  |
|
Suçlu Toroğlu değil ki!
Bir hafta içinde deprem olacak! Türk otomobillerini satın almayın. Bir kaza anında ölüm riski, ithal otomobillere göre çok yüksektir. Kırmızı et sakın yemeyin. Hayvanlara hormon veriliyor Yerli beyaz eşya sakın almayın. Her an elektrik kaçırabilir. Çarpılırsınız! Bu örnekleri çoğaltabilirsiniz. Tüketicilerin kullandığı veya tükettiği ürünlere yönelik sistematik bir risk uyarısını kimler yapmalı? Ya da kimin ve hangi kurumların uyarılarını ciddiye almalıyız? Ve en önemlisi bu ayrımı öncelikle basın yayın organları yapmak zorunda değil mi? Bir kişinin sözüne güvenilir olması bu tip uyarılar için yeterli bir referans teşkil edebilir mi? Yukarıdaki her saptama bir sektörün ekonomik faaliyetini derinden etkileyecek boyutta. İnsanların elbette uzmanı olmadığı konularda konuşması yasak değil. Hemen herkesin, hemen her konuda fikri olabilir. Toplum yaşamının değişmez bir kuralı; popüler olan kişilerin, yedikleriyle, içtikleriyle, ilişkileri ve görüşleriyle ilgileniyoruz. İlgilendikçe de etkileniyoruz. Etki düzeyimizin abartılı olup olmayacağını ise genelde "görüşün" bize nasıl aktarıldığı belirliyor. Devamlı okuduğunuz bir gazetenin, izlediğiniz bir kanalın, dinlediğiniz bir radyonun çok önemsediği konuyu öncelikle siz de önemsiyorsunuz. Kiminiz tartıyor, kiminiz hemen kabulleniyor, kiminiz reddediyorsunuz. Ama mutlaka tepki veriyorsunuz. Bu nedenle medyanın tavrı önemli. Gelmek istediğim konu, bilimsel değeri olmayan bir tartışma ile Türk beyaz et sektörünün uğradığı zarar. "Hormonlu hıyar" açıklamasıyla ses getiren futbol yorumcusu Erman Toroğlu'nun, (kabzımal olması onu sebze ve meyve konusunda hepimizden çok bilgili yapıyor) "Yiyen yesin kardeşim. Ben tavuk yemem" sözü tavuk üreticilerinin deyim yerindeyse "canına okudu" Bir kaç hafta içinde 30 trilyonluk ciro kaybına uğradılar. Şimdi üreticiler Toroğlu'nu mahkemeye verecekler! Bence mahkemeye verilmesi gereken Toroğlu değil, medya. Toroğlu'na sormuşlar o da kendi fikrini söylemiş. Toroğlu'nun bu konuda fikir sahibi olması, konu hakkında bilgi sahibi olduğunu ispatlamaz. Ama bilgi sahibi olmaması da tavuk hakkında bir tavır geliştirmesini engellemez. Sorun, bu tip görüşleri süzgeçten geçirmeden "Ben sadece aynayım. O konuştu, biz kamuoyuna aktardık" demekle başlıyor. Gazetelerin, bazı görüşleri bilimsel değeri olmadığını bile bile abartılı ölçüde sayfalarına taşıma özgürlüğü olmamalı. Suçlamanın, suçlamaya hedef olan kesimlerin ve referans teşkil edecek bağımsız birimlerin görüşleriyle kamuoyuna aktarılması gerekirdi. AB standartlarında, hijyenik ortamda üretim yaptığı tescil edilen bir sektörün, bu tip saldırılar karşısında yalnız bırakılması iyi olmadı. Bir tüketici olarak benim de geçmişte şüphelerim vardı. Şimdi güvendiğim, ciddiyetine inandığım, insan sağlığına uygun hareket etmediği takdirde ticari çıkarlarının paramparça olacağını bildiğim firmaların, tavuklarını gönül rahatlığıyla tüketiyorum.
|