 |  |
Gittim gördüm dağıldım!
Hani tatil dönüşlerinde eşiniz dostunuz falan bir yığın fotoğrafı önünüze yığıp "al bak ne kadar güzel" derler. İşte bu insanlığın bulduğu en büyük işkencedir. Sen git eğlen, sonra ilgilenmediğim bir yığın resmi gözüme sok. Anekdotlar da cabası. Bana ne!.. Onun içindir ki daha önceden duyurduğum Whitesnake konserini, vatandaşı baymamak adına anlatmayacağım. Tek cümlede özetlemek gerekirse diyeceğim şudur: Ben böyle şey görmedim. Tek cümle kesmedi galiba... Bugüne dek izlediğim konserler lise grubu kıvamında kalır, Whitesnake'den sonra. Londra konseri DVD'ye çekildi. Sanırım üç, beş aya piyasaya çıkar. Delikanlı taraftar mutlaka alsın, çünkü çekimlerde ben de varım. Taraftar röportajları yaparlarken kameralara el salladım. Eğer montajda kesmezlerse tarihe imza atmış olacağım. Buradaki konserler bizdekilerden farklı. Bir kere köfte ekmek olayı yok. Bu büyük bir eksiklik. O kokuyu arıyor insan. Sonra çok sayıda karaborsacı var. Galiba polis göz yumuyor. Karaborsacılar öyle bizdeki gibi kopil değil. Orta yaş üstü, temiz giyimli adamlar yapıyor bu işi. Gözünüzün önüne Gordon Milne'yi getirin. Tipler öyle işte. Bilet olduğu halde insanın bir tane daha alası geliyor. Ben konseri balkondan izledim, koltuklu bölümden. Sağımda 1982'den kalma bir adam, solumda ise takım elbiseli, bankacı kılıklı biriyle izledim. 1982'den kalma adam tayt pantol giymişti. O pantolu aldığı günden beri çıkarmadığına bahse girerim. İkinci bir deri katmanı gibi olmuştu. Ve sürekli bira içip anırıyordu. Ağzından fırlayan sıvı şarapnellerinden kendimi zor kurtardım. Bankacı sakindi. Hatta orada olmaktan galiba biraz utanıyor gibiydi. Ama sonra o da azmaya başladı. Bir süre sonra 82 model adam, ben ve bankacı halay çekmeye başladık. İşte dostluk, işte dünya insanlarının barış içerisinde birbirlerini kucaklaması. Konser çıkışında 82 model adamı kusarken gördüm. Kendi adıma tarihi gecelerimden birini daha yaşadım. En sevdiğim rock gruplarından birini canlı izledim. Ve size tavsiyem ne pahasına olursa olsun tutkularınızın peşinden gidin. Hayatınızda güzel hikâyeler ancak böyle olur. Ve üçüncü şahıslara: "Bak ne güzel" yapmayın. Kendiniz hatırlayın ve sersem sersem gülümseyin. Şu anda ben öyle yapıyorum.
|