|
 |
 |
 |
|
|

Trakya havası
Gece yarılamış. Bu saatte bir şeyler atıştırmak ile İstanbul'a varıp uykuya dalmak arasında bocalıyoruz. Tercihim rejimden, yani yola devamdan yana. Zaten Gümülcine'deki yemekten kalkalı da çok olmamış. Sınır kapısı İpsala'ya vardığımızda DYP lideri Mehmet Ağar, ikna kabiliyetini kullanıyor: "Malkara'da bir tabak köfte ne gider!.." Cep telefonundan Malkara Belediye Başkanı'nı çeviriyor. Zaten kendisi de karşılamada bulunmak için bekliyormuş. Çok modern bir sosyal tesisin içindeki havuz kenarında kendimizi buluyoruz. "Duyan gelmiş" atasözünü çağrıştıran bir şekilde masada 40 kişi toplanıyor. Gelenler de sadece DYP'liler değil, aralarında CHP'li belediye başkanları da var. Ağar'a sorular şu üç noktada toplanıyor: 1- Memurlarımızın yüzde 90'ı kredi kartı borçlusu. Çiftçi ve küçük esnafın da durumu da kötü. Sonu nereye gider? 2- Terör, büyük kentlere de sıçrar mı? Sınır ötesi operasyon olur mu? 3- Seçim zamanında yapılırsa hükümetteki yıpranma daha fazla olmaz mı? Ön seçim olacak mı?
Ekonominin çarkı Ağar, ekonomide durumun göründüğünden çok kötü olduğunu belirtiyor. Dış borcun artmasına karşılık, yatırım yapılmadığını söylüyor. Örnek olarak işsizlikteki artışı gösteriyor. Bu arada hükümete vuruyor: "Bunlar sadece kendilerine yatırım yapıyor. Belediye başkanlarının çocuklarının düğünlerine bakın yeter." Terörün bazı yanlış açılımlar dolayısıyla yükseldiğini belirtip şöyle diyor: "Terörle mücadele edenler ile siyaseti ayırmak lazım. Bir zamanlar ben de terörle mücadele eden birimin içindeydim. Ama şimdi siyasetçiyim. Bir tek evladımın burnunun kanamasına razı olamam." Terörün sadece silahlı mücadele ile çözülemeyeceğini, bölgeye dönük ekonomik paketin biran önce açılması gerektiğini vurguluyor. Sınır ötesi operasyona da inanmıyor; doğru da bulmuyor: "Sınır ötesi operasyonu zorlayıp askeri kendi içinde sıkıntıya sokmanın anlamı yok. Davulla zurnayla sınır ötesi olmaz."
Ön seçim olacak "Zamanında seçim bize kazandırır" yaklaşımına yanıt vermiyor. Sadece şunu söylüyor: "Seçime en hazırlıklı parti biziz." Milletvekili adaylarının ön seçim ile belirlenmesi talebini de karşılıksız bırakmıyor: "70-80 ilde adaylarımızı ön seçimle belirleyeceğiz." Ön seçim ile gelen milletvekillerinin partiyle bağının daha güçlü olduğunu vurgulayıp, şöyle diyor: "Bir önceki seçimde partinin A takımı vardı. Hepsi ayrılıp gitti, bir ben kaldım." Belediye başkanı adaylarını belirlerken de ön seçim benzeri bir yöntem uyguladıklarını söylüyor: "Belediye başkanlarımıza hükümetin baskısı çok fazla. Ama bir tanesini dahi koparamadılar. Halk da hepsini seviyor." Bu aşamada Genel Başkan Yardımcısı Bahattin Şeker araya giriyor: "Hükümet kendi belediyelerine bakanlıklar aracılığıyla para aktarıyor. Bizimkiler ise kendi imkanıyla en iyi hizmeti veriyor." GİK üyesi Birol Özcan ise şu tespitte bulunuyor: "Halkın sevgisini kazanmalarının bir nedeni de adlarının yolsuzluğa karışmaması." Bir belde belediye başkanının Trakya şivesiyle söylediği şu sözler masaya kahkaha bombası gibi düşüyor: "Eh Genel Başkanım da boş durmuyor. Alışkın olmadığımız şeyler yapıyor; gece yarısı arayıp hal hatır soruyor. Bize de yanlış işler yaptırıyor. Ama bir daha o yanlışı yapmam." Israrlarımıza rağmen yanlışının ne olduğunu anlatmıyor. Anlıyoruz ki telefondaki kişinin Ağar olduğuna inanmayıp, birilerinin dalga geçtiğini sanarak küfür etmiş. Ağar ise uzun uğraş sonucu kendisini tanıtabilmiş.
|
|
 |
|
|
|
|
|
 |
|