem, ciddiyetle ele alınması ve sorumluların hesap vermesini gerektiren tehlikeli bir tırmanışı temsil ediyor. Tıbbi tesislerin hedef alınması, hayat kurtarmaya yönelik kurumları hedef aldığı için her açıdan ağır bir suçtur. Bu korkak saldırılar, personelimizi görevlerini yerine getirmekten alıkoyamayacak; aksine onların vatan ve millet hizmetindeki kararlılığını daha da artıracak. Savunma Bakanlığı, bu saldırıya karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tüm adımları atma hakkını saklı tutuyor."
Açıklamada, saldırının kimin tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin bilgi verilmedi.
İran, ABD-İsrail dışındaki ülkelerin, "İran'a karşı saldırgan eylemlere katılmamaları veya bunları desteklememeleri ve ilan edilen güvenlik ve emniyet düzenlemelerine tam olarak uymaları koşuluyla" Hürmüz Boğazı'ndan geçebileceklerini duyurdu.
İran'ın New York'taki Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, İran'ın ABD-İsrail saldırılarının ardından geçişleri kısıtladığı Hürmüz Boğazı'ndaki duruma ilişkin açıklama yayımladı:
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Diğer devletlere ait veya onlarla bağlantılı gemiler de dahil olmak üzere, düşman olmayan gemiler, İran'a karşı saldırgan eylemlere katılmamaları veya bunları desteklememeleri ve ilan edilen güvenlik ve emniyet düzenlemelerine tam olarak uymaları koşuluyla, yetkili İran makamlarıyla koordinasyon halinde Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişten yararlanabilirler."
ABD-İsrail'in İran'a yönelik ortak saldırılarına karşılık İran'ın misilleme saldırıları devam ederken Devrim Muhafızları Ordusu, Hürmüz Boğazı'nı ABD ve İsrail ile müttefikleriyle bağlantılı gemilerin geçişine kapatmıştı.
İran Meclisi'nin, Hürmüz Boğazı'ndaki gemilerden geçiş ücreti alınmasını içeren bir yasa tasarısı üzerinde çalıştığı da açıklanmıştı.
CNN'in iki bölgesel kaynağa dayandırdığı haberinde, İran tarafının, ABD ile müzakere sürecinde Trump yönetiminden sadece belirli kişilerle görüşmek istediği aktarıldı. Kaynaklar, İran'ın müzakere süreçlerini, Trump'ın özel temsilcisi Witkoff veya damadı Kushner yerine ABD Başkan Yardımcısı Vance ile yürütmeyi tercih ettiğini öne sürdü.
Witkoff, Kushner ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun aksine Vance'in, savaşı sona erdirmek konusunda "daha pozitif tarafta duruyor" gibi göründüğü iddiasında bulunan kaynaklar, Vance'in "çatışmayı sona erdirmek konusunda kararlı olacağı yönünde algı olduğunu" da savundu.
Kaynaklardan biri, "Yönetim kimi göndermeye karar verirse, İranlılar onunla anlaşmak zorunda kalacak ancak bu onların bir tercihleri olmadığı anlamına gelmiyor." ifadesini kullandı.
Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, CNN'e konuya ilişkin yaptığı açıklamada, ABD'yi müzakerede kimin temsil edeceğine Trump'ın karar vereceğinin altını çizerek, "Başkan'ın bugün belirttiği gibi, Başkan Yardımcısı Vance, Bakan Rubio, Özel Temsilci Witkoff ve Bay Kushner'in hepsi dahil olacak." dedi.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Hatemul Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü Albay İbrahim Zülfikari, ABD Başkanı Donald Trump'ın İranlı yetkililerle müzakere yürütüldüğüne ilişkin sözlerine tepki gösterdi.
İran devlet televizyonunda konuşan Zülfikari konuya ilişkin açıklama yaptı.
Washington yönetimine seslenen Zülfikari, "Yenilginizi, anlaşma olarak adlandırmayın. Vaatlerinizin sonu geldi. Başından beri tavrımız netti ve değişmedi. Bizim gibiler sizin gibilerle ne şimdi ne de sonra anlaşma yapmayacak." diye konuştu. ABD Başkanı Trump dün yaptığı açıklamada, İranlılarla aktif olarak müzakereler yürüttüklerini, İran'ın ABD ile bir anlaşma yapmayı çok istediğini öne sürmüş, "İranlı liderlerin hepsi gitti. Kimse kiminle konuşacağını bilmiyor ama biz doğru kişilerle konuşuyoruz." ifadelerini kullanmıştı.
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığının ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamalarda, gece boyunca ülkenin doğusunu hedef alan İHA saldırılarına ilişkin bilgi verildi.
Peş peşe yapılan açıklamalarda, saldırıların doğu bölgesine yönelik yapıldığı belirtilerek, tüm İHA'ların savunma sistemlerince imha edildiği kaydedildi.
Açıklamalarda, saldırıların kaynağına ilişkin bir bilgiye yer verilmedi.
Savunma Bakanlığından daha önce yapılan bir başka açıklamada, ülkenin doğusunu hedef alan bir balistik füzenin de engellendiği belirtilmişti.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ABD ve İsrail’in ülkesine yönelik saldırıları ve Batı dünyasının bu konudaki tutumuna tepki gösterdi. Arakçi, "Uluslararası hukuk pratikte ölmüştür. Bunun nedeni, Batı'nın Gazze ve Ukrayna konusunda uyguladığı çifte standartlar ve İsrail ile ABD'nin İran'a yönelik saldırganlığı konusundaki sessizliğidir" ifadelerini kullandı. Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını ve Almanya hükümetinin bu konudaki tutumunu eleştiren sözlerini hatırlatan Arakçi, "Yine de, İranlılara yönelik ihlalleri kınadığı için Cumhurbaşkanı Steinmeier'i takdir etmek gerekir. Hukukun üstünlüğüne değer veren herkes sesini yükseltmelidir" dedi.
STEİNMEİER, İRAN’A YÖNELİK SALDIRILARI ELEŞTİRMİŞTİ
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, ABD ve İsrail’in İran yönelik saldırılarını ve Almanya hükümetinin bu konudaki tutumunu eleştirerek, "Uluslararası hukuk ihlallerini ihlal olarak adlandırmamak dış politikamızı daha inandırıcı hale getirmez. Bununla Gazze Savaşı'nda zaten uğraşmak zorunda kaldık. İran Savaşı'nda da bununla uğraşmak zorundayız çünkü bu savaş uluslararası hukuka aykırıdır. Bu savaş siyasi açıdan feci bir hatadır. Eğer savaşın amacı İran’ı nükleer bomba yolunda durdurmaksa, bu savaş gerçekten önlenebilir ve gereksiz bir savaştır" açıklamasında bulunmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la müzakere halinde olduklarını ve İranlıların kendilerine petrol ve doğalgazla ilgili bir hediye gönderdiğini belirterek, "Onlar (İran) asla nükleer silaha sahip olmayacakları konusunda mutabık kaldılar." dedi.
ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray'da düzenlenen ve İç Güvenlik Bakanlığı görevi için Senato'dan onay alan Markwayne Mullin'in yemin töreninde İran gündemini değerlendirdi. İranlılarla aktif olarak müzakereler yürüttüklerini anlatan Trump, kiminle görüştüklerini söylemekten çekinirken, ABD tarafında Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner gibi isimlerin sürecin içinde olduğunu aktardı. İran'la müzakerelerin başlangıç noktasının "nükleer silaha sahip olmamak" olduğunu ifade eden Trump, "Onlar (İran) asla nükleer silaha sahip olmayacakları konusunda mutabık kaldılar. Önceden (ne olacağını) söylemek istemem ama İranlılar nükleer silaha asla sahip olmayacaklarını kabul ettiler." şeklinde konuştu. Trump, İran'ın ABD ile bir anlaşma yapmayı çok istediğini savunarak, "İranlı liderlerin hepsi gitti. Kimse kiminle konuşacağını bilmiyor ama biz doğru kişilerle konuşuyoruz." dedi.
İRAN'DA REJİM DEĞİŞİKLİĞİ YAŞIYORUZ
Öte yandan Trump, İranllı yöneticilerin çoğunu öldürdüklerini ve onların yerine gelenleri de vurduklarını ileri sürerek, "Gerçekte (İran'da) bir rejim değişikliği yaşıyoruz. Bu rejim değişikliği çünkü şu anki liderleri, tüm bu sorunları yaratan başlangıçtaki liderlerden çok farklı. Sanırım şunu söyleyebiliriz ki, bu bir rejim değişikliği." ifadesini kullandı.

İRAN BİZE HEDİYE GÖNDERDİ
Diğer yandan Trump'ın İran'la görüşmelere ilişkin söylediği bazı cümleler basın mensupları arasında merak uyandırdı. İranlılarla müzakereler sürerken kendilerine bir hediye gönderildiğini anlatan ABD Başkanı, "(İran) Dün gerçekten harika bir şey yaptılar. Bize bir hediye gönderdiler. Hediye bugün elimize ulaştı, çok büyük ve kıymetli bir hediyeydi. Hediyenin ne olduğunu söylemeyeceğim." diye konuştu. Trump daha sonra konuşmasının devamında, söz konusu hediyenin "petrol ve doğalgazla ilgili bir şey" olduğunu ve nükleer ile ilgili olmadığını söylemekle yetindi.
NATO'DAN DAHA FAZLA YARDIM BEKLENTİSİ
Trump, bölgedeki müttefiklerinden beklediği desteği görüp görmediği yönündeki bir soruya yanıt verirken, Körfez ülkelerinden destek gördüğünü ancak NATO ülkelerinden yeterince görmediğini söyledi. "Açıkçası Körfez'deki müttefiklerimiz şu ana dek oldukça iyi iş çıkardılar." diyen Trump, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Bahreyn ve Kuveyt gibi ülkelerin İran tarafından "güçlü şekilde" hedef alındığını belirtti. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın kendisinden İran konusunda "daha fazla şey yapmasını" isteyip istemediği sorusunu Trump, "Evet, kendisi bir savaşçı. Suudi Arabistan da bizimle birlikte savaşıyor." diye yanıtladı.
HÜRMÜZ BOĞAZI MESAJI
ABD Başkanı Trump, Hürmüz Boğazı ile ilgili bir soruya cevaben de askeri olarak İran'a büyük zarar verdiklerini ve bölgede istedikleri şeyi yapabileceklerini iddia ederek, "İstediğimiz her şeyi biz kontrol edeceğiz." yorumunu yaptı ancak bu konuda detaya girmedi. ABD Başkanı, "Biz bu savaşı kazandık, sanırım bunu sona erdireceğiz." şeklinde konuştu.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları devam ediyor. İsrail Savunma Kuvvetleri’nden (IDF) yapılan açıklamada, İran’ın başkenti Tahran’da bulunan rejime ait hedeflere karşı yeni bir saldırı dalgasının başlatıldığı bildirildi. Son saldırıların ardından Tahran ve çevresinden yükselen dumanlar kameralara yansıdı. Saldırıların herhangi bir can kaybına yol açıp açmadığına ilişkin resmi bir açıklama henüz yapılmadı.
İran’ın ABD üslerine ev sahipliği yapan Körfez ülkelerine yönelik saldırıları sürüyor. Kuveyt Sivil Havacılık Otoritesi, Kuveyt Uluslararası Havalimanı'ndaki bir yakıt tankının İHA saldırısına hedef olduğunu açıkladı. Saldırının yangına yol açtığı belirtilirken, can kaybı yaşanmadığı aktarıldı. Acil durum prosedürlerinin derhal devreye sokulduğu ve itfaiye ekiplerinin yangına müdahale ettiği kaydedildi. Saldırı nedeniyle maddi hasar meydana geldiği ifade edildi.
KUVEYT ORDUSU YENİ SALDIRILAR YAPILDIĞINI DUYURMUŞTU
Kuveyt ordusundan günün erken saatlerinde yapılan açıklamada, düşman füzeleri ve İHA’larına müdahale edildiği belirtilerek, duyulacak patlamaların önleme çalışmalarının sonucu olduğu vurgulanmıştı.
Irak merkezli İran'a yakın silahlı grupların sosyal medya hesapları, Erbil'deki ABD Konsolosluğu ile ABD üssünün bulunduğu Erbil Havalimanı'nın saldırılarda hedef alındığını bildirdi. Ayrıca Erbil'de kamikaze İHA ile düzenlenen saldırıda vurulan rezidansta yangın çıktığı aktarıldı. Yerel kaynaklar, hedef alınan noktada ABD askerlerinin kaldığını iddia etti. Sosyal medyada, İHA isabet eden bina ile çeşitli noktalardan alev ve dumanların yükseldiği görüntüler paylaşıldı.
ABD-İsrail'in İran'a saldırısı, İran'ın bölgedeki misillemeleri karşısında Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) kontrolündeki Erbil kentinde de askeri hareketlilik son günlerde tırmandı. AA muhabiri, Erbil'de salı akşam saatlerinde savaş jetlerinin bölgede yoğun biçimde uçtuğunu bildirdi. Erbil Valisi Ümid Hoşnav, yaptığı açıklamada, "ABD liderliğindeki koalisyona ait savaş uçaklarının şehrin semalarını korumak ve izlemek" amacıyla uçtuğunu savundu.
Erbil'in Soran ilçesindeki IKBY'ye bağlı Peşmerge güçlerinin karargahı salı günü 6 balistik füzeyle hedef alınmış, saldırıda 6 Peşmerge ölmüş, 30'u da yaralanmıştı. IKBY Başkanı Neçirvan Barzani, İran'ı sorumlu tuttukları saldırıyı "şiddetle kınadıklarını" ifade etmişti.
ABD-İsrail saldırılarının sürdüğü İran'ın başkenti Tahran'da art arda patlamalar meydana geldi
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran'dan füze ateşlendiğinin tespit edildiği ve hava savunma sistemlerinin füzeleri engellemeye çalıştığı bildirildi.
İran, ABD-İsrail'in ortak saldırılara başlamasının 26'ncı gününün ilk misillemesini iki dalga halinde yaptı. İran'ın iki dalga halinde ateşlediği füze salvoları nedeniyle önce İsrail'in güneyindeki Eilat'ta ardından işgal altındaki Batı Şeria'dan İsrail'in liman kenti Aşdod'a kadar geniş bir alanda sirenler çaldı. İşgal altındaki Doğu Kudüs'te hava savunma sistemlerinin devreye girmesiyle gökyüzünden patlama sesleri duyuldu.
İsrail'in Kanal 12 televizyonu, İran'ın çok başlıklı füzeler kullandığını, füzelerin bir kısmı engellenirken bazılarının açık alana düştüğünü ileri sürdü.
İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı, ilk belirlemelere göre isabet ya da yaralanma bilgisinin olmadığını, gerekli görülmesi durumunda güncelleme yapılacağını açıkladı.
BAE Savunma Bakanlığı, İran’ın 5 balistik füze ve 17 İHA fırlattığını, bunların tamamının hava savunma sistemlerince engellendiğini duyurdu.
Açıklamada ayrıca, "İran’ın saldırılarının başlangıcından bu yana 357 balistik füze, 15 seyir füzesi ve 1806 İHA'nın engellendiği" bilgisi paylaşıldı. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ise İran kaynaklı 35 İHA'nın Doğu Bölgesi'nde engellenerek imha edildiğini bildirdi.
Kuveyt ordusu da İran'dan fırlatılan füze ve İHA'nın engellendiğini açıkladı, ancak sayıya ilişkin detay paylaşmadı.
Kuveyt Elektrik Bakanlığı ise engellenen füzelerden düşen parçalar nedeniyle 7 elektrik hattının hasar görerek devre dışı kaldığını duyurdu.
Bahreyn İçişleri Bakanlığı, İran saldırıları kapsamında dün sabah saatlerinden itibaren 4 kez hava saldırısı sirenlerinin çaldığını belirterek halka sığınaklara yönelmeleri çağrısı yaptı. Bakanlık ayrıca, İran’ın saldırısı sonucu bir şirket tesisinde çıkan yangının söndürüldüğünü bildirdi.
İran resmi ajansı IRNA’nın yayımladığı ordu bildirisine göre, Erbil Havalimanı’nda bulunan ABD üssüne füze ile saldırı yapıldı. Saldırıda, karadan karaya füzeler kullanıldı. Havalimanında bulunan ABD güçleri ile İran’da faaliyet yürüten Erbil’deki muhalif Kürt grupların bulunduğu yer hedef alındı.
Açıklamada, Erbil Havalimanı'nda hedef alınan bölgenin, ABD güçlerinin önemli destek ve komuta merkezlerinden biri olduğu, burada askeri teçhizat ve sistemler bulunduğu ileri sürüldü.
Devrim Muhafızları Ordusu'na yakınlığıyla bilinen yarı resmi Tesnim Haber Ajansı da İran Ordusu Halkla İlişkiler Birimi’ne dayandırdığı haberinde, 24 Mart sabahının ilk saatlerinde Erbil’e düzenlenen saldırının yine karadan karaya füzelerle ordu tarafından yapıldığını aktardı.
24 Mart sabah 03.00 sularında Erbil'in Soran ilçesindeki Peşmerge güçlerinin karargahı 6 balistik füze ile hedef alınmış, saldırıda 6 Peşmerge ölmüş 30'u da yaralanmıştı. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Neçirvan Barzani, saldırıdan İran'ı sorumlu tutarak saldırıyı "şiddetle kınadıklarını" ifade etmişti.
Kuveyt Petrol Kurumundan yapılan açıklamada, Hürmüz Boğazı'nda "serbest seyrüseferin hedef alınması" üzerine ham petrol üretiminin düşürülmek zorunda kaldığı belirtildi.
Açıklamada, bölgedeki gelişmelerin "küresel enerji piyasalarının istikrarını tehdit eden tehlikeli bir gerilim" teşkil ettiği ifade edilerek, "savaşın sona ermesi halinde üretimin yeniden hızlandırılacağı" kaydedildi.
Tam üretime yeniden dönülmesinin "3 ila 4 ay sürebileceği" bilgisi verilen açıklamada, üretimde ne kadar kısıtlamaya gidildiğine ilişkin bilgi verilmedi. Kuveyt, 10 Mart'ta günlük üretimini 3 milyon varilden 500 bin varile düşürdüğünü açıklamıştı.
İran, ABD ve İsrail’in saldırılarına karşılık 2 Mart'ta Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğini kısıtladığını ve koordinasyon kurmadan geçmeye çalışan gemileri hedef alacağını duyurmuştu.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üye ülkeleri 11 Mart'ta 400 milyon varille kurumun tarihindeki en yüksek miktarda stratejik petrol rezerv miktarını piyasaya sürme kararı almıştı. Analistlere göre, petrol piyasasındaki arz kaybının etkileri henüz tüketici tarafında hissedilmedi ancak bu haftadan itibaren bu durumun büyük ölçüde değişmesi bekleniyor.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın, Buşehr Nükleer Enerji Santrali tesislerine bir başka füzenin isabet ettiğini bildirdiğini açıkladı.
UAEA'nın ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin açıklama yapıldı. Açıklamada, İran'ın, bugün Buşehr Nükleer Enerji Santrali tesislerine bir başka füzenin isabet ettiğini bildirdiği aktarıldı. İran’ın açıklamasına göre santralde herhangi bir hasar meydana gelmediği ve personelden yaralanan olmadığı bildirildi. Açıklamada ayrıca UAEA Başkanı Rafael Mariano Grossi'nin ifadelerine yer verildi. Grossi, "çatışma" sırasında nükleer güvenlik risklerini önlemek için azami itidal gösterilmesi çağrısını yineledi.
İran Atom Enerjisi Kurumu, bugün akşam saatlerinde, ABD-İsrail'in Buşehr Nükleer Enerji Santrali'ne düzenlediği saldırıda santral sahasına füze isabet ettiğini, saldırıda teknik hasar ya da can kaybı yaşanmadığını bildirmişti.
Basra Körfezi kıyısındaki Buşehr Nükleer Enerji Santrali 17 Mart'ta da saldırıya uğramış, saldırı sonucunda can ve mal kaybı yaşanmamıştı.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, İran'daki nükleer santrallerin hedef alınmasının "son derece tehlikeli" olduğunu belirterek, "Bu, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir." uyarısında bulunmuştu.
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İsrail Hava Kuvvetlerinin gün içinde İsfahan’da İran’a ait üretim altyapılarına yönelik geniş çaplı hava saldırıları düzenlediğini ifade etti.
Saldırılarda İran’ın çeşitli silah sistemleri için patlayıcı madde üreten en önemli tesisinin hedef alındığını iddia eden Adraee, söz konusu noktanın daha önce 2025 ortalarında düzenlenen Yükselen Aslan ismini verdikleri saldırılarda da vurulduğunu belirtti. İran yönetiminin son aylarda tesisi yeniden inşa etmeye yönelik faaliyetlerinin tespit edildiğini öne süren Adraee, saldırılar kapsamında balistik füze fırlatma noktaları, silah üretim tesisleri ve hava savunma sistemleri dahil onlarca hedefin vurulduğunu iddia etti. Adraee, saldırılarda 120’den fazla mühimmat kullanıldığını ve saldırıların İran’ın askeri üretim kapasitesini zayıflatmayı amaçladığını savundu.
İran makamlarından ise söz konusu iddialara ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.
600'DEN FAZLA HAVA SALDIRISI
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran'da "fırlatma rampalarının imha edildiği, bazı unsurların etkisiz hale getirildiği ve üretim tesislerine yönelik saldırılar düzenlendiği" iddia edildi. İran'ın "balistik füze birliklerinin zayıfladığı" savunulan açıklamada, İsrail ordusunun saldırıların başlangıcından bu yana İran'a yönelik 600'den fazla hava saldırısı yaptığı ileri sürüldü.