  |
|
Ribery unutulmalı
Ribery'nin aniden Marsilya'ya kaçışı geçtiğimiz hafta boyunca medyada gündemi tutan en önelli olaydı. Yabancı teknik adamların, futbolcuların paralarını zamanında ödememek veya hiç ödememek senelerdir dış dünyada itibarımızı sarsan kötü bir alışkanlığımız. Bilhassa gözden çıkarılanlar paralarını alamadıkları gibi bir de kötü davranışlarla karşılaşırlar. Gözden çıkarılanlarla ilgili Avrupa'dan bir örnek vereyim; Hakan Şükür İnter'de yedek bekliyor ve buna rağmen diğer takımların teklifleri var. Hakan bunlardan birini değerlendirse İnter'in kasasına yüklümik tarda para girecek. Teknik direktör de gitsin diye kadroya almıyordu ama Hakan bir türlü İnter'den ayrılmıyordu. Buna rağmen İtalyan kulübü, Hakan Şükür'ün transfer taksitlerini günü gününe hiç aksatmadan ödüyordu. Hatta eline geçti mi diye de telefonla takip ediyordu. İşte aradaki fark. G.Saray yönetimi Ribery'e ödemelerin yapıldığını söylüyor ama dekont ibraz etmiyor, 'Hukuk savaşını kazanacağız' diyorlar. Bekleyelim, görelim. Bütün bir hafta G.Saray yönetimi medyada adeta topa tutuldu. Bu da doğal bir durum. Ama Ribery'nin kaybedilmesiyle büyük üzüntü yaşayan taraftara bir mesajım var; Bir futbolcunun karakter yapısı çok önemli. O olmadan istenilen verim alınamaz. Ribery bence eline fırsat geçtiği için sinsice kaçtı. Bugün olmasa yarın yine sorun çıkartacaktı. Yabancısı olduğu bir ülkede taraftarın kısa sürede bağrına bastığı bir futbolcu bu kadar duygusuz olabilir mi? 22 yaşındaki genç bir yeteneğin son 5 ayına bakarsak herşey netleşiyor. Bu sürede 3 takım değişmiş. Metz, G.Saray, Marsilya. Bu arada birkaç yönetici ve bazı taraftarların Ribery'nin evine gidip olay çıkarmak istemeleri bence Fransız futbolcuların yaptığı ayıptan da büyük ayıp, bu da madalyonun bir başka yüzü.
|