 |  |
Öymen'i seçmek, Ecevit'i atmak
Siyasi yelpazenin solunda yer aldıkları varsayılan CHP ve DSP'de iki cesur çıkış -daha önce eşi görülmediği için- bizi hayli etkiledi. İlki CHP'nin yarın yapılacak İstanbul İl Kongresi'nde Altan Öymen'in aday olması. Siyasi tarihimizde ilk kez bir genel başkan, il başkanlığına adaylığını koyuyor. Hem de kazanamayacağını, kazanmasının imkânsız olduğunu bile bile. Çünkü bu tüzüğü, bu yönetim anlayışı, dahası bu delege sistemi ile CHP'de muhalefetin seçim kazanması bir yana, barınması bile çok zor. 55 yıllık CHP'li Öymen bunu en iyi bilenlerin başında geliyor. Ancak bu tabloda kendisinin de sorumluluğu var. 18 Nisan 1999 seçimlerinde CHP baraj altında kalıp Baykal'ın istifa etmesinden sonra yapılan olağanüstü kongrede Öymen genel başkanlığa seçilince "Yeniden yapılandırma" süreci başlatacağını ilan etmişti. Şöyle demişti: "Önce kendimizi yapılandıracağız. Sonra partimizi yapılandıracağı z. Ardından ülkeyi yeniden yapılandıracağız..."
İki kurt ve bir kuzu Bu taahhüdü doğrultusunda, üye listelerini yenilemek, CHP'yi naylon üyelerden temizlemek için kolları sıvadı. Ne var ki, 15 ay süren genel başkanlığı boyunca partiye bir türlü hâkim olamadı, iç çekişmelerden başını kaldıramadı ve 30 Eylül 2000 tarihinde yapılan bir başka olağanüstü kurultayda koltuğu yeniden Baykal'a kaptırdı. Onun da ilk işi eski sisteme dönmek oldu. Hayali adreslerde oturan 30-40 kişinin birden üye yapılması, bir ilçede partinin seçimde aldığı oyun birkaç katı kayıtlı üye görünmesi... İşte o üyelerin seçtiği delegelerden oy isteyecek yarın Öymen. Kongre salonunda yaşanacakları kestirebiliyoruz. Bir yabancı dergide demokrasinin ilginç bir tanımını okumuştuk: "Demokrasi, iki kurt ile bir kuzunun akşam yemeği mönüsü için oylama yapmalarıdır." CHP kongreleri ve kurultayları bundan daha güzel anlatılabilir mi?
DSP'de yürek var mı? Gelelim DSP'ye... Kurucu ve Onursal Genel Başkan Bülent Ecevit'in "Vahdettin hain değildi" şokundan sonra partinin ağır topları istifa etmeye başladı. Hikmet Uluğbay, Zekeriya Temizel, dün de Suat Çağlayan ve Erdoğan Toprak... Ancak İzmir eski Milletvekili Atilla Mutman daha farklı bir tepki koydu: Genel merkeze Ecevit hakkında disiplin mekanizmasının çalıştırılması çağrısı yaptı. Son derece doğru. Kendi kaleminden çıkmış parti programında Atatürk ilke ve inkılaplarını DSP'nin temel direkleri kabul eden, 60 yıla yaklaşan siyasi hayatı boyunca Atatürk'ü ve devrimlerini ağzından düşürmeyen bir politikacı şimdi kalkıp Türkiye'nin atardamarını kesmeye kalkıyorsa, ortada vahim bir sorun var demektir. Ecevit bu değerlendirmesiyle, daha doğrusu bu revizyonizmiyle en azından görüşlerinin mensubu olduğu partinin ilkeleriyle artık bağdaşmadığını, örtüşmediğini cümle aleme duyurdu. DSP Genel Başkanı Zeki Sezer ve arkadaşlarının önünde sadece iki seçenek var: Ya parti ilke ve politikalarıyla asla bağdaşmayacak görüşler taşıdığı için Ecevit'i ihraç edecekler. Ya da parti çizgisini Ecevit'in yeni analizleri doğrultusunda tekrar belirleyecekler. İkincisi olacaksa tercihleri, NeoOsmanlı yoluna sapacaklarsa, amblemi de değiştirmeyi unutmasınlar. Mavi zemine ak güvercin yerine yeşil zemine Vahdettin tuğrası çok anlamlı olur!
|