|
 |
 |
 |
|
|
Formula 1'in neden sponsoru yok?
Formula-1 yarış tarihi yaklaştıkça konuyla ilgili haberlerin de sayısı artıyor. Bu haberler aynı zamanda görmek isteyenler için gerçek bir Türkiye resmi de çizmekte...
Dünkü Radikal gazetesi manşetten Formula'nın şampiyonu olarak Akfırat Beldesi'ni ilan etmişti... Çünkü Formula-1 pistinin bulunduğu Akfırat Beldesi ve çevresinde arsaların değeri dört ile on kat artmıştı. Ayrıca bu bölgede bir yıl içinde 7 bin 800 tapu el değiştirmiş... Bölge köylüleri sadece tarla satışından para kazanmıyor, bir de yeni işler buluyormuş... Bir kısmı Formula-1'de çalışırken, bir bölümü de dereden tankerlerle çektikleri suyu 2.5 milyar lira maaş karşılığı piste taşıyorlarmış. Kısacası, Formula-1'in yerel yüzü bu... Bölge mutlu... Formula-1 Grand Prix yarışı tabii ki sadece pistin yapıldığı belde ve bu beldeye bağlı köylerin yerel hareketlenmesinden ibaret değil... Düşünün ki, yarışı izlemek için elli bin turistin gelmesi beklenmekte... Elli bin kişinin geleceği yarışları ise iki yüz ülkeden tam iki milyar dokuz yüz milyon kişi televizyonda seyredecek...
Özetle, Formula-1 kelimenin tam anlamıyla küresel bir şenlik... Ne var ki, bunu vesile sayarak tüm dünyaya kendi reklamını yapacak bir sponsor şirket bulunamamış... "Yarış İsmi Sponsorluğu" bu organizasyonun en önemli sponsorluk bölümüymüş... Organizasyon komitesi üç milyon dolar ödeyene bu imkanı vermeyi kararlaştırmış... Görüşülenlerin neredeyse tümü "Bizim markamız global değil, sadece Türkiye'de ve birkaç ülkede varız" diyerek sponsorluğa talip olmamışlar... En tanınmış firma olarak saptanan Türk Hava Yolları ile yapılan görüşmelerden de sonuç çıkmamış... Yapılacak on dokuz yarışın on birinde sponsorluk bulunmuş ama temel sponsorluk açıkta kalmış... Kimse kendini bu ölçüde global bir kuruluş görmediği için çıta yüksek gelmiş... Akfırat Beldesi'ndeki şans, iş küresel boyuta gelince topallaşmış...
Türkiye kendini boy aynalarına yansıtarak esas sorunlarını tartışmaz... Bunu oldum bittim söyleriz ama söylemekle, yazmakla olacak iş değil... Belki de padişahlık geleneği özeleştiriyi boğmuş... Yerel ile evrensel arasında, hep yerel yanımız ağır basmış... İçine kapalı, dünyadaki gelişmelere sağır, köylülüğünü aşmak için çaba sarf etmeyen, sanayi döneminin tüm gereklerini de henüz geride bırakmaktan uzak bir konumumuz var... Formula-1 türü evrensel atılımları yakalamak gibi şansları elde ettiğimizde, bu durum daha çok netleşiyor... Küresel bir şenlik bize ancak arazi fiyatları, belde köylülerine inşaat işi ya da dereden su çekme konularında yardımcı oluyor ama küresel bir şirketi parlatma açısından damla bereket yaratmıyor...
Türkiye daha hızlı adımlar atabilmek için küresel bir vizyon ihtiyacı içinde... Yabancı sermaye Türkiye'ye gelmiyor, bu zafiyete karşı biz, ihracatın ilk üç kalemindeki sektörlerden on büyük global aktör yaratmaya kalkabiliriz... Ama bunu akıl etmiyoruz... Bize gelmeyen sermayeye karşın on küresel şirket yaratmak neden hedefimiz olmasın? Suni siyasal tartışmaları bir yana koysak da, çağın temel dinamiklerine uyumu tartışsak, buna alternatif üretsek daha anlamlı olmaz mı? Böyle bir çaba Formula-1'i yakalayıp, buna ana sponsor bulamayacak kadar yerel olmaktan bizi kurtaracaktır.
|
|
 |
|
|
|
|
|
 |
|