Bütün bu olup bitenleri "denetimsiz sosyal medyanın", "mafyatik dizilerin" ya da "bilinçsiz ebeveynlerin" kucağına bırakıp olay yerini terk edemeyiz. Çünkü bu şeytanların yollarına taşları el birliğiyle döşedik.
Çocukları televizyonların, cep telefonlarının, tabletlerin önüne el frenlerini çekmeden biz park ettik. Denetim görevini hep devlete bıraktık. Çocuklarımızın zihnine ve ruhuna sevgi ve merhametin yerine parayı biz yerleştirdik. İmanı, vicdanı, saygıyı, sevgiyi keşfetmeleri için önlerine ışık tutmadık. Bu yüzden el yordamıyla yürüdükleri o karanlıkta önlerine ilk kim çıkarsa ona tutundular, onun peşinden gittiler.
Bir rock konserinde perdeye yansıtılan satanist ayininin ve şeytani figürlerin onlarda nasıl bir tahribat yaratacağını öngöremedik. Sokağın kanalizasyonlarının, kapısını sıkı sıkıya kilitlediği odasının ortasından aktığını fark edemedik. Her şeyi ya bağnazlığa ya seküler yaşam biçimine bağladık. Güttüğümüz sığ siyaset, bu iki zıt rengin arasındaki gri tonları görmemizi ve bunu çocuklarımıza öğretmemizi engelledi.
Çocuklara ya füzelerle vurulan kasabaları ya Samuray kılıcıyla öldürülen genç kızları ya da sonu gelmez afetleri, kazaları, felaketleri izlettik. Onlar da kaçınılmaz olarak dünyanın savaş, terör ve vahşetten ibaret olduğu duygusuna kapılıp kendilerini bu dünyada konumlandırabilmek için yüreklerini kötülüğün her türlüsüne açtılar.