Bir... İki... Üç...
Dün Mehmet Dülger'le birlikteydik... Ekonomi de konuştuk, dış politika da... Medyayı da konuştuk, siyaseti de... İki dost bir araya gelince ne yaparlarsa, biz de onu yaptık. AKP, 2002'de iktidar oldu. "Geride kalan 3 yılı" da konuştuk. "Önümüzdeki 2 yılı" da.
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı, Antalya Milletvekili Mehmet Dülger "geçmişi... AKP'nin iktidar dönemini" değerlendirirken şöyle dedi: "3 şey arıyorum. - Neler? Başladı anlatmaya...
BİR AK Parti'nin, Demokrat Parti gibi bir "merkez partisi, kitle partisi" olması için çok ciddi bir çalışmaya ihtiyaç var. Ölçülü bir milliyetçilik. Dikkatli bir muhafazakarlık. Demokrasiye kesin bağlılık. Serbest piyasa ekonomisine tam inanç.
İKİ Demokrat Parti içinde, Adnan Menderes'e "en acı gerçekleri, hiç çekinmeden söyleyen" bir grup vardı. Babam (Bahadır Dülger) o gruptandı. En ağır eleştiriyi yaparlardı. Onların samimiyetinden de kimse şüphe etmezdi. Recep Tayyip Erdoğan'ın elinde bir palet var, palette de pek çok renk. AK Parti'yi oluşturan, iktidar yapan bütün kesimler o renkler içinde yer alıyor mu? Yani, "danışmanlar konusundan" söz ediyorum. Tayyip beyin danışmanlar kadrosu, AK Parti'yi meydana getiren bütün renkleri yansıtmalı.
ÜÇ Ve kurallara riayet. Hem ülke yönetiminde kurallara riayet. Hem de parti bünyesinde. Tavizsiz demokrasi. İşte aradığım 3 şey.
Mehmet Dülger çantasından bir "fotokopi" çıkardı. Önümüze koydu. - Bunu okudunuz mu? - Evet okuduk. Dülger, yazının "bir bölümünü" yüksek sesle okudu. Okuduğu bölüm "şöyle" başlıyor: "Tayyip Erdoğan'ın Danışmanları" diye bir "sorun" insanların gündeminde. Dülger tekrar sordu: - Okudunuz mu? - Evet.
"Fotokopi", Ahmet Taşgetiren'in Yeni Şafak'taki yazısı. Başlığı "İzlenimler." Tarihi "16.08.2005" "Dost acı söyler" diye özetlenebilecek bir siyasi analiz.
Mehmet Dülger'le daha sonra "önümüzdeki 2 yılı" konuştuk. Önümüzdeki 2 yıl içinde "milletvekilliği genel seçimi" var. "Cumhurbaşkanlığı seçimi" var. Mehmet Dülger dedi ki: - 2006 yılı son derece hareketli geçecek. - Hangi bakımdan. - Her bakımdan. "Her bakımdan"ın içinde "partiler arası ilişkiler" de var. "AK Parti'nin kendi içi" de. Dülger: - Bunlar da yadırganmaz.
Sabah buluştuk. Öğleye kadar konuştuk. Onu uğurladıktan sonra kendi kendimize düşündük: "Biz zaman zaman Dülger'le Meclis'te, gazetede, başka yerde oturuyoruz... Onu dinliyoruz... Görüş alışverişinde bulunuyoruz... Acaba partisi de ona, bizim verdiğimiz kadar kulak veriyor mu?"
|