İbrahim Tatlıses'in desteğiyle 10 yıl önce çıkardığı 'Selvi Boylum Al Yazmalım' albümüyle tanınan Sibel Pamuk, dört yıllık aranın ardından altıncı albümü 'Payidar'ı piyasaya çıkardı. Türkücü kimliğinin dışında uzun yıllar kickboks yaptığını ancak hayatına müziğin girmesiyle, bu spordan uzaklaştığını söyleyen Pamuk'la; hem yeni albümünü hem de kickboks geçmişini konuştuk.
İBRAHİM TATLISES FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN!
MEKTUP BEKLİYORUM
'Payidar'ın hazırlanma aşamasından bahseder misiniz?
Bu albüm için; dört yıldır büyük bir özveriyle çalışıyoruz. Tam 50 türküyü aranje ettik. Bunların hepsi ayrı bir bütçedir. Aralarından 14'ünü seçtik ve albümü çıkardık.
Müziğe neden bu kadar ara verdiniz?
Aslında ara vermedim; ben repertuvar arayışındaydım. Eskiden insanlar daha duyguluydu; birbirlerine mektuplar yazardı, komşuluk ilişkileri bile farklıydı. Bunların hepsi müziğe yansıyor. Şimdi artık herkes birbirine e-mail atıyor. Ama ben hâlâ müzikseverlerden mektup bekliyorum. Eskiden müzik şirketine koli koli mektuplar gelirdi. Duyguların köreldiği bir dönemdeyiz. Dolayısıyla güzel şarkılar bulmak çok zor. Ben laf olsun diye albüm yapmak istemiyorum. İki klip çekip, konserlere gidip, para kazanma derdinde değilim! Tabii ki para kazanmalıyız ama ben işimi en iyi şekilde yapmak istiyorum. 10 sene de sürse; ben iyi bir şarkı için beklerdim. Bu albümde iyi şarkıları bulduğumu düşünüyorum.
BABAM BAĞLAMA ÇALAR
Ailenizde sizden başka müzisyen var mı?
Babam çok güzel bağlama çalıyor. 'Selvi Boylum Al Yazmalım'ın sözleri kendisine ait... Annemin de çok güzel bir sesi var.
İlk albümünüzde size İbrahim Tatlıses destek vermişti. Bu albüme kimlerin katkısı oldu?
Bu albümde Ada Müzik'ten Bülent Forta'nın çok desteğini gördüm. Bazı insanların "Türkücü şunu yapmaz", "Türkücü şunu giymez" gibi müdaheleleri oluyor. İlk albümümde; beni çok yönlendirmişler, beni başka bir kıyafete sokmaya çalışmışlardı. Ama bu albümde evdeki gibiyim, kendim gibiyim... Ben Almanya'da büyüdüm, uzun yıllar kickboks yaptım. Ben şimdi biraz daha modern olduğum için türkü söyleyemez miyim?
BELA OLDUM
Kickboksla nasıl tanıştınız peki?
Bunun aslında çok komik bir hikayesi var. Ben beş yaşındayken Almanya'ya taşındık. Tabii ki Almanca bilmiyordum. O nedenle; okuldaki çocuklar beni çok hırpalıyorlardı. Babam da "Madem sürekli dayak yiyorsun, ben de seni kickboks'a yazdırayım" dedi. Böylece o sporla tanışmış oldum. Millet kızlarını baleye, yüzmeye yazdırır, babam beni kickboks'a yazdırmıştı!
Kickboks'ı öğrendikten sonra çok insan dövdünüz mü?
Evet; babamın başına öyle belalar açtım ki! O sürekli dayak yiyen kız, dayak atan kız oldu. Babam benim yüzümden çok para cezası ödedi. Kız, erkek fark etmeden, çok insan dövdüm. Daha sonra hocam; "Spor barış için yapılır. Lütfen bunu iyi bil, gücünü kötüye kullanma. Sen onlardan daha güçlüsün ama en büyük delikanlılık; topuğa kuvvettir. Karşındakini dövebileceğini bilsen bile, kaç git" diyerek beni uyardı. Profesyonel bir şekilde maçlara hazırlanıyordum. Bu sporda birçok birinciliklerim oldu. Avrupa'da dostluk maçlarımız oldu. Ancak müzik hayatı ağır basınca; kickboks'tan uzak kaldım. Sonrasında da hocam bir trafik kazasında ölünce; bu spordan tamamen uzaklaştım. Ama en kısa zamanda yeniden başlamayı düşünüyorum.