 |  |
Kral öldü yaşasın kral
Uzun çilesi dün sabaha karşı bitti Fahd'ın. 84 yaşındaydı. Yerine İbni Suud'un 10'uncu oğlu 83 yaşındaki Veliaht Prens Abdullah bin Abdulaziz geldi. Zaten 10 yıldır ülkeyi fiilen yönetiyordu. Onun da sağlığı pek iyi sayılmaz; yakınlarda kalp krizi geçirdi. İbni Suud'un 13'üncü oğlu, Savunma Bakanı Sultan bin Abdulaziz de yeni Veliaht Prens ilan edildi. O da 82 yaşında. Kısacası, bir süre daha Suudi Arabistan'da iktidar dizginleri ilk kuşağın elinde olacak. Yaşlı, tutucu, özellikle sosyal reformlara kapalı. Fahd, 1970'lerin sonunda Sovyet yayılmacılığını önlemek için radikal dinci grupları destekledi. Petrol gelirleriyle onları finanse etti. ABD de ünlü "Yeşil Kuşak" teorisiyle bu politikayı destekledi.. O gruplar "Cihat" için Afganistan'da, Bosna'da, Çeçenistan'da savaştı. Ana üsleri Afganistan'dı. Başkomutanları ise militanlarını "El Kaide" adını verdiği örgütün şemsiyesi altında toplayan bir Suudi: Usame bin Ladin. O karargaha Fas'tan Endonezya'ya kadar uzanan İslam coğrafyasının her yerinden binlerce genç akın etti. Ve 1990'ların ortasında Ladin ile örgütü silahlarını Suudi Arabistan'a çevirdi: Fahd'ın Körfez Savaşı'nda ABD'ye kutsal topraklarda üs vermesi nedeniyle.
El Kaide'nin savaş alanı 11 Eylül saldırılarını gerçekleştiren 19 teröristten 15'inin Suudi olması, rejimi dehşete düşürdü. 2003 Mayıs'ında Riyad'daki iki kanlı saldırı dehşeti paniğe dönüştürdü. Şimdi Suudi Arabistan'da güvenlik güçleri El Kaide militanlarına karşı amansız ve kanlı bir mücadele yürütüyor. Dün tahta çıkan ama dediğimiz gibi 10 yıldır ülkenin gerçek hakimi olan Kral Abdullah da rejimi kurtarmanın çarelerini arıyor. Önce meşruiyet sorununa el attı. Suudi rejimi bugüne kadar meşruiyetini 1720'de bedevi şeyhi Muhammed İbni Suud ile İslam'da 3'üncü yüzyıldan sonra yapılmış olan tüm yenilikleri reddeden bir dini akımın kurucusu Muhammed İbni Abdulvahab arasındaki anlaşmaya dayandırdı. İbni Suud 1932'de Arabistan'ın tümüne hakim olunca Vahabiliği devletin din anlayışı ilan etti. Kral Abdullah bu meşruiyetin artık rejimi sürdürmeye yetmeyeceğini anladığı için, yeni bir süreç başlattı: "Ulusal diyalog" dediği konferanslarla toplumun tüm kesimlerinin desteğine dayalı temel yaratmak. İlk konferansta kabile reislerini topladı. İkincisinde dinadamlarını.
Tehdidin kaynağı eğitimde Ayrıca toplumda gerilimi düşürmek için birkaç pencere açtı: Yerel yönetimlerin ilk kez kısmen seçimle oluşması, kadın haklarının tartışmaya açılması gibi. Ama yine de ihtiyatlı. Biraz ileri giden cezaevini boyluyor. Meşruti krallığa geçilmesini isteyen üç reformcu gibi. Bu ürkek adımlar krallığı kurtarmaya yeterli mi? Hayır. Eğitim sistemine neşter atılmadıkça ne Kral Abdullah ve 25 bin üyeli hanedanı rahat uyuyabilir, ne de Ladin'le savaş kazanılabilir. Assir bölgesinin valisi ve tüm görüşlere açık "El-Vatan" gazetesinin sahibi Prens Halid El Faysal Bin Abdulaziz bakın neler anlatıyor: "Her türlü sapkın fikir, okullarımızda yuvalandı. Köktendinciliği besleyen görüşleri okul müfredatlarından temizlemek yeterli değil. Asıl sorun, çifte ders programı olması. Biri resmi, diğeri gizli. Öğretmenler devletin onayladığı programı üstünkörü okutuyor, sonra öğrencileri okul dışında toplayıp tehlikeli, yani Ladinci fikirleri aşılıyor." Okullardaki bu takiyyenin en somut örneğini Kral Suud Üniversitesi sosyal bilimler profesörü Bedriye bin Abdullah El-Bish verdi. El-Riyad gazetesinde yayınlanan açıklaması kıyameti kopardı: "İmdat! Oğlumun öğretmeni bir terörist... Genç ve liberal bir yönetici kuşak işbaşına gelinceye kadar rejimin işi zor. Tabii o zamana kadar ayakta kalabilirse.
|