Doğru tartışmak
Elimden geldiğince "PKK konulu" yazılar yazmaktan uzak durmaya çalışıyorum. Bunun iki nedeni var. Birincisi, bilinçli bir şekilde yaratılmış PKK sürecinin, 20 yılın sonunda "bayatlamış" bir konu haline gelmiş olmasıdır. İkincisi ise, meseleyi sağduyulu bir biçimde tartışmanın imkânsız hale gelmiş olması. Bu iki neden sarmal durumdadır. Tartışmayı imkânsız hale getiren şey, PKK'nın içine düştüğü çıkışsız durumdur. Düşüncemi mertçe söyleyeyim: Şehir şehir dolaşarak gündeme girmeyi amaçlayan PKK yandaşı gruplar terör örgütünün gelmiş bulunduğu noktayı göremiyorlar. Tabii ortada bir bilinç ve kavrayış problemi de var kuşkusuz. Öyle olmasa, ruhunda çoktan iflas etmiş bir çizgiyi desteklemeye kalkışmazlardı. Bu aslında yandaşların da çaresizliğini gösteriyor.
"Çıkışsızlık" nerede? PKK, Türkiye'yi, "terör ikliminde" tutmak isteyen karanlık güçlerle öyle bağlar kurdu ki, demokratik bir mücadele platformunu seçmeyi hiçbir zaman düşünemedi. Seçtiği platform sadece "terör platformu" idi. Eğer yalnızca "siyasi mücadele" alternatifini seçmiş olsaydı, elinde barışçıl bir ortamda, demokratik kitle mücadelesi kartı olacaktı. Bu strateji, Türkiye'nin topyekûn demokratikleşmesine hizmet de edebilirdi. Fakat seçilmiş "silahlı strateji", demokratikleşmeyi baltaladığı gibi, PKK'yı da aslında seçeneksiz bıraktı ve yalnızlaştırdı. Ve aslını isterseniz örgütü, kültürü ile yaşamak isteyen Kürtler'den de kopardı. PKK, Kürtler için de "korku örgütü" haline geldi. PKK yandaşı üç beş grubun bu çıkışsızlığı görme potansiyeli var mıdır derseniz, bence yok.
Manzaraya bakın: 100-200 kişilik bir grup, şehir merkezlerinde "demokratik gösteri" haklarını kullanmak istiyor. Fakat aynı gün Çukurca'da iki er teröristlerce döşenmiş mayınlara basarak şehit oluyorlar. Bir örgütün "militanları", ülkenin Silahlı Kuvvetleri'ne pusu kurup, askerlerini şehit ederken, aynı örgütün sempatizanlarının öfkeli vatandaşların elinden, devletin güvenlik güçleri tarafından kurtarılması nasıl izah edilebilir? İşte bu çelişkili çizgidir terör örgütünü çıkışsızlığa götüren!
Öfkeye ve tahriklere kapılmayıp, sorunları doğru noktalardan tartışmayı becermeliyiz. Örneğin Türkiye'de, türban ve tesettür modasının, yalnızca inançlardan kaynaklandığı şeklinde eksik bir veri var. Bence çok daha büyük bir kitle, yoksulluk ve yoksunluk sebebiyle böyle bir giyim tarzını seçmektedir. Giyecek doğru dürüst bir elbisesi ve uygun ayakkabısı olmayan bir kadın, altına üstünkörü bir şeyler giyip, üzerine tesettürvari bir örtü giymesin de ne yapsın? Birçok kadının altında ezildiği koca ve çevre baskısı; "mesaj" olsun diye giyinmeyi de şartlıyorsa üstelik...
Sorunlara çoğu zaman yüzeysel yaklaştığımız için, işsiz, çaresiz ve çıkışsız genç, PKK'nın kendisini kurtaracağını sanıyor; laikperest emekli vatandaş da, yoksulluktan örtünen her kadını "mürteci" zannediyor. Sonra diyorlar ki, Türkiye niye gerim gerim geriliyor!
|