Doğudan batıya doğru havai fişeklerle kutlanarak gelen yeni yılı falan değil...
Tam tekmil hazır halde İstanbul'dan gelecek haberi bekliyorlarmış...
Reina saldırısının hemen ardından ağızlarındaki baklayı çıkarttılar.
Daha o gece sabaha bağlanmadan...
Çarçabuk...
El altında beklettikleri "2017'de Türkiye" analizlerini piyasaya sürüverdiler.
Batı medyasından söz ediyorum.
Analiz mi dedim? Yanlış.
Analiz falan değil.
Hepsi de birbirinden çakal işi uyarılar, tehditler, algı operasyonları içeriyordu...
***
Hele
CNNInternational aklı vermeye doyamadı.
Sırtını
kripto fetöcü bir akademisyene dayayıp şöyle başlık attı: "Etrafı
suçlama oyunlarını bırak. Çözüm bul."
Düşünebiliyor musunuz?
Tek bir ay içinde yüzlerce yurttaşını terör saldırılarıyla kaybeden Türkiye'nin
bu azgınlığa destek verenlere
gösterdiği tepkiye "
oyun"
diyecek kadar kendinden geçmiş
bir global kurum...
Terör saldırısının henüz sabahında İngiliz
The Telegraph internet sitesine "
Saldırı Türkiye'deki bölünmeleri artırdı" haberini koydu.
Yetmedi, aynı gazete İngiliz tarihçi Mark Almond'dan acil görüş aldı.
Neydi o görüş?
Herhalde muhtevasını şu cümle anlatmaya yeter: "
Türkiye, önünü Pakistan'ın açtığı yoldan yokuş aşağı iniyor."
Tabii söz konusu tarihçi bir yerlere mesaj göndermeyi de ihmal etmemişti:
"İktidar partisinde de rahatsız olanlar var."
Financial Times gibi ciddisinden Daily News gibi bulvar gazetesi niteliğinde olanlara kadar böyle daha çok örnek var...
***
Medya dedim diye aklınıza sadece "
haber alma özgürlüğü" veya "
sonsuz yorum hakkı" gibi şeyler geliyorsa, yukarıda yazdıklarımı hiç kafanıza takmayın!
Fakat küresel medyanın sadece zihin/ algı kontrol aygıtı olarak değil,
devletlere karşı da bir tür silah olarak kullanıldığını biliyorsanız...
Şunu aklınızın bir kenarında tutun ve sıkı durun...
2017'nin ilk ayları bu bakımdan zor geçecek.
1 Ocak sabahı bunun açık işareti oldu.