  |
|
Banu Alkan'ın oteli...
Ben son 3 yıldır Çeşme'ye geliyorum... Her gelişimde de Çeşme Sheraton Otel'de kalıyorum ... Neden mi?.. Efendim her gün televizyon programı yaptığım günlerde, Banu Alkan Hanım'ı zaman zaman programa çağırıyoruz ... Banu'yu arayan muhabir arkadaş bir süre sonra yanıma geliyor, "Reha Bey, Banu Hanım programa çok istediği halde gelemeyecekmiş ... Çünkü kendisi şu anda Çeşme Sheraton Otel'de kalmaktaymış ..." Bir, iki, üç... Sonunda dayanamadım patladım ... " Otelden bağlayın kardeşim bana Banu Alkan'ı ..." Programa bir çıktı, Çeşme Sheraton'la başladı, Çeşme Sheraton'la bitirdi ... Çok güzel denizi varmış, çok güzel masaj yapıyorlarmış, yemekleri harikuladeymiş, lebiderya deniz manzarası varmış, mış mış mış... Bir taraftan dinliyorum, bir taraftan "şuraya bir de ben gideyim " diyorum... Nihayet 3 yıl önce ilk kez gittim bu Çeşme Sheraton'a ... Aman bir güzellik, bir güzellik sormayın gitsin...
'BAKİRE MERYEM' Geçen yıl SABAH gazetesinde yazmaya başladığımın daha birinci haftası, bizim Ergun Babahan, "Gazetenin düzenlediği yelken yarışlarına Çeşme'ye gidiyoruz ... Sen de gelsene " deyince, gittim... Baktım yine Sheraton'dayım... Otel yine güzel mi güzel... Servis mükemmel... Bu yıl, SABAH'ın yelken yarışları gündeme gelince, daha kimse söylemeden ben söyledim ... Geliyorum Çeşme'ye... Ne yalan söyleyeyim... Bu sefer Çeşme Sheraton'ı ilk kez hiç beğenmedim ... Personelde bir vurdumduymazlık başlamış... Daha doğrusu bir adamsendecilik. .. Otele vardım, yazımı yazıyorum ... Son zamanlarda en favori içeceğim acıssolu, tuzlu, karabiberli domates suyu ... Virgin Mary yani Bakire Meryem içeceğin adı... Bakire denmesinin nedeni alkolsüz olması... Bir de Bloody Mary var o votkalı olanı... Neyse, oda servisini aradım, yazıyı yazacağım, bir tanesi kesmez, iki iş olmasın diye, "Bana iki domates suyu lütfen" dedim... "15 dakika sonra odanızda olur" dedi telefondaki kız... Saate baktım, öğle veya akşam yemeği saatleri değil ... Ortada 15 dakikayı gerektirecek bir durum yok ... "Yavrum" dedim, "Bir domates suyu için mi 15 dakika sonra diyorsunuz..." Ne dese beğenirsiniz kız?.. "Siz 1 değil 2 tane istememiş miydiniz domates suyunu?.." "Kızım ikinci domates suyunu Adapazarı'ndan mı getireceksin " deyip kapattım telefonu...
ADAMSENDECİLİK İkinci olay, 2. günün sabahı meydana geldi ... Baktım kapıma gazete koymamışlar, resepsiyonu aradım... Her gün aldığım 10-12 gazeteyi saydım... "Bana bunları gönderir misiniz" dedim... Ben söyleyince, gönderdiler ... Eh dedim olur a, gözlerinden kaçmış... Ertesi sabah kalktım kapıya baktım ... Yine ne gazete var ne bir şey... Bir daha açtım telefonu ... Ben saymaya başladığımda baktım, resepsiyonist kız, devamını getiriyor ... Yani hangi gazeteleri istediğimi biliyor, çünkü bir gün önce o göndermiş gazeteleri... Peki be muhterem, madem bir gün önce gönderdiklerini biliyorsun, o sabah niye göndermiyorsun ... Bu gazete denilen şey mobilya mıdır ki 5 yılda bir defa alınsın... Her gün alınmaz mı?.. Üstüne üstlük bir de bizim işimiz bu değil mi?.. Neyse dedim yine içimden, "Sen galiba son zamanlarda fazla alıngan oldun ... Tekrar say gitsin... Sinir yapma ..." Saydım, kapattım telefonu ... 5 dakika sonra odanın kapısı vuruldu... Genç bir çocuk gazeteleri getirdi ... İstediğim gazeteler... Yanında bir de poşet var... Baktım onu da veriyor... "Bu poşet ne yavrucuğum" dedim... Poşet otelde kalan SABAH grubuna mensup misafirler için... İçinde grubun gazeteleri var... "Bunlar istedikleriniz... Bunlar da grubun gazeteleri..." Sanki ben, kendime gazete isterken SABAH istemişim, Takvim istememişim, Fotomaç istememişim gibi ... Her birinden bir poşetin içinde bir de poşetin dışında ikişer tane var... Bir anda, iki adet SABAH, iki adet Takvim, iki adet Fotomaç'ım oldu... Anladım ki, bir adamsendecilik başlamış... Lobideki kalabalıktan mı ... Yoğun misafir akınından mı bilmem... Ama böyle giderlerse çabuk boşalırlar ve yazık ederler onca emeğe ve de Çeşme'ye onu bilirim...
|