Güneş enerjisinden lisanslı elektrik üretim amacıyla ayrılan 600 megavatlık kapasitenin 13 megavatlık kısım için TEİAŞ Genel Müdürlüğünde yarışma yapıldı.
İlk yarışma Elazığ'a ayrılan 8 megavatlık kapasite için gerçekleştirildi. Yarışmaya, Solentegre Enerji, RA Güneş, Güçlü Tekstil Limited Şirketi, İnşar Enerji ve Başakkent Güneş Enerjisi Üretim AŞ katıldı.
Yarışma komisyonu, firmaların evraklarını inceledikten sonra sunulan teklifleri açıkladı.
En yüksek teklifi megavat başına 827 bin lira ile Solentegre Enerji verdi.
İkinci yarışma Erzurum bölgesindeki 5 megavatlık kapasite için gerçekleştirildi. Erzurum bölgesi için yapılan yarışmaya Makronom Enerji Üretim Limited Şirketi ve Halk Enerji katıldı.
Erzurum için ayrılan 5 megavatlık kapasitenin 4,9 megavatlık kısmı için en yüksek teklifi megavat başına 68 bin lira ile Halk Enerji verdi.
Yarışmaya katılan şirketlerin teklifleri, üretim tesisinin ilk ünitesinin geçici kabulünün yapıldığı tarihten başlamak üzere en fazla 3 yıl içerisinde birim megavat başına TEİAŞ'a katkı payı ödeme taahhüdüne göre değerlendiriliyor.
Güneş enerjisi ilk lisanslı elektrik üreticisine kavuştu
Erzurum'daki lisanslı güneş enerjisi yarışmasını kazanan Halk Enerji'nin Genel Müdürü Mustafa Atilla, lisanssız santrallerde Türkiye'nin ilk resmi izninin ardından ilk lisansı almış olmaktan son derece mutlu olduklarını ifade etti. Atilla, Erzurum'da yılda 7 milyon kilovatsaat elektrik üretimini hedefliyoruz" dedi.
Atilla, Türkiye'de ilk kez gerçekleştirilen yarışmada Erzurum için ayrılan 5 megavatlık lisanslı güneş enerjisi yatırım kapasitenin 4,9 megavatlık kısmının kullanımını megavat başına 68 bin lira ile kazanmalarının ardından AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Bu konuda 7 yıldır çalışma yaptıklarını anlatan Atilla, "Lisanssız santrallerde de Türkiye'nin ilk resmi iznini biz almıştık. İlk lisansı almış olmaktan son derece mutluyuz" diye konuştu.
Türkiye'nin güneş açısından Avrupa'nın en şanslı ülkesi olduğunu vurgulayan Atilla, Türkiye'de metrekar Almanya'nın 1,7 katı daha fazla ışınım düştüğüne dikkati çekti. Atilla, "Coğrafyamız oranın 2 katı büyüklüğünde. Almanya'daki kurulu gücün 2 katının Türkiye'de kurulacağını varsayarsak yaklaşık 60-70 bin megavatlık güneş enerjisi santralinin ülkemizde kurulması gerektiğine inanıyoruz" dedi.
Güneş, rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının şebekeye genellikle kesikli enerji sunduklarını belirterek, bulut olduğu ya da rüzgar kesildiği zaman gerçek anlamda ihtiyacın karşılanamadığını anlattı. Atilla, "Bunun önemli bir başlangıç olduğunu düşünüyorum. Güneş enerjisi santralleri, zaman içerisinde şebekeye yüklenen düzenli elektrik yükleme noktasında enerji depolama sistemleriyle bütünleştirildiğinde Türkiye'nin enerji açığına ciddi katkı sağlayacak" değerlendirmesinde bulundu.
"TERCİHİMİZ YERLİ ÜRÜN OLACAK"
Erzurum bölgesinde kuracakları sisteme ilişkin de bilgiler veren Atilla, aslında kurulacak sistemin lisanslı santral ölçeğinde bakıldığında küçük olduğunu söyledi. Yılda 7 milyon kilovatsaat elektrik üretimini hedeflediklerini dile getiren Atilla, "Açıkçası çok da iddialı değildik. Erzurum, güneşin çok bulunduğu bir yer değil ama bize nasip oldu" diye konuştu.
Şimdilik yerli desteği alabilen bir panel bulamadıklarını ifade eden Atilla, yüzde 100 yerli katkı payından faydalanan bir ürün olursa büyük ihtimalle onu kullanacaklarını, montaj ve kablolama ürünlerinde mutlaka yerli ürünleri tercih edeceklerini belirtti. Atilla, "Enerjinin bütününe bakıldığında küçük bir dilimi ifade etmekle birlikte potansiyel olarak çok çok büyük bir alan. Bu alanda yerli yatırımcılara büyük sorumluluklar düşüyor. Olabildiğince yerli ürünlerden faydalanılırsa sadece enerjide değil, teknolojik açıdan da dışa bağımlılık azaltmış ve bu konudaki sorumluluklarını yerine getirilmiş olur" ifadelerini kullandı.
"PROSEDÜR KARMAŞIK VE UZUN"
Atilla, güneş enerjisinden elektrik ürteminde yatırımcıların karşılaştıkları sorulara ilişkin, şunları kaydetti:
"Lisanslı, lisansız ayrımı sektörün kafasını bir hayli karıştırıyor. Her ikisinde de prosedür son derece karmaşık ve uzun. Bir taraftan da alan son derece yeni olduğu için kamu da süreç içerisinde öğreniyor. İhalelerin bile böyle parça parça yapılmış olması öğrenme sürecinin bir parçası, yansıması. Kamu-özel sektör işbirliği halinde, el ele vererek bu bariyerlerin zaman içinde aşılabileceğini tahmin ediyorum. Çok gelişmiş ülkelerde, Amerika'da bile prosedürler, izinler konusunda ciddi eleştiriler var. Zaman içerisinde orada olduğu gibi ülkemizde bunun olgunlaşacağını ve biraz daha kolaylaşacağını tahmin ediyorum."